üzerine - Turco Inglés Diccionario

üzerine

Significados de "üzerine" en diccionario inglés turco : 17 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
üzerine above adv.
He is trying to lift Parliament's efforts above the level of positive testimonies.
Parlamento'nun çabalarını olumlu tanıklık düzeyinin üzerine çıkarmaya çalışıyor.

More Sentences
üzerine over prep.
Winston Churchill once spoke of an iron curtain coming down over Europe.
Winston Churchill bir keresinde Avrupa'nın üzerine inen bir demir perdeden söz etmişti.

More Sentences
üzerine upon prep.
It must be founded upon common values and have broad political support.
Ortak değerler üzerine kurulmalı ve geniş bir siyasi desteğe sahip olmalıdır.

More Sentences
General
üzerine about adv.
We had a long talk about death.
Ölüm üzerine uzun uzun konuştuk.

More Sentences
üzerine above adv.
He is trying to lift Parliament's efforts above the level of positive testimonies.
Parlamento'nun çabalarını olumlu tanıklık düzeyinin üzerine çıkarmaya çalışıyor.

More Sentences
üzerine onto prep.
The cat jumped onto the desk.
Kedi masanın üzerine atladı.

More Sentences
üzerine on prep.
I bought this car on my mechanic's advice.
Bu arabayı tamircimin tavsiyesi üzerine aldım.

More Sentences
üzerine on to prep.
Let us hold on to this commitment and build on it.
Bu taahhüde bağlı kalalım ve bunun üzerine inşa edelim.

More Sentences
üzerine upon prep.
It must be founded upon common values and have broad political support.
Ortak değerler üzerine kurulmalı ve geniş bir siyasi desteğe sahip olmalıdır.

More Sentences
üzerine over prep.
Winston Churchill once spoke of an iron curtain coming down over Europe.
Winston Churchill bir keresinde Avrupa'nın üzerine inen bir demir perdeden söz etmişti.

More Sentences
üzerine at prep.
The FAA says these rules were implemented at the request of US security and law enforcement agencies.
FAA, bu kuralların ABD güvenlik ve kolluk kuvvetlerinin talebi üzerine uygulandığını söylüyor.

More Sentences
üzerine at prep.
The FAA says these rules were implemented at the request of US security and law enforcement agencies.
FAA, bu kuralların ABD güvenlik ve kolluk kuvvetlerinin talebi üzerine uygulandığını söylüyor.

More Sentences
üzerine atop prep.
üzerine overprints prep.
üzerine upo [dialect] prep.
üzerine ower [geordie] prep.
üzerine pon prep.

