bulunma - Turco Inglés Diccionario

bulunma

Significados de "bulunma" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
General
bulunma availability n.
This could increase the availability of over-the-counter medicines.
Bu, reçetesiz satılan ilaçların bulunabilirliğini artırabilir.

More Sentences
bulunma existence n.
Is the existence of weapons of mass destruction in Iraq a necessary or satisfactory reason to start a war?
Irak'ta kitle imha silahlarının bulunması savaş başlatmak için gerekli ya da tatmin edici bir neden midir?

More Sentences
bulunma presence n.
I believe this debate is important enough to deserve his presence here today.
Bu tartışmanın bugün burada bulunmasını hak edecek kadar önemli olduğuna inanıyorum.

More Sentences
bulunma occurrence n.
bulunma événement n.

Significados de "bulunma" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
hazır bulunma readiness n.
General
kehanette bulunma soothsaying n.
gerektiğinde savaşa hazır bulunma preparedness n.
bol bulunma commonness n.
hazır bulunma attending n.
ileride bulunma lead n.
orta seviyede bulunma intermediateness n.
külfetli ve zor isteklerde bulunma taxing n.
kehanette bulunma presage n.
önde bulunma lead n.
her yerde bulunma immanence n.
bağışta bulunma dotation n.
bağışta bulunma endowment n.
bağışta bulunma subscription n.
rasgele cinsel ilişkide bulunma promiscuity n.
her yerde bulunma omnipresence n.
bulunma (belirli bir makamda) tenure n.
özveride bulunma self sacrifice n.
vaatlerde bulunma embracery n.
yapılan kötülüğü affettirecek bir harekette bulunma expiating n.
müracaatta bulunma appeal n.
az bulunma rareness n.
her yerde birden bulunma omnipresence n.
katkıda bulunma helping n.
az bulunma rarity n.
fahişelerle ilişkide bulunma wenching n.
hazır bulunma preparedness n.
tahmininde bulunma (gelecekte bir şey olacağı) prognostication n.
ölülerle konuşarak kehanette bulunma sciomancy n.
arada bulunma intermediateness n.
bağlı bulunma consisting in n.
aynı anda her yerde bulunma ubiquity n.
kehanette bulunma prophesying n.
hazır bulunma availability n.
yardımda bulunma abetment n.
hazır bulunma attendance n.
tecavüzde bulunma (başkasının hakkına) encroachment n.
az bulunma seldomness n.
birbirine yakın bulunma juxtaposition n.
yanyana bulunma juxtaposition n.
orada bulunma presence n.
yalan beyanda bulunma fraudulent representation n.
birkaç şekilde bulunma polymorphism n.
(belirli bir makamda) bulunma tenure n.
kehanette bulunma auguration n.
bir görevde bulunma instatement n.
her yerde bulunma immanency n.
suyla kehanette bulunma hydromancy n.
tasarrufta bulunma making a restriction n.
bağışta bulunma donating n.
tasarrufta bulunma saving n.
keşifte bulunma explorement n.
hazır bulunma presence n.
aile bütçesine katkıda bulunma breadwinning n.
girişimde bulunma attempting n.
bulunma tarihi date of discovery n.
bulunma durumu availability n.
sınırlı sayıda bulunma limited availability n.
tecavüzde bulunma (başkasının hakkına) accroachment n.
kedilerden kehanette bulunma ailuromancy n.
dumana bakarak kehanette bulunma capnomancy n.
tehlikeye maruz bulunma vulnerableness n.
kristal top veya aynalar ile kehanette bulunma catoptromancy n.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma keraunoscopia n.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma ceraunoscopia n.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma keraunoscopy n.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma ceraunomancy n.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma ceraunoscopy n.
erimiş balmumunu suya damlatarak kehanette bulunma ceromancy n.
bakır kaplar kullanarak kehanette bulunma chalcomancy n.
mukabelede bulunma regratiatory [obsolete] n.
yalan beyanda bulunma oathbreaking n.
