lotted - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

lotted



Bedeutungen von dem Begriff "lotted" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 54 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
lot n. pay
General
lot v. bölüştürmek
lot v. taksim etmek
lot n. çok miktar
lot n. parsel
lot n. hisse
lot n. grup
lot n. yazgı
lot n. üleş
lot n. kısmet
lot n. kura
lot n. adçekme
lot n. birçok
lot n. behre
lot n. takım
lot n. nasip
lot n. kader
lot n. cins
lot n. nevi
lot n. öbek
lot n. yığın
lot n. arsa
lot n. parti
lot n. alan
lot n. çekim yeri
lot n. talih
lot n. parça
lot n. film stüdyosu
lot n. kısım
lot adv. çok
Trade/Economic
lot n. arazi parçası
lot parti (mal)
lot parça
lot mal partisi
lot hisse senedi alım satımında yuvarlak işlem miktarı
lot talih
lot lot
lot tip
lot baht
lot kısım
lot nevi
lot hisse
lot grup
lot tür
lot pay
lot parti mal
lot işlem birimi
Technical
lot öbek arsa
lot toplu
Construction
lot n. arsa
lot n. arazi parseli
Food Engineering
lot parti
Statistics
lot parti
Military
lot kafile

Bedeutungen von dem Begriff "lotted" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Trade/Economic
lot lot
Computer
lot logest

Bedeutungen, die der Begriff "lotted" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
a lot of adj. birçok
General
spend a lot of money v. para dökmek
make a lot of money v. altın kesmek
put up with a lot of trouble v. kahır çekmek
meet a lot of difficulties v. akla karayı seçmek
suffer a lot v. anası ağlamak
pay scot and lot v. tamamen ödemek
cause a lot of work v. uğraştırmak
do a lot of entertaining v. misafiri eksik olmamak
have a lot on one's plate v. çok fazla işi olmak
make a lot of noise v. bağırıp çağırmak
cost somebody a lot v. pahalıya mal olmak
take a lot of nerve v. yürek istemek
fall to one's lot v. çıkmak
suffer a lot v. çok çile çekmek
take up a lot of room v. çok yer tutmak
suffer a lot v. imanı gevremek
suffer a lot v. çile çekmek
have a lot on one's plate v. bitirilmeyi bekleyen çok sayıda görevi olmak
get somebody into a lot of trouble v. başını yakmak
have a lot of fun v. çok eğlenmek
give a lot of joy and health v. cana can katmak
miss (somebody/something) a lot v. hasret kalmak
resemble somebody a lot v. çok benzemek
earn a lot v. çok kazanmak
snow a lot v. çok kar yağmak
have a discussion on/about something with someone a lot v. çok tartışmak
shed tears a lot v. çok ağlamak
matter a lot v. çok şey ifade etmek
be fond of (something/someone) a lot v. çok hoşlanmak
look alike somebody a lot v. çok benzemek
rise a lot v. daha fazla artmak
cry a lot v. çok ağlamak
get bored a lot v. çok sıkılmak
increase a lot v. daha fazla artmak
sob a lot v. çok ağlamak
earn a lot of money v. çok para kazanmak
eat a lot v. çok yemek
like a lot v. birine bayılmak
cost a lot v. çoka mal olmak
make a lot of money v. çok para yapmak
make a lot of money v. çok para kazanmak
have a lot to do v. yapacak çok şeyi olmak
have a lot to do v. yapacak çok işi olmak
have a lot in common v. bir çok ortak özelliği olmak
rain a lot v. çok yağmur yağmak
laugh a lot v. çok gülmek
talk a lot v. çok konuşmak
drink a lot v. çok içmek
lose a lot of money v. çok para kaybetmek
do a lot of volunteer work v. pek çok gönüllü iş yapmak
owe a lot of money v. bir sürü borcu olmak
be under a lot of pressure v. çok baskı altında olmak
be under a lot of pressure v. çok baskı altında kalmak
be under a lot of stress v. büyük bir stres altında olmak
spend a lot of time at work v. iş yerinde çok fazla zaman harcamak
mean a lot v. çok şey ifade etmek
swim a lot v. bol bol yüzmek
swim a lot v. çok yüzmek
want something a lot v. bir şeyi çok istemek
have a lot to do v. yapılacak çok şey/şeyi olmak
come with a lot of privileges v. beraberinde birçok ayrıcalık getirmek
lose a lot of money v. çok para kaybetmek/yitirmek
lose a lot of time v. çok zaman kaybetmek
improve the lot of v. 'ın refahını artırmak
give a lot of importance to v. çok önem vermek
