spring - Turco Inglés Diccionario

spring

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

spring — Definition

Significado:
bahar, fırlamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /sprɪŋ/ – BrE /sprɪŋ/)
Categoría gramatical:
İsim: spring (springs); Fiil: spring (springs – sprang/sprung – springing)

Significados de "spring" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
spring n. ilkbahar
The second point is an evaluation and a political direction at the spring European Councils.
İkinci nokta ise ilkbahar Avrupa Konseylerinde bir değerlendirme ve siyasi bir yönelimdir.

More Sentences
spring n. bahar
We first met in the spring of 1999.
İlk kez 1999 baharında tanıştık.

More Sentences
spring n. kaynak
Fortunately, they found fresh spring water nearby.
Neyse ki yakınlarda tatlı kaynak suyu bulmuşlar.

More Sentences
spring n. yay
The old couch had springs sticking out of it.
Eski kanepenin yayları yerinden çıkmıştı.

More Sentences
spring n. memba
spring adj. yaylı
General
spring n. sıçrayış
He reached the fruit with a single spring.
Tek bir sıçrayışla meyveye ulaştı.

More Sentences
spring n. yaylanma
This bed has a better spring than that one.
Bu yatağın yaylanması şununkinden daha iyi.

More Sentences
spring n. kaynak
Fortunately, they found fresh spring water nearby.
Neyse ki yakınlarda tatlı kaynak suyu bulmuşlar.

More Sentences
spring n. pınar
But a spring rose out of the earth, watering all the surface of the earth.
Ama topraktan bir pınar fışkırdı ve yeryüzünün her yanını suladı.

More Sentences
spring n. bahar
We first met in the spring of 1999.
İlk kez 1999 baharında tanıştık.

More Sentences
spring n. ilkbahar
The second point is an evaluation and a political direction at the spring European Councils.
İkinci nokta ise ilkbahar Avrupa Konseylerinde bir değerlendirme ve siyasi bir yönelimdir.

More Sentences
spring n. yay
The old couch had springs sticking out of it.
Eski kanepenin yayları yerinden çıkmıştı.

More Sentences
spring v. gelmek
The issue that springs to mind is that of employment, which is currently in the limelight of the Brussels bureaucracy.
Akla ilk gelen konu, şu anda Brüksel bürokrasisinin ilgi odağında olan istihdam konusudur.

More Sentences
spring v. ortaya çıkmak (bir his)
This is rather strange, for leaks in the new system can be sprung in precisely those areas.
Bu oldukça garip, çünkü yeni sistemdeki sızıntılar tam da bu alanlarda ortaya çıkabilir.

More Sentences
spring v. fırlamak
Jill sprung out of the chair and ran to the phone.
Jill sandalyeden fırlayarak telefona koştu.

More Sentences
spring v. çıkmak
Weeds sprang up in the garden.
Bahçede yabani otlar çıktı.

More Sentences
spring v. fırlamak
Jill sprung out of the chair and ran to the phone.
Jill sandalyeden fırlayarak telefona koştu.

More Sentences
Technical
spring n. yay
The old couch had springs sticking out of it.
Eski kanepenin yayları yerinden çıkmıştı.

More Sentences
Automotive
spring n. yay
The old couch had springs sticking out of it.
Eski kanepenin yayları yerinden çıkmıştı.

More Sentences
Gastronomy
spring n. ilkbahar
The second point is an evaluation and a political direction at the spring European Councils.
İkinci nokta ise ilkbahar Avrupa Konseylerinde bir değerlendirme ve siyasi bir yönelimdir.

More Sentences
Meteorology
spring n. ilkbahar
The second point is an evaluation and a political direction at the spring European Councils.
İkinci nokta ise ilkbahar Avrupa Konseylerinde bir değerlendirme ve siyasi bir yönelimdir.

