akan - Turco Inglés Diccionario

akan

Significados de "akan" en diccionario turco inglés : 3 resultado(s)

Inglés Turco
Social Sciences
akan n. gana ve fildişi sahilleri halkı
Linguistics
akan n. gana ve fildişi sahillerinde konuşulan kwa dili
Geography
akan n. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri

Significados de "akan" en diccionario inglés turco : 22 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
akan flowing adj.
The flowing hair is realistic and the shading on the wings is very well done.
Akan saçlar gerçekçi ve kanatlardaki gölgeleme çok iyi yapılmış.

More Sentences
General
akan runny adj.
The flu can cause a runny nose.
Grip hastalığı akan bir buruna neden olabilir.

More Sentences
akan running adj.
She looked at me with tears running down her cheeks.
Yanaklarından aşağı akan gözyaşlarıyla bana baktı.

More Sentences
akan effusive adj.
akan streaming adj.
akan emanating adj.
akan aflow adj.
akan quick adj.
akan on adj.
akan run [scotland] adj.
akan inflowing adj.
akan influxive adj.
akan inrunning adj.
akan fluxive [obsolete] adj.
akan precipitate adj.
akan precipitious [obsolete] adj.
akan fusil [obsolete] adj.
Trade/Economic
akan runner n.
Physics
akan fluxing adj.
Geography
akan transfluent adj.
akan fluminous adj.
Archaic
akan current adj.

