Elde - Turco Inglés Diccionario

Elde

Significados de "Elde" en diccionario inglés turco : 8 resultado(s)

Turco Inglés
General
elde on hand adj.
elde available adj.
elde in hand adv.
elde at hand adv.
Colloquial
elde on standby expr.
Idioms
elde on deck expr.
Trade/Economic
elde substantial adj.
Technical
elde carry expr.

Significados de "Elde" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
elde etmek procure v.
elde etmek achieve v.
elde etmek acquire v.
elde etmek attain v.
-den elde etmek derive v.
elde etmek gain v.
elde etmek get v.
elde etmek obtain v.
elde hazır bulunan available adj.
General
elde edilebilme availability n.
bitkilerden elde edilen uçucu yağ essential oil n.
elde etme acquiring n.
zebranın at veya eşekle birleştirilmesinden elde edilen hibrit zebroid n.
elde bir certain thing n.
sağlığın yeniden elde edilmesi recuperation of health n.
tekrar elde etme regeneration n.
sezgiyle elde etme intuitiveness n.
bir çeşit sağlam ve esnek kereste ve bu kerestenin elde edildiği ağacın adı lancewood n.
elde etme derivation n.
aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağ evening primrose oil n.
sütten elde edilen bir şeker milk sugar n.
elde bulunanı satma sellout n.
greyfurt, turunç ve mandalinayı melezleyerek elde edilen jamaika'ya özgü bir narenciye ugli n.
çiçeklerden esans elde etme yolu enfleurage n.
brezilya palmiyesinden elde edilen sağlam bir iplik türü tecum n.
baklagillerin tohumundan elde edilen protein legumin n.
bir şeyi elde etme tutkusu ambition n.
elde etme obtainment n.
elde edilmiş agrafi acquired agraphia n.
ağaçlardan elde edilen zamk ve reçine karışımı gum resin n.
elde etme achievement n.
caesalpinia familyasın ait olan ağaçlardan elde edilen odun sapanwood n.
killi şistten elde edilen petrol shale oil n.
damıtılarak elde edilen alkollü sıvı spirit n.
satılmayıp elde kalan kitap remainder n.
aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağ primrose evening oil n.
şekerkamışından elde edilen şeker cane sugar n.
kaliteli şarabın elde edildiği yıl a vintage year n.
elde edilebilirlik accessibleness n.
elde ediş acquiring n.
elde bir cinch n.
elde göstergesi carry flag n.
birçok alkollü içeceğin ve meyve sularının karıştırılmasıyla elde edilen içecek cocktail n.
elde etme attainment n.
gelir elde etme revenue generation n.
hayvandan elde edilen malzeme animal derived material n.
kendirden elde edilen bir uyuşturucu cannabis n.
elde bir a sure thing n.
kırmızı şarap meyve suyu ve soda karışımı ile elde edilen alkollü punç sangaree n.
bazı akasya ağaçlarından elde edilen zamk gum arabic n.
kırmızı şarap meyve suyu ve soda karışımı ile elde edilen alkollü punç sangria n.
avdan elde edilen miktar catch n.
elde edilen sonuçlar the results obtained n.
elde eden gainer n.
istediğini elde eden gogetter n.
beceri ile elde edilen başarı tour de force n.
istediğini elde etme fruition n.
daha önceki işletim ve değerlendirmede elde edilmeyen bilgiyi tamamlayan değerlendirme follow-on operational test and evaluation n.
sermaye mallarına yapılan yatırımdan elde edilen verim quasi-rent n.
volkanik kayalardan elde edilen seramikçilik ve sırlama işinde kullanılan sodyum-alüminyum ve potasyum-alüminyum silikatli mineral nepheline n.
bir şeyi elde etmek için başka bir şeyden vazgeçme trade-off n.
elde tutma holding n.
elde tutma hold n.
elde eden kimse beneficiary n.
başlangıçta elde edilen avantaj an advantage gained at the beginning n.
kabala' da kehanette bulunmaya yarayan sayılar elde etmek için harflerin yerine onlara denk düşen sayılar koyma gematria n.
elde etme güdüsü the instinct of possession n.
zor elde edilmiş zafer purple victory n.
salyangozdan elde edilen erguvan rengindeki boyarmadde royal purple n.
salyangozdan elde edilen erguvan rengindeki boyarmadde imperial purple n.
salyangozdan elde edilen erguvan rengindeki boyarmadde tyrian purple n.
toprak elde etme hırsı land hunger n.
elde edilememe unavailability n.
elde olmayan neden reason beyond one's control n.
elde olmayan nedenler reasons beyond one's control n.
kişinin kendi çıkarları doğrultusunda bir şeyi elde etmek için gösterdiği sahte sevgi cupboard love n.
elde ağrı a pain in the hand n.
elde ağrı hand pain n.
çaba gösterilmeden elde edilen easy victory n.
