essential - Turkish English Dictionary

essential

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

essential — Definition

Meaning:
temel, vazgeçilmez
Pronunciation (IPA):
(AmE /ɪˈsɛnʃəl/ – BrE /ɪˈsɛnʃəl/)
Part of speech:
Sıfat: essential
Synonyms:
fundamental
Antonyms:
optional

Meanings of "essential" in Turkish English Dictionary : 43 result(s)

English Turkish
Common Usage
essential adj. asıl
The essential fact is that we have not yet sufficiently registered this.
Asıl gerçek ise bunu henüz yeterince tescil ettirememiş olmamızdır.

More Sentences
essential adj. esas
Secondly, in my view as rapporteur, it is essential that the programme remains market-driven.
İkinci olarak, sözcü olarak benim görüşüme göre, programın piyasa odaklı kalması esastır.

More Sentences
essential adj. gerekli
Secondly, the presence of the Council in our Committee on Petitions should sometimes be essential, but it never appears.
İkinci olarak Dilekçe Komisyonumuzda Konseyin varlığı bazen gerekli olsa da hiçbir zaman ortaya çıkmaz.

More Sentences
essential adj. esaslı
essential adj. ana
essential adj. asli
General
essential n. şart
Simplifying procedures is essential if we are to speed things up.
Eğer işleri hızlandırmak istiyorsak prosedürleri basitleştirmek şarttır.

More Sentences
essential n. temel bileşen
What the foreign ministers appear to be clever at is unpicking the essential ingredients of the Convention's proposals.
Dışişleri Bakanları, Konvansiyonun önerilerinin temel bileşenlerini çözme konusunda oldukça becerikli görünüyorlar.

More Sentences
essential adj. önemli
The bottle of rum is essential, and so I voted for the motion.
Bir şişe rom çok önemlidir ve bu nedenle önergeye olumlu oy verdim.

More Sentences
essential adj. temel
The Stability and Growth Pact is an essential element in the credibility of the Euro area.
İstikrar ve Büyüme Paktı, Avro alanının kredibilitesi açısından temel bir unsurdur.

More Sentences
essential adj. zorunlu
The complex requirements of the ecommerce environment make it essential for the platform to be extremely flexible.
E-ticaret ortamının karmaşık gereksinimleri, platformun son derece esnek olmasını zorunlu kılmaktadır.

More Sentences
essential adj. elzem
It therefore seems quite essential that consumer groups be represented on them.
Bu nedenle tüketici gruplarının bu kurullarda temsil edilmesi oldukça elzem görünmektedir.

More Sentences
essential adj. öz
I do not understand the proposals of some Members of this house which discredit the essential nature of this report.
Bazı üyelerin bu raporun özüne gölge düşüren önerilerini anlamış değilim.

More Sentences
essential adj. vazgeçilmez
Secularism is an essential value for French people and it is an intrinsic part of our culture.
Laiklik Fransız halkı için vazgeçilmez bir değerdir ve kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır.

More Sentences
essential adj. olmazsa olmaz
The sun is essential to life.
Güneş hayat için olmazsa olmazdır.

More Sentences
Medical
essential n. esansiyel
The oil also has omega-9 essential fatty acids that are responsible for healthy hair.
Yağ ayrıca sağlıklı saçlardan sorumlu olan omega-9 esansiyel yağ asitlerine de sahiptir.

More Sentences
Food Engineering
essential adj. gerekli
Secondly, the presence of the Council in our Committee on Petitions should sometimes be essential, but it never appears.
İkinci olarak Dilekçe Komisyonumuzda Konseyin varlığı bazen gerekli olsa da hiçbir zaman ortaya çıkmaz.

More Sentences
essential adj. temel
The Stability and Growth Pact is an essential element in the credibility of the Euro area.
İstikrar ve Büyüme Paktı, Avro alanının kredibilitesi açısından temel bir unsurdur.

