kusurlu - Turco Inglés Diccionario

kusurlu

Significados de "kusurlu" en diccionario inglés turco : 82 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kusurlu defective adj.
To date, two defective genes have been identified as causing breast cancer.
Bugüne kadar meme kanserine neden olan iki kusurlu gen tespit edilmiştir.

More Sentences
kusurlu faulty adj.
The faulty goods are kept in a separate room.
Kusurlu mallar başka bir odada muhafaza ediliyor.

More Sentences
General
kusurlu flawed adj.
Her many ideas are deeply flawed.
Onun birçok fikri derinden kusurlu.

More Sentences
kusurlu tainted adj.
The purchasers are still expecting the company to recall its tainted products.
Alıcılar hala şirketin kusurlu ürünlerini geri çağırmasını bekliyor.

More Sentences
kusurlu defective adj.
To date, two defective genes have been identified as causing breast cancer.
Bugüne kadar meme kanserine neden olan iki kusurlu gen tespit edilmiştir.

More Sentences
kusurlu imperfect adj.
Many say the top model has an imperfect beauty.
Birçok kişi top modelin kusurlu bir güzelliğe sahip olduğunu söylüyor.

More Sentences
kusurlu faulty adj.
The faulty goods are kept in a separate room.
Kusurlu mallar başka bir odada muhafaza ediliyor.

More Sentences
kusurlu dubious adj.
The firm used dubious materials for the building.
Firma binanın yapımında kusurlu malzemeler kullanmıştır.

More Sentences
Trade/Economic
kusurlu imperfect adj.
Many say the top model has an imperfect beauty.
Birçok kişi top modelin kusurlu bir güzelliğe sahip olduğunu söylüyor.

More Sentences
kusurlu defective adj.
To date, two defective genes have been identified as causing breast cancer.
Bugüne kadar meme kanserine neden olan iki kusurlu gen tespit edilmiştir.

More Sentences
kusurlu faulty adj.
The faulty goods are kept in a separate room.
Kusurlu mallar başka bir odada muhafaza ediliyor.

More Sentences
Law
kusurlu faulty adj.
The faulty goods are kept in a separate room.
Kusurlu mallar başka bir odada muhafaza ediliyor.

More Sentences
Technical
kusurlu faulty adj.
The faulty goods are kept in a separate room.
Kusurlu mallar başka bir odada muhafaza ediliyor.

More Sentences
kusurlu defective adj.
To date, two defective genes have been identified as causing breast cancer.
Bugüne kadar meme kanserine neden olan iki kusurlu gen tespit edilmiştir.

More Sentences
kusurlu imperfect adj.
Many say the top model has an imperfect beauty.
Birçok kişi top modelin kusurlu bir güzelliğe sahip olduğunu söylüyor.

More Sentences
Automotive
kusurlu defective adj.
To date, two defective genes have been identified as causing breast cancer.
Bugüne kadar meme kanserine neden olan iki kusurlu gen tespit edilmiştir.

More Sentences
General
kusurlu mala in se n.
kusurlu blamable n.
kusurlu blameable n.
kusurlu incomplete adj.
kusurlu inaccurate adj.
kusurlu vicious adj.
kusurlu sketchy adj.
kusurlu lame adj.
kusurlu culpable adj.
kusurlu malformed adj.
kusurlu incommensurate adj.
kusurlu blameworthy adj.
kusurlu in the wrong adj.
kusurlu at fault adj.
kusurlu peccant adj.
kusurlu flawy adj.
kusurlu wanting adj.
kusurlu unsound adj.
kusurlu aberrated adj.
kusurlu cheating adj.
kusurlu unaccurate adj.
kusurlu vicious adj.
kusurlu kutcha adj.
kusurlu halting adj.
kusurlu mutilous [obsolete] adj.
kusurlu off adj.
kusurlu one-legged adj.
kusurlu impaired adj.
kusurlu disordeined [obsolete] adj.
kusurlu dispraisable adj.
kusurlu inchoate adj.
kusurlu infelicitous adj.
kusurlu cracked adj.
kusurlu cutcha [hinglish] adj.
kusurlu faultful adj.
kusurlu finite adj.
kusurlu fly-blown adj.
kusurlu prentice adj.
kusurlu shamble adj.
kusurlu stickit [scotland] adj.
kusurlu unsatisfactory adj.
kusurlu strabismic adj.
kusurlu out adj.
kusurlu remiss adj.
kusurlu fallible adj.
kusurlu imperf (imperfect) abrev.
kusurlu imperf. (imperfect) abrev.
kusurlu impf (imperfect) abrev.
Colloquial
kusurlu lamish adj.
Idioms
kusurlu full of holes adj.
kusurlu at fault expr.
kusurlu off (the) track expr.
Trade/Economic
kusurlu deficient adj.
kusurlu foul adj.
kusurlu spoiled adj.
kusurlu bad adj.
Law
kusurlu wanton adj.
kusurlu negligent adj.
kusurlu bad adj.
kusurlu culpable adj.
Technical
kusurlu short adj.
Music
kusurlu amiss adj.
Slang
kusurlu lemon n.
kusurlu blooey adj.
kusurlu jacked adj.
kusurlu wack adj.

