stuff - Türkisch Englisch Wörterbuch

stuff

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stuff — Definition

Bedeutung:
eşya, şeyler, doldurmak
Aussprache (IPA):
(AmE /stʌf/ – BrE /stʌf/)
Wortart:
İsim: stuff (uncountable); Fiil: stuff (stuffs – stuffed – stuffing)
Synonyme:
things, material, cram
Antonyme:
emptiness, remove

Bedeutungen von dem Begriff "stuff" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 70 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
stuff n. şey
That is all very good stuff and to be welcomed, continued and improved upon.
Bunların hepsi çok iyi şeyler olup, memnuniyetle karşılanmalı, devam ettirilmeli ve geliştirilmelidir.

More Sentences
General
stuff n. şey
That is all very good stuff and to be welcomed, continued and improved upon.
Bunların hepsi çok iyi şeyler olup, memnuniyetle karşılanmalı, devam ettirilmeli ve geliştirilmelidir.

More Sentences
stuff n. madde
That stuff is poison.
O madde zehirlidir.

More Sentences
stuff n. saçmalık
Tom doesn't buy into any of this self-help stuff.
Tom bu kişisel gelişim saçmalıklarının hiçbirine inanmıyor.

More Sentences
stuff n. eşya
I left some stuff at my mother's house.
Annemin evinde bazı eşyalarımı unuttum.

More Sentences
stuff n. malzeme
What stuff is this jacket made of?
Bu ceket hangi malzemeden yapılmış?

More Sentences
stuff n.
She exhibited some of her stuff in the gallery.
Galeride bazı işlerini sergiledi.

More Sentences
stuff n. nitelik
He has the stuff it takes to be a pro.
Profesyonel olmak için gereken niteliklere sahip.

More Sentences
stuff v. tıkmak
She stuffed her jacket in her bag and stormed out.
Ceketini çantasına tıktı ve hışımla çıktı.

More Sentences
stuff v. tıkınmak
Stuff today and starve tomorrow.
Bugün tıkın, yarın açlıktan ölürsün.

More Sentences
stuff v. tıka basa yemek
When he's hungry, Marco is capable of stuffing himself with a kilogram of baked goods.
Acıktığında, Marco bir kilo unlu mamulü tıka basa yiyebilir.

More Sentences
stuff v. tıka basa doldurmak
Tom told me he was stuffed.
Tom bana tıka basa dolu olduğunu söyledi.

More Sentences
stuff v. tıkıştırmak
The boy stuffed cake into his mouth.
Oğlan ağzına kek tıkıştırdı.

More Sentences
stuff v. doldurmak
I spent the afternoon stuffing the couch cushions.
Öğleden sonrayı kanepenin minderlerini doldurarak geçirdim.

More Sentences
stuff v. tıkamak
Tom stuffed a rag in the hole.
Tom deliğe bir bez tıkadı.

More Sentences
stuff v. (yiyecek) doldurmak
You should stuff the turkey before putting it in the oven.
Hindiyi fırına koymadan önce içini doldurmalısın.

More Sentences
stuff v. içini doldurmak (hayvan)
The cabin in the woods was packed with stuffed animals.
Ormandaki kulübe içi doldurulmuş hayvan deryası gibiydi.

More Sentences
Technical
stuff v. tıkamak
Tom stuffed a rag in the hole.
Tom deliğe bir bez tıkadı.

More Sentences
Gastronomy
stuff v. doldurmak
I spent the afternoon stuffing the couch cushions.
Öğleden sonrayı kanepenin minderlerini doldurarak geçirdim.

More Sentences
Slang
stuff n. (uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu)
We can't fix this by selling stuff!
Bunu mal satarak düzeltemeyiz!

