koyma - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

koyma



Bedeutungen von dem Begriff "koyma" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 9 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
koyma setting n.
koyma imposition n.
koyma placement n.
koyma position n.
koyma putting n.
koyma put n.
koyma laying n.
Trade/Economic
koyma imposition
koyma placement

Bedeutungen, die der Begriff "koyma" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 332 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
karşı koyma opposition n.
yerine koyma substitution n.
General
ad koyma christening n.
ağaçlık veya kameriye gibi gölgeli bir yere koyma embowering n.
akıl hastanesine koyma commitment to a mental institution n.
altyazı koyma captioning n.
ambara koyma ensilage n.
aralık koyma spacing n.
araya mesafe koyma distantiation n.
araya mesafe koyma aloofness n.
araya mesafe koyma distance n.
aşırı vergi koyma overtaxing n.
ayak koyma yeri legroom n.
bir araya koyma apposition n.
bir araya koyma accombination n.
bir azizin kabrine koyma enshrinement n.
bir azizin kabrine koyma enshrining n.
bir kenara koyma removal n.
bir kenara koyma setting aside n.
bir şeyin yerine başka bir şeyi koyma replacement n.
bir vatan haininin servetine el koyma single escheat n.
biraraya koyma apposition n.
birbirine yakın koyma juxtaposition n.
cennet katına koyma enskying n.
cetvel haline koyma tabulation n.
cetvel şekline koyma tabulation n.
çantaya koyma bagging n.
çelenk koyma töreni wreath-laying ceremony n.
çerçeve içine koyma enframing n.
daha fazlasını koyma put of more n.
depoya koyma warehousing n.
devlete karşı koyma resistance to government n.
düzene koyma decluttering n.
-e vergi koyma taxation of n.
el koyma impoundage n.
el koyma impoundment n.
el koyma seisin n.
el koyma confiscation n.
el koyma dip n.
el koyma seizure n.
el koyma seizin n.
el koyma ouster n.
el koyma distraint n.
el koyma conscription n.
el koyma appropriation n.
el koyma expropriation n.
gaz haline koyma gasification n.
gökyüzü katına koyma enskying n.
güneşe koyma insolation n.
iç içe koyma nesting n.
iktidara el koyma seizure of power n.
ileri tarih koyma dating forward n.
isim koyma partisi naming party n.
isim koyma töreni naming ceremony n.
işaret koyma designation n.
kabala' da kehanette bulunmaya yarayan sayılar elde etmek için harflerin yerine onlara denk düşen sayılar koyma gematria n.
kafese koyma crading n.
kaleye koyma castling n.
kanunen el koyma condemnation n.
karşı koyma opposition n.
karşı koyma deprecation n.
karşı koyma defiance n.
karşı koyma despite n.
karşı koyma counteraction n.
karşı koyma withstanding n.
kelime veya cümlelerin arasına nokta koyma interpunction n.
kelimenin sonuna ek koyma suffixation n.
kılıfına koyma invagination n.
kınına veya kılıfına koyma ensheathing n.
kitapta bakılması gereken yeri gösteren not koyma keying n.
koruyucu karşı koyma protective response n.
koşul olarak koyma stipulating n.
koyma (vergi) imposition n.
kural koyma prescription n.
kurallar koyma setting rules n.
kutsal bir yere koyma shrining n.
kutsal eşya sandığına koyma enshrinement n.
kutsal eşya sandığına koyma enshrining n.
lafı gediğine koyma grandiloquence n.
limit koyma delimitation n.
mal ve mülküne el koyma disseisin n.
mala el koyma confiscation n.
masaya koyma tabling n.
mesafe koyma aloofness n.
meydana koyma manifestation n.
mezara koyma entombing n.
mezara koyma entombment n.
numara koyma numeration n.
ortaya koyma exposure n.
ortaya koyma manifestation n.
para koyma put n.
sahneye koyma staging n.
sahneye koyma production n.
sahneye koyma performance n.
sahneye koyma presentation n.
sahneye koyma presentment n.
sahneye koyma sanatı stagecraft n.
sandığa koyma crading n.
sandığa koyma encasing n.
sayfalara numara koyma paging n.
sayfalara numara koyma pagination n.
sıraya koyma marshaling n.
sıraya koyma alignment n.
sıraya koyma marshalling n.
sıraya koyma aligning n.
siloya koyma ensilage n.
sistematik biçime koyma regimentation n.
sistematik hale koyma systematization n.
tarih koyma deadline n.
taş koyma scuppering n.
testi veya çömlek içine koyma jugging n.
toka koyma enclasping n.
türbeye koyma enshrinement n.
türbeye veya takdis olunmuş yere koyma enshrining n.
