peopling - Turco Inglés Diccionario

peopling

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

peopling — Definition

Significado:
insanlar, halk
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈpiːpəl/ – BrE /ˈpiːpəl/)
Categoría gramatical:
İsim: people (plural)
Sinónimo:
humans, populace
Antónimos:
nobody

Significados de "peopling" en diccionario turco inglés : 64 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
people n. ulus
A flag is a symbol of the people.
Bir bayrak, ulusun bir sembolüdür.

More Sentences
people n. insanlar
When angry, people can't think rationally.
İnsanlar öfkelendiklerinde mantıklı düşünemezler.

More Sentences
people n. halk
The British people love watching football.
İngiliz halkı futbol izlemeyi çok sever.

More Sentences
people n. millet
Open the way, people!
Yolu açın millet!

More Sentences
General
people n. millet
Open the way, people!
Yolu açın millet!

More Sentences
people n. halk
The British people love watching football.
İngiliz halkı futbol izlemeyi çok sever.

More Sentences
people n. kavim
We did thus, and we made another people to inherit them.
Biz de böyle yaptık ve onlara başka bir kavmi mirasçı kıldık.

More Sentences
people n. herkes
There is little point in being all things to all people at all times.
Her zaman herkes için her şey olmanın pek bir anlamı yok.

More Sentences
people n. ulus
A flag is a symbol of the people.
Bir bayrak, ulusun bir sembolüdür.

More Sentences
people n. kişiler
EUR 74 000 million are spent every year on people who are sick within the institutions.
Kurumlarda hasta olan kişiler için her yıl 74.000 milyon Euro harcanıyor.

More Sentences
people n. insanlar
When angry, people can't think rationally.
İnsanlar öfkelendiklerinde mantıklı düşünemezler.

More Sentences
people n. vatandaşlar
A large number of people and students participated in the walk.
Yürüyüşe çok sayıda vatandaş ve öğrenci katıldı.

More Sentences
people n. people dergisi
Did you read the new article on the People?
People dergisindeki yeni makaleyi okudunuz mu?

More Sentences
people n. people gazetesi
Do you really read the People every Sunday?
Gerçekten her pazar People gazetesini mi okuyorsun?

More Sentences
people v. insan yerleştirmek
The peninsula was peopled by the Spanish.
Yarımadaya İspanyollar yerleştirilmişti.

More Sentences
people v. (insan) bir yeri doldurmak
The building was peopled with lawyers and criminals.
Bina avukatlar ve suçlularla doluydu.

More Sentences
Politics
people n. halk
The British people love watching football.
İngiliz halkı futbol izlemeyi çok sever.

More Sentences
General
people n. aile
people n. belirli bir ülkede yaşayan halk
people n. ahali
people n. budun
people n. beşer
people n. ümmet
people n. milletler
people n. insanoğlu
people n. aile fertleri
people n. belirli bir soydan gelen halk
people n. eller
people n. halk (belirli bir ülkede yaşayan/belirli bir soydan gelen)
people n. ırk
people n. el
people n. birileri
people n. bir kimsenin yakınları
people n. tebaa
people n. dünya
people n. kalabalık
people n. (hayvanlardan farklı olarak) insanlar
people n. kast, sınıf veya benzeri bir grubun üyeleri
people n. ortak bir iş veya ilgi alanı paylaşan insanlar
people n. topluluk üyeleri
people n. düzenli bir bütün oluşturan insanlar
people n. hükümdar tebaası
people n. hizmetçi veya takipçi topluluğu
people n. (subaylar dışındaki) gemi mürettebatı
people n. aile üyeleri
people n. akrabalar
people n. atalar
people n. belirli bir meslek mensupları veya özel becerilere sahip insanlar dışında kalan büyük insan topluluğu
people n. (özellikle komünist ülkelerde) ayrıcalıklı sınıf dışında kalan sıradan halk
people n. siyasi olarak örgütlenmiş veya aralarında kan bağı olan bir grubu oluşturanlar
people n. belirli bir hayvan grubunun daha küçük veya önemsiz üyeleri
people n. birçok yönden insanlara benzetilen doğaüstü varlıklar
people n. seçmen kitlesi
people v. insan sağlamak
people v. insan tedarik etmek
people v. insanla doldurmak
people v. insanla dolu olarak temsil etmek veya resmetmek
people v. bir yerde ikamet etmek
people v. bir yerin sakin olmak
people v. insanlar tarafından ikamet edilmek
people v. (insan) bulundurmak
Colloquial
people expr. el alem
people expr. elalem
Slang
people n. insanoğlu

