onto - Turco Inglés Diccionario

onto

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

onto — Definition

Significado:
üzerine
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈɑːntuː/ – BrE /ˈɒntuː/)
Categoría gramatical:
Edat

Significados de "onto" en diccionario turco inglés : 10 resultado(s)

Inglés Turco
General
onto prep. üstüne
If you're looking to get into digital printing onto fabric, then you've found the right fabric printing company.
Kumaş üzerine dijital baskı yapmak istiyorsanız doğru kumaş baskı şirketini buldunuz.

More Sentences
onto prep. üzerine
The cat jumped onto the desk.
Kedi masanın üzerine atladı.

More Sentences
onto prep. görecek şekilde
The hall looks onto the dining room.
Salon yemek odasını görecek şekilde yapılmış.

More Sentences
onto prep. üstüne yerleştirilmiş
onto prep. üstünde konumlandırılmış
onto prep. ile temas halinde
onto prep. örtecek şekilde
Colloquial
onto prep. tamamen farkında
Medical
onto n. onto
Math
onto adj. örten

Significados de "onto" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
Medical
onto onto n.
Psychology
onto onto- pref.

Significados de "onto" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
fasten onto v. tutunmak
come onto the market v. piyasaya çıkmak
shift the blame onto v. suçu birine yüklemek
hang onto v. tutmaya çalışmak
be onto v. bilmek
hold onto v. tutmaya çalışmak
come onto the market v. satışa çıkmak
sneak onto v. gizlice sokmak
look onto v. bakmak
project something onto v. projeksiyon makinesiyle bir şeyi bir yere yansıtmak
be washed up onto a shore v. karaya vurmak
shift the blame onto v. suçu birinin üstüne atmak
step up onto v. çıkmak
latch onto (something) v. anlamak
latch onto (something) v. kavramak
latch onto (something) v. çakozlamak
be accepted onto the course v. kursa kabul edilmek
get onto the bus v. otobüse atlamak
get onto the bus v. otobüse binmek
load (something onto) the ship v. gemi yüklemek
get onto the scales v. tartıya çıkmak
look onto v. -e nazır olmak
slump onto v. -in üstüne çöküvermek
open onto v. -e açılmak
pin a piece of jewellery onto someone v. takı takmak
pin a piece of jewellery onto something v. takı takmak
fall onto one's knees v. diz üstü çökmek
fall onto one's knees v. dizlerinin üstüne çökmek
freeze onto something v. bir şeye donup yapışmak
emblazon something onto something v. -ile süslemek
engrave onto v. üstüne kazımak/oymak
clutch onto life v. hayata tutunmak
open out onto the terrace v. bahçeye açılmak
open out onto the terrace v. terasa açılmak
project one's anger onto one's best friends v. öfkesini en iyi arkadaşına yansıtmak
project something onto someone v. bir şeyi birine yansıtmak
screw something onto the wall v. bir şeyi duvara vidalamak
veer onto the shoulder v. bankete çıkmak (aracı bankete doğru kırmak)
hold onto resentment v. dargınlığı sürdürmek
put onto the market v. piyasaya sürmek
hold onto the past v. geçmişe tutunmak
come crashing down onto v. (bir şeyin) üstüne yıkılmak
back onto adj. bir şeye dayalı
up onto prep. üzerine kadar
close onto prep. çok kısa mesafede
close onto prep. çok az sayıda
close onto prep. çok kısa süre içinde
close onto prep. çok yakın
close onto prep. ufak miktarda
close onto prep. neredeyse
close onto prep. az kala
Phrasals
get onto v. bir konuyu kavramak
get onto v. idrak etmek
get onto v. anlamak
clip onto v. klipslemek
clip onto v. ataçlamak
carry something onto something v. araca koymak/yerleştirmek
catch onto something v. (çalı/diken) bir şeye takılmak
come onto someone v. birisine rastlamak
come onto someone v. birisiyle rast gelmek
couple something onto something v. bağlamak
couple something onto something v. birleştirmek
dab something onto one's face v. yüzüne (krem vb) sürmek
inscribe onto v. -e kazımak/yazmak
imprint something onto something v. damgalamak
imprint something onto something v. nakşetmek (işlemek)
imprint something onto something v. basmak
look out onto something v. (pencere/balkon vb) (bir yere/şeye) bakmak
lock onto someone v. kilitlenmek/sabitlenmek
nail something onto something v. (bir şeyi başka bir şeyin üzerine vb) çivilemek
paint something onto something v. bir şeyin üstüne bir şey çizmek/bir şeyin resmini yapmak
plaster something onto something v. üzerine sürmek/sürüp yaymak
press something onto something v. (yapışması için) bir şeyin üstüne bastırmak
rub off onto v. (pantolona/gömleğe vs) (boya vb) bulaşmak
