patch - Turkish English Dictionary

patch

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

patch — Definition

Pronunciation (IPA):
(AmE /pætʃ/ – BrE /pætʃ/)
Part of speech:
İsim: patch (patches); Fiil: patch (patches – patched – patching)
Synonyms:
mend, repair
Antonyms:
tear, damage

Meanings of "patch" in Turkish English Dictionary : 80 result(s)

English Turkish
Common Usage
patch n. yama
The new patch removed the glitch from the software.
Yeni yama yazılımdaki hatayı ortadan kaldırdı.

More Sentences
General
patch n. leke
Or you may have white patches on only one side of your body.
Veya vücudunuzun yalnızca bir tarafında beyaz lekeler olabilir.

More Sentences
patch n. parça
He was lying down on a patch of grass in the park.
Parkta bir çim parçasının üzerine uzanmıştı.

More Sentences
patch n. bahçe
Nowadays, people are renting fruit and vegetable patches as a hobby.
Günümüzde insanlar hobi olarak meyve ve sebze bahçeleri kiralıyor.

More Sentences
patch n. bant
It is believed that most of the pirates wore eye patches.
Korsanların çoğunun göz bandı taktığına inanılıyor.

More Sentences
patch n. amblem
She sewed a patch of her favourite group on her jacket.
Ceketinin üzerine en sevdiği grubun bir amblemini dikti.

More Sentences
patch v. yama yapmak
My mother had to patch my pants.
Annem pantolonuma yama yapmak zorunda kaldı.

More Sentences
patch v. yamamak
We patched the hole in the floor.
Yerdeki deliği yamadık.

More Sentences
Computer
patch n. yama
The new patch removed the glitch from the software.
Yeni yama yazılımdaki hatayı ortadan kaldırdı.

More Sentences
patch v. yamamak
We patched the hole in the floor.
Yerdeki deliği yamadık.

More Sentences
Telecom
patch n. yama
The new patch removed the glitch from the software.
Yeni yama yazılımdaki hatayı ortadan kaldırdı.

More Sentences
Automotive
patch n. yama
The new patch removed the glitch from the software.
Yeni yama yazılımdaki hatayı ortadan kaldırdı.

More Sentences
Statistics
patch n. parça
He was lying down on a patch of grass in the park.
Parkta bir çim parçasının üzerine uzanmıştı.

More Sentences
Military
patch n. yama
The new patch removed the glitch from the software.
Yeni yama yazılımdaki hatayı ortadan kaldırdı.

More Sentences
General
patch n. plaster
patch n. arazi parçası
patch n. arsa
patch n. toprak parçası
patch n. benek
patch n. ek
patch n. herhangi bir malzemeden küçük bir parça
patch n. onarma
patch n. soytarı
patch n. dekoratif makyaj bandı
patch n. küçük toprak parçası
patch n. kıyafetlere dikilen kurum amblemi
patch n. maskara
patch n. takma ben
patch n. toprak mahsulü
patch n. dalkavuk
patch n. yara bandı
patch n. yetkilinin/kuruluşun sorumluluğundaki bölge
patch n. palyaço
patch n. cilt üzerinden emilen madde içeren disk
patch n. mıntıka
patch n. ahmak kimse
patch n. göz bandı
patch n. sersem kimse
patch n. göz yaması
patch n. budala kimse
patch n. yaralı göz üzerine takılan koruyucu
patch n. budala kimse
patch n. yaralı göz üzerine takılan koruyucu
patch n. görünümü bütünden farklı olan küçük toprak parçası
patch n. genelden farklı görünen küçük zemin
patch n. elbise yaması
patch n. elbiseye dikilen süs
patch n. elbiseye dikilen rozet
patch n. askeri üniformaya takılan amblem
patch n. askeri üniformaya takılan apolet
patch n. yüzen düzensiz küçük buz kütlesi
patch n. fok sürüsü
patch n. (tüfek mermisi tıkacı olarak kullanılan) yağlı veya nemli kumaş parçası
patch n. mermi çekirdeği üzerindeki sert metal kaplama
patch n. rengi veya yapısı diğer normal dokulardan ayrılan sınırlı vücut bölümü
patch n. baskı levhası bölümünün değiştirilmesi
patch n. eşit kimse
patch n. birbirine denk şey
patch n. karşılaştırılabilir bileşen
patch n. iletişim sistemindeki geçici bağlantı
patch n. bilgisayar sistemindeki geçici küçük düzeltme
patch n. bilgisayar sistemindeki geçici küçük değişiklik
patch n. avukat
patch n. gezen avukat
patch n. mermi yaması
patch v. yamalamak
patch v. eğreti bir şekilde tamir etmek
patch v. yama vurmak
patch v. yama yaparak birleştirmek
patch v. kırk yama modeli yapmak
patch N. küçük alan
Technical
patch n. herhangi bir malzemeden küçük bir parça
patch v. (bilgisayar programına) yama yapmak
patch v. geçici olarak bağlanmak
patch v. (mermiyi) yama ile kapatmak
patch v. (devre) yama kablosu ile bağlamak
patch v. geçici olarak bir iletişim sistemine bağlamak
Automotive
patch n. lastik temas alanı
Medical
patch v. eklemek
Hunting
patch n. namlu temizleme bezi

