bilet - Turco Inglés Diccionario

bilet

Significados de "bilet" en diccionario inglés turco : 10 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bilet ticket n.
He is addicted to buying lottery tickets.
Piyango bileti satın almaya çok düşkün.

More Sentences
Technical
bilet ticket n.
He is addicted to buying lottery tickets.
Piyango bileti satın almaya çok düşkün.

More Sentences
Sport
bilet ticket n.
He is addicted to buying lottery tickets.
Piyango bileti satın almaya çok düşkün.

More Sentences
General
bilet ticket book n.
bilet bill n.
bilet pass check n.
Colloquial
bilet duck n.
Mechanic
bilet billet n.
Transportation
bilet transportation [us] n.
Abbreviation
bilet tkt n.

Significados de "bilet" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
bir yere gidişi ve oradan dönüşü kapsayan bilet return ticket n.
istek üzerine bilet veya başka bir dokümanın verilmesi surrender n.
bilet parası carfare n.
bilet satışı ticket sale n.
hasılat (maç/konser/sirk vb'nde bilet satışından sağlanan) gate n.
bilet acentası ticket agent n.
uydu bilet yazıcısının konumlandığı yer satellite printer location n.
henüz kullanılmayan (bilet vb.) doküman stock n.
bilet satış ticket sales n.
aktarmasız bilet through ticket n.
otomatik bilet makinası cashomat n.
elektronik bilet electronic ticketing n.
açık bilet open ticket n.
otobüs vs bilet ücreti carfare n.
tam bilet full fare n.
bilet simsarı ticket tout n.
mevsimlik bilet season ticket n.
otomatik bilet ve geçiş kartı automated ticket and boarding pass n.
uydu bilet yazıcısı satellite ticket printer n.
bilet hattı ticket line n.
otomatik bilet makinası ticket machine n.
gösteri veya konser vb yerine ilerisi için verilen bilet rain check n.
bilet penceresi ticket window n.
bilet yazıcısı ticket printer n.
bilet gişesi ticket booth n.
bilet acentesi ticket agent n.
ordu ya da devletçe çıkarılan ve bilet ya da başka seyahat dokümanlarıyla değiştirilebilen belge warrant n.
yarım bilet half fare n.
bilet gişesi box office n.
bilet koçanı ticket stub n.
bilet parçası (tiyatro/sinema vb'ne girdikten sonra müşterinin elinde kalan) stub n.
bilet ofisi ticket office n.
bilet ücreti passage n.
peşin ödenmiş bilet ihbarı prepaid ticket advice n.
bilet gişesi tolbooth n.
bilet gişesi tollbooth n.
bilet gişesi booking office n.
bilet karaborsacısı ticket tout n.
bilet gişesi ticket agency n.
bilet hasılatı gate n.
bilet ücreti fare n.
bilet gişesi ticket office n.
yolculuğun sonuna kadar geçerli bilet through ticket n.
tam bilet ticket at full fare n.
kayıp bilet lost ticket n.
bilet fiyatları ticket prices n.
bilet gişesi (sinema/tiyatro) box office n.
bilet opsiyonu ticket option n.
hava terminalinde bilet ve bagajın kontrol edildiği tezgah check-in desk n.
bilet sahibi ticket-holder n.
yarım bilet half fare ticket n.
bilet karaborsacısı tout n.
aktarma bilet transfer ticket n.
bilet satış noktası ticket office n.
bilet satış noktası booking office n.
bilet alma booking n.
bilet fiyatı ticket price n.
karaborsa bilet black market ticket n.
yolculuğun sonuna kadar olan bilet through ticket n.
bilet satıcısı ticket agent n.
bilet satıcısı booking clerk n.
indirimli bilet discount ticket n.
indirimli bilet low rate ticket n.
ucuz bilet cheap ticket n.
bayan yanına bilet seat next to a female passenger n.
ertelenen gösteri için seyirciye verilen bilet rain check n.
bilet gişesi booking hall n.
bilet boyutu ticket size n.
tam bilet adult ticket n.
bilet koçanı ticket book n.
bilet görevlisi ticket agent n.
yeni bilet new ticket n.
kadın yanına bilet seat next to a female passenger n.
bilet kontrolü ticket control n.
