tap - Türkisch Englisch Wörterbuch

tap

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

tap — Definition

Bedeutung:
musluk, dokunmak
Aussprache (IPA):
(AmE /tæp/ – BrE /tæp/)
Wortart:
İsim: tap (taps); Fiil: tap (taps – tapped – tapping)
Synonyme:
faucet, touch
Antonyme:
seal

Bedeutungen von dem Begriff "tap" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 111 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
tap n. musluk
She washed the fruit under the kitchen tap.
Meyveleri mutfak musluğunun altında yıkadı.

More Sentences
tap v. hafifçe vurmak
She tapped the box with her forefinger.
O işaret parmağı ile kutuya hafifçe vurdu.

More Sentences
tap n. tıkaç
General
tap n. çeşme
I'm not used to drinking water from the tap.
Çeşmeden su içmeye alışık değilim.

More Sentences
tap n. tıkırtı
There was a light tap at the window.
Pencereden hafif bir tıkırtı geliyordu.

More Sentences
tap n. fıçı (içki)
The pub has seven types of beer on tap.
Barda yedi çeşit fıçı bira bulunmaktadır.

More Sentences
tap n. step
She bought a new outfit for tap class.
Step dansı dersi için yeni bir kıyafet aldı.

More Sentences
tap n. dinleme cihazı
The detectives had put a tap on his phone.
Dedektifler adamın telefonuna dinleme cihazı yerleştirmişler.

More Sentences
tap v. tıklatmak
He heard someone tap at the door.
Birinin kapıyı tıklattığını duydu.

More Sentences
tap v. kullanmak
These days, Spain wants to tap half of the Ebro's water to promote tourism in southern Spain.
Bugünlerde İspanya, güney İspanya'da turizmi teşvik etmek için Ebro'nun suyunun yarısını kullanmak istiyor.

More Sentences
tap v. kullanmaya başlamak
We might need to tap into our savings account.
Birikim hesabımızı kullanmaya başlamamız gerekebilir.

More Sentences
tap v. hafifçe vurmak
She tapped the box with her forefinger.
O işaret parmağı ile kutuya hafifçe vurdu.

More Sentences
tap v. hafif hafif vurmak
The branches were tapping against the window.
Dallar pencereye hafif hafif vuruyordu.

More Sentences
tap v. delip suyu/sıvıyı akıtmak
We tapped a maple tree for syrup.
Bir akçaağacı delerek şurubunu akıttık.

More Sentences
tap v. faydalanmak
She tried to tap into her inner wisdom and guidance.
İçsel bilgeliğinden ve rehberliğinden faydalanmaya çalıştı.

More Sentences
tap v. gizlice telefonunu dinlemek
They were unaware that their phones were tapped.
Telefonlarının gizlice dinlendiğinin farkında değillerdi.

More Sentences
tap v. dokunmak
Tap or click individual tiles to use the various personal finance tools.
Çeşitli kişisel finans araçlarını kullanmak için tek tek kutucuklara dokunun veya tıklayın.

More Sentences
Technical
tap n. musluk
She washed the fruit under the kitchen tap.
Meyveleri mutfak musluğunun altında yıkadı.

More Sentences
Automotive
tap n. musluk
She washed the fruit under the kitchen tap.
Meyveleri mutfak musluğunun altında yıkadı.