have a lot of money v. çok parası olmak
know a lot about someone v. birisi hakkında çok şey bilmek
help a lot v. çok yardımı dokunmak
be under a lot of pressure v. büyük baskı altında olmak
carry a lot of cash v. yüklü miktarda nakit para taşımak
tow the car to the impound lot v. (polis vb) arabayı bağlamak
plant a lot of trees v. bir çok ağaç dikmek
change a lot v. çok değişmek
make a lot of hand gestures v. bir sürü el hareketi yapmak
get a lot of compliments v. bir sürü iltifat almak
pay a lot of money v. dünyanın parasını ödemek/vermek
pay a lot of money v. çok para ödemek
pay a lot of money v. büyük paralar ödemek
do a lot of makeup v. çok makyaj yapmak
contribute a lot v. çok şey katmak
watch a lot of television v. çok tv izlemek
watch a lot of tv v. çok televizyon izlemek
watch a lot of television v. çok televizyon izlemek
watch a lot of tv v. çok tv izlemek
be impressed a lot v. çok etkilenmek
be influenced a lot v. çok etkilenmek
work a lot v. çok işine yaramak
make someone a lot of money v. birine çok para kazandırmak
have a lot of time v. çok fazla vakti olmak
hurt a lot v. çok acımak
hurt a lot v. çok acıtmak
watch a lot of tv v. çok televizyon seyretmek
whine/complain a lot v. çok fazla şikayet etmek/şikayetçi olmak/mızmızlanmak
spend a lot of time on the internet v. internette çok zaman harcamak
pay scot and lot v. kendi mali gücüne göre vergi ödemek
pay scot and lot v. son kuruşuna kadar ödemek
scot and lot n. eski belediye vergisi
lot size n. öbek büyüklüğü
job lot n. koleksiyon
the whole lot n. cümbür cemaat
the whole lot n. hepsi
lot quality n. öbek niteliği
parking lot n. park yeri
lot wages n. götürü ücret
lot number n. kafile numarası
vacant lot n. şehirde boş arsa
a lot of money n. dünyanın parası
impound lot n. arabanın polis tarafından götürüldüğü yer
building lot n. inşaat sahası
flour containing a lot of bran n. paspal
parking lot n. açık otopark
parking lot n. araç park yeri
round lot n. yuvarlak meblağ
round lot n. yuvarlak miktar
lot number n. parça numarası
guest parking lot n. misafir otopark
parking lot mafia n. otopark mafyası
a bad lot n. beş para etmez kişi
a lot of water has flowed beneath the bridge n. o zamandan bu zamana çok şey değişti
lot-line wall n. arsa sınır duvarı
lot formation n. parti oluşumu
lot lines n. arsa sınırları
parking lot n. otopark
underground parking lot n. zemin altı otopark
underground parking lot n. yeraltı otopark
lot number n. lot numarası
parking lot n. park etme yeri
parking lot attendant n. park yeri görevlisi
ferry parking lot n. feribot otoparkı
designation by lot n. ad çekme
draw lots designation by lot n. ad çekme
a lot of people n. çok sayıda insan
a lot of people n. birçok insan
parking lot attendant n. otoparkçı
parking lot owner n. otopark sahibi
parking lot owner n. otoparkçı
parking lot attendant n. otopark görevlisi
the lot n. bir grubun içindekiler
tot lot n. çocuk parkı
tot lot n. oyun alanı
a lot of adj. sürüsüne bereket
a lot of adj. birçok
a lot of adj. çok
a whole lot adj. dünya kadar
a lot fewer adj. çok daha az
a lot adv. çok
a lot adv. hayli
a lot adv. pek
a lot adv. çok fazla
quite a lot adv. pek çok defa
a lot more adv. çok daha fazla
along with a lot adv. çok
a lot adv. şiddetle
devil a lot adv. bir hayli fazla
a lot adv. birçok
a lot adv. fena halde
by lot adv. kurayla
deuce of a lot adv. hayli miktarda
a lot adv. buram buram
a lot adv. fena
rather a lot adv. oldukça
and a lot more adv. çok daha fazlasıyla
a hell of a lot adv. çok fazla miktarda
a lot better adv. çok daha iyi
a lot adv. pek çok
in a lot of ways adv. bir çok açıdan
quite a lot times adv. pek çok kez
a lot of free time çok fazla boş zaman
a lot of free time çok boş zaman
Phrasals
lot on [dialect] v. hevesle beklemek
lot upon [dialect] v. hevesle beklemek
lot on [dialect] v. bel bağlamak
lot upon [dialect] v. bel bağlamak
lot on [dialect] v. güvenmek
lot upon [dialect] v. güvenmek