elde edilebilirlik attainability n.
kolay elde edilen başarı cheap victory n.
bir şeyi elde etmek için başka bir şeyden vazgeçme tradeoff n.
elde bulunanı satma sell-out n.
zaman içinde elde edilen tecrübeler experiences gained/acquired over time n.
bazı ağaçlardan elde edilen çabuk yanabilen bir odun torchwood n.
kıl payı elde edilmiş squeaker n.
elde etme obtention n.
elde eden obtainer n.
bir takı m bilgilerin kullanıcının omuzu üzerinden bakılarak elde edilmesi shoulder surfing n.
1862'de III. Napolyon komutasındaki Fransız ordularına karşı elde edilen zaferin kutlandığı meksika bayramı cinco de mayo n.
çeşitli malzemelerin mikserde karıştırılmasıyla elde edilen macun kıvamında madde coarse paste n.
elde besleme hand-rearing n.
(çalışarak) servet elde eden kimse wealth creator n.
elde dokuma hand-knitting n.
elde örme hand-knitting n.
elde örülen (şey) hand-knitting n.
bazı akasya ağaçlarından elde edilen zamk acacin n.
elde etme achievance n.
hayvan kıllarından dokunarak elde edilen kumaştan yapılan çadır haircloth tent n.
elde edilebilecek en yüksek derece ultima thule n.
babasu çekirdeklerinden elde edilen hindistan cevizi yağına benzer bir yağ türü babacu oil n.
kazanç elde etmek, altın ve maden keşfetmek amacıyla güney amerika'ya giden, köleleştirmek için yerli halkı avlayan portekiz kaşif bandeirante n.
tanenden elde edilen solüsyon tan n.
yerli mülk sahiplerinden elde edilen vergi gelirlerinin toplanmasından ve ödenmesinden sorumlu olan idari bölge taluk n.
kafur ağacından elde edilen yağ camphor oil n.
elde etme acquisition n.
elde edilebilirlik acquirability n.
elde eden kimse acquirer n.
elde etme adeption n.
kanarya adalarına özel ağaçlardan elde edilen kereste canary wood n.
şeker kamışı suyundan şeker elde etmek için kullanılan kazanlar teache n.
çeşitli bitkilerin demlenmesinden elde edilen içeceklerin tümü tea n.
güney amerika'da yetişen bursera ağaçlarından elde edilen sakızımsı madde caranna n.
yeniden elde etme readeptation [obsolete] n.
yeniden elde edilen şey reacquisition n.
bölgedeki iş ya da politikalardan kişisel çıkar elde etmek için bir yere yerleşen kimse carpetbagger n.
elde taşınacak şekilde eğitilmiş, uygun yaştaki atmaca, şahin, kartal vb. carvist n.
yeniden elde edilme reattainment n.
yeniden elde etme reattainment n.
izinli olarak aslından elde edilmiş kopyalar certified copies n.
usulsüz yollarla kar veya gelir elde eden kimse regrator n.
yeniden elde etme regaining n.
yeniden elde etme regainment n.
hint kenevirinden elde edilen sakız reçinesi charras n.
hint kenevirinden elde edilen sakız reçinesi churrus n.
elde edilen para bağış olarak kullanılmak üzere satılan pul charity n.
sömürgeci yöntemler vasıtasıyla elde etmeme nonexploitation n.
elde edilen net kar net n.
avantaj elde etmek için geciktirme temporizing n.
izci kızların elde edebildiği dört rütbeden ilki trail seeker n.
elde edilememezlik unattainability n.
şüpheli yollarla servet veya makam elde etme arrivism n.
güvenilir kaynaktan elde edilen haber authentic information n.
elde edilemez olma unattainableness n.
kenevirden elde edilen keyif verici maddeler bang n.
lonchocarpus cinsi bitkilerden elde edilen balık zehri babasco n.
aşantiler'in törenlerde giydikleri parlak desenli elde dokunmuş bir elbise kente n.
süzülerek elde edilmiş madde leachate n.
elde dokumada kullanılan düz çubuk batton n.
mum ağacından elde edilen ve mum yapımında kullanılan kokulu yeşil bir mum bayberry tallow n.
bergamot meyvesinden elde edilen yağ veya parfüm bergamot orange n.
oğlak derisinden elde edilen yumuşak deri cheveril [obsolete] n.
sapodila ağacından elde edilen sakız benzeri bir madde chicle gum n.
yeni elde edilmiş kaynakları daha önceki bir açığı kapatmak için kullanmak lap n.
elde taşınan kapaklı sepet main-hamper n.
sağ elde ince ve uzun kılıç tutarken sol elde taşınan düşmanın ince ve uzun kılıcı ile yaptığı saldırıları savuşturmaya yaran hançer main-gauche n.
başarı elde etme yolu making n.
belirli bitkilerden elde edilip içyağı olarak kullanılan mumsu bir yağ vegetable tallow n.
özel çıkar elde ettikleri mevcut bir sistemi sürdürmeyi veya kontrol etmeyi amaçlayan gruplar vested interest n.
ticari kargonun denizden toplandığı seferden elde edilen hasılat voyage [obsolete] n.