begin - Türkisch Englisch Wörterbuch

begin

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

begin — Definition

Bedeutung:
başlamak
Aussprache (IPA):
(AmE /bɪˈɡɪn/ – BrE /bɪˈɡɪn/)
Wortart:
Düzensiz Fiil: begin (begins – began – begun - beginning)
Synonyme:
start, commence, initiate
Antonyme:
end, finish, conclude

Bedeutungen von dem Begriff "begin" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 23 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
begin v. başlatmak
If the Council does not approve all Parliament's proposals legislative conciliation may be begun very swiftly.
Konsey, Parlamentonun tüm önerilerini onaylamazsa yasal uzlaşma çok hızlı bir şekilde başlatılabilir.

More Sentences
begin v. başlamak
Let's begin to play the game.
Hadi oyunu oynamaya başlayalım.

More Sentences
General
begin v. koyulmak
Let's begin our work at once.
Derhal işimize koyulalım.

More Sentences
begin v. söze başlamak
Hello everyone,' she began. 'Let's all take a seat.'
"Herkese merhaba," diye söze başladı. "Hepimiz oturalım."

More Sentences
begin v. adım atmak
begin v. atılmak
begin v. girişmek
begin v. vücut bulmak
begin v. doğmak
begin v. yüz tutmak
begin v. önayak olmak
begin v. meydana gelmek
begin v. çığır açmak
begin v. start vermek
begin v. start almak
begin v. eli varmak
begin v. yetmek
begin v. gözü kesmek
begin v. muvaffak olmak
begin v. açılışı yapmak
begin v. (harfle) başlamak
Irregular Verb
begin v. began - begun
Computer
begin expr. başla