Meanings of "patch" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
bramble patch n. dikenlik
patch pocket n. dıştan cep
thorn patch n. dikenlik
vegetable patch n. sebze parçası
blackberry patch n. böğürtlenlik
patch cord n. ara kablo
vegetable patch n. sebze bahçesi
bald patch n. kel bölge/alan
interior patch n. iç yama
vegetable patch n. bostan
vegetable patch n. sebzelik
soul patch n. cücük sakal
cabbage patch doll n. lahana bebek
nicotine patch n. nikotin bandı
a bad patch n. zor zaman
patch ice n. deniz üzerinde yer alan buz birikintileri
patch [uk] n. sarkacın tek salınım hareketi
patch-up n. yama yapma
patch [dialect] n. huysuz kimse
a bad patch n. sıkıntılı zaman
patch [dialect] n. geçimsiz kimse
patch [uk] n. dönem
patch-up n. onarma
patch [uk] n. süre
patch [uk] n. müddet
patch [uk] n. periyot
patch together v. tamir etmek
patch something up v. bir şeyi eğreti bir şekilde tamir etmek
patch someone up v. birinin yaralarını tedavi etmek
patch something together v. bir şeyi eğreti bir şekilde tamir etmek
patch up v. onarmak
put a patch on v. yama vurmak
go through a difficult patch v. çok çile çekmek
put a patch v. yama vurmak
patch up v. birleştirmek
patch things up v. aradaki anlaşmazlığı gidermek
patch carpet v. halı yamamak
patch up v. anlaşmaya varmak
patch up v. mutabık kalmak
patch up v. anlaşmak
a patch of adj. ufak bir parça
patch-up adj. yama yapılmış
patch-up adj. yamalı
Phrasals
patch up v. çözümlemek
patch up v. onarmak
patch up v. ortadan kaldırmak
patch someone through v. (telefon/radyo programı) bağlamak
patch together v. apar topar bir şey uydurmak
patch together v. hızlıca kafada bir şey kurmak
patch together v. farklı parçaları bir araya getirerek bir şey yapmak
patch together v. farklı parçalardan bir şey oluşturmak
patch together v. şipşak kafasında bir şey kurmak
patch together v. acilen kafada bir şey tasarlamak
Colloquial
oil patch n. doğal gaz sanayii
oil patch n. doğal gaz endüstrisi
oil patch n. petrol sanayii
oil patch n. yağ üreten bir bölge
oil patch n. petrol endüstrisi
oil patch n. yağ üreticisi olan bir bölge
patch [australia] n. motorsiklet kulübü sembolü
patch [australia] n. motorsiklet çetesi sembolü
patch a pair of jeans v. pantolon yamamak
Idioms
cross-patch n. ters adam
cross-patch n. huysuz kimse
rough patch n. zor ve problemli dönem
a lonely little petunia in an onion patch n. bataklıktaki çiçek
a lean patch n. kötü bir dönem
a purple patch n. bir kompozisyondaki abartılı/karmaşık bölüm
purple patch n. bir kompozisyondaki abartılı/karmaşık bölüm
a lean patch n. başarısızlıklarla dolu dönem
a lonely little petunia in an onion patch n. bir ortamda sırıtma
a purple patch n. tutarsız yazı
purple patch n. tutarsız yazı
purple patch n. talihli dönem
a lonely little petunia in an onion patch n. ait hissetmediğin yerde bulunma
purple patch n. şanslı dönem
a lonely little petunia in an onion patch n. bir ortama yakışmama
a lonely little petunia in an onion patch n. kel alaka olma
a rough patch n. can sıkıcı bir dönem
a rough patch n. zor bir dönem
a rough patch n. problemli bir dönem
a rough patch n. sıkıntılı bir dönem
go through a bad patch v. talihi ters gitmek
go through a bad patch v. başına bir iş gelmek
not be a patch on someone v. tırnağı bile olamamak
strike a bad patch v. başı dara düşmek
hit a bad patch v. çıkmaza girmek