More Sentences
General
stuff n. öz
stuff n. ilaç
stuff n. hammadde
stuff n. yünlü kumaş
stuff n. kağıt hamuru
stuff n. esas
stuff n. fodra
stuff n. vatka
stuff n. uyuşturucu
stuff n. saçma
stuff n. zımbırtı
stuff n. zırıltı
stuff n. yave
stuff n. kereste
stuff n. bagaj
stuff n. zırva
stuff n. hamur
stuff n. asıl
stuff n. dolgu
stuff n. karakteristikler (belirli bir tipe özgü)
stuff n. uyuşturucu madde
stuff n. kumaş
stuff n. ufak tefek şeyler
stuff n. ıvır zıvır
stuff n. kıtık
stuff n. özdek
stuff n. biçilmiş kereste
stuff n. nesne
stuff v. tahnit etmek
stuff v. sürmek
stuff v. tıka basa yedirmek
stuff v. macunlamak
stuff v. karınını tıka basa doldurmak
stuff N. şeyler
Idioms
stuff n. fasa fiso
stuff n. fasafiso
Technical
stuff n. kumaş germe donanımı
stuff n. özdek
stuff v. boğmak
stuff v. içini doldurmak
stuff v. tapalamak
Computer
stuff n. öğeler
Gastronomy
stuff v. içine doldurmak
stuff v. iç doldurmak
Basketball
stuff n. blok yapma
stuff n. smaç yapma
stuff n. şutu kesme
Slang
stuff n. belirli bir davranış
stuff n. davranış
stuff n. para