Significados de "peopling" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
old people’s home n. yaşlılar yurdu
original turkish people in turkey n. türkmen
accompaniment service for people who are on deathbed n. ölüme refakat hizmetleri
people’s democracy n. halk demokrasisi
mongolian people's republic n. moğolistan cumhuriyeti
social work with people with disabilities n. engellilerle sosyal hizmet
people's democracy n. halk demokrasisi
physical education for people with disabilities n. engelliler için beden eğitimi
ottoman old people’s home n. düşkünler yurdu
important people n. erkan
starving people n. açlık çeken insanlar
remarried people n. ikinci kez evlenen insanlar
rich people n. eşraf
crowd of people n. kitle
rich people n. zengin insanlar
beloved of people n. halkın sevgilisi
man of the people n. halk adamı
old people’s home n. huzurevi
scores of people n. birçok insan
people management n. insan yönetimi
english people n. ingiliz halkı
people from medine who helped immigrated muslims n. ensar
some people n. bazıları
some people n. birileri
people such as these n. bu gibiler
people's republic of china n. çin halk cumhuriyeti
people’s state n. halk devleti
people with disabilities n. engelli insanlar
needy people n. aceze
old people's home n. bakımyurdu
the common people n. avam
french people n. fransız insanı
people's house n. halkevi
people’s meteorology n. halk meteorolojisi
the people n. halk
common people n. avam
someone who helps poor people n. fukaraperver
sports for people with disabilities n. engelliler için spor
common people n. ayaktakımı
some people n. bazı insanlar
original turkish people in turkey n. anadolu türkü
married people n. evli insanlar
slavic people n. slav
old people's home n. fakirhane
the people n. kamu
important people n. ekabir
scores of people n. birçok insan
the common people n. halk
british people n. ingiliz halkı
racially mixed people n. ırkça karışık insanlar
scores of people n. çok sayıda insan
people’s houses n. halk evleri
the people n. avam
health card for uninsured people in turkey n. yeşil kart
old people's home n. yaşlılar evi
sales people n. satıcılar
democratic people's republic of korea n. kuzey kore
democratic people's republic of korea n. kore demokratik halk cumhuriyeti
key people n. kilit kişiler
papua new guinea people n. papua yeni gine halkı
bulgar turkic people n. bulgar türkleri
karachay (turkic people) n. karaçay türkleri
new zealand people n. yeni zelanda halkı
people with social disabilities n. sosyal yetersizliği olan insanlar
many people n. birçok kişi
some of the people on the committee n. kuruldan birileri
some of the people on the committee n. komiteden birileri
evacuation (of people, an area) n. bir bölgenin tahliye edilmesi
half of people n. insanların yarısı
old people n. yaşlı insanlar
today's people n. bugünün insanları
people mass n. büyük halk kitleleri
people in mass n. büyük halk yığınları
people in mass n. büyük halk kitleleri
people mass n. büyük halk yığınları
great masses of people n. büyük halk yığınları
masses of people n. halk yığınları
the people around someone n. etrafındaki insanlar
ottoman old people’s home n. daru’l-aceze
people’s republic of china n. çin halk cumhuriyeti
town people n. şehir halkı
ordinary people n. halk
communication with people n. insanlarla iletişim
ordinary people n. sıradan kişiler
people of concern n. ilgi alanındaki kişiler
people born in 1980 and afterwards n. 1980 ve daha sonra doğumlu olanlar
people's voice n. halkın sesi
brotherhood of people n. halkların kardeşliği
beautiful people n. güzel insanlar
a score of people n. bir grup insan
people with reduced mobility n. hareketi kısıtlı insanlar
turkish people n. türk insanı
large mass of people n. geniş halk kitlesi
balkan people n. balkan halkı
ungrateful people n. nankör insanlar
people from all strata n. her kesimden insanlar
local people n. yöre sakinleri
interesting people n. ilginç insanlar
people waiting for rescue n. kurtarılmayı bekleyen insanlar
people waiting to be rescued n. kurtarılmayı bekleyen vatandaşlar
people waiting for rescue n. kurtarılmayı bekleyen vatandaşlar
people waiting to be rescued n. kurtarılmayı bekleyen insanlar
mature people n. olgun insanlar
a bevy of people n. kalabalık bir grup insan topluluğu
right-brain dominant people n. sağ beyni baskın insanlar
left-brain dominant people n. sol beyni baskın insanlar
children, handicapped and elderly people n. çocuk, özürlü ve yaşlılar
most people n. çoğu insan
people person n. girişken insan
people person n. konuşkan insan
people person n. sosyal insan
people with special needs n. özel ihtiyaçları olan insanlar
small people n. cüce insanlar
hamster-owning people n. hamster sahibi insanlar
thai people n. tayland halkı
freedom-loving people n. özgürlük sevdalıları
freedom-loving people n. özgürlük seven insanlar
freedom-loving people n. özgürlüğüne düşkün insanlar
people from every walk of life n. farklı iş veya sınıflardan insanlar
people from every walk of life n. farklı kesimlerden insanlar
turkish people n. türkler
people with poor vision n. görme kusuru olan/kusurlu insanlar
ppl (people) n. insanlar
a room of people n. bir oda dolusu insan
boring people n. sıkıcı insanlar
discrimination against people with disabilities n. engellilere karşı ayrımcılık
ancient people n. eski insanlar
people with a health problem n. sağlık sorunu olan insanlar
people with extraordinary abilities n. olağanüstü yetenekleri olan insanlar
poor black people n. fakir siyah insanlar
considerable number of people n. hatırı sayılır sayıda insan
tens of thousand of people n. on binlerce insan
meeting people n. insanlarla tanışma
bad people n. kötü insanlar
little people n. cüceler
little people n. alt tabakadaki insanlar
little people n. son derece kısa boylu insanlar
people carrier n. minivan
visual people n. görsel insanlar
common-looking people n. sıradan görünüşlü insanlar
people who feel young n. kendini genç hisseden insanlar
one of these people n. bu insanlardan biri
people of the book n. ehl-i kitap
people in the neighborhood n. mahalle halkı
people person n. insancıl kişi
people person n. insancıl birey
people of truth n. ehl-i hak
people of the house n. ehl-i beyt
people of all ages n. her yaştan insan
people systems n. insan sistemleri