Phrases
with a lot of bargaining n. al aşağı vur yukarı
an awful lot of expr. aşırı miktarda
a lot of them çoğu(onların)
an awful lot of çok fazla sayıda
Proverb
two can dig a lot quicker than one. İki kişi bir kişiden iyidir
two can dig a lot quicker than one. iki kişi tek kişiden iyidir
Colloquial
have (a lot) of bottle v. yürekli olmak
have (a lot) of bottle v. cüretkar davranmak
have (a lot) of bottle v. kendine güvenmek
have (a lot) of bottle v. cesur
have (a lot) of bottle v. soğukkanlı olmak
show (a lot) of bottle v. cesaret göstermek
show (a lot) of bottle v. yüreği yetmek
show (a lot) of bottle v. cüretkar davranmak
show (a lot) of bottle v. korkusuzca hareket etmek
a lot of nonsense n. çok aptalca şey
a lot of nonsense n. koca bir saçmalık
a lot of garbage n. çok aptalca şey
a lot of garbage n. koca bir saçmalık
a whole lot of pek çok
leave a lot to be desired çok yetersiz olmak
leave a lot to be desired hiç doyurucu olmamak
a bad lot tembel
a bad lot sağlam ayakkabı değil
a bad lot serseri takımı
a bad lot serseri
quite a lot epeyce
quite a lot oldukça fazla
quite a lot oldukça çok
make a lot of noise çok ses yapmak
special in a lot of ways birçok açıdan özel
ask a lot of questions bir sürü soru sormak
meet me in the parking lot otoparkta buluşalım
quite a lot bir hayli çok
get a lot of press lately son zamanlarda basında sıkça yer almak
lotta (lot of) bir sürü
drop a lot of money çok para kaybetmek
Idioms
cover a lot of ground v. aydınlatmak ya da bir tek konuyu derinlemesine ele almak
give a lot of importance to something v. aşırı önem vermek
throw in one's lot with v. alın yazısını paylaşmak
cast in one's lot with v. alın yazısını paylaşmak
come in for a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
take a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
get a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
be sweating a lot v. aşırı terlemek
cast in one's lot with v. kader birliği yapmak
a lot of pluck n. mangal gibi yürek
a lot of pluck n. cesaret
a lot of pluck n. taşak
a lot of pluck n. yürek
a lot of bunk [uk] n. hepsi/tümü zırva
a lot of bunk [uk] n. havagazı
a lot of bunk [uk] n. safsata
a lot of bunk [uk] n. hava cıva
a lot of bunk [uk] n. fasa fiso
a lot of bunk [uk] n. palavra
a lot of bunk [uk] n. saçma
a lot of bunk [uk] n. saçmalığın daniskası/dik alası
a lot of bunk [uk] n. martaval
a lot of bunk [uk] n. yalan dolan
a lot of bunk [uk] n. saçma sapan bir sürü şey
a lot of bunk [uk] n. saçmalıktan ibaret
a fat lot adv. azıcık
a fat lot adv. zerre kadar
a fat lot adv. bir parça
a fat lot adv. az buçuk
a fat lot adv. birazcık
a lot of baloney expr. fasa fiso
a lot of bunk [us] expr. fasa fiso
a lot of malarkey expr. fasa fiso
a lot, not much, etc. in the way of something expr. bir şeye dair
a lot of baloney expr. boş laf
a lot of bunk [us] expr. boş laf
a lot of malarkey expr. boş laf
a lot, not much, etc. in the way of something expr. bir şeye ilişkin
a lot of baloney expr. saçmalıktan ibaret
a lot of bunk [us] expr. saçmalıktan ibaret
a lot of malarkey expr. saçmalıktan ibaret
a lot, not much, etc. in the way of something expr. bakımından
a lot of bunk [us] expr. palavra
a lot of malarkey expr. palavra
a lot, not much, etc. in the way of something expr. istinaden
a lot to contend with expr. başa çıkılması gereken birçok sorun
have a lot on one's plate işten başını kaldıramamak
a lot of water has gone under the bridge o zamandan bu zamana çok şey değişti
cover a lot of ground birçok değişik konuya değinmek
cover a lot of ground birçok konuyu deşmek
cover a lot of ground değişik konuları ele almak
a hell of a lot bir sürü
a hell of a lot bir yığın
a hell of a lot birçok
a hell of a lot sürüsüne bereket
give a lot of importance to something çok önem vermek
give a lot of importance to something fazlasıyla önemsemek
throw in one's lot with kaderine ortak olmak
throw in one's lot with kaderini paylaşmak