Significados de "üzerine" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
yolcunun kendi isteği üzerine güzergahta yapılan değişiklikler voluntary changes n.
üzerine nakış işleme embroidering n.
mektup zarfı üzerine isim ve soyadından sonra kısaltılarak yazılan ve “bay” anlamına gelen bir unvan esquire n.
üzerine çullanma swoop n.
budizm'de öğrenci ve ustası arasında öğrencinin meditasyon gelişmesi üzerine günde iki kere yapılan günlük toplantı sanzen n.
üzerine alma undertaking n.
portatif karyola (üzerine bez gerili) cot n.
sesli harfin üzerine koyulan iki nokta işareti diaeresis n.
sert içkinin üzerine içilen hafif içecek chaser n.
tuval üzerine yağlıboya oil on canvas n.
vergi (ithalat/ihracat üzerine konulan) tariff n.
dokümanlar üzerine acente adı ve diğer ayrıntıları basan makine validator n.
hayaller üzerine kurulmuş mutluluk fool's paradise n.
kazak üzerine giyilen kolsuz elbise jumper n.
yönetim üzerine görüşler views on management n.
üzerine saldırı lunge at n.
şeffaf kağıt üzerine çıkarılan kopya tracing n.
gümüşlü levha üzerine çekilmiş fotoğraf daguerrotype n.
alttaki yapı üzerine kurulan her türlü yapı superstructure n.
üzerine yazılmamış levha tabula rasa n.
üzerine hücum lunge at n.
harfin üzerine konan iki nokta diereses n.
üzerine saldırı lunge n.
üzerine krema sürülmüş (kek) iced n.
istek üzerine bilet veya başka bir dokümanın verilmesi surrender n.
keklerin üzerine konulan şekerli karışım frosting n.
bir taşıtın yolcu veya potansiyel bir yolcunun isteği üzerine durduğu durak request stop n.
kiliselerde üzerine kutsal objelerin konduğu raf veya bölme credenza n.
su üzerine iniş landing on water n.
üzerine rayların yerleştirildiği, enine konulmuş metal, ağaç ya da beton parçalarından her biri sleeper n.
üzerine hücum lunge n.
bluz üzerine giyilen kolsuz elbise jumper n.
bir banka tarafından diğer bir banka üzerine çekilen poliçe bank bill n.
üzerine ekleme add on n.
roma'nın üzerine kurulu olduğu yedi tepeden biri aventine n.
suç üzerine film noir n.
muhakeme üzerine yapılan araştırma noology n.
uslamlama üzerine yapılan araştırma noology n.
etnik müzikler üzerine araştırmalar yapan kimse ethnomusicologist n.
üzerine adres yazılmamış zarf unaddressed envelope n.
ayakkabının üzerine giyilen lastik galosh n.
üzerine bina yapılan arazi building-site n.
üzerine üfleme insufflation n.
kızarmış ekmek üzerine kırılmış iki yumurta adam and eve on a raft n.
taşıt üzerine konulan reklamlar exterior advertising n.
ayaklar üzerine temel pier foundation n.
otobüs üzerine yapıştırılan reklam amaçlı afiş bus ads n.
klozet üzerine tutturulan oturma yeri toilet seat n.
yerleşik hayat yaşayanların üzerine yerleştikleri arazi settled land n.
bluz üzerine giyilen askısız elbise pinny n.
bluz üzerine giyilen askısız elbise pinafore dress n.
bluz üzerine giyilen askısız elbise jumper dress n.
bluz üzerine giyilen askısız elbise pinafore n.
polis için eşkal üzerine zanlının temsili resmini yapan ressam sketch artist n.
köpek balıkları üzerine araştırma yapan bilim adamı shark scientist n.
sipariş üzerine yapılmış custom-made n.
şömine üzerine çorap asma hanging stockings by the fire n.
uçmamaları için kağıtların üzerine konulan şey paperweight n.
(belge/evrak vs üzerine) ad-soyadın baş harfleriyle atılan kısa imza initialing n.
üzerine genel değerlendirme/müzakere general discussion on n.
bıçağın vb. çelik kısmı üzerine kazınan marka tang stamp n.
araba kullanırken cep telefonu ile mesaj göndermemek üzerine ant içme günü no text on board pledge day n.
sesli harfin üzerine koyulan iki nokta işareti dieresis n.
harfin üzerine konan iki nokta diaereses n.
(belge/evrak vs üzerine) ad-soyadın baş harfleriyle atılan kısa imza initialling n.
suçu başkasının üzerine atma scapegoating n.
sahneden seyircilerin üzerine atlayan şarkıcının izleyicilerin başlarının üstünde birbirlerine iletilerek ilerletilmesi crowd surfing n.
üzerine süt veya krema eklenebilmesi için kahve fincanında bırakılan boşluk room for cream n.
(kadınlar için tasarlanmış) üzerine oturulan frekansı ayarlanabilir titreşimli mastürbasyon cihazı sybian n.
(kadınlar için tasarlanmış) üzerine oturulan frekansı ayarlanabilir titreşimli mastürbasyon cihazı sybian saddle n.
üzerine düşen görev (one's) share n.
üzerine düşen görev (one's) part n.
grafik algılama/kavrama üzerine araştırma research on graphic perception n.
düzeltme veya açıklama amacıyla bir kağıdın üzerine not düşme mark up n.
mantıktan ziyade duygu üzerine söylemlerle destek kazanmaya çalışan siyasi lider demagogue n.
atasözlerinin kökeni, tarihçesi gibi konular üzerine çalışan ilgi alanı paremiology n.
politik veya başka bir nedenle kamusal alanlarda cephe ya da duvar üzerine tanıtım amacıyla yapılan poster asma eylemi flyposting n.
rendelenmiş buz veya kar üzerine şurup ekilerek hazırlanan bir tatlı shaved ice n.
bir olay üzerine manzum şekilde ebced hesabıyla tarih düşüren kişi historian n.
sorumluluğu üzerine alma avouchment n.
küçük tamiratlar yapmak için masanın üzerine monte edilebilen ufak örs table anvil n.
dönen cam bir tabaka üzerine monte edilmiş görüntülerin kullanılarak hareketli resim efekti yaratılan bir çeşit resim tüpü tachyscope n.