More Sentences
General
spring n. esneklik
spring n. hamle
spring n. eşme
spring n. başlangıç
spring n. atlama
spring n. göze
spring n. ilkyaz
spring n. sıçrama
spring n. menşe
spring n. kaynarca
spring n. canlılık
spring n. çatlama
spring n. köken
spring n. su kaynağı
spring n. eğilme
spring n. bulak
spring n. göz
spring n. çatlak
spring n. fırlama
spring n. esneme
spring n. elastikiyet
spring n. doğal su kaynağı
spring n. ilkbahar mevsimi
spring n. bahar gelgiti
spring n. yüksek gelgit
spring n. alçak gelgit
spring n. elastik cihaz
spring n. şeklini koruyan nesne
spring n. borulu yay
spring n. icra yayı
spring n. yay gibi gerilen kimse
spring n. gergin kimse
spring n. yaylı ayakkabı
spring n. yaylı tabanlı ayakkabı
spring n. (ayakkabı) ön yüzün kesilmesi sonucu topuk bölümünde gerilme
spring n. ilkbaharda yüzülen kürk/post
spring n. kement
spring n. bağlantı
spring n. bağ
spring n. ilmik
spring v. çarpıtmak
spring v. çatlamak
spring v. pat diye söylemek
spring v. birdenbire açmak
spring v. ortaya çıkmak
spring v. belirmek
spring v. bükmek
spring v. patlamak
spring v. fırlatmak
spring v. ödemek
spring v. birdenbire kapanmak
spring v. şafak sökmek
spring v. burkmak
spring v. çarpılmak
spring v. çatlatmak
spring v. yay gibi fırlamak
spring v. yükselmek
spring v. eğmek
spring v. çarpmak
spring v. sıçramak
spring v. birden çıkmak
spring v. patlatmak
spring v. sürmek
spring v. birdenbire kapatmak
spring v. tahliye ettirmek
spring v. doğmak
spring v. kalgımak
spring v. sökmek (şafak)
spring v. çıtlatmak
spring v. bükülmek
spring v. kaynaklanmak
spring v. yaylanmak
spring v. esnemek
spring v. atlamak
spring v. eğilmek
spring v. birdenbire açılmak
spring v. infilak etmek
spring v. akmak
spring v. akıp gitmek
spring v. çağlamak
spring v. sıçramak
spring v. aniden başlamak
spring v. saklandığı yerden çıkarmak
spring v. topraktan çıkarmak
spring v. ürkütüp uçurmak
spring v. korkutup kaçırmak
spring v. elden kaçırmak
spring v. dörtnala koşturmak
spring v. sızdırmak
spring v. akıtmak
spring v. (sondaj deliğini) genişletmek
spring v. aniden çalıştırmak
spring adj. esnek
spring adj. sustalı
spring adj. bahar mevsimine özgü
spring adj. bahar mevsimi ile ilgili
spring adj. bahar mevsimine ait
spring adj. bahar mevsimine uygun
spring adj. mekanik yaylı
spring adj. mekanik yay tabanlı
Irregular Verb
spring v. sprang/sprung - sprung
Colloquial
spring v. (parasal) kaynak oluşturmak
spring v. ödemek
Technical
spring n. piyano yayı
spring n. salgı
spring n. yaprak yay
Architecture
spring n. kemer üzengi yüzeyi
spring n. kemer üzengi sathı
spring n. kemer yükseklik açısı
spring v. (tonoz veya kemer) impost başlıktan kavislenerek yükselmek
Automotive
spring n. helezon
spring n. makas
Marine
spring n. kereste çatlağı
spring n. pürmeçe
spring n. seren iğrilmesi
spring n. seren çatlağı
spring v. armuz açmak
Dentistry
spring n. zemberek
Biology
spring n. göze
Botanic
spring v. (bitki) büyümek
spring v. (bitki) yetişmek
spring v. (bitki) gelişmek
Geography
spring n. çırçır
spring n. teksas eyaletinde şehir
Archaic
spring n. şafak
spring n. seher vakti
spring n. aydınlanma
Entomology
spring n. (sıçrar kuyruklularda) sıçrama çatalı