cast in one's lot with kaderini paylaşmak
throw in one's lot with iyi ve kötü günlerini paylaşmak
cast in one's lot with iyi ve kötü günlerini paylaşmak
cast in one's lot with kaderine ortak olmak
there's a whole lot more work to be done daha yapılacak çok iş var
cast one's lot in with someone birisiyle kader birliği yapmak
be the best of a bad lot kötünün iyisi olmak
a lot of water has gone under the bridge köprünün altından çok sular geçti
a lot of water has flowed beneath the bridge köprünün altından çok sular aktı
be all over the lot dört bir yana saçılmak
be all over the lot düzensizlik içinde olmak
be all over the lot kafası tamamen karışmak
have a lot on one's plate çok yoğun olmak
have a lot on one's plate çok meşgul olmak
have a lot on one's plate yapacak çok işi olmak
be all over the lot dört bir yana dağılmak
be all over the lot dört bir yana yayılmak
the best of the lot (içlerinden) en iyisi
have a lot to answer for verecek hesabı olmak
have a lot to answer for sorunun kaynağı olmak
make a lot of money on something (bir şeyden) çok para kazanmak
carry a lot of weight with someone büyük anlam ifade etmek
carry a lot of weight with someone birinin nezdinde değeri/önemi olmak/anlam ifade etmek
get a lot of stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
come in for a lot of stick eleştirilmek
get a lot of stick eleştirilmek
take a lot of stick eleştiri almak
come in for a lot of stick eleştiri almak
come in for a lot of stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
come in for a lot of stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
take a lot of stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
get a lot of stick eleştiri almak
take a lot of stick eleştirilmek
get a lot of stick eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
take a lot of stick yoğun eleştirilere maruz kalmak
cover a lot of ground büyük/çok mesafe kat etmek
cover a lot of ground çok yol gitmek
think a lot of someone takdir etmek
think a lot of someone iyi gözle bakmak
have a lot/enough on one's plate zaten yeterince derdi/işi olmak
have a lot/enough on one's plate onun derdi ona yeter
a fat lot of good/use gereksiz
a fat lot of good/use zerre kadar yararı olmayan
take a lot of guts çok cesaret istemek
have a lot going for one (bir görev için) biçilmiş kaftan olmak
have a lot going for one (bir iş için) gerekli meziyetleri olmak
have a lot irons in the fire kırk tarakta bezi olmak
have a lot of time for somebody (değer verdiği/hoşlandığı) birisine ayıracak çok zamanı olmak
have a lot on one's mind kafası çok dolu/meşgul olmak
have a lot on one's mind kafasında bir sürü sorun olmak
whole lot more çok daha çok
whole lot more çok daha fazla
a heck of a lot of money çok miktarda para
a hell of a lot of çok sayıda/miktarda
be under a lot of strain oldukça (çok) gergin/stresli olmak
a fat lot of good/use bir işe yaramayan
take a lot out of someone birinden çok şeyler almak/götürmek
take a lot out of someone (iş/görev vb) enerjisini almak
think a lot of someone hakkında iyi/olumlu düşünmek
say a lot about something bir şey hakkında çok şey söylemek (bir şey hakkında fikir/ipucu vb vermek)
get a lot of mileage out of something bir şeyden fazlasıyla yarar sağlamak
get a lot of mileage out of something bir şeyi (eskiyinceye/bozuluncaya kadar) tam anlamıyla kullanmak
have a lot of nerve yüzsüz olmak
take a lot of nerve yüzsüz olmak
lot of give-and-take fikir teatisi
take a lot of nerve çok küstah/arsız olmak
lot of give-and-take pazarlık
lot of give-and-take karşılıklı ödün/taviz
lot of give-and-take fikir alışverişi
have a lot of nerve çok küstah/arsız olmak
have a lot of promise gelecek vadetmek
show a lot of promise gelecek vadetmek
not put (a lot) of stock in something dikkate almamak
not put (a lot) of stock in something önemsememek
hit a parking lot on (bir yolda) trafiğe çakılıp kalmak
hit a parking lot on duran trafiğe yakalanmak