Significados de "kusurlu" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
kusurlu ağaç cull tree n.
kusurlu davranış crime n.
kusurlu olma faultiness n.
kusurlu oluşum malformation n.
kusurlu ateşlenme misfire n.
kusurlu sorumluluk faulty responsibility n.
kusurlu yumurta abnormal egg n.
kusurlu tasarım defective design n.
kusurlu işçilik defective workmanship n.
kusurlu çalışma malfunction n.
kusurlu yapı defective construction n.
kusurlu davranış misdemeanor n.
kusurlu davranış misconduct n.
kusurlu mal/parça faulty component n.
kusurlu davranış misdemeanour n.
kusurlu taraf faulty party n.
şeklen veya zihnen kusurlu çocuk oaf [obsolete] n.
kusurlu olma unaccurateness n.
kusurlu olma unperfection [obsolete] n.
kusurlu olma unperfectness n.
kusurlu veya anormal oluşum maleconformation [obsolete] n.
kusurlu şey wind egg n.
kusurlu şekilde yaratan kimse miscreator n.
kusurlu şekilde yaratma miscreation n.
kusurlu şekilde yaratan oluşum miscreator n.
kusurlu bağlantı misrelation n.
kusurlu bulunabilirlik imputableness n.
kusurlu karakter flawed character n.
kusurlu şey spoil n.
kusurlu hale getirmek make defective v.
kusurlu bulunmak be found wanting v.
kusurlu bulmak prove unsatisfactory v.
(rolü) kusurlu bir şekilde oynamak underact v.
kusurlu olmak halt v.
kusurlu şekilde yaratmak miscreate v.
kusurlu olarak ıslah etmek misreform v.
kusurlu şekilde resmetmek misrender v.
(okçu yayı) kusurlu bölgenin kesildiği yere tahta parçası koymak lip v.
kusurlu hale getirmek imperfect [obsolete] v.
doğru olmayan bilgi veya kusurlu muhakemeye dayanan, bu nedenle güvenilir olmayan spurious adj.
daha kusurlu lamer adj.
hafif kusurlu trick adj.
kusurlu biçimlendirilmiş undershapen adj.
kusurlu olmayan unfaulty adj.
görüşü kusurlu half-sighted adj.
daha kusurlu worse adj.
en kusurlu worst adj.
oldukça kusurlu ill adj.
kusurlu olarak wrongfully adv.
kusurlu bir şekilde deficiently adv.
kusurlu bir şekilde defectively adv.
kusurlu olarak sketchily adv.
kusurlu olarak imperfectly adv.
kusurlu olarak agrief adv.
kusurlu bir şekilde unperfectly [obsolete] adv.
kusurlu olarak darkly adv.
kusurlu bir şekilde ill adv.
kusurlu bulunabilir bir durumda imputably adv.
kusurlu bir şekilde faultily adv.
kusurlu bir şekilde stigmatically adv.
kusurlu şey lemon N.
Idioms
torbadan daha az değerli veya kusurlu bir şey çıkma cat in the sack n.
(bir şeyin/yerin) kusurlu yeri/bölümü the sick man of (something or somewhere) n.
kusurlu bulmak find wanting v.
kusurlu olmak be in the wrong v.
kusurlu olmak be wide of the mark v.
kusurlu olmak fall wide of the mark v.
kusurlu olmak be full of holes v.
(bir şeyi) kusurlu bulmak find (something) wanting v.
biraz kusurlu rough around the edges adj.
Trade/Economic
kusurlu mallar defective units n.
kusurlu ürünlerin gönderilmesi sonrası firmanın ilgili müşteriyi gönüllü olarak çağırması positive recall n.
kusurlu konşimento foul bill of lading n.
kusurlu çarpışma negligent collision n.
kusurlu ürün defective product n.
kusurlu ürün faulty product n.
kusurlu birim defective unit n.
kusurlu işçilik faulty workmanship n.
kusurlu yapım imperfect manufacture n.
kusurlu iflas culpable bankruptcy n.
kusurlu müflis negligent bankrupt n.
bir ürünün kusurlu olmadığı halde iadesi non-defective return n.