grab onto v. tutmak
seize onto v. tutmak
slam something down (onto something) v. (yumruğunu vb bir yere) vurmak
splash onto v. üstüne sıçratmak
spray onto v. üzerine püskürtmek
spread onto v. üzerine sürmek
stitch onto v. üstüne dikmek
turn onto something v. -e doğru yönelmek/gitmek
turn onto something v. bir şeye ilgi duymak
step up onto v. bir şeyin üstüne çıkmak
jump onto v. sıçramak
map onto v. uyum sağlamak
latch onto (something) v. edinmek
latch onto (something) v. ilgisi artmak
latch onto (something) v. bağlanmak
latch onto (something) v. almak
build out onto something v. (bir yapıyı bir yere) doğru uzatmak/genişletmek/büyütmek
build out onto (something) v. (bir yapıyı bir yere) doğru uzatmak/genişletmek/büyütmek
build out onto (something) v. (bir yapıyı bir alanın) içine doğru uzatmak/genişletmek/büyütmek
build out onto something v. (bir yapıyı bir alanın) içine doğru uzatmak/genişletmek/büyütmek
put onto (someone or something) v. (bir şeyin) üstüne/üzerine yerleştirmek
put someone onto someone or something v. (biriyle) temas/irtibat kurmasını sağlamak
put someone onto someone or something v. (birine) yönlendirmek
put someone onto someone or something v. (biriyle) görüştürmek/tanıştırmak
put onto (someone or something) v. (bir şeyin) üstüne/üzerine koymak
put onto (someone or something) v. (biriyle) görüştürmek/tanıştırmak
put onto (someone or something) v. (birine) yönlendirmek
put onto (someone or something) v. (biriyle) temas/irtibat kurmasını sağlamak
clamber onto something v. doluşmak
clamber onto something v. üşüşmek
clamp (something) onto (something) v. (bir şeyi başka bir şeye) kıskaçlamak
clamber onto something v. hücum etmek
clamp (something) onto (something) v. (bir şeyi başka bir şeye) sıkıştırmak
clamp (something) onto (something) v. (bir şeyi başka bir şeye) sabitlemek
clamber onto something v. yığılmak
clamp (something) onto (something) v. (bir şeyi başka bir şeyin) üzerine kenetlemek
clap something onto something v. bir şeyi bir şeyin üzerine çatmak/takmak
clap something onto something v. bir şeyi bir şeyin üzerine çakmak/yapıştırmak
cabbage onto (someone or something) v. aşırmak
cabbage onto (someone or something) v. yürütmek
cabbage onto (someone or something) v. ellerine tutunmak
cabbage onto (someone or something) v. ellerinden tutmak
cabbage onto (someone or something) v. araklamak
cabbage onto (someone or something) v. (kelime anlamıyla) ellerine sarılmak
cabbage onto (someone or something) v. çalmak
dab (something) onto (something) v. (bir şeyi bir şeye) hafifçe sürmek
suffix something onto something v. bir kelimenin sonuna çekim eki veya başka bir kelime eklemek
suffix (something) onto (something else) v. bir kelimenin sonuna ek getirip başka bir kelime türetmek/kelimeyi çekimlemek
suffix something onto something v. bir kelimeye ek getirmek
suffix (something) onto (something else) v. bir kelimenin sonuna ek getirmek
fall onto (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne düşmek
glom onto (someone or something) v. (birine/bir şeye) sadık kalmak
glom onto (someone or something) v. (birine/bir şeye) tutunmak
glom onto (someone or something) v. (birine/bir şeye) sıkıca sarılmak
glom onto (someone or something) v. (birine/bir şeye) yapışmak
graft something onto something v. bir şeyi, dokuyu, organı bir şeye nakletmek
graft something onto something v. bir şeyi, bir bitkiyi bir şeye aşılamak
hold onto v. göz kulak olmak
hold onto v. bakmak
hold onto v. tutmak
hold onto v. saklamak
hold onto v. korumak
hold onto v. sahip çıkmak
hold onto v. taşımak
hold onto v. sürdürmek
hook (something) onto (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) kancayla takmak
hook (something) onto (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) kancalamak
hook (something) onto (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) çengelle tutturmak
hook (something) onto (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) çengelle geçirmek/bağlamak
hook (something) onto (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) kancayla tutturmak/bağlamak
load onto v. bir araca aynı anda/hep beraber binmek
load onto v. -e aynı anda/hep beraber binmek
load something onto someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye yüklemek
load onto v. bir yere/yapıya yüklemek
load onto v. bir araca aynı anda/hep birlikte bindirmek
load onto v. -e yüklemek