konusunda - Turco Inglés Diccionario

konusunda

Significados de "konusunda" en diccionario inglés turco : 23 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
konusunda about adv.
What shall we now do about the Church of England and Reverend Owen?
İngiltere Kilisesi ve Rahip Owen konusunda şimdi ne yapmalıyız?

More Sentences
General
konusunda on adv.
Iraq must also respect her international obligations on the protection of human rights.
Irak ayrıca insan haklarının korunması konusundaki uluslararası yükümlülüklerine de saygı göstermelidir.

More Sentences
konusunda as to prep.
There is no doubt as to the aim, however.
Ancak amaç konusunda hiçbir şüphe yok.

More Sentences
konusunda regarding prep.
Most Member States have sent in the appropriate information, especially regarding funding.
Üye Devletlerin çoğu, özellikle finansman konusunda uygun bilgileri göndermiştir.

More Sentences
konusunda with respect to prep.
The Commission has no powers with respect to either the price or reimbursement of medicines.
Komisyon'un ilaçların fiyatı ya da geri ödemesi konusunda hiçbir yetkisi yoktur.

More Sentences
konusunda in relation to prep.
We have also considered it important to achieve improvements in relation to codetermination.
Ayrıca ortak belirleme konusunda da iyileştirmeler yapılmasının önemli olduğunu düşündük.

More Sentences
konusunda as regards prep.
We are all facing a challenge as regards the security of our institutions.
Kurumlarımızın güvenliği konusunda hepimiz bir meydan okumayla karşı karşıyayız.

More Sentences
konusunda concerning prep.
Concerning the conversion to the euro, you know my position.
Avroya dönüşüm konusunda benim tutumumu biliyorsunuz.

More Sentences
konusunda in respect of prep.
I voted today against giving discharge to the Commission in respect of its management of the 2000 Budget.
Bugün, 2000 yılı Bütçesinin yönetimi konusunda Komisyonun ibra edilmesine karşı oy kullandım.

More Sentences
konusunda upon prep.
konusunda about prep.
What shall we now do about the Church of England and Reverend Owen?
İngiltere Kilisesi ve Rahip Owen konusunda şimdi ne yapmalıyız?

More Sentences
konusunda on prep.
Iraq must also respect her international obligations on the protection of human rights.
Irak ayrıca insan haklarının korunması konusundaki uluslararası yükümlülüklerine de saygı göstermelidir.

More Sentences
Phrases
konusunda in regards to prep.
This is a very common myth among the general populace that is uneducated in regards to anabolic steroid use.
Bu, anabolik steroid kullanımı konusunda eğitimsiz olan genel halk arasında çok yaygın bir efsanedir.

More Sentences
konusunda with regards to expr.
Finally, we were less well prepared with regard to the energy partnership than we were on the water partnership.
Son olarak, enerji ortaklığı konusunda su ortaklığına kıyasla daha az hazırlıklıydık.

More Sentences
General
konusunda respecting n.
konusunda on the subject of prep.
konusunda on the top of prep.
konusunda in the matter of prep.
konusunda re prep.
konusunda with regard prep.
konusunda touching prep.
konusunda upo [dialect] prep.
konusunda round prep.