bir ürünün kusurlu olmadığı halde iadesi nondefective return n.
kusurlu malzeme faulty material n.
kusurlu zeytin zapatera n.
hatalı, kusurlu ve eksik faulty, defective and deficient adj.
Law
kusurlu hareket wrongful act n.
kusurlu fiil quasi delict n.
kusurlu ihmal wanton negligence n.
kusurlu ünvan imperfect title n.
kusurlu çatma negligent collision n.
ağır kusurlu fiil outrage n.
kusurlu tarafın boşanma amacıyla mahkemeye başvurması discretion statement n.
özel bir hakkı ihlal eden kusurlu fiil private wrong n.
kusurlu imkansızlık subjective impossibility n.
kusurlu sorumluluk liability ex delicto n.
kusurlu sorumluluk fault liability n.
abd'de kusurlu araba alanları koruyan bir kanun lemon law n.
kusurlu ihlal culpable violation n.
bir malın alıcısının kendisine kusurlu olarak teslim edilen malın satışını iptal etmeyip kusur oranında fiyatında indirim yaptırmak için dava açması actio quanti minoris n.
asli kusurlu taraf primary negligent party n.
kusurlu gecikme mora n.
kusurlu ifa defective performance n.
kusurlu uygulamadan kaynaklı zarar special damage n.
kusurlu olarak wantonly adv.
kusurlu olarak wrongfully adv.
Industry
yeni kesilmiş kağıtları kontrol edip kusurlu olanları eleyen işçi overlooker n.
Insurance
her ikisi de kusurlu çatma klozu both to blame collision clause n.
kusurlu bir fiilden doğmakla birlikte meydana gelen durumun doğal ve zorunlu sonucu olmayan zararlar special damages n.
kusurlu aramaksızın ödeme yapan araç sigortası no fault automobile insurance n.
kusurlu aramaksızın ödeme yapan araç sigortası no-fault n.
kusurlu aramayan no-fault adj.
Technical
kusurlu malzeme defective material n.
kusurlu oranı fraction defective n.
kusurlu parçalar defective parts n.
kusurlu gereç defective material n.
kusurlu sıvı imperfect fluid n.
parti yüzde kusurlu toleransı lot tolerance percent defective n.
kusurlu tanelerin yüzdesinin ve mikro yapıların tayini determination of percentage defective particles and of microstructures n.
çıkıntı kusurlu yüzey liquidated surface n.
kusurlu çubuk defective bar n.
kusurlu gelişme agenesia n.
kusurlu kapanış malocclusion n.
kusurlu evre defect phase n.
kusurlu örütler imperfect crystals n.
kusurlu kristaller imperfect crystals n.
kusurlu camı düzeltme salvaging n.
kusurlu sac defective sheet n.
kusurlu çalışma malfunction n.
kristal yapısında kusurlu alan trap n.
kusurlu imal edilmiş kağıt retree n.
yarım veya kusurlu şekilde camlaştırılmış madde semivitrification n.
yarım veya kusurlu şekilde camlaştırma semivitrification n.
kusurlu hale getirmek unpolish v.
(taze odunu) kusurlu kısmı kesilip atılmış okla birleştirmek piece v.
yarım veya kusurlu şekilde camlaştırılmış semivitrified adj.
Computer
kusurlu çalışma malfunction n.
Informatics
sıfır kusurlu zero defect adj.
Telecom
kusurlu benek defective pixel n.
Textile
kusurlu olması nedeniyle kabul edilmeyen kumaş cobbler n.
kusurlu (iplik) twitty adj.
(kumaş) kusurlu squally adj.
Construction
kusurlu yapım faulty construction n.
kusurlu köşe waney edge n.
kusurlu sıva unsound plaster n.
kusurlu yapı defect structure n.
Woodworking
kusurlu ağaç cull tree n.
kusurlu ahşap unsound wood n.
kusurlu kereste parçası offcut n.
kusurlu olmayan kereste parçası clear n.