fail, - Türkisch Englisch Wörterbuch

fail,

Bedeutungen, die der Begriff "fail," mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
fail v. başarısızlığa uğramak
fail v. başarısız olmak
General
fail n. zayıf not
fail safety n. hata emniyeti
fail n. başarısızlık
fail n. kırık not
wind fail n. umulmadık yerden gelen para veya mal
epic fail n. epik facia
epic fail n. muhteşem fiyasko
epic fail n. destansı hata
fail-safe n. bir şeyi bozulma korumalı yapan cihaz veya önlem
fail [obsolete] n. meydana gelememe
fail [obsolete] n. gerçekleşememe
fail-safe n. arızayı tümüyle önleyen şey
fail [scotland] n. çim
fail [scotland] n. çimen
livestream fail n. canlı yayında gerçekleşen uygunsuz olay
fail n. dersten kalma
fail to act v. savsaklamak
fail v. sınavda bırakmak
fail in respect for v. saygıda kusur etmek
fail v. eksik gelmek
fail v. suya düşmek
fail v. akamete uğramak
fail to respect v. saygıda kusur etmek
fail v. güçten düşmek
fail v. akim kalmak
fail the course v. dersten kalmak
fail to experience v. tecrübe edememek
fail v. sınıfta bırakmak
fail fire v. ateş almamak
not to fail to do v. geri kalmamak
fail v. çaktırmak
fail v. sınavda kalmak
fail v. becerememek
fail v. yapmamak
fail an exam v. sınavda kalmak
fail v. foslamak
fail to remember v. hatırlayamamak
not to fail to do something v. geri kalmamak
fail v. başaramamak
fail an examination v. sınavdan kalmak
fail v. ümidini kırmak
fail to attend v. katılamamak
fail to agree v. anlaşamamak
fail v. zayıflamak
have great respect for someone without fail v. saygıda kusur etmemek
fail in an exam v. sınavda kalmak
fail v. bitmek
fail v. ürün vermemek (ekinler)
fail v. boşa çıkarmak
fail v. ihmal etmek
fail the exam v. sınavdan çakmak
fail the class v. sınıfta kalmak
fail v. kuvveti kesilmek
fail v. çuvallamak
fail v. çakmak
fail v. açmamak
fail v. sınıfta kalmak
fail to reach v. ulaşamamak
fail to report a news item v. haber atlamak
fail to win v. kazanamamak
fail v. başarısızlığa uğratmak
fail v. kalmak
fail v. yapamamak
fail v. tükenmek
fail v. bozulmak
fail v. ateş almamak
fail v. başarısız olmak
fail v. iflas etmek
fail v. fiyasko ile sonuçlanmak
fail v. boşa çıkmak
fail v. yüzüstü bırakmak
fail v. batmak
fail v. bırakmak
fail to pay the invoice when due v. faturanın gününü geçirmek
fail to reach a state of comfort and harmony v. rahat yüzü görmemek
fail to reach a state of comfort and harmony v. dirlik yüzü görmemek
fail to reach a state of comfort and harmony v. rahata kavuşamamak
be condemned to fail v. başarısızlığa mahkum olmak
fail (someone) v. yüzüstü bırakmak (birisini)
fail (at doing something) v. çuvallamak
fail v. aksamak
fail to keep possession of v. sahipliğini yitirmek
fail to keep possession of v. elinden kaçırmak
fail to keep possession of v. kaybetmek
(one's heart) fail v. kalbi durmak
(plan) fail v. plan bozulmak
(something) fail to arrive v. eline ulaşamamak
fail to catch the bus on time v. otobüsü kaçırmak
one's eyesight fail v. gözleri bozulmak
one's eyesight fail v. gözü bozulmak
fail to print an item v. haber atlamak
(brake) to fail v. fren tutmamak
fail the exam v. sınavdan kalmak
fail the exam v. sınavı geçememek
one's health fail v. sağlığı bozulmak
fail to benefit from v. hakkını kaybetmek
fail v. azalmak
fail v. yıkılmak
fail v. yağmak
fail the final exam and need to sit for the make-up exam v. bütünlemeye kalmak
fail v. arızalanmak
fail v. yetmemek
fail v. (sınavda) kalmak
fail to see v. görememek
fail v. düşmek
fail v. ölmek
fail to make oneself understood v. derdini anlatamamak
fail due v. vadesi gelmek
fail v. başarılı olamamak
fail to negotiate the bend v. virajı alamamak
fail to comply v. belirli kurallara uymamak
fail to comply v. belirtilen talimata uymamak
fail to comply v. uymamak
fail utterly v. başarısız olmak
fail to satisfy v. başaramamak
fail to satisfy v. beklentileri karşılamamak
fail to satisfy v. bekleneni vermemek
fail to satisfy v. beklentileri karşılayamamak
fail to satisfy v. yetersiz kalmak
fail to satisfy v. bekleneni verememek
fail v. başarısızlıkla sonuçlanmak
fail to pay v. ödeyemez duruma düşmek
fail to pay v. ödeyememek
fail someone v. birisini sınıfta bırakmak
brake to fail v. freni patlamak
(brake) fail v. freni boşalmak
fail v. başarıya ulaşamamak
fail someone v. birini yüzüstü bırakmak
fail to impress v. etkileyememek
fail to comply with the technical specifications v. teknik şartnameye uymamak
fail to cooperate v. işbirliğine yanaşmamak
fail to notice v. gözden kaçırmak
cause someone to fail v. birinin başarısız olmasına neden olmak
cause someone to fail v. birini başarısızlığa uğratmak
fail to respond v. tedaviye cevap vermemek
fail at something v. bir şeyde başarısız olmak
fail fire v. tetiklememek
fail to provide safety v. güvenliği sağlayamamak
fail to work v. (makine vb) çalışmamak
fail to keep in contact v. görüşememek
fail one's exams v. sınavlarını geçememek
fail to understand the lesson v. dersi anlamamak
fail because of absence v. devamsızlıktan kalmak
fail due to absence v. devamsızlıktan kalmak
fail due to absence v. devamsızlık yüzünden sınıfta kalmak
fail because of absence v. devamsızlıktan sınıfta kalmak
fail due to absence v. devamsızlık yüzünden kalmak
fail because of absence v. devamsızlık yüzünden sınıfta kalmak