Bedeutungen, die der Begriff "begin" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 135 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
begin to work v. hayata atılmak
begin to seem older v. yaşlı gözükmeye başlamak
begin to act crazily v. çılgınlaşmak
begin to develop v. filizlenmek
begin to use v. kullanıma başlamak
begin to speak v. söz almak
begin to suspect v. şüpheye düşmek
begin a new season v. perdelerini açmak
begin to enjoy prosperity v. feraha çıkmak
begin to talk v. dillenmek
begin to flag v. yorulmaya başlamak
begin to grow v. terlemek
begin to be forgotten v. unutulmaya yüz tutmak
begin to walk v. ayaklanmak
not to begin v. el sürmemek
begin to go well v. adama dönmek
begin afresh v. yeniden başlamak
begin to mourn v. mateme girmek
begin to scream v. feryadı basmak
begin beat v. girişmek
begin to go well v. bir adama benzemek
begin to blow from the northeast v. poyrazlamak
begin to play v. vizyona girmek
begin to loathe v. ikrah getirmek
begin to hope v. umutlanmak
begin quarreling v. kavgaya tutuşmak
begin again v. baştan almak (işi/konuyu)
begin quarreling with each other v. kavgaya tutuşmak
begin decline v. zevale yüz tutmak
begin studies v. çalışmalara başlamak
begin works v. çalışmalara başlamak
begin one's career v. kariyerine başlamak
begin a quest v. arayış içine girmek
begin a career v. meslek hayatına atılmak
begin to make sense v. anlamlı gelmeye başlamak
begin production v. üretime geçmek
begin an operation v. operasyon düzenlemek
begin an operation v. operasyon başlatmak
begin to fight v. savaş açmak
begin to worry v. endişelenmeye başlamak
begin to worry v. endişeye kapılmak
begin a career v. kariyere başlamak
(something) to begin to go well v. yoluna girmek
begin to live in (a certain) way v. yol tutmak
begin to talk v. dile gelmek
begin one's broadcasting life v. yayın hayatına başlamak
begin with v. ile başlamak
begin a journey v. bir seyahate başlamak
begin a journey v. bir yolculuğa başlamak
begin a journey v. yolculuğa çıkmak
begin a legal process against someone v. yasal işlem başlatmak
begin by doing something v. bir şey yaparak başlamak
begin to drop into the low 20s v. sıcaklık 20 derecelere (22-23) düşmeye başlamak
begin active duty v. aktif göreve başlamak
begin to date v. (biriyle) çıkmaya başlamak
begin to understand v. anlamaya başlamak
begin to work v. çalışmaya başlamak
begin to work v. iş hayatına atılmak
begin the construction v. inşaata başlamak
begin to get tired v. yorulmaya başlamak
re-begin v. yeniden başlamak
re-begin v. yeniden başlatmak
beg (begin) v. başlamak
begin by doing v. (bir şey) yaparak başlamak
begin with adv. bir kere
begin with adv. evvela
begin with adv. ilk olarak
begin with adv. ilk önce
begin with adv. öncelikle
Phrasals
begin by v. (söyleyerek/yaparak vb) başlamak
begin with v. ile başlamak
begin with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) giriş yapmak
begin with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) başlamak
begin with (someone or something) v. ilk olarak (biriyle/bir şeyle) başlamak
Phrases
thank you doesn't begin to say enough expr. teşekkür etmek yeterli değil
Proverb
he that would the daughter win, must with the mother first begin kızın kalbine giden yol annesinden geçer
he who would climb the ladder must begin at the bottom bir işte çok iyi bir yere gelmek (yükselmek) istiyorsan en alttan başlayıp adım adım yükselmelisin
he who would climb the ladder must begin at the bottom merdiven ayak ayak çıkılır
he who would climb the ladder must begin at the bottom yükselmek için mutlaka öncelikle en alttan başlamak gerekir
Colloquial
begin with v. ilk neden olarak
begin with expr. başlangıçta
begin with expr. öncelikle
begin with expr. en başta
begin with expr. başlangıç olarak
begin with expr. ilk önce
let the game begin expr. oyun başlasın
Idioms
begin to see daylight v. tünelin sonundaki ışığı görmek
begin to see daylight v. tünelin ucundaki ışığı görmek (çok çalışıp sonuca ulaşmak)
begin to see the light v. anlamaya başlamak
Speaking
before you begin expr. başlamadan önce
how do we begin this? expr. nereden başlayalım?
we begin our walk in front of buckingham palace expr. yürüyüşümüze buckingham sarayının önünden başlayacağız
begin with the end in mind expr. sonu düşünerek başlayın
the show's about to begin expr. gösteri başlamak üzere
the show is about to begin expr. gösteri başlamak üzere
to begin with expr. ilk olarak
to begin with expr. en başta
to begin with expr. evvela
to begin with expr. öncelikle
I don't even know where to begin expr. nereden başlayacağımı bile bilmiyorum
I don't even know where to begin expr. nereden başlayacağımı bilmiyorum
I don't even know where to begin expr. nereden başlasam bilmiyorum
what time does the concert begin? expr. konser saat kaçta başlıyor?
let the celebrations begin expr. kutlamalar başlasın
Law
right to begin n. başlama hakkı
begin legal action against v. yasal yollara başvurmak
begin legal action against v. yasal işlem başlatmak
Computer
begin time n. başlangıç saati
begin time n. başlama zamanı
cheap time begin minute n. indirimli tarife başlangıç dakikası
begin check n. denetleme başlangıcı
begin style n. başlangıç stili
begin date n. başlangıç tarihi
begin size n. başlangıç boyutu
cheap time begin hour n. indirimli tarife başlangıç saati
begin scan expr. taramayı başlat
begin message on cover expr. iletiye kapakta başla
autoformat begin expr. otomatik biçim başlat
begin a group expr. grup başlat
begin freeform expr. serbest formu başlat
begin dictation expr. dikte etmeye başla
begin a group expr. gruba başla
begin erase expr. silmeyi başlat
begin print job expr. yazdırma işine başla
begin searching expr. aramaya başla
begin print job expr. yazdırma işini başlat
move to line begin expr. satır başına taşı
move to paragraph begin expr. paragraf başına taşı
not begin with expr. belirtilen karakterle başlamaz
not begin with expr. ilk karakter farklı
Geography
begin morning nautical twilight n. sabah uygun koşullar altında askeri operasyonların sınırlı da olsa yapılabildiği zaman dilimi
begin morning civil twilight n. deniz şafağından sonraki zaman dilimi
bmnt (begin morning nautical twilight) abrev. sabah uygun koşullar altında askeri operasyonların sınırlı da olsa yapılabildiği zaman dilimi
bmct (begin morning civil twilight) abrev. deniz şafağından sonraki zaman dilimi
Football
begin with a throw-in v. taç atışıyla başlamak