Significados de "konusunda" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ticaret konusunda yetenekli jack of all trades n.
kitapçık (özellikle din/siyaset konusunda bir) tract n.
makale (özellikle din/siyaset konusunda bir) tract n.
kendini tutma (yeme içme konusunda) abstinence from n.
özellikle yeme içme konusunda kendini tutma abstemiousness n.
birisini özellikle yasadışı işler yapması konusunda kışkırtan kimse abetter n.
kendini tutma (özellikle yeme içme konusunda) abstemiousness n.
konusunda uzman crackerjack n.
konusunda ehil crackerjack n.
disiplin konusunda katılık sternness n.
konusunda uzman kişiler experts in one's subject n.
güvenlik dokümanlarının işaretlenmesi ve korunması konusunda uzman biri one skilled in the art of marking and protection of security documents n.
her daim bronz tenle gezme konusunda takıntılı olan kişi tanorexic n.
saç ve saç derisi bakımı konusunda uzmanlaşmış kimse trichologist n.
annelik konusunda olağanüstü kadın alpha mummy n.
kitaplar konusunda çok bilgili kimse bibliognost n.
konusunda uzman kişi subject matter expert n.
manevra yapma konusunda becerikli kimse manoeuvrer n.
kehanet konusunda yetenekli kimse mantologist n.
yönlendirme, etkileme ve idare etme konusunda yetenekli kimse whisperer n.
uçma konusunda beceriklilik wingmanship n.
uçma konusunda yetkinlik wingmanship n.
makinelerin teorisi veya yapımı konusunda uzman kimse mechanician [dated] n.
makine yapımı, kullanımı ve onarımı konusunda uzman kimse mechanician [dated] n.
belirli türden fikir veya faaliyetler konusunda öne çıkan kimse merchant n.
yeni kelimeler türetme konusunda yetenekli kimse mintmaster [obsolete] n.
sikkeler konusunda yetkin kimse mintman n.
biçimin tanımlanması veya tasviri konusunda uzman olan kimse morphographer n.
tutum veya gidişat konusunda ağırlığını koyan kimse moulder n.
karşılıklı espri yapma konusunda becerikli kimse reparteeist n.
içe bakış konusunda iyi olan kimse yogi n.
yaşam, iş ve ilişkiler konusunda tavsiyeler almak üzere tutulan kimse lifestyle guru n.
(insanları tazminat davası açmaları konusunda teşvik edip bu talepleri avukata yönlendiren) komisyoncu claims farmer n.
dante'nin eserleri konusunda uzman olan kimse dantean n.
gregoryen ilahileri konusunda bilgili kimse gregorian [obsolete] n.
bir öğretmen veya profesyonel danışman tarafından öğrencilere ders seçme, mesleğe hazırlanma, ileri eğitim ve kişisel sorunlar konusunda verilen tavsiye guidance n.
rüyaları inceleme ve yorumlama konusunda uzmanlaşan kimse oneiroscopist n.
muhtemel partnerlerini ikna konusunda çok başarılı kimse operator n.
avustralya sömürgesindeki hayat konusunda deneyimli kimse old chum [obsolete] n.
halka bilgi aktarma konusunda becerikli kimse communicator n.
öğretme konusunda yetenekli kimse didact n.
yemek konusunda idareli kimse pinchcommons n.
dürtüye veya arzuya kapılmama konusunda kendini tutma continency n.
(kredi konusunda) risk taşıyan kimse fly-by-night n.
organizasyon konusunda iyi olan kimse organization man n.
organ tanımı konusunda bilgili kimse organographist n.
organizasyon konusunda iyi olan kimse organisation man n.
organografi konusunda bilgili kimse organographist n.
organizasyon konusunda uzman kimse organisation man n.
organizasyon konusunda uzman kimse organization man n.
fosil, mineral ve kayaçların incelenmesi konusunda bilgili kimse oryctologist [obsolete] n.
cinsel kimliği konusunda açık olma outness n.
özellikle ahlaki mükemmelliğe ulaşma konusunda ilerleme kaydetme kapasitesi perfectibility n.
doğa konusunda bilgelik physiosophy n.
akademik tartışma incelikleri konusunda yetkin kimse schoolman n.
hile konusunda becerikli olma prestidigitation n.
sosyalleşme konusunda uzman socially adept n.
tutanak konusunda titiz kimse protocolist n.
yasa ihlali konusunda hakime bilgi veren kimse promoter n.
konusunda anlaşamamak dissent from v.
para konusunda liberal davranmak loosen up v.
müşteriyi daha fazla ürün alması konusunda ikna etmek up-sell v.
bitki yetiştirme konusunda becerikli olmak have green fingers v.
çiçek yetiştirme konusunda becerikli olmak have green fingers v.
çiçek yetiştirme konusunda iyi olmak have green fingers v.
bitki yetiştirme konusunda iyi olmak have green fingers v.
konusunda danışmanlık hizmeti almak receive consultancy service on v.
birisini bir şeyi yapmaması konusunda ikna etmek talk someone out of doing something v.
birini bir şey yapması konusunda cesaretlendirmek encourage someone to do something v.
(para konusunda) tutumlu olmak be careful with money v.
müşterileri konusunda ketum olmak discreet about one's clients v.
(zaman konusunda) yanılmak mistake v.
birinin karakteri veya yeteneği konusunda yanılmak mistake v.
anlaşamadıkları konusunda anlaşmak agree to disagree v.
ödeme konusunda sıkıştırmak crave v.
