stuff - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

stuff

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "stuff" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 64 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
stuff n. şey
General
stuff v. tıkınmak
stuff v. tıkmak
stuff v. tıka basa yemek
stuff v. tahnit etmek
stuff v. tıkıştırmak
stuff v. tıka basa doldurmak
stuff v. sürmek
stuff v. doldurmak
stuff v. tıkamak
stuff v. tıka basa yedirmek
stuff v. macunlamak
stuff n. eşya
stuff n. ilaç
stuff n. zımbırtı
stuff n. karakteristikler (belirli bir tipe özgü)
stuff n. yave
stuff n. hamur
stuff n. fodra
stuff n. saçmalık
stuff n. dolgu
stuff n. uyuşturucu
stuff n. öz
stuff n. yünlü kumaş
stuff n. kumaş
stuff n. madde
stuff n. zırıltı
stuff n. kağıt hamuru
stuff n. zırva
stuff n. kereste
stuff n. asıl
stuff n. şey
stuff n. hammadde
stuff n. vatka
stuff n. esas
stuff n. uyuşturucu madde
stuff n. saçma
stuff n. bagaj
stuff n. ıvır zıvır
stuff n. ufak tefek şeyler
stuff n. biçilmiş kereste
stuff n. nesne
stuff n. malzeme
stuff n. özdek
stuff n. kıtık
Idioms
stuff fasafiso
stuff fasa fiso
Slang
stuff davranış
stuff belirli bir davranış
stuff (uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu)
stuff para
Technical
stuff boğmak
stuff tapalamak
stuff tıkamak
stuff içini doldurmak
stuff kumaş germe donanımı
stuff özdek
Computer
stuff öğeler
Gastronomy
stuff içine doldurmak
stuff iç doldurmak
stuff doldurmak
Basketball
stuff blok yapma
stuff şutu kesme
stuff smaç yapma

Sens de "stuff" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 136 résultat(s)