Significados de "akan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
içinden su akan ağız spout n.
taşkınca akan su torrent n.
ağır akan su slow flowing water n.
birim zamanda akan su hacmi rate of flow n.
asıl nehirden dışarı akan kol distributary n.
ekvatoryal karşı akıntının orta afrika'nın kuzeybatı kıyısı boyunca güneye doğru akan uzantısı guinea current n.
damla damla akan şey trickle n.
ağızdan akan salya slaver n.
akan miktar outflow n.
dışarı akan madde effluent n.
akan miktar flow n.
dışarıya akan miktar outflow n.
paçalarından cehalet akan kimse ignoramus n.
damla damla akan şey drippage n.
yavaş akan bir nehir a slow moving river n.
hızlı akan akarsu fast-flowing stream n.
akan,toprak tarafından emilmemiş yüzey suyu runoff n.
taşkınca akan şey torrent n.
dışarıya akan şey effluxion n.
bentte hızla akan su lasher n.
eriyip akan bir mumun etrafından oluşan balmumu tabakası winding-sheet n.
eriyip akan bir mumun etrafından oluşan mum yağı tabakası winding sheet n.
eriyip akan bir mumun etrafından oluşan mum yağı tabakası winding-sheet n.
eriyip akan bir mumun etrafından oluşan balmumu tabakası winding sheet n.
yanan mumdan akan erimiş mum guttering n.
genellikle bataklıktan akan küçük çay guzzle [dialect] n.
akan şey overrunner n.
akan şey overspill n.
(belirli zamanda belirli bir işlem esnasında) akan sıvı miktarı running n.
içeri akan şey inflow n.
damla damla akan şey instiller n.
damla damla akan şey instillator n.
damla damla akan sıvı instillation n.
salyası akan kimse driveller n.
salyası akan kimse drooler n.
damla damla akan şey dropple n.
akan metale aşılama inoculation n.
(su) akan yer inset n.
aradan akan su interluency [obsolete] n.
dışarı akan şey issue n.
belirli bir sürede akan sıvı miktarı flow rate n.
akan şey fluxion n.
önden akan şey foreflow n.
gölden veya göletten akan dere outlet n.
içinden dere akan kanal outlet n.
akan nehirdeki suyun hacmi prism n.
akan su ile yıkanmış tabak scour n.
içinden akarsu akan dar ve derin vadi sheuch [scotland] n.
akan suya benzer şey fountain n.
hızla akan akarsu sluice n.
bent kapağından akan su sluice n.
akan sular durmak be indisputable v.
akan kanı durdurmak stanch v.
akan kanı/katliamı durdurmak limit the bloodshed v.
birden fazla yönde akan küçük ve sığ şaftlarla madencilik yapmak coyote [dialect] v.
kanoyla hızlı akan bir nehirde yanal bir şekilde hareket ettirmek ferry v.
(akan su) çalkalanmak fret v.
dışarı akan effluent adj.
ağır akan sluggish adj.
içeriye akan influent adj.
gürül gürül akan affluent adj.
kendiliğinden akan free flowing adj.
dışarı akan effusing adj.
aşağı akan precipitate adj.
dışarı akan excurrent adj.
yüzünden akan blatant adj.
durmadan aynı şekilde akan (su) steady adj.
birbirine akan interfluent adj.
birlikte akan confluent adj.
(ırmak vb) en hızlı akan yeri rapid adj.
paçalarından cehalet akan pig-ignorant adj.
geri akan Reflueus adj.
bol miktarda akan largifluous adj.
bolca akan largifluous adj.
çağlayarak akan gurly [scotland] adj.
burnu akan runny adj.
sümüğü akan runny adj.
(içine) akan instreaming adj.
her yanından akan circumfluous adj.
hafifçe akan dulcifluous adj.
hoş bir şekilde akan dulcifluous adj.
hızlı akan fast-flowing adj.
içeri akan inhalent adj.
içeri akan inhalant adj.
içe akan inpouring adj.
sakin akan su kanalının üzerinde giden flat-water adj.
sakin akan su kanalına ait flat-water adj.
dışarı akan outflowing adj.
dışarıya akan outflowing adj.
dışa akan outsetting adj.
dışarı akan outsetting adj.
çiy ile akan rorifluent adj.
yedi koldan akan septifluous adj.
yedi koldan akan septemfluous adj.
serbestçe akan free-from adj.
düşük hızda akan slack adj.
salyası akan slavering adj.
oluktan boşalırcasına akan sluicing adj.
gürül gürül akan proud adj.
burnu akan snotty-nosed adj.
burnu akan snot-nosed adj.
alttan akan subterfluent adj.
Phrasals
akan trafiğin arasına girmek cut in v.
akan suya kapılıp gitmek wash out v.
akan (bir şeyle) dolmak flow with (something) v.
akan bir şeyle dolmak flow with v.
Colloquial
içecekten yudum alındıktan sonra ağızdan şişe ya da bardağa geri akan sıvı backwash n.
sürekli salyaları akan bebek drool bucket n.
insanın ağzından akan tükürük gleek n.
Formal
(akan suyun ardından kalan) toprak birikintisi depositation n.
Trade/Economic
dışarıya akan outflow n.
ülke dışına akan ödemeler outflow of payments n.
yurt dışına akan para money flowing abroad n.
Law
kişiye evinden akan suyu komşusunun arazisine akıtma hakkı veren irtifak hakkı right of drip n.
Industry
hava veya akan su ile soğutulan spiral boru worm n.
(kontrolsüz akan) petrol kuyusu spouter n.
Technical
yerçekimiyle akan su vadose water n.
boruda akan su miktarını ölçüp kaydeden cihaz water meter n.
belini aralıklarla kesilen fakat daima aynı yönde akan bir elektrik akımı intermittent current n.
devamlı akan akarsu perennial stream n.
dışarıya doğru akan effluent n.
akan su running water n.
akan tek gaz korozyon deneyi flowing single gas corrosion test n.
akan karışık gaz korozyonu deneyi flowing mixed gas corrosion test n.
akan karışık gaz korozyon deneyi flowing mixed gas corrosion test n.
akan elektrik flowing electricity n.
içinden akan sıvı miktarının ölçülebildiği musluk measuring faucet n.
değirmen çarkını döndürdükten sonra akan su mill tail n.
değirmen çarkını döndürdükten sonra akan su milltail n.
değişken alana sahip delikten akan bir sıvı sütununun oluşturduğu hareketi kullanan bir şok emici cihaz oleo n.
(huniden akan tahıl miktarını düzenleyen) sürgülü panel paddle n.
çalışması belirli şekillerdeki kanallarda akan bir akışkanın yaptığı basınca ve akışa bağlı olan (cihaz) fluidic n.
dışarı akan erimiş malzemeyi toplamak için fırının önüne konan hazne forehearth n.
kablo yalıtım borusu yanında akan sıvı slip n.
akan metali aşılamak inoculate v.
geriye akan refluent adj.
etrafında akan circumfluent adj.
dışarı akan effluent adj.
zıt yönde akan countercurrent adj.
Computer
akan yazı sliding text n.
akan metin flowing text n.
Informatics
akan video yayını streaming video n.
Telecom
akan görüntüler flown images n.
Electric
toprağa akan kısmi devre akımları partial short-circuit currents flowing through earth n.
Mechanic
materyal içindeki sıcaklık veya yoğunluk farkından dolayı hareket ederek akan sıvı convection currents n.
Construction
(akan suyun kinetik enerjisinin emilmesinde kullanılan) yapay havuz cushion n.
Automotive
aküye akan amper sayısı charging rate n.
amper olarak akan akım amperage n.
Marine
akan su gücü running water force n.
akan su oranı outflow rate n.