Bedeutungen, die der Begriff "fail," mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 42 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
fail perpetrator n.
General
fail author n.
fail agent n.
fail actor n.
fail principal n.
fail offender n.
fail agency n.
fail maker n.
fail doer n.
tek fail sole perpetrator n.
ism-i fail present participle n.
ısmarlama fail tailored culprit n.
fail offendant n.
kadın fail offendress n.
fail committer n.
müşterek fail fedarie n.
fail peccant [obsolete] n.
Colloquial
fail perp n.
Trade/Economic
fail agent n.
Law
uyulması gereken şartların fail tarafından ihlal edilmesi breach of the conditions to be observed by the offender n.
fail wrongdoer n.
feri fail accessory n.
fail author n.
fail offender n.
fail perpetrator n.
müşterek fail accomplice n.
işlenmesi sırasında suça iştirak eden fer'i fail accessory at the fact n.
suç işlendikten sonra suçluya yardım eden fer'i fail accessory after the fact n.
suça işlenmesi sırasında iştirak eden fer'i fail accessory during the fact n.
asli fail chief actor n.
asli fail principal actor n.
fail actor n.
fail culprit n.
meçhul fail unsub n.
meçhul fail unknown subject of an investigation n.
fail perpetrator (perp) n.
asli fail principal offender n.
suç işlendikten sonra suçluya yardım eden fer'i fail accessary after the fact n.
suçun işlenmesine teşvik suretiyle önceden iştirak eden fer'i fail accessary before the fact n.
fail ile olay yeri arasında bağlantı kurma durumu cold hit n.
Linguistics
fail subject n.
Philosophy
fail neden efficient cause n.