get a lot of irons in the fire başını kaşıyacak vakti olmamak
have a lot going on çok meşgul olmak
have a lot in common with somebody birisiyle birçok ortak özelliğe sahip olmak
have a lot on one's plate işi başından aşkın olmak
fall to one's lot kısmetine düşmek
cry a lot göz yaşları sel olmak
be sweating a lot kan ter içinde kalmak
be sweating a lot terden sırılsıklam olmak
be sweating a lot çok terlemek
give (someone) (a lot of) stick birini eleştirmek
Speaking
when you're in army you got a lot of time to think n. askerdeyken düşünecek çok vaktin oluyor
you've been seeing a lot of him lately expr. anladığım kadarıyla son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsunuz
you've been seeing a lot of her lately expr. anladığım kadarıyla son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsunuz
it was quite a lot actually expr. aslında bir hayli çoktu
there is a lot more to it than that o kadar basit değil
thanks a lot çok çok teşekür ederim
it fell to lot iş başa düştü
there is a lot more to somebody than gibi değil
it fell to my lot iş bana düştü
yes a lot evet çok
i talked a lot fazla konuştum
we’ve expended a lot of effort on this bu yolda çok emek harcadık
i have a lot on my plate benim derdim bana yeter
i have a lot on my plate benim sorunum bana yeter
what a lot of things there are that you can do yapabileceğin ne de çok şey var
you mean a lot to me benim için değerlisin
you mean a lot benim için değerlisin
thanks a lot çok sağolun
thanks a lot çok sağ olun
I wonder a lot çok merak ettim
there's a lot you don't know bilmediğin çok şey var
he's got a lot of fingers in a lot of pies onun her tarakta bezi vardır
we said a lot of things birçok şey söyledik
i travel a lot sık seyahat ederim
we used to come here a lot more eskiden buraya daha sık gelirdik
do you come here a lot? buraya sık gelir misin?
i think you've been under a lot of pressure recently bence son zamanlarda çok baskı altında kaldın
i like him/her a lot ondan çok hoşlanıyorum
i've had a lot of time to think düşünmek için çok vaktim oldu
he comes and goes a lot sık sık gelip gider
we don’t have a lot of options fazla seçeneğimiz yok
few times a week's a lot haftada birkaç kez çoktur
you don't have a lot of time çok fazla zamanın yok
you've been seeing a lot of him lately son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsun
it started to rain a lot bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı
heard a lot about you hakkınızda çok fazla şey duydum
i've heard a lot about you hakkınızda çok fazla şey duydum
there's a lot of pressure on me üzerimde çok baskı
there's a lot of pressure on me üstümde çok baskı var
this was a lot of money back then bu o zamanlarda iyi paraydı
this was a lot of money back then bu o zamanlarda büyük paraydı
i know i have a lot to learn as a teacher bir öğretmen olarak öğrenmem gereken çok şey olduğunu biliyorum
there's a lot to be said for something için söylenecek çok şey var
there's a lot to be said about something hakkında söylenecek çok şey var
i got beaten up a lot when i was young gençken çok dayak yedim
that leaves a lot to be desired bu arzulanandan çok uzak
that will take a lot of work o çok iş ister
we have a lot in common senin ile birçok ortak noktamız var
it started to rain a lot bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaya başladı
we're going to make a lot of money together birlikte bir sürü para kazanacağız
we're going to make a lot of money together birlikte çok para kazanacağız
you are spending a lot of money çok para harcıyorsun
i've been thinking about it a lot bunu çok düşündüm
you eat a lot çok yiyorsun
she travels a lot for work işi gereği sık seyahat eder
thank you a lot çok teşekkür ederim
you learn a lot from watching izleyerek çok şey öğrenirsin
that was a lot of fun çok eğlenceliydi
i don't have a lot of time çok zamanım yok
i don't have a lot of time çok vaktim yok
did you lose a lot of weight? çok mu kilo verdin?