More Sentences
General
tap n. pençe (ayakkabı)
tap n. tıpırtı
tap n. tıklatma
tap n. bar
tap n. pıtırtı
tap n. bağlantı
tap n. burgu
tap n. hafif vuruş
tap n. yat borusu
tap n. pençe
tap n. fıçıdan doldurulmuş içki
tap n. kapak
tap n. priz
tap n. kılavuz
tap n. çıkma
tap n. erkek kılavuz
tap n. pafta ucu
tap n. tıpa
tap n. nalça
tap n. ayakkabı demiri
tap n. pub
tap n. telefon hattının gizlice dinlenmesi için tertibat takılması
tap n. özellikle fıçılarda bulunan içkilerin kalitesini nitelemek için kullanılan sözcük
tap n. fıçı içki
tap n. step dansı
tap n. böcek
tap v. tıkırdatmak
tap v. yüklemek
tap v. musluk takmak
tap v. bir şeyi delerek içindeki sıvıyı akıtmak
tap v. işletmeye başlamak
tap v. tıpa takmak
tap v. fıçının tapasını çekerek içindeki sıvıyı akıtmak
tap v. dinlemek amacıyla birinin telefon hattına tel bağlamak
tap v. hafifçe dokunmak
tap v. bağlamak
tap v. suyunu akıtmak
tap v. para sızdırmak
tap v. pençe vurmak (ayakkabı)
tap v. musluğu açmak
tap v. step dansı yapmak
tap v. kaçak hat çekmek
tap v. akmak
tap v. telefon hattını gizlice dinlemek için tertibat takmak
tap v. gizli bağlantı yaparak telefonu dinlemek
tap v. akıtmak
tap v. sızdırmak
tap v. sızdırarak tüketmek
tap v. musluk takmak
tap v. bağlantı yapmak
tap v. bağlamak
tap v. (elektrik) hat uzatmak
tap v. istifade etmek
tap v. vida dişlerini kesmek
tap v. dinleme cihazı yerleştirmek
tap v. (kasada) kartı okutmak
Colloquial
tap v. para istemek
tap v. -den faydalanmak
tap v. -den istifade etmek
tap adj. kullanıma hazır
Trade/Economic
tap n. piyasa fiyatı önceden belirlenmiş bir düzeye ulaştığında piyasaya yavaş yavaş sunulan devlet tahvili
Technical
tap n. diş açma
tap n. çıkma
tap n. dişli çubuk
tap n. hafif vuruş
tap n. priz
tap n. tapa
tap n. tıkaç
tap n. vuruş
tap v. vida dişi/kılavuz çekmek
tap v. akmak
tap v. bir kaptan sıvı çekmek
tap v. iç yüzeyine diş çekmek
tap v. kılavuzla deliklere diş açmak
tap v. kılavuz çekmek
tap v. somun açmak
Computer
tap n. çıkma telefon hattı
Telecom
tap n. bağlantı ucu
tap n. çıkma
tap n. priz
Electric
tap n. ara bağlantı
tap n. ara kablo ucu
Mechanic
tap n. kılavuz
Television
tap n. tv dağıtım hatlarında kullanılan ayırıcı
Automotive
tap n. kılavuz
tap v. tıklamak
Medical
tap n. (vücuttan) sıvı alma/çıkarma
tap v. (vücuttan) sıvı almak
tap v. ameliyat ile sıvı boşaltmak
tap v. kapatmak
Sport
tap n. topu yere vurma
tap v. (takımından habersiz) bir oyuncuyu ayartmak