Significados de "spring" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
hot spring n. kaplıca
General
spring water n. kaynak suyu
spring water n. pınar suyu
closing spring n. kapama yayı
laminated spring n. yaprak yay
mineral spring n. içme
liquid spring suspension n. hidrolik yaylı süspansiyon
spring equinox n. bahar noktası
spring bearing n. yaylı yatak
lower contact spring n. alt kontak yayı
thermal spring n. kaplıca
artesian spring n. artezyen kaynağı
longitudinal spring n. boyuna yay
thermal spring n. sıcak kaynarca
thermal spring n. kaynarca
hot spring n. akarca
volute spring n. yay
liquid spring n. hidrolik yay
natural spring water n. doğal kaynak suyu
spring onion n. yeşil soğan
spring storm n. turnageçidi
holy spring of orthodox greeks n. ayazma
spiral spring n. olgunluk
watch spring n. saat zembereği
leaf spring n. yaprak yay
spring mattress n. somya
bimetallic spring n. bimetalik yay
locking spring n. tespit yayı
clutch thrust spring n. kavrama yayı
hot spring n. çermik
hot spring n. sıcak kaplıca
coil spring n. zemberek
hot spring n. ılıca
thermal spring n. akarca
spring water n. memba suyu
spring cleaning n. bahar temizliği
spring fest n. bahar şenliği
hot spring n. kaynarca
driving spring n. zemberek
spring mattress n. yaylı yatak
coil spring n. yay
spring tide n. coşku
helical spring n. spiral yay
spring hook n. sustalı kanca
spring fatigue n. bahar yorgunluğu
spring fever n. baharın gelmesi ile hissedilen heyecan
spring board n. sıçrama tahtası
spring board n. tramplen
spring board n. atlama tahtası
traditional spring festivals n. geleneksel bahar şenlikleri
old-turkish celebration of spring n. hıdrellez
spring-clean n. bahar temizliği
well-spring n. kaynak
spring insulator n. yay izolatör
spring months n. ilkbahar ayları
natural water spring n. doğal su kaynağı
the coming of spring n. baharın gelişi
mineral water spring n. maden suyu kaynağı
thermal spring n. termal kaynak
spring festival n. bahar şenliği
spring festival n. bahar festivali
season of spring n. ilkbahar mevsimi
pasture spring n. mera/otlak/yayla vb yerlerde yerden çıkan (temiz) su kaynağı
spring house n. eskiden (buzdolabının icadından önce) derelerin üstüne inşa edilen yapı
hot sulphur spring n. sıcak sülfür kaynağı
spring rain n. bahar yağmuru
spring bunny n. paskalya tavşanı
spring weather n. bahar havası
spring supplying drinking water n. içme suyu sağlayan kaynak
box spring n. baza
spring gun n. yaylı tüfek
early spring n. erken bahar
spring flowers n. bahar çiçekleri
spring flower n. bahar çiçeği
spring showers n. ilkbahar yağmurları
c spring n. c yayı
c spring n. c şeklinde yay
spring cart n. yaylı araba
spring cart n. eski ingiltere'de hafif yolcu arabası
natural spring n. doğal kaynak
spring buds n. bahar tomurcukları
vintage spring n. şarap çeşmesi
latter spring n. ilkbaharın son kısmı
spring keeper n. yay koruyucu
spring corn n. tekrarlayan eriyip donma ile meydana gelen yuvarlak kar kristalleri
spring snow n. taneli kar
spring corn n. taneli kar
spring snow n. tekrarlayan eriyip donma ile meydana gelen yuvarlak kar kristalleri
spring beauty n. kırmızının mora çalan canlı bir tonu
spring rye n. bahar mevsiminde ekilen çavdar
spring wagon n. üstü açık hafif bir at arabası çeşidi
spring-cleaning n. bahar temizliği
spring-cleaning n. detaylı temizlik
sulfur spring n. suları sülfür bileşiği içeren kaynak
spring from v. doğmak (belirli bir aileden/sınıftan)
spring up v. sıçramak
spring from v. gelmek
spring from v. fışkırmak
spring up v. birdenbire meydana gelmek
spring towards the door v. kapıya fırlamak
spring up v. bitmek (bitki)
spring to one's feet v. ayağa fırlamak
rock as tough on a spring v. yaylanmak
spring over v. sıçrayarak aşmak (bir engeli)
spring a leak v. işemek
spring over v. bir sıçrayışta (bir şeyin) üstünden geçmek
spring across v. sıçrayarak aşmak (bir engeli)
spring from v. çıkmak
spring on v. pat diye söyleyivermek
spring up v. peyda olmak
spring across v. bir sıçrayışta (bir şeyin) üstünden geçmek
spring up v. türemek
spring up v. esmeye başlamak (rüzgar)
spring a leak v. akmaya başlamak
spring from v. -den gelmek
spring from v. -den kaynaklanmak
spring-clean v. bahar temizliği yapmak
herald the coming of spring v. baharın gelişini müjdelemek
spring ahead v. saatleri geri almak
spring forward v. saatleri ileri almak
spring out v. fışkırmak
spring a rattle v. çıngırak çalmak
having a spring clip adj. klipsli
full of the joys of spring adj. coşku dolu
full of the joys of spring adj. mutluluktan uçacak gibi
in the spring adv. ilkbaharda
spg (spring) abrev. ilkbahar
Phrasals
spring out v. aniden çıkmak
spring out v. birden ortaya çıkmak
spring out of something v. -den zıplamak
spring out at v. üstüne zıplamak
spring at someone v. birinin üzerine atlamak
spring forth v. ortaya çıkmak
spring from something v. bir şeyden kaynaklanmak
spring forth v. pat diye önüne çıkmak
spring on v. sıçramak
spring at v. ileri doğru atlamak
spring in v. dalmak
spring on v. acele etmek
spring in v. paldır küldür girmek
spring at v. sıçrayarak ulaşmaya çalışmak
spring on v. saldırmak
spring on v. tecavüz etmek
spring on v. ırza geçmek
spring forth v. birden dışarı dökülmek
spring forth v. taşmak
spring forth v. birden çıkmak
spring forth v. dışarı püskürmek
spring forth v. dışarı fışkırmak
spring forth v. bol bol akmak