yanan lamba veya mumun alevini ya da bıraktığı karbon lekelerini inceleyerek kehanette bulunma lampadomancy n.
hayali ya da ruhani önsezilerle kehanette bulunma chaomancy n.
yazılı kağıtlardan ya da kartlardan kehanette bulunma chartomancy n.
harfleri yazıbilimsel bakış açısıyla inceleyerek kehanette bulunma nomancy n.
her yerde birden bulunma totipresence [obsolete] n.
aynı zamanda her yerde bulunma ubiquitariness n.
her yerde birden bulunma ubiquitariness n.
maddi yardımda bulunma bailout n.
maddi yardımda bulunma bail-out n.
gerekenden daha fazla süre işte bulunma durumu presenteeism n.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma keraunomancy n.
idrarı inceleyerek kehanette bulunma uromancy n.
her yerde bulunma everywhereness n.
her yerde birden bulunma everywhereness n.
kehanette bulunma vaticination n.
(çatışan iki toplum) diğer tarafı suçlayıp geçmişteki olaylara atıfta bulunma whataboutery n.
öneride bulunma hortation n.
verimsiz faaliyette bulunma moonraking n.
geçici hizmette bulunma mothball n.
tahminde bulunma guesswork n.
tahminde bulunma guess n.
tahminde bulunma guessing n.
ismin harflerinden yola çıkarak kehanette bulunma onomomancy n.
ismin harflerinde kehanette bulunma onomatechny n.
ismin harflerinde kehanette bulunma onomancy n.
her yerde bulunma immanency n.
kehanette bulunma omination [obsolete] n.
(aynı anda) her yerde bulunma omnipresency n.
bir yerde bulunma commoration n.
öngörüde bulunma inferencing n.
alt seviyede bulunma inferiority n.
bölgeler arasında bulunma interlocality n.
yerleşim yerleri arasında bulunma interlocality n.
bağlantılı şekilde bulunma concomitancy n.
beraber bulunma concomitancy n.
doğaüstü birtakım güçlere lanetlemesi için çağrıda bulunma condemnation n.
kehanette bulunma doomsaying n.
kehanette bulunma doomwatch n.
(kaynak) az bulunma famine n.
tabiatında bulunma inhesion n.
birlikte bulunma coinherence n.
katkıda bulunma contribution n.
peşin hükümde bulunma prejudication n.
önyargıda bulunma prejudication n.
kehanette bulunma presagement n.
(bazı kiliselere göre) hz. isa'nın komünyonda bulunma şekli presence n.
nadir bulunma scantity n.
telkinde bulunma sermoning n.
söylevde bulunma sermoning n.
kehanette bulunma fortunetelling n.
kehanette bulunma fortune telling n.
sık bulunma prevalency n.
alevlere bakarak kehanette bulunma pyromancy n.
ısrarcı taleplerde bulunma stickling n.
feodal üst makama şikayette bulunma suit n.
vassalın kral veya lorduna borçlu olduğu (davette, sarayda) hazır bulunma yükümlülüğü suit n.
(söylenene) katkıda bulunma superaddition n.
tahminde bulunma supposition n.
varsayımda bulunma supposition n.
varsayımda bulunma surmising n.
bir arada bulunma symbiosis n.
asılsız kehanetlerde bulunma pseudomancy n.
kehanette bulunma fortune-telling v.
görevde bulunma incumbency N.
Proverb
istenmediği/sorulmadığı sürece öneride bulunma never give advice unless asked
Colloquial
önüne gelenle cinsel ilişkide bulunma musical beds n.
kısa süre içerisinde birden çok kişiyle cinsel ilişkide bulunma musical beds n.
bir etnik gruba yönelik kötü niyetli saldırılarda bulunma race-baiting n.
(birine) sözlü saldırıda bulunma a go (at someone) n.
geçmişe dönme/atıfta bulunma callback n.
aşırı sevinç gösterisinde bulunma act like you've been there before expr.
canlandırma girişiminde bulunma dnacpr (do not attempt cpr (cardiopulmonary resuscitation)) expr.
Idioms
karşılıklı övgülerde bulunma a love-in n.
(amir/şef/müdür vb'nin alt kademedeki çalışanlara karşı uyguladığı) güç gösterisinde bulunma power trip n.
ait hissetmediğin yerde bulunma a lonely little petunia in an onion patch n.
(birine) sözlü saldırıda bulunma a shot at (someone) n.
öylesine bir tahminde bulunma a stab in the dark n.
rastgele tahminde bulunma a shot in the dark n.