bilet kontrol ticket control n.
pul, bilet, seyahat kuponları vs. saklandığı defter carnet n.
bilet satıcısı ticket seller n.
bilet sırası ticket line n.
bilet kesme ticketing n.
bilet hamili ticket holder n.
bilet sırası ticket queue n.
bilet gişesi tolsey [dialect] n.
bilet gişesi tolzey [dialect] n.
bilet gişesi tolsel [dialect] n.
etiket ve bilet yollamakta kullanılan sert karton tough check n.
konser salonu veya stadyumda koltuk numarası olmayan (rezerve edilmemiş) bölümün bilet ücreti general admission n.
genel bilet general admission n.
genel bilet ücreti general admission n.
londra ulaşımında kullanılan bir elektronik bilet zip card n.
(bilet, hisse) tek bir birim olarak işlem gören kısım block n.
ızgaralı bilet satış penceresi grill n.
ızgaralı bilet satış penceresi grille n.
bedava bilet ile girenlerden oluşan seyirci grubu paper house n.
sirk ve karnavallarda çığırtkandan sonra bilet satışını açan kimse shill n.
son dakika bilet bulmaya çalışan yolcu standby n.
tek kişilik bilet single n.
bedava bilet comp n.
damga ile bilet veya başka bir belgeyi onaylamak stamp v.
bilet almak take ticket v.
bilet kesmek sell tickets v.
bilet veya güzergahın rotasını değiştirmek re-route v.
bayan yanına bilet verilmek be seated next to a female v.
bilet almak buy ticket v.
bilet ayırtmak book a ticket v.
bilet almak pick up a ticket v.
(ileri bir tarihe) bilet kestirmek book a ticket v.
bilet satın almak buy a ticket v.
ertelenme dolayısıyla daha başka bir zamanda bilet almayı kabul etmek take a rain check v.
bilet kesmek ticket v.
bedava bilet dağıtarak seyirci doldurmak paper v.
(bilet) gidiş-dönüş return adj.
(bilet) gidiş one-way adj.
tekyön (bilet) gidiş one-way adj.
(bilet) açık open adj.
bilet bedeli fare N.
bilet satıcısı tout N.
Phrasals
birine bir yere gitmesi için bilet vermek ticket someone for some place v.
kimlik, belge, bilet gösterip geçmek/girmek check through v.
kimlik, belge, bilet kontrolünden geçmek check through v.
kimlik, belge, bilet gösterip geçiş izni almak check through v.
Phrases
kazanmak istiyorsan bilet almalısın you've got to be in it to win it expr.
tek kişilik (bilet) admit one expr.
Colloquial
bilet gişesi bo (box office) n.
bilet gişesi box office n.
tiyatronun bilet satışı gibi işleriyle ilgilenen kısmı front of house n.
bir yere bilet ticket for some place n.
bilet gişesi troll booth n.
Idioms
altın bilet golden ticket n.
ertelenen gösteri için seyirciye verilen bilet rain check (on something) n.
tiyatro, kulüp, sinema girişinde bilet kesen görevli olmak be on the door v.
Speaking
bu akşam için iki bilet lütfen two tickets for tonight, please interj.
iki bilet aldım I bought two tickets expr.
sana bilet buldum I found you a ticket expr.
bir bilet almak istiyorum I would like to buy a ticket expr.
sekiz matinesine iki bilet lütfen two for the eight o'clock showing expr.
... 'ya gidiş dönüş iki bilet lütfen two round-trip tickets to ... expr.
... 'ya gidiş dönüş iki bilet lütfen two return tickets to ... expr.
sekiz matinesine iki bilet lütfen two for the eight o'clock show expr.
Trade/Economic
bilet gişesi ticket window n.
muhasebe amaçlı kullanılan bilet veya voucher kuponu veya koçanı auditor's coupon n.
açık tarihli bilet open date ticket n.
günü geçmiş bilet ticket out of date n.
indirimli bilet ticket at reduced rate n.
kolektif bilet party ticket n.
tam ücrete tabi bilet full fare ticket n.
ucuz tarifeli bilet reduced rate ticket n.
aktarmasız bilet through ticket n.
bilet karaborsacısı scalper n.
bir spor müsabakasında bilet satışlarından elde edilen hasılat gate receipts n.
elektronik bilet e-ticket n.