zevk konusunda seçici davranmak discriminate v.
(bir şey) konusunda çok az şüpheye yer bırakmak leave little doubt of (something) v.
oy kullanmama konusunda mutabık kalmak pair v.
özellikle yeme içme konusunda kendini tutan abstemious adj.
ahlak konusunda çok katı davranan straitlaced adj.
seyahat konusunda deneyimli traveled adj.
kendini tutan (özellikle yeme içme konusunda) abstemious adj.
(inter)net konusunda deneyimli/tecrübeli webwise adj.
(inter)net konusunda deneyimli/tecrübeli web wise adj.
seyahat konusunda deneyimli travelled adj.
her daim bronz tenle gezme konusunda takıntılı olan tanorexic adj.
güvenliği sağlama ve tehlikeyi önleme konusunda bilinçli olan safety-conscious adj.
dil veya zevk konusunda incelikli olan mandarin adj.
betimleme konusunda yetersiz meagre adj.
betimleme konusunda yetersiz meager adj.
özellikle yemek yeme ve uyuma gibi alışkanlıkları konusunda rahatı kaçmış mistimed [uk] adj.
mit yaratma konusunda verimli olan mythopoetic adj.
cinsellik konusunda sansürsüz graphic adj.
özellikle alay amaçlı kıyaslama konusunda yetenekli comparative [obsolete] adj.
iş konusunda aktif circulation adj.
sonuçlar konusunda temkinli circumspective adj.
(bilgelik konusunda) kitap gibi olan polyhistoric adj.
(özellikle dil konusunda) müşkülpesent pedantic adj.
bir şeyi sergileme konusunda ihtiyatlı olan parsimonious adj.
fizyonomi konusunda yetenekli physiognomic adj.
fizyonomi konusunda yetenekli physiognomical adj.
teknoloji konusunda bilgili plugged-in adj.
müzik konusunda musical adj.
bilim konusunda iyi academic adj.
mülk sahipliği konusunda proprietorial adj.
kendini tutarak (özellikle yeme içme konusunda) abstemiously adv.
özellikle yeme içme konusunda kendini tutarak abstemiously adv.
para konusunda moneywise adv.
politika konusunda politically adv.
Phrasals
birini bir şey yapması konusunda ikna etmek/oyuna getirmek fool someone into something v.
(bir şey konusunda) zahmete sokmak bother with (someone or something) v.
(bir şey konusunda) zahmet etmek/zahmete girmek bother with someone or something v.
bir şey konusunda artış göstermek gain in v.
(bir şey yapmaması konusunda) uyarmak exhort (one) to (do something) v.
(bir şey yapması konusunda) teşvik etmek exhort (one) to (do something) v.
(bir şey yapması konusunda) cesaretlendirmek exhort (one) to (do something) v.
(bir şey yapmaması konusunda) ikaz etmek exhort (one) to (do something) v.
(bir şey yapması konusunda) cesaret vermek exhort (one) to (do something) v.
(bir şey yapması konusunda) tavsiye vermek exhort (one) to (do something) v.
(bir şey) yapmak konusunda yan çizmek get out of doing (something) v.
konusunda baskı yapmak push toward v.
yapmaması konusunda nasihat vermek advise against doing v.
(bir şeyi) yapmaması konusunda nasihat vermek advise against (something) v.
(birine bir şeyi) yapmaması konusunda nasihat vermek advise (one) against (something) v.
birine bir şeyi yapmaması konusunda nasihat vermek advise someone against doing something v.
(birine bir şeyi) yapmaması konusunda nasihat vermek advise (one) against (something) v.
yapmaması konusunda nasihat vermek advise against doing v.
(bir şeyi) yapmaması konusunda nasihat vermek advise against (something) v.
birine bir şeyi yapmaması konusunda nasihat vermek advise someone against doing something v.
(biriyle) biri/bir şey konusunda anlaşmaya varmak compromise on someone or something (with someone) v.
(bir şey) konusunda anlaşmaya varmak compromise on (something) v.
(biriyle bir şey) konusunda anlaşmaya varmak compromise (on something) with (someone) v.
(biriyle) biri/bir şey konusunda anlaşmaya varmak compromise (on someone or something) with someone v.
(bir şey) konusunda birine akıl danışmak consult (someone) about (something) v.
(biri/bir şey konusunda) birine akıl danışmak consult (with) someone (about someone or something) v.
birine (bir şey yapma konusunda) meydan okumak dare someone (to do something) v.
biriyle (bir şey yapma konusunda) bahse girmek dare someone (to do something) v.
birini biri/bir şey konusunda mahcup etmek embarrass someone about someone or something v.
birini biri/bir şey konusunda utandırmak embarrass someone about someone or something v.
(birini/kendini bir şey) konusunda ikna etmek/kandırmak fool (one or oneself) into (something) v.
konusunda kandırmak fool into v.
(bir şey) konusunda yardım etmek help out with v.
konusunda yardım etmek help with v.
(bir şey) konusunda uyanık olmak look out for (something) v.
(bir şey) konusunda laf sokmak needle about v.
(bir şey) konusunda dokundurmak needle about v.
(bir şey) konusunda iğneleyici söz söylemek needle about v.
(bir şey) konusunda iğnelemek needle about v.
(bir şey) konusunda kışkırtmak needle about v.
(birine bir şey yapması konusunda) baskı yapmak pressure (one) into (doing something) v.