Balance - Turco Inglés Diccionario

Balance

Significados de "Balance" en diccionario turco inglés : 117 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
balance n. bakiye
balance n. denge
balance v. dengede tutmak
balance v. dengelemek
General
balance n. balans
balance n. ruhsal denge
balance n. denklik
balance n. uyum
balance n. dengelilik
balance n. denklem
balance n. tartı
balance n. muvazene
balance n. terazi
balance n. denge
balance n. dengeleme
balance n. kalan tutar
balance n. kalıntı
balance n. kuvvet
balance n. uyum
balance n. ahenk
balance n. arta kalan şey
balance n. bir tarafın diğer tarafa göre üstünlüğü
balance n. tutar
balance v. denkleştirmek
balance v. salınmak
balance v. tartmak
balance v. düşünmek
balance v. dengelenmek
balance v. denklemek
balance v. denk gelmek
balance v. karşılaştırmak
balance v. inip çıkmak
balance v. denk olmak
balance v. dengeli olmak
balance v. eşitlenmek
balance v. dalgalanmak
balance v. dengeyi sağlamak
balance v. denge kurmak
balance v. dengeyi kurmak
balance v. dengede durmak
balance v. ölçüp biçmek
balance v. takdir etmek
balance v. göz önüne almak
balance v. ağır basmak
balance v. denge sağlamak
balance v. dengede tutmak
balance v. denge sağlamak
balance v. eşit olmak
balance v. eşit gelmek
balance v. (dansta) eşine ayak uymak
balance v. (dansta) eşi ile uyumlu hareket etmek
balance v. tereddüt etmek
balance v. karar verememek
balance v. telafi etmek
balance v. dar veya sağlam olmayan bir yüzeye koymak
balance v. dar veya sağlam olmayan bir yüzeye yerleştirilmek
balance v. dans ederken dengesini korumak
Trade/Economic
balance n. artık
balance n. bakiye
balance n. bilanço
balance n. denklem
balance n. denge
balance n. eşitlik
balance n. hesap
balance n. hesap bakiyesi
balance n. kalıntı
balance n. kalan
balance n. müsavat
balance n. muvazene
balance n. muadele
balance n. mizan
balance v. borç alacağı eşitlemek
balance v. muvazene etmek
balance v. tartmak
balance v. borcunu ödeyerek hesabı kapatmak
Law
balance n. bakiye
balance n. muvazene
Politics
balance n. bakiye
Insurance
balance n. bakiye
Technical
balance n. ağırlık merkezi
balance n. denge tartı
balance n. terazi
balance n. denge çarkı
balance n. karşılaştırma yapma
balance n. denge çarkı
balance n. (stereofonik ses sisteminde) iki hoparlörün karşılıklı ses yüksekliği
balance v. dengelemek
balance v. eşit hale getirmek
Computer
balance n. kalıntı
balance n. kalan
balance expr. dengele
Automotive
balance n. balans
Aeronautic
balance n. terazileme
Psychology
balance n. denge duyusu
balance n. duygusal denge
balance n. kafa rahatlığı
balance n. sağduyu
balance n. aklıselimlik
balance n. ölçülülük
Food Engineering
balance n. bilanço
balance n. denklik
balance n. terazi
Math
balance n. şeklin veya ilişkinin bir özelliği
balance n. şeklin bölme çizgisinin karşı tarafındaki bire bir yansıması
Physics
balance n. (kısaca) yaylı terazi
Chemistry
balance n. kimyasal denge
Marine Biology
balance n. tartım aracı
balance n. tartaç
Astronomy
balance n. terazi
Astrology
balance n. terazi burcundan kimse
Literature
balance n. tenasüp
Sport
balance n. denge
Card
balance v. briçte rakip ellerinin zayıf olması nedeniyle partnerinin elinin güçlü olduğunu varsayarak deklarasyon yapmak
Art
balance n. sanatsal çalışmadaki bileşenlerin uyumla bir araya gelmesi
balance v. dans partnerine doğru ileri ve geri hareket etmek
balancé adj. balede ağırlık bir ayaktan diğerine doğru geçmiş halde
Archaic
balance n. karar verme gücü