patch a quarrel up v. (tartışan/kavga eden tarafları) barıştırmak
patch a quarrel up v. kavgaya son vermek
patch someone up v. yarasını tedavi etmek
patch someone up v. düzeltmek
patch someone up v. ayaküstü tedavi etmek
patch someone up v. iyileştirmek
patch someone up v. ayakta tedavi etmek/uygulamak
patch someone up v. (hastaya) ilk müdahaleyi yapmak
go through/hit a sticky patch v. tatsız/zor zamanlar yaşamak
go through/hit a sticky patch v. dara/sıkıntıya düşmek
hit a sticky patch v. sıkıntılı/zor bir dönem geçiriyor olmak
hit a sticky patch v. sıkıntılı/zor bir dönemde olmak
hit a sticky patch v. sıkıntı çekmek
hit a sticky patch v. güç bir dönemde olmak
go through/hit a sticky patch v. güç bir dönem geçiriyor olmak
hit a sticky patch v. yokluk/cefa çekmek
hit a sticky patch v. tatsız/zor zamanlar yaşamak
go through/hit a sticky patch v. sıkıntılı/zor bir dönemde olmak
hit a sticky patch v. zorluk/güçlük çekmek
go through/hit a sticky patch v. güç bir dönemde olmak
go through/hit a sticky patch v. zorluk/güçlük çekmek
hit a sticky patch v. dara/sıkıntıya düşmek
go through/hit a sticky patch v. yokluk/cefa çekmek
hit a sticky patch v. güç bir dönem geçiriyor olmak
hit a sticky patch v. berbat bir döneme girmek
go through/hit a sticky patch v. tatsızlık/zorluk yaşamak
go through/hit a sticky patch v. tatsız/zorlu bir döneme girmek
go through/hit a sticky patch v. sıkıntılı/zor bir dönem geçiriyor olmak
go through/hit a sticky patch v. berbat bir döneme girmek
go through/hit a sticky patch v. sıkıntı çekmek
hit a sticky patch v. tatsızlık/zorluk yaşamak
hit a sticky patch v. tatsız/zorlu bir döneme girmek
go through a rough patch v. can sıkıcı bir dönem geçirmek
go through a lean patch v. çöküş dönemi yaşamak
go through a rough patch v. zor bir dönem geçirmek
go through a lean patch v. gerileme dönemi yaşamak
go through a lean patch v. kötü bir dönemden geçmek
go through a lean patch v. başarısızlıklarla dolu bir önem yaşamak
go through a rough patch v. problemli bir dönem geçirmek
go through a rough patch v. zor bir dönemden geçmek
go through a lean patch v. kötü bir dönem yaşamak
go through a rough patch v. sıkıntılı bir dönem geçirmek
go through a rough patch v. problemli bir dönem yaşamak
go through a sticky patch v. sıkıntılı bir dönem geçirmek
go through a rough patch v. sıkıntılı bir dönem yaşamak
go through a sticky patch v. zor bir dönem geçirmek
go through a bad/sticky patch v. zor bir dönemden geçmek
hit a bad/sticky patch v. zor bir döneme girmek
go through a rough patch v. problemli bir dönemden geçmek
go through a rough patch v. can sıkıcı bir dönemden geçmek
go through a sticky patch v. problemli bir dönem geçirmek
go through a rough patch v. can sıkıcı bir dönem yaşamak
go through a rough patch v. zor bir dönem yaşamak
go through a rough patch v. sıkıntılı bir dönemden geçmek
go through a bad/sticky patch v. zor bir dönemde olmak
go through a sticky patch v. can sıkıcı bir dönem geçirmek
have a lean patch v. düşüş döneminde olmak
have a lean patch v. başarısız bir dönemde olmak
have a lean patch v. performansının düşük olduğu bir dönemde olmak
have a lean patch v. kötü bir dönemde olmak
have a lean patch v. kötü bir dönem geçirmek
have a lean patch v. başarısız bir dönem geçirmek
have a rough patch v. sorunlu bir dönem geçirmek