bütün bir muzun üzerine birkaç top dondurma, aromalı şurup, meyve ve fındık kremşanti ile servis edilen tatlı banana split n.
ikinci el ev eşyalarının üzerine etiket koyularak satılması tag sale n.
ikinci el ev eşyalarının üzerine etiket koyularak satılması tag question n.
ikinci el ev eşyalarının üzerine etiket koyularak satılması yard sale n.
üzerine çentik koyularak hesap tutulan değnek tally n.
üzerine yazı ya da resim kazınmış olan levha tablature n.
köpeklerin avının üzerine doğru uluyup havlaması abay n.
yüzyıllık dönemler üzerine araştırma yapan tarihçi centuriator n.
tahıl ve tahıl yetiştiriciliği üzerine çalışmalar yapan kimse cerealist n.
kendi üzerine dönebilme reflexity [rare] n.
kendi üzerine dönebilme reflexibility n.
bir şeyin üzerine kabartılmış ya da oyulmuş harf, karakter veya sembol charact [obsolete] n.
metal üzerine yapılmış oyma chasing n.
bilezik/bileklik üzerine takılan küçük süsleme charm n.
siyaset ve güncel olaylar üzerine medyada konuşan zengin ve eğitimli tabaka chattering class n.
siyaset ve güncel olaylar üzerine medyada konuşan zengin ve eğitimli tabaka chattering classes n.
rakamlar üzerine çalışan kimse numerist [obsolete] n.
delinmesi veya kesilmesi kolay olan ve üzerine çakılan çivileri tutacak, çok gözenekli toprak çanak çömlek terra-cotta lumber n.
bir kimsenin ölüm üzerine yaşadıklarını anlatması thanatography n.
dekorasyon, koruma veya sıcaklık sağlamak üzere bir nesnenin üzerine yerleştirilen bez throwover n.
yağışı önlemek için geminin bacasının üzerine sabitlenmiş metal örtü umbrella n.
üzerine alma engagement n.
üzerine yemin edilebilir olma avowableness n.
sembollerin anlamı üzerine çalışma yapan kimse emblematologist n.
tüm dikkati üzerine toplama enthrallment n.
çevreyi belirleyen insan ve doğal güçler üzerine yapılan çalışmalar environics n.
diğer parçaların üzerine monte edildiği parça base n.
üzerine basınca harf, sayı ve sembolleri belgeye işleyen bir nesne keybutton n.
üzerine diz çökmek için yapılmış, yastıklı da olabilen tahta kneeler n.
ağaç dalları üzerine branda geçirilerek yapılan basit sığınak bender tent [uk] n.
ağaç dalları üzerine branda geçirilerek yapılan basit sığınak bender [uk] n.
etik ve ahlaki sistemler üzerine yapılan çalışmalara verilen ad ethography n.
(hindistan'da) çelik üzerine altın kakma ustası koftgar n.
üzerine bir şey kurulması planlanan toprak parçası land site n.
üzerine bir şey kurulu toprak parçası land site n.
kılıç kabzasının kının üzerine sarkan metal parçası languet n.
kısmen başka bir şeyin üzerine binmek lap n.
bazı kısımları veya kenarları birbirinin üzerine binen bir el işi lapwork n.
ispanya veya latin amerika'da geniş arazi üzerine kurulmuş bir malikane latifundio n.
ispanya veya latin amerika'da geniş arazi üzerine kurulmuş malikanenin sahibi latifundista n.
tek bir arazi üzerine sıkışık inşa edilmiş bir dizi tek katlı evden her biri villa home [australia] n.
şarap ve şarap yapımı üzerine çalışan kimse vinologist n.
antik roma'nın üzerine inşa edildiği yedi tepeden biri viminal n.
bir topu sokağın sonuna asılmış demir bir halkadan geçirme üzerine kurulu 17. yüzyıla ait bir oyunda kullanılan çekiç mall n.
(bir kimsenin) üzerine düşen görev bit n.
üzerine kafa yorarak fikirlerin sentezlenebileceği ve orijinal yorumlar ve sonuçlar için bir temel oluşturabilecek veri, gözlem ve fikirler material n.
birbirlerine doğru yaklaştırıldıklarında bir nesneye istenen şekli veren veya bir objenin üzerine istenen damgayı basan kesme veya şekillendirme aleti çifti matrix n.
süsleme amaçlı veya kazara üzerine basılmasını önlemek için cam üzerine yapılan motif manifestation n.
kesilmeden önce giysi, ahşap ve metal gibi malzemelerin üzerine desen taslağı çizen işçi marker n.
kesilmeden önce giysi, ahşap ve metal gibi malzemelerin üzerine çizilen desen taslağı marker n.
deri veya kapitone bir giysinin üzerine takılmış baklava şeklindeki küçük metal parçalardan oluşan bir zırh mascled armor n.
kıyafetin kendi üzerine katlanan kenarı wing n.
dini konular üzerine akademik yazılar yazan kimse quodlibetarian n.
rayları tahta yol üzerine yerleştirilmiş lunapark treni woodie n.
üzerine peruk takılan ve yüz hatları olmayan kafa modeli block n.
afyon çiçeği üzerine yazılmış bilimsel eser meconology n.
taş yığınlarının üzerine dikilmiş taş levhadan meydana gelen sembol yapı meerestone n.
özellikle toprağın içinde, toprak üstünde veya denizin dibinde yaşayıp çıplak gözle görülebilen ve genellikle 2 mm'den uzun olan hayvanlar üzerine yazılmış bilimsel eser megafauna n.
yere veya tahtanın üzerine çizilen çizgilerin kesişim noktalarına taş yerleştirerek oynanan, iki kişilik modası geçmiş bir oyun merils n.
metal üzerine çalışan kimse metallurgist [dated] n.
metaller üzerine yazan kimse metallographist n.
metaller üzerine yayın yapan kimse metallographist n.
meteorlar üzerine çalışan kimse meteorist n.
şiir ölçüsü üzerine çalışan kimse metrician n.
çok az adet basımı veya talep üzerine istenilen tek cilt basımını içeren yayıncılık micropublishing n.
karakter üzerine belirgin etkisi olan deneyim mill n.
suç üzerine yıkılan kimse fall guy n.
(sac levhada) pürüzsüz kenar elde edip mukavemeti veya sertliği artırmak için kendi üzerine katlanmış bordür hem n.