Bedeutungen, die der Begriff "stuff" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
raw stuff n. ham madde
hot stuff n. seksi kimse
stuff and nonsense! n. devenin nalı
stuff and nonsense! n. devenin başı
feed stuff n. tavuk yemi
hot stuff n. mükemmel kimse
sob stuff n. aşırı duygusallık
stuff and nonsense n. saçma sapan laf
feeding stuff n. hayvan yemi
kid stuff n. çocukça
food stuff n. yiyecek malzemesi
feed stuff n. yem
garden stuff n. sebze-meyve
drift stuff n. denizde kendi halinde yüzen şeyler
the fun stuff n. (işin) eğlenceli kısmı/tarafı
the right stuff n. gerekli kişisel özellikler
kid stuff n. çocuk işi
kid stuff n. sadece çocuklara uygun olduğu düşünülen şey
doctor's stuff n. ilaç
sob stuff n. dokunaklı ve dramatik eserler
sob stuff n. acıklı yapımlar
sob stuff n. acıklı hikayeler
create from raw stuff v. ham maddeden üretmek
stuff oneself with v. zıkkımlanmak
stuff with v. doldurmak
do one's stuff v. kendini göstermek
stuff up v. doldurarak kapatmak (bir deliği)
stuff somebody v. tıka basa yedirmek
stuff somebody v. kandırmak
stuff oneself v. tıkınmak
stuff up v. tıkamak
stuff in v. tıkıştırmak
stuff somebody v. aldatmak
stuff oneself v. tıka basa yemek
sweat the small stuff v. gereksiz şeylere kafayı takmak
stuff one's face with food v. ziftlenmek
stuff something full of cash v. içini parayla doldurmak
stuff one’s gullet with dirt v. boğazı toprakla doldurmak
stuff one’s gullet with dirt v. boğazına toprak tıkamak
Phrasals
stuff something down something v. tıka basa (bir şeyin içine) doldurmak/itmek
stuff something down something v. tıkıştırmak
stuff in v. çok yemeye zorlamak
stuff in v. sıkış tıkış bir yere sokmak
stuff in v. yemekleri ağzına tıkmak
stuff into (something) v. (birini) sıkış tıkış (bir yere/şeye) sokmak
stuff into (something) v. (bir şeyin) içine (bir şey) sığdırmak
stuff into (something) v. (birini) sıkışık/kalabalık (bir yerde/şeyde) kalmaya zorlamak
stuff in v. ağzına tıkmak
stuff into (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine tıkıştırmak
stuff into (something) v. yoğun bir şekilde (bir şeyin) içine (bir şey) koymak
stuff someone or something into someone or something v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin içine tıka basa doldurmak
stuff into (something) v. (bir şeyin) içini (bir şeyle) doldurmak
stuff in v. hızlı hızlı yemek
stuff into (something) v. (birine bir şeyden) daha çok yemesi için ısrar etmek
stuff into (something) v. (birine) sürekli bir şey yedirmek/yutturmak
stuff into (something) v. (birine) tıka basa (bir şey) yedirmek
stuff into (something) v. (bir şeyin) içine (bir şey) doldurmak
stuff into (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine tıkmak
stuff into (something) v. (birinin) ağzına (bir şey) tıkmak
stuff in v. sıkışık/kalabalık bir yerde kalmaya zorlamak
stuff someone or something into someone or something v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin içine tıkmak
stuff someone or something into someone or something v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin içine doldurmak
stuff someone or something in v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin içine tıka basa doldurmak
stuff in v. tıka basa yemek
stuff into (something) v. (birini bir şeyden) çok yemeye zorlamak
stuff into (something) v. (bir şeyin) içine (bir şey) sıkıştırmak
stuff into (something) v. (bir şeyin) içine (bir şey) tıkmak
stuff someone or something in v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin içine doldurmak
stuff into (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine sıkıştırmak
stuff in v. içine doldurmak
stuff in v. içine sığdırmak
stuff into (something) v. (birini bir şeyin) içine tıkmak
stuff into (something) v. (bir şeyin) içine (bir şey) basmak
stuff in v. içine tıkmak
stuff in v. tıka basa yedirmek
stuff in v. sürekli bir şey yedirmek/yutturmak
stuff in v. içeri tıkmak
stuff in v. açgözlü bir şekilde yemek
stuff in v. içine sıkıştırmak
stuff into (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine sığıştırmak
stuff someone or something in v. birini/bir şeyi birinin/bir şeyin içine tıkmak
stuff in v. daha çok yemesi için ısrar etmek
stuff in v. yoğun bir şekilde içine koymak
stuff in v. içine basmak
stuff with (something) v. tıka basa (bir şey) yemek
stuff up v. ağzına kadar doldurmak
stuff with (something) v. kafasını (bir şeyle) doldurmak
stuff up v. tıpalamak
stuff with (something) v. tıka basa (bir şey) yedirmek
stuff with (something) v. (bir şeyi) tıkıştırmak
stuff up v. bir yere sokuşturup saklamak
stuff up v. tıkayıp kesmek
stuff up v. tıpayla kapamak
stuff up v. doldurmak
stuff up v. tıkıştırmak
stuff with (something) v. ağzına kadar (bir şeyle) doldurmak
stuff with (something) v. (bir şeyi) ağzına tıkmak
stuff up v. kapamak
stuff up v. tıka basa yedirmek
stuff up v. dolgu yapmak
stuff with (something) v. (bir şeyle) tıka basa doldurmak
stuff up v. tıkaçla kapamak
stuff up v. tampon yapmak
stuff up v. bir yere tıkıştırıp saklamak
stuff with (something) v. (bir şeyle) doldurmak
stuff with (something) v. kafasına/aklına (bir şey) sokmak
stuff up v. tıkanmak
stuff into (someone) v. (birine) zorla yedirmek
stuff down v. tıka basa yemek
stuff into (someone) v. (birinin) ağzına yemek tıkmak
stuff down v. -e doldurmak/itmek
stuff down v. mideye indirmek
stuff down v. hapır hupur yemek
stuff into (someone) v. (birine) tıka basa yedirmek
stuff down v. açgözlü bir şekilde yemek
stuff down v. -e tıkıştırmak
Phrases
the stuff of legend n. çok ünlü
the stuff of greatness n. bir insanı harika yapan nitelikler
the stuff of legend n. efsanevi
Proverb
i'm not rich enough to buy cheap stuff ucuz mal alacak kadar zengin değilim
Colloquial
baby stuff n. bebek malzemesi
junk-n-stuff n. ıvır zıvır şeyler
real stuff n. asıl şey
real stuff n. gerçek şey
real stuff n. orijinal şey
cool stuff n. güzel şeyler
the hard stuff n. bir şeyin en aşırısı
the hard stuff n. bir şeyin en acılısı/koyusu/tuzlusu
the hard stuff n. bir şeyin en yoğunu
hot stuff [uk] n. ilgi çekici kimse/şey
hot stuff [uk] n. açık saçık şey
hot stuff [uk] n. vasıflı kimse/şey
hot stuff [uk] n. ilginç kimse/şey
hot stuff [uk] n. üstün nitelikli kimse/şey
hot stuff n. burnu büyük
hot stuff n. kabiliyetli kişi
hot stuff [uk] n. yüksek kaliteli kimse/şey
hot stuff [uk] n. enteresan kimse/şey
hot stuff [uk] n. popüler kimse/şey
hot stuff n. başkalarından üstünmüş gibi davranan kimse
hot stuff [uk] n. heyecan uyandıran kimse/şey
hot stuff [uk] n. cinsel yönden çekici/etkileyici kimse
hot stuff n. usta, becerikli kişi
hot stuff [uk] n. müstehcen şey
hot stuff [uk] n. asortik kimse/şey
hot stuff [uk] n. erotik şey
hot stuff [uk] n. revaçta olan kimse/şey
hot stuff n. heyecan verici kimse
hot stuff n. üstünlük taslayan kimse
hot stuff n. snop