Bedeutungen, die der Begriff "tap" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
tap water n. çeşme suyu
tap wrench n. musluk anahtarı
tap dancing n. tap dansı
tap dancer n. step dansçısı
tap water n. çeşme
tap dance n. tap dansı
tap water n. musluk suyu
wash-hand basin tap n. su musluğu
double tap n. çift vuruş
tap water n. musluk/şebeke suyu
love tap n. hafifçe okşama/vurma
tap water n. kullanım suyu
tap water n. kullanma suyu
tap drips n. musluk damlacıkları
tap house n. taverna ya da bar
tip-tap n. hafifçe vurarak çıkarılan ses
tip-tap n. hafifçe vurma
slip tap n. (boy yükseltici) yarım ayakkabı tabanı
tap dance v. step dansı yapmak
tap on v. hafifçe vurmak
turn off the tap v. çeşmeyi kapatmak
turn off the tap v. suyu kapatmak
turn on the tap v. suyu açmak
turn off the tap v. çeşmeyi kapamak
turn off the tap v. suyu kapamak
tap-dance v. step dansı yapmak
tap into v. faydalanmak
tap into v. istifade etmek
tap out v. ritim tutmak
get a warrant for a tap v. dinlemeye almak için izin almak
tap one's telephone v. telefonunu dinlemek
tap one's telephone v. telefonlarını dinlemek
tap out the rhythm of something v. ritim tutmak
tap the screen v. ekrana dokunmak
tip-tap v. hafifçe vurmak
on tap adj. hazır
on tap adj. (bira) fıçıdan
on tap adj. fıçıdan
on tap adv. musluk takılmış
on tap adv. musluklu
Phrasals
tap down v. hafifçe vurmak
tap at v. hafifçe vurmak
tap on v. hafifçe vurmak
tap in/into v. girmek/yazmak/tuşlamak
tap into v. bağlantı kurmak
tap into v. erişim sağlamak
tap into v. ulaşmak
tap into v. erişmek
tap out v. kaynağını kurutmak
tap out v. arka arkaya vurarak bir şey oluşturmak
tap out v. arka arkaya vurarak ritim, kod meydana getirmek
tap out v. pat pat vurarak silkmek/dökmek
tap something out v. bir şeyi hafifçe vurarak temizlemek
tap out v. bitirmek
tap out v. hafif hafif vurarak boşaltmak
tap (someone or something) with (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyle) dürtüklemek
tap out v. pes etmek (dövüş sporları)
tap out v. hafifçe vurarak içini boşaltmak
tap out v. dövüş sporlarında mindere vurarak pes ettiğini göstermek
tap something with something v. bir şeye bir şeyle arka arkaya hafifçe vurmak
tap something with something v. bir şeye bir şeyle pat pat vurmak
tap something out v. bir yere vurarak ritmine eşlik etmek
tap out v. boşaltmak
tap something out v. bir şeye hafif hafif vurarak içini boşaltmak
tap something out v. telgraf göndermek
tap out v. kaynaklarını tüketmek
tap (someone or something) with (something) v. (birine/bir şeye bir şeyle) hafifçe vurmak
tap out v. hafifçe vurarak içinden çıkarmak
tap out v. zayıf vuruş yapmak (beysbol)
tap something out v. mors alfabesiyle mesaj göndermek
tap (someone or something) with (something) v. (birine/bir şeye bir şeyle) pat pat vurmak
tap something with something v. bir şeye bir şeyle hafifçe vurmak
tap (someone or something) with (something) v. (birine/bir şeye bir şeyle) arka arkaya hafifçe vurmak
tap out v. klavyede yazmak
tap something with something v. bir şeyi bir şeyle dürtüklemek
tap out v. pat pat vurarak içindekileri boşaltmak
tap out v. dövüş sporlarında mindere vurarak rakibine teslimiyetini göstermek
tap out v. hafif hafif vurarak dökmek
tap something out v. vurarak ritim tutmak
tap something out v. pat pat vurarak içini temizlemek
tap something out v. müziğin ritmini tutmak
tap on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) bir yerine hafifçe vurmak
tap on something v. bir şeye tık tık/pat pat vurmak
tap someone or something on something v. birinin/bir şeyin bir yerine tıktık/pat pat vurmak
tap someone or something on something v. birinin/bir şeyin bir yerine hafifçe vurmak
tap on something v. bir şeye/şeyi tıklatmak
tap someone or something on something v. birinin/bir şeyin bir yerine hafif hafif vurmak
tap on something v. bir şeye arka arkaya vurmak
tap on something v. bir şeye hafifçe vurmak
tap someone or something on something v. birini/bir şeyi bir yerinden dürtmek
tap on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) bir şeyini dürtmek
tap on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) bir yerine hafif hafif vurmak
tap on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) bir yerine tıktık/pat pat vurmak
tap on something v. bir şeye hafif hafif vurmak
tap (one) for (something) v. (birinden bir miktar para) istemek
tap (one) into (something) v. (birini bir şeyin, ortamın, çevrenin içine sokmak
tap (one) for (something) v. (birini bir pozisyona) atamak
tap (one) into (something) v. (birini duygusal/zihinsel/ruhsal) bir alana sokmak
tap (one) for (something) v. (birini bir şey/bir pozisyon) için seçmek
tap (one) for (something) v. (birini bir şeye/bir pozisyona) seçmek
tap (one) into (something) v. (birinin bir şeye) erişmesini sağlamak
tap (one) into (something) v. (biriyle bir şey) arasında bağlantı kurmak
tap (one) into (something) v. (birinin bir şeyle) bağlantısını kurmak
tap (one) into (something) v. (birinin bir şeye) erişimini sağlamak
tap at (something) v. (bir şeyi) tıklatmak
tap at (something) v. (bir şeye) hafifçe vurmak
tap with v. ile arka arkaya hafifçe vurmak
tap into (something) v. (bir şeyden) faydalanmak
tap with v. ile hafifçe vurmak
tap into (something) v. (bir şeyden) istifade etmek
tap for v. -e seçmek/atamak
tap for v. için seçmek
tap up v. bir sporcunun bağlı olduğu takımdan habersiz/izinsiz onu başka takıma transfer olmaya ikna etmeye çalışmak
tap up v. birinden bir şey istemek
tap up v. bir sporcuyu takımından çalmaya çalışmak
tap at (something) v. (bir şeye) tık tık vurmak
tap with v. ile dürtüklemek
tap up v. birini işe almak
tap with v. ile pat pat vurmak
tap into (something) v. (bir şeye) erişmek/erişim sağlamak
tap up v. birine iş teklif etmek
tap (one) into (something) v. (biriyle duygusal/zihinsel/ruhani) bir alan arasında bağlantı kurmak
tap (one) to (do something) v. (birini bir şey yapması) için seçmek/atamak
tap up v. birine şirketinde bir pozisyon teklif etmek
Colloquial
double tap n. çift tıklama
double tap n. çift tık
tap water (especially in istanbul) n. terkos suyu
double tap v. (silahı) iki kere üst üste ateşlemek
double tap v. çift tıklamak
double tap v. çift ateş etmek
tap someone (for something) v. birini (bir pozisyona) seçmek/atamak
tap someone v. birini atamak
tap someone v. birini seçmek
tap someone (for something) v. birini (bir pozisyon) için seçmek/atamak
what's on tap for today? expr. televizyonda/sinemada ne oynuyor?
Idioms
tap out v. kumarda sıfırı tüketmek
tap (one's) claret v. (birinin) pekmezini akıtmak
tap someone's claret v. (birinin) kanını akıtmak
tap (one's) claret v. burnunu/kafasını kırmak
tap someone's claret v. burnunu kanatmak
tap someone's claret v. burnunu/kafasını kırmak
tap someone's claret v. (birinin) kanını dökmek
tap someone's claret v. (birinin) pekmezini akıtmak
tap (one's) claret v. (birinin) kanını akıtmak
tap (one's) claret v. (birinin) kanını dökmek
tap (one's) claret v. burnunu kanatmak
tap the admiral v. gizlice fıçıdan içmek
tap dance like mad v. sürekli meşgul/yoğun görünmek
tap dance like mad v. sürekli meşgul olmak
on tap adj. gündemde