Significados de "Balance" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
out of balance adj. dengesiz
General
sense of balance n. denge anlayışı
cash balance n. kasa mevcudu
arm of balance n. terazi kolu
balance arm n. terazi kolu
colour balance n. renk dengesi
scale of a balance n. kefe
balance of power n. uluslararası ilişkilerde kuvvetler dengesi
shell momentum balance n. kabuk kütle itkisi denkliği
ecological balance n. ekolojik denge
balance of a debt n. borç bakiyesi
trade balance n. ticaret dengesi
economic balance n. ekonomik denge
temporary balance sheet n. geçici bilanço
hydric balance n. su dengesi
balance of power n. gücün dengesi
psychological balance n. ruhsal denge
wheel balance n. balans ayarı
balance of trade n. dış ticaret dengesi
platform balance n. baskül
mass balance n. kütle dengesi
electronic balance n. elektronik terazi
earth pressure balance shield n. zemin basıncını dengeleme kalkanı
balance of power n. güçler dengesi
remaining balance n. bakiye
natural balance n. doğal denge
mental balance n. akli denge
cash balance n. ankes
mass balance n. kütle balansı
balance sheets n. bilanço
cash balance sheet n. kasa bilançosu
balance of trade n. ithalat ve ihracat arasındaki değer farkı
libra the balance n. terazi dengesi
counter balance n. karşılık
balance due n. bakiye
balance of power n. güç dengesi
hormone balance n. hormon dengesi
balance of nature n. doğanın dengesi
balance of forces n. güçler dengesi
sense of balance n. denge hissi
assay balance n. hassas terazi
total balance available n. kullanılabilir toplam bakiye
dynamic balance programs n. dinamik denge programları
bid-redemption balance n. ihale-itfa farkı
balance-sheet n. bilanço
balance sheet basis n. bilanço esası
balance board n. denge tahtası
body balance n. vücut dengesi
balance of the system n. sistemin dengesi
weighing balance n. ölçüm/ağırlık terazisi
work life balance n. iş yaşam dengesi
work-life balance n. iş yaşam dengesi
material and energy balance n. madde/malzeme ve enerji dengesi
payable balance n. ödenecek bakiye
balance amount n. bakiye tutarı
a delicate balance n. hassas denge
state of balance n. denge durumu
current account balance n. cari hesap bakiyesi
state of balance n. denge durumu
precarious balance n. istikrarsız denge
balance staff n. (saat) denge çarkında bulunan döner mil
balance routine n. jimnastik denge rutini
strike a balance v. uzlaşmak
balance a tire v. lastiğin balans ayarını yapmak
hang in the balance v. muallakta olmak
keep one's balance v. dengesini korumak
hang in the balance v. nazik bir durumda olmak
throw someone off balance v. birinin dengesini kaybetmesine sebep olmak
throw someone off balance v. birini şaşırtmak
lose mental balance v. şirazeden çıkmak
tilt the balance v. bir şey başka bir şeyin sonucunu etkilemek
lose one's balance v. dengesini kaybetmek
hang in the balance v. karara bağlanmamış olmak
keep one's balance v. dengesini kaybetmemek
lose mental balance v. akıl dengesini kaybetmek
make up a balance sheet v. bilanço düzenlemek
hang in the balance v. tehlikede olmak
keep one's balance v. kendine hakim olmak
swing the balance v. dengeyi döndürmek
strike a balance v. anlaşmaya varmak
lose the balance v. dengeyi kaybetmek
lose the balance v. dengeyi yitirmek
bring into balance v. dengeyi sağlamak
stand in balance v. dengede durmak
pay off the balance v. bakiyeyi kapatmak
find the balance v. dengeyi bulmak
find the balance v. denge bulmak
show in the balance sheet v. bilançoda göstermek
disturb the balance of the nature v. doğanın dengesini bozmak
upset the natural balance v. doğal dengeyi bozmak
upset the balance of the nature v. doğanın dengesini bozmak
disturb natural balance v. doğal dengeyi bozmak
upset the nature's balance v. doğanın dengesini bozmak
create balance v. denge yaratmak
lose one's balance v. dengesini yitirmek
keep one's balance v. dengesini bulmak
lose one's balance and fall v. dengesini kaybedip düşmek
balance the flow of energy v. enerji akışını dengelemek
achieve the balance v. dengeyi yakalamak
destroy the balance of nature v. doğanın dengesini bozmak
protect/pursue the balance between v. arasındaki dengeyi gözetmek
balance between v. denge kurmak
keep the balance v. dengeyi korumak
maintain the balance v. dengeyi korumak
balance between v. dengeyi kurmak
stay in balance v. dengede durmak
redress the balance v. denge sağlamak
redress the balance v. denge kurmak
strike the necessary balance v. gerekli dengeyi bulmak
balance your weight v. kiloyu korumak
balance your weight v. kiloyu dengede tutmak
disrupt the world's balance v. dünyanın dengesini bozmak
disrupt the balance of the world v. dünyanın dengesini bozmak
lay in balance v. rehin olarak bırakmak
strike a balance v. hesaptaki gelir ve gider durumunu karşılaştırmak
lay in balance v. ipotek etmek
out of balance adj. balanssız
out of balance adj. dengesiz
in the balance adj. karara bağlanmamış
off balance adj. sabit olmayan
off balance adj. dengede olmayan
out-of-balance adj. düzensiz
off-balance adj. sabit olmayan
off-balance adj. dengede olmayan
off-balance adj. dengesiz
out-of-balance adj. dengesiz
out of balance adj. denksiz
off-balance adj. şaşırmış
off-balance adj. kafası karışık
off-balance adj. şaşkın
off-balance adj. üzgün
in balance adj. kaderi yazılmak üzere olan
off-balance adj. üzücü
on a balance of probabilities adv. olasılıklar ışığında
on a balance of probabilities adv. muhtemelen
Phrasals
balance (something) with (something else) v. (bir şeyi başka bir şeyle) karşılamak
balance (something) with (something else) v. (bir şeyi başka bir şeyle) telafi etmek
balance (something) with (something else) v. (bir şeyi başka bir şeyle) dengelemek/eşitlemek/nötrlemek
balance (something) against (something else) v. (olumlu ve olumsuz özelliği) karşılaştırmak
balance against v. ile karşılıklı değerini tartmak
balance with v. ile eşitlemek
balance (something) against (something else) v. olumlu ve olumsuz yanını/yanlarını tartmak
balance against v. ile değerini karşılaştırmak
balance with v. ile nötrlemek
balance with v. ile dengelemek
Colloquial
perfect balance n. kusursuz denge
Idioms
balance the accounts v. hakkından gelmek
balance the accounts v. defterini dürmek
strike a balance between v. ortasını bulmak
be in the balance v. muallakta olmak