üst üste koyma laminating n.
üst üste koyma superposition n.
üst üste koyma imbrication n.
üstüne koyma superposition n.
vurgu işaretleri koyma accentuation n.
yan yana koyma juxtaposition n.
yan yana koyma apposition n.
yanyana koyma juxtaposing n.
yanyana koyma apposition n.
yanyana koyma juxtaposition n.
yasaya aykırı el koyma undue seizure n.
yeniden sıraya koyma realignment n.
yeniden vergi koyma reimposition n.
yeniden yürürlüğe koyma revival n.
yeniden yürürlüğe koyma restoration n.
yere koyma emplacement n.
yerine koyma bestowal n.
yerine koyma implantation n.
yerine koyma substitution n.
yerine koyma reset n.
yerine koyma laying n.
yerine koyma replacement n.
yerine koyma placing n.
yerine koyma substituting n.
yerine koyma placement n.
yerine koyma substitute n.
yerine koyma taxis n.
yerine koyma/geçme substitution n.
yürürlüğe koyma implement n.
yürürlüğe koyma implementation n.
kanun koyma gücü olan enactive adj.
sahneye koyma ile ilgili directorial adj.
araya mesafe koyma at arm's length adv.
Speaking
beni salak yerine koyma don't fool me
elinden geleni ardına koyma bring it on
kalemi ağzına koyma don't put the pen in your mouth
tüm yumurtalarını aynı sepete koyma don't put all your eggs in one basket
Slang
(kumarda vb) kıçını ortaya koyma playing on ass
Trade/Economic
(vergi) koyma imposition
asgari veya azami fiyat koyma price fixing
başka birinin yerine koyma substitution
belgeye ikinci imza koyma countersigning
bir belgeye düzenlendiğinden öncesine ait tarih koyma predate
bir sözleşme veya borç senedine düzenlendiği günden önceki bir tarihi koyma back dating
bir varlığın yerine koyma maliyeti replacement cost of an asset
cetvel haline koyma tabulation
değer koyma valuation
denizde el koyma prize
depoya koyma storage
eksik değer koyma undervaluation
el koyma seizure
el koyma confiscation
el koyma sequester
el koyma attachment
el koyma sequestration
fiyat koyma pricing
fiyat koyma price formation
fiyat koyma listing
gemiye ya da yüke el koyma arrest of ship cargo
gümrük vergisi koyma levy customs duty
iki fiyat koyma dual pricing
işleme koyma exercise
karşı koyma resistance
malları antrepoya koyma warehousing
ortaya koyma performance
pul koyma zorunluluğu compulsory prepayment
rehine koyma pawn
rezerv koyma reservation
rıhtıma koyma wharfing
sabit bir varlığın yerine yenisini koyma replacement
sahte markalar koyma şeklinde sahtecilik commercial counterfeiting
saklı kayıt koyma reservation
şirketi bahse koyma kültürü bet-your-company culture
tahsisat koyma earmarking
tarih koyma dating
taşıyanın el koyma hakkı carrier's lien
uygulamaya koyma implementation
vade koyma dating
vergi koyma imposing tax
vergi koyma tax levy
vergi koyma imposition of taxes
vergi koyma levy
vergi koyma impose a tax
vergi koyma taxation
vergi koyma yetkisi tax-raising power
vergi koyma yetkisi taxing power
yasa koyma gücü legislative power
yasa koyma ile ilgili legislative
yeniden vergi koyma re-imposition
yerine koyma replenishment
yerine koyma substitution
yerine koyma replacement
yerine koyma değeri replacement cost
yerine koyma değeri replacement value
yerine koyma değeri üzerinden amortisman ayırma depreciation on replacement value
yerine koyma maliyeti substitution cost
yerine koyma masrafı replacement cost
yerine koyma oranları replacement ratios
zorla koyma enforcing
zorla tutma ve el koyma capture and seizure
Law
adli işlemle el koyma seizure under legal process
arama ve el koyma search and seizure
başkasının arsasına el koyma purpresture
bir başkasının arazisine el koyma deforcement
bir mülk sahibinin komşunun duvarına odun koyma hakkı right of support
bir olayın olduğundan çok önce gerçekleşmiş gibi algılanmasına neden olan tarih koyma hatası prochronism
bir olayın olduğundan çok sonra gerçekleşmiş gibi algılanmasına neden olan tarih koyma hatası metachronism
bir sözleşmeye tanzim olunduğu günden önceki bir tarihi koyma backdating
el koyma grab
el koyma confiscation
el koyma seizure
el koyma distrainment
el koyma expropriation
el koyma attachment
el koyma arrest
el koyma distraint