i got a lot of calls bir sürü telefon aldım
I feel a lot better now şimdi çok daha iyi hissediyorum
you will earn a lot of money soon yakında çok fazla para kazanacaksın
I’m going to make you a lot of money sizlere çok para kazandıracağım
I’m going to make you a lot of money sana çok para kazandıracağım
I learned a lot çok şey öğrendim
we've done this a lot of times bunu pek çok kez yaptık
it's got a lot of miles on it epey kilometre yapmış durumda
you ask a lot of questions çok soru soruyorsun
that clears up a lot bu her şeyi açıklıyor
we don't have a lot of time çok fazla zamanımız yok
that explains a lot bu her şeyi açıklıyor
you can make a lot of friends birçok arkadaş edinebilirsin
thanks a lot fazlasıyla teşekkür ederim
is that your car in the lot? otoparktaki sizin arabanız mı?
you must make a lot of money çok para kazanıyor olmalısın
the wind blew a lot yesterday dün çok rüzgar esti
eyes tell a lot gözler çok şey anlatır
i grew a lot last summer geçen yaz çok boy attım
I like this girl a lot o kızdan çok hoşlanıyorum
I like this girl a lot bu kız çok hoşuma gidiyor
I like this girl a lot o kız çok hoşuma gidiyor
I like this girl a lot bu kızdan çok hoşlanıyorum
do you and your friends get together a lot? sen ve arkadaşların çok (sık) bir araya gelir misiniz?
this happens to me a lot bu bana çok oluyor
does jack sleep a lot? jack çok uyur mu? jack çok uyuyor mu?
have you travelled a lot? çok seyahat ettin mi?
take a lot of photos there orada bir sürü fotoğraf çek
a lot of blood was shed çok kan döküldü
does it rain a lot where you live? yaşadığın yerde çok yağmur yağar mı?
does it rain a lot where you live? yaşadığın yerde çok yağmur yağıyor mu?
i have a lot of friends at school okulda bir sürü arkadaşım var
he insisted a lot o çok ısrar etti
your support means a lot to me desteğiniz benim için çok şey ifade ediyor.
I like swimming a lot yüzmeyi çok seviyorum
we laughed a lot yesterday dün çok güldük
do you travel a lot? çok seyahat eder misin?
my tummy hurts a lot karnım çok ağrıyor
my stomach hurts a lot karnım çok ağrıyor
that helps a lot bu çok yardımcı oldu
that helps a lot bu çok işe yaradı
thanks a lot çok teşekkürler
I get that a lot bunu bana çok söyleyen oldu
Slang
a lot of moola n. bir dünya mangır/mangiz
a lot of moola n. çuvalla arpa (para)
a bad lot itin teki
a bad lot it kopuk
mean a hell of a lot to büyük anlam ifade etmek
a hell of a lot better than çok daha iyi
a fat lot of good/use bir boka yaramayan
a fat lot of good/use bir işe yaramayan
a fat lot of good/use tırt
what a lot of rubbish deli zırvası
Trade/Economic
lot money n. açık artırma harcı
carload lot n. alıcının bulunduğu istasyona teslim
less than car load lot n. araba yükünden daha eksik kısım
odd lot n. alışılmış miktardan az
by lot kura ile
odd lot orders küsurat emir
event lot yuvarlak miktar
maximum lot maksimum lot
lot tolerance percent defective bir parti malda bulunmasına izin verilen hatalı mal oranı
vacant lot iş kaybı
even lot yuvarlak meblağ
odd lot trader lot altı menkul değer taciri
economic lot size üretim veya satış miktarını maliyeti en düşük olacak biçimde belirleme
broken lot lot altı (hisse senetleri)
odd lot lot altı
lot size sipariş miktarı
odd lot kırık lot
lot acceptance sampling teklif edilen numune miktarı
price for the lot götürü fiyat
drawing by lot kura keşidesi
lot number parti numarası
odd lot teamülden az
lot-order production parti sipariş üretimi
economic lot size ünitelerin birden aynı zaman zarfında üretimi
scot and lot mahalle vergileri
pay scot and lot tamamen ödemek
scot and lot kasaba vergileri
large lot büyük parti