Anglais Turc
General
create from raw stuff v. ham maddeden üretmek
stuff somebody v. kandırmak
do one's stuff v. kendini göstermek
stuff somebody v. aldatmak
stuff oneself v. tıka basa yemek
stuff in v. tıkıştırmak
stuff up v. tıkamak
stuff oneself with v. zıkkımlanmak
stuff with v. doldurmak
stuff up v. doldurarak kapatmak (bir deliği)
stuff oneself v. tıkınmak
stuff somebody v. tıka basa yedirmek
sweat the small stuff v. gereksiz şeylere kafayı takmak
stuff one's face with food v. ziftlenmek
stuff something full of cash v. içini parayla doldurmak
stuff one’s gullet with dirt v. boğazına toprak tıkamak
stuff one’s gullet with dirt v. boğazı toprakla doldurmak
feeding stuff n. hayvan yemi
sob stuff n. aşırı duygusallık
stuff and nonsense n. saçma sapan laf
hot stuff n. seksi kimse
raw stuff n. ham madde
stuff and nonsense! n. devenin nalı
hot stuff n. mükemmel kimse
feed stuff n. tavuk yemi
stuff and nonsense! n. devenin başı
kid stuff n. çocukça
food stuff n. yiyecek malzemesi
feed stuff n. yem
garden stuff n. sebze-meyve
drift stuff n. denizde kendi halinde yüzen şeyler
the fun stuff n. (işin) eğlenceli kısmı/tarafı
the right stuff n. gerekli kişisel özellikler
Phrasals
stuff something down something tıka basa (bir şeyin içine) doldurmak/itmek
stuff something down something tıkıştırmak
Phrases
the stuff of greatness n. bir insanı harika yapan nitelikler
the stuff of legend n. çok ünlü
the stuff of legend n. efsanevi
Proverb
i'm not rich enough to buy cheap stuff ucuz mal alacak kadar zengin değilim
Colloquial
real stuff n. orijinal şey
real stuff n. gerçek şey
real stuff n. asıl şey
stuff like that bunun gibi şeyler
baby stuff bebek malzemesi
pack one’s stuff eşyalarını toplamak
junk-n-stuff ıvır zıvır şeyler
cool stuff güzel şeyler
Idioms
rough stuff şiddet
rough stuff zorbalık
kids' stuff çocuk oyuncağı
stuff and nonsense fasa fiso
stuff and nonsense fasafiso
stuff and nonsense saçma sapan
don't sweat the small stuff pireyi deve yapma
don't sweat the small stuff önemsiz şeyleri dert etme
don't sweat the small stuff küçük şeylere takılma
stuff the ballot box seçimde sandığa hile karıştırmak
stuff the ballot box sandığa sahte oy atmak suretiyle veya başka türlü bir numara ile seçimi lehine çevirmeye çalışmak
stuff the ballot box oy sandığında üçkağıt yapmak
stuff one's face tıka basa yemek
stuff one's face tıkınmak
get one's stuff together kendini toplamak
the hard stuff (alkollü) içki
stuff someone's head with something birinin aklını bir şeylerle doldurmak
stuff someone's head with something birinin aklına bir şeyler sokmak
know one's stuff işi iyi bilmek
know one's stuff (bir alanda) işinin ehli olmak
know one's stuff işini iyi bilmek
show someone one's stuff ne yapabileceğini göstermek
show someone one's stuff yeteneğini/becerisini göstermek
strut one's stuff caka satmak
strut your stuff caka satmak
strut your stuff çalım yaparak/caka satarak yürümek
strut one's stuff gösteriş/fiyaka yapmak
strut your stuff gösteriş/fiyaka yapmak
strut one's stuff çalım yaparak/caka satarak yürümek
stuff something down someone's throat aklına/kulağına sokmak
Speaking
good stuff aferin sana
you don't need this stuff buna ihtiyacın yok
i came to get my stuff eşyalarımı almaya geldim
why do you smoke that stuff? (uyuşturucu için) o şeyi niye içiyorsun?
i'm too old for this stuff benden geçmiş bunlar
i can't believe you put me through this stuff beni şu durumlara soktuğuna inanamıyorum
that's the stuff! işte bu/budur!
go get your stuff git eşyalarını topla
how you get out of all that stuff? tüm bunların nasıl dışında kalıyorsun?
he knows his stuff işini biliyor
you know that stuff sen bu işten anlıyorsun
do some other stuff başka şeyler yap
all the stuff i studied for came up hepsi çalıştığım yerlerden geldi
is this stuff regulated? bu şey denetime tabi bir şey mi?
I’m just working through some stuff right now şu anda bazı şeyleri anlamaya/oturtmaya çalışıyor
I’m just working through some stuff right now şu anda bazı şeyleri düzeltmeye çalışıyorum
stuff happens olur böyle şeyler
I’m just working through some stuff right now şu anda bazı şeyleri anlamaya/birbiriyle ilişkilendirmeye çalışıyorum
Slang
bit of stuff (cinsel yönden) çekici kadın
green stuff para
kid stuff çocuk oyuncağı
cut the funny stuff! kes saçmalığı!
cut the funny stuff! kes saçmalamayı!
cut the funny stuff! kes şaka yapmayı!
good stuff iyi mal
stuff a sock in it! kapa çeneni!
doing stuff uyuşturucu kullanma/takılma
this is a private stuff bu özel bir mesele
make stuff up uydurmak
make stuff up şişirmek/abartmak
this is some pretty serious stuff bu bir hayli sert bir mal
Technical
raw stuff kaba sıva harcı
lime stuff kireçli sıva
mixed stuff karışık kamış
Computer
free stuff ücretsiz hizmetler
Textile
brocaded stuff kabartma nakışlı kumaş
blistered stuff kabarcık kumaş
woolen stuff yün kumaş
Construction
coarse stuff kaba sıva harcı
fine stuff ince sıva harcı
fine stuff kireçli ince sıva harcı
pointing stuff derz harcı
Marine
thick stuff n. kalınlığı dört ila on iki inç arasında olan tahta
Medical
premix for medicated feeding stuff ilaçlı ön karışım
medical stuff tıbbi malzeme
medical stuff medikal malzeme
Breeding
animal feeding stuff hayvan yemi
feed stuff karma yemlerde kullanılan yem maddesi
feed stuff karma yemlerde kullanılan yem hammaddesi
Forestry
clear stuff kusursuz kereste
Volleyball
stuff block basma
Printery
stuff box seviye kasası
British Slang
bit of stuff kız arkadaş
stuff it! siktir et!
not give a stuff umurunda olmamak
not give a stuff kıçına bile takmamak
not give a stuff sikinde olmamak
strut one's stuff kimseyi takmadan dans etmek
strut one's stuff gönlünce dans etmek