More Sentences
essential adj. zorunlu
The complex requirements of the ecommerce environment make it essential for the platform to be extremely flexible.
E-ticaret ortamının karmaşık gereksinimleri, platformun son derece esnek olmasını zorunlu kılmaktadır.

More Sentences
General
essential n. asıl gerekli şey
essential n. esas özellik
essential n. tam
essential n. mutlak
essential n. mükemmel
essential adj. zaruri
essential adj. köklü
essential adj. asli
essential adj. başlıca
essential adj. gerçek
essential adj. esanslı
essential adj. temelli
essential adj. birinci derecede önemli
essential adj. vazgeçilemez
essential adj. özsel
Technical
essential adj. gerekli esas
Construction
essential n. temel gereksinim
Medical
essential adj. sebebi bilinmeyen hastalıkla ilgili
essential adj. nedeni açıklanamayan duruma ilişkin
Geology
essential adj. kayayı tanımlayan
essential adj. kayayı oluşturan
Music
essential adj. eksen veya ses için önemli olan
essential adj. temel akort notası ile ilgili
essential adj. temel akort notasını gösteren

Meanings of "essential" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
essential emergency function n. elzem acil durum görevi
essential oil n. bitkilerden elde edilen uçucu yağ
essential objective n. esas amaç
essential oil n. ruh
essential oil n. yağ
essential oil n. öz
essential lineament n. ana yüz hatları
essential condition n. gerekli şart
essential feature n. temel nitelik
essential requirement n. esas gereksinim
essential requirement n. temel gereksinim
essential oil n. uçucu bitki yağı
non-essential n. gereksiz şey
essential point n. başlıca nokta
essential point n. temel nokta
essential part n. gerekli kısım
essential principle n. temel ilke
essential principle n. temel prensip
an essential role n. önemli bir rol
an essential role n. büyük bir rol
essential oil n. çiçek özü
essentialia negotii (essential aspects/basic terms) n. temel durumlar
essential condition n. mecburi şart
essential condition n. zorunlu şart
essential condition n. mecburi koşul
essential condition n. zorunlu koşul
essential difference n. temel farklılık
essential difference n. temel fark
essential condition n. temel şart
be essential v. hayati önem taşımak
be essential v. hayati önemde olmak
play an essential role v. önemli bir rol oynamak
play an essential role v. önemli rol oynamak
make essential v. gerekli kılmak
be essential to v. .. mesi için gerekli olmak
essential for adj. temel
essential for adj. için esas
non-essential adj. önemsiz
non-essential adj. gereksiz
non-essential adj. ikinci derecede
non-essential adj. elzem olmayan
essential to prep. lüzumlu
essential to prep. -e gerekli
Phrases
what is essential is invisible to the eye expr. esas olan gözle görülmez
what is essential is invisible to the eye expr. gerçeğin mayası gözle görülmez
absolute discretion is essential expr. mutlak gizlilik esastır
Speaking
it is essential expr. elzemdir
it is essential to book in advance expr. önceden rezervasyon esastır
Trade/Economic
essential industry n. ekonomideki kilit sanayi dalı
essential requirements n. temel gereklilikler
essential consumption goods n. zaruri tüketim maddeleri
essential part n. esas bölüm
essential part n. esaslı kısım
essential component n. tamamlayıcı parça
essential part n. mütemmim cüz
essential part n. önemli kısım
essential part n. tamamlayıcı parça
essential part n. önemli bölüm
essential component n. mütemmim cüz
essential item n. esas madde
essential cargo n. esas hamule
essential industry n. esas endüstri
essential supply n. esas hamule
essential worker n. kilit çalışan
Law
essential component n. esaslı unsur
essential formality n. esaslı merasim
essential term n. esaslı husus
essential mistake n. esaslı hata
essential right n. asıl hak
essential right n. başlıca hak
essentialia negotii (essential aspects/basic terms) n. esaslı/temel unsurlar/noktalar
Politics
