-yerine - Turco Inglés Diccionario

-yerine

Significados de "-yerine" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Idioms
-yerine a kind of (something) expr.

Significados de "-yerine" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yerine geçen kimse substitute n.
yerine koyma substitution n.
yeni yerine geçmek relocate v.
yerine geçmek replace v.
yerine getirmek carry out v.
yerine oturtmak (kırık) reduce v.
yerine getirmek (plan vb'ni) implement v.
yerine geçmek substitute v.
yerine geçirmek substitute v.
yerine koymak replace v.
yerine getirmek perform v.
yerine getirmek fulfil v.
yerine getirmek fulfill v.
yerine getirilmiş fulfilled adj.
yerine instead adv.
yerine instead of prep.
General
aslının yerine geçen şey ersatz n.
yerine geçen kimse supply n.
yerine getiren exerciser n.
birinin yerine yazan ghostwriter n.
yerine geçme substitution n.
yerine getirme completion n.
birinin yerine çalışan locum tenens n.
yerine getirme performance n.
adam yerine koymama durumu disrespectfulness n.
yerine name n.
yerine getirme prosecution n.
başkasının yerine geçirilen kimse substitute n.
yerine getiren kimse performer n.
yerine geçme displacement n.
yerine getirme (görevi) discharge n.
yerine getirme (bir adeti) observance of n.
birinin yerine çalışan locum n.
yerine koyma implantation n.
yerine koyma substituting n.
tek bir iş yapma (birçok alan veya iş yerine) specialization n.
yerine getirmeme violation n.
demiryollarında, renkli ışıklar yerine kol hareketinden yararlanan işaret semaphore n.
yerine geçme prevailing n.
başkasının yerine kullanılan (şey) surrogate n.
yerine getirme exercising n.
başkasının yerine geçen kimse (geçici bir süre için) substitute n.
kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz söyleyen euphemist n.
yerine koyma taxis n.
yerine koyma substitute n.
yerine getirilmesi fulfillment of n.
başkasının yerine geçebilen kimse alternate n.
yerine kullanma (geçici bir süre için) substitution n.
yerine getirme exercise n.
bir şeyin satın alınmasında para yerine geçen belge token n.
yerine behalf n.
yerine geçen kimse surrogate n.
belirli bir tarifeye uymak yerine düzenli aralıklarla çalışan sefer shuttle service n.
yerine getirme pursuance n.
yerine getirme effecting n.
başkasının yerine bakan supply n.
derebeylik devrinde şövalyelerden askerlik hizmeti yerine alınan vergi escuage n.
gösteri veya konser vb yerine ilerisi için verilen bilet rain check n.
yerine getirmeme nonperformance n.
yerine getirme effectuation n.
yerine koyma substitution n.
birinin yerine yazan ghost writer n.
sistemin yerine getirmesi şart olan işlemler critical system function n.
yerine getirme fulfillment n.
yerine zamir gelen isim antecedent n.
tek bir alanda çalışma (birçok alan veya iş yerine) specialization n.
yerine koyma bestowal n.
yerine getiren enforcer n.
yerine geçme supersedence n.
yerine getirmeme (bir yükümlülüğü) default n.
yerine getirmeme inobservance n.
yerine getirme implement n.
yerine getirme (vaat) redemption n.
yerine geçen kimse incomer n.
bilbord reklamının yerine yerleştirilmesi posting n.
yerine getirme administration n.
güney afrika yerlilerinin mızrak veya ok yerine kullandıkları topuzlu değnek knobkerrie n.
yerine getirme acquittal n.
yerine getirme execution n.
arife gecesi yerine getirilen ibadetler vigils n.
yerine çalıştırma (geçici bir süre için) substitution n.
yerine gelme effectuation n.
adam yerine koymama slight n.
özellikle tahta bir kutu içinde çapa yerine denize atılan büyükçe taş killick n.
günah çıkarma ve papazın önerdiği kefareti yerine getirme penance n.
yangın yerine dönmüş a complete mess n.
yerine getirme fulfilment n.
başka bir şeyin yerine kullanılabilen şey substitute n.
yükümlülüğünü yerine getirmeme default n.
yerine getirme consummation n.
yerine geçen kimse replacement n.
yerine konabilirlik substitutability n.
yerine getirme effectuating n.
yükseltileri basit çizgiler yerine farklı renklerle gösteren harita relief map n.
zar yerine deniz kabukları kullanılarak oynanan bir şans oyunu props n.
yerine gelme countercoil n.
yerine getirme implementation n.
şövalyelerden askerlik yerine alınan vergi scutage n.
yerine getirme countercoil n.
yerine geçen successor n.
yerine getirme keeping n.
yemin yerine geçen söz affirmation n.
yerine getirme discharge n.
yerine getirmeme nonfulfilment n.
yerine getirmeme nonfulfillment n.
yerine getirmeme nonconsummation n.
pul yerine basılan damga indicium n.
yerine getireme inexecution n.
yerine oturtma seating n.
vasiyet hükümlerini müştereken yerine getiren kişi veya kurum coexecutor n.
yerine koyma laying n.
yerine getirmeme breach n.
yerine koyma replacement n.
tekrar yerine oturtma reseating n.
yerine koyma reset n.
vasiyet hükümlerini yerine getiren kimse executor n.
tasarım olarak bisiklete benzeyen ancak tekerlek yerine kayakları olan araç ski-bob n.
yerine getirmeme non-performance n.
başkasının yerine geçmeye backup n.
vasiyeti yerine getiren executor n.
yerine getirme observance n.
yerine koyma placement n.
yerine koyma placing n.
yerine geçme succession n.
bir şeyin yerine başka bir şeyi koyma replacement n.
eski yerine bırakma replacement n.
kabala' da kehanette bulunmaya yarayan sayılar elde etmek için harflerin yerine onlara denk düşen sayılar koyma gematria n.
yerine getirme garantisi fulfilment guarantee n.
yerine koyulması gereken miktar top-up n.
(bir talebi) yerine getirme satisfaction n.
(dalga geçmek veya karşıdakine katılmama gibi durumları ifade etmek veya konuşmanın bir yerine dikkat çekmek için) ellerle havada yapılan tırnak işareti air quote n.
sahne yerine müşterinin masasında yapılan erotik dans bartop dancing n.
sahne yerine müşterinin masasında yapılan erotik dans table dance n.
(başka bir şeyin) yerine geçen placeholder n.
olay yerine varıldığında/veya hastaneye getirildiğinde hastanın/yaralının çoktan yaşamını yitirdiğini belirten bir kısaltma doa (dead on arrival) n.
paraşütle yangın yerine atlayan itfaiyeci smokejumper n.
paraşütle yangın yerine atlayan itfaiyeci smoke-jumper n.
iş yerinde veya iş yerine yakın bir tesiste yapılan bakım on-site daycare n.
birinin yerine yazan ghost-writer n.
yerine getirmeme non-fulfilment n.
tek bir iş yapma (birçok alan veya iş yerine) specialisation n.
tek bir alanda çalışma (birçok alan veya iş yerine) specialisation n.
belli bir görevi yerine getirmek için gerekli beceriler skillset n.
hayal gücüne dayanarak kendimizi başkasının yerine koyabilme yeteneği ability to put ourselves imaginatively in another’s place n.
ürün adı yerine marka isminin geçmesi generification n.
yerine getirilmemiş zorunluluk unfulfilled necessity n.
yerine getirme niyeti intention of fullfilling n.
başkasının yerine utanma secondhand embarrassment n.
stil yerine verimlilik efficiency over style n.
zor bir görevi yerine getirmek için kurulmuş ekip hit squad n.