haciz koyma attachment
icra yoluyla haciz koyma hakkı lien and retention right
kanun koyma legislation
kanunen el koyma impoundment
kanunen geçici olarak el koyma impoundment
kanuni el koyma legal hold
mal ve mülküne el koyma disseizin
mala el koyma sequestration
mala el koyma seizure of property
muayyen bir şahsın ferdi hürriyetlerine tahdit koyma hakkı writ of attainder
muayyen bir şahsın ferdi hürriyetlerine tahdit koyma hakkı bill of attainder
muayyen bir şahsın ferdi hürriyetlerine tahdit koyma hakkı act of attainder
rehine koyma mortgaging
sahibinin izni olmadan el koyma appropriation
sınırısız kanun koyma untrammeled legislative activity
sıraya koyma marshal
suçsuzluğunu ortaya koyma exoneration
şart koyma stipulation
yeniden yürürlüğe koyma revival
zorla başkasının arazisine el koyma ouster
Politics
kanun koyma görevi legislative function
karşı koyma resistance
kural koyma/yapma gereklilikleri rulemaking requirements
tekrar yürürlüğe koyma reinstatement
uygulamaya koyma enforcement
yürürlüğe koyma enforcement
Insurance
yerine koyma reinstatement
yerine koyma replacement
zapt etme ve el koyma hariç free of capture and seizure
Technical
belgeliğe koyma archiving
bir kenara koyma removal
cetvel haline koyma tabulation
çek noktası koyma checkpointing
çuvala koyma ve kapama makinesi bag filling and sealing machine
denetim noktası koyma checkpointing
depoya koyma storing
iki harfli yerine koyma diagraphic substitution
kapak koyma/yerleştirme lidding
karşı koyma reaction
kasnak kirişi koyma trimming
kutuya koyma canning
önceden yastık belleğe koyma anticipatory buffering
sandığa koyma encasement
tampon koyma wadding
tekrar yerine koyma reinstall
yan yana koyma juxtaposition
yatağı istikametine koyma bearing alignment
yeniden yerine koyma reinstall
Computer
çek noktası koyma checkpointing
denetim noktası koyma checkpointing
işaret koyma beaconing
işleme koyma tuşu submit button
tab koyma komutu tabulation command
yan yana koyma tile
yerine koyma onayı confirm file replace
Informatics
yan yana koyma juxtaposition
yığıta koyma stack pushing
Telecom
alı koyma retention
Aeronautic
kılıçlama durumuna koyma feathering
teker koyma bölgesi touchdown zone
Marine
antrepoya koyma wharfing
Medical
eksik olanı yerine koyma tedavisi replacement
kendi kendine teşhis koyma self-diagnosis
sütür koyma suturation
yanlış tanı koyma misdiagnosis
yerine koyma tedavisi replacement therapy
Anatomy
dikiş koyma suturation
Psychology
kendini ortaya koyma self-assertion
Math
bir başkasının yerine koyma substitution
yerine koyma metodu substitution
Physics
karşı koyma resistance
Biology
anaplöretik/yerine koyma reaksiyonları anaplerotic reactions
Zoology
yumurta koyma borusu ovipositor
Agriculture
fidanları tarha koyma bedding out
Linguistics
kabul edilemez, uygunsuz isim koyma caconymy n.
kelimeye sonek koyma suffixation
yerine koyma testi commutation test
Military
aldatmaya karşı koyma counter deception
ayaklanmaya karşı koyma counter-insurgency
casusluğa karşı koyma counterespionage
gözetlemeye karşı koyma countersurveillance
haritayı yönüne koyma map orientation
istihbarat karşı koyma özet raporu intelligence summary of counter-intelligence
istihbarata karşı koyma counter-intelligence
istihbarata karşı koyma özeti counter-intelligence summary
istihbarata karşı koyma raporu counter-intelligence intelligence report
istihbarata karşı koyma teşkilatı counter-intelligence corps
itibari cihetine koyma arbitrary orientation
karıştırmaya karşı koyma anti-jamming
karşı koyma dissidence
karşı koyma kudreti sustaining power
keşfe karşı koyma counterreconnaissance
mukabil mayın taranmasına karşı koyma cihazı anticountermining device
sabotaja karşı koyma countersabotage
sabotaja karşı koyma planı defence plan against sabotage
tek alfabeli yerine koyma monoalphabetic substitution
teker koyma noktası üzerinde irtifa height above touchdown
terörizme karşı koyma counter-terrorism
yerine koyma sistemi substitution system
yıkıcı faaliyetlere karşı koyma countersubversion
Theatre
sahneye koyma production
sahneye koyma (eski bir oyunu) revival