essential services n. temel hizmetler
essential social services n. temel sosyal hizmetler
emergency-essential employee n. acil durum kilit personeli
Advertising
the essential communications n. iletişimin esasları
Technical
essential oils n. eteri yağlar
essential fatty acids n. esas yağ asitleri
samples of essential oils n. eteri yağ numuneleri
freezing point of essential oils n. eteri yağlarda donma noktası
non-essential communication services n. yardımcı haberleşme sistemleri
essential ratings and characteristics n. temel sınır değerler ve karakteristikler
Telecom
essential facilities n. ana tesisler
essential requirements n. temel gereklilikler
essential facility n. zorunlu unsur
essential facilities n. temel işlevler
essential communications traffic n. temel haberleşme trafiği
Mining
essential mineral n. esas maden
essential mineral n. karakteristik maden
Medical
essential cells n. esas hücreler
essential amino acid n. esansiyel aminoasit
essential drugs list n. temel ilaçlar listesi
essential anemia n. idiopatik anemi
essential electrolyte n. esansiyel elektrolit
essential similarity n. temel benzerlik
essential insanity n. tam akıl hastalığı
essential hypertension n. esansiyel hipertansiyon
essential pruritus n. nevrodermi
essential oil n. uçucu yağ
essential amino acid n. esansiyel amino asit
essential albuminuria n. esansiyel albuminüri
essential thrombocytosis n. esansiyel trombositoz
essential hypertension n. sürekli yüksek kan basıncı
essential thrombocythemia n. esansiyel trombositemi
Psychology
essential tremor n. temel titreme
Pathology
essential tremor n. esansiyel tremor
essential thrombocytosis n. esansiyel trombositoz
essential fatty acid deficiency n. esansiyel yağ asidi eksikliği
essential tremor n. kalıtsal tremor
essential tremor n. ailevi tremor
essential disease n. esansiyel hastalık
essential thrombocytopenia n. esansiyel trombositopeni
Optics
essential blepharospasm n. esansiyel blefarospazm
Food Engineering
essential oil n. esansiyel yağ
essential nutrients n. temel besin ögeleri
addition of essential nutrients to foods n. temel besin ögelerinin gıdalara katılması
Math
essential singularities n. esas tekillikler
Logic
essential property n. (tür, sınıf) ortak nitelik
essential property n. esas nitelik
Statistics
minimal essential completeness n. en az yeterli tamlık
essential completeness n. temel tamlık
Chemistry
efa (essential fatty acid) n. esansiyel yağ asidi
essential chemicals n. esansiyel kimyasallar
essential chemicals n. temel kimyasallar
Biology
essential character n. özlük
essential character n. temel özellik
Biochemistry
essential fatty acid n. esansiyel yağ asidi
essential amino acid n. elzem aminoasit
essential element n. esansiyel element
essential amino acid n. temel aminoasit
Botanic
essential plant oils n. esansiyel bitki yağları
Geology
essential mineral n. esas mineral
essential mineral n. elzem mineral
Military
essential cargo n. zaruri ikmal maddesi
essential supply n. zaruri hamule
essential cargo n. zaruri hamule
essential supply n. zaruri ikmal maddesi
combat essential repair part n. muharebe için gerekli onarım parçası
essential secrecy n. önemli gizlilik
essential supply n. esas ikmal maddesi
essential civilian supplies n. esas sivil ikmal malzemeleri
essential cargo n. esas ikmal maddesi
essential elements of information n. esas bilgi unsurları
mission-essential material n. görev için lüzumlu malzeme
essential training goals n. gerekli eğitim hedefleri
essential operational capability n. gerekli harekat kabiliyeti
minimum essential training requirements n. gerekli asgari eğitim ihtiyaçları
minimum essential equipment n. gerekli asgari malzeme
unit essential equipment n. birlik için zaruri teçhizat
navy-unique fleet essential aircraft n. donanmaya özel zaruri donanma hava aracı
essential care n. harekat alanı içerisinde göreve, birliklere ve koşullara bağlı olarak gereken yükümlülükler