salons - Turco Inglés Diccionario

salons

salons — Definition

Significado:
salon, sergi mekânı
Pronunciación (IPA):
(AmE /səˈlɑːn/ – BrE /ˈsælɒn/)
Categoría gramatical:
İsim: salon (salons)
Sinónimo:
lounge, gallery
Antónimos:
private room

Significados de "salons" en diccionario turco inglés : 12 resultado(s)

Inglés Turco
General
salon n. salon
My mother spends most of her money in beauty salons.
Annem parasının çoğunu güzellik salonlarında harcıyor.

More Sentences
salon n. galeri
A painting salon will be held in the town next week.
Gelecek hafta kasabada bir resim galerisi açılacak.

More Sentences
salon n. misafir odası
Most of the old houses in this town have salons.
Bu kasabadaki eski evlerin çoğunda misafir odası bulunuyor.

More Sentences
salon n. şık mağaza
He always buys his clothes from a salon.
Kıyafetlerini her zaman şık bir mağazadan alır.

More Sentences
salon n. kuaför
Layla went to a hair salon to get extensions in her hair.
Layla saçına postiş taktırmak için kuaföre gitti.

More Sentences
salon n. sergi salonu
salon n. dükkan
salon n. şık dükkan
salon n. güzellik merkezi
salon N. sergi mekânı
History
salon n. eskiden yazarlar ve düşünürler tarafından yapılan toplantı
salon n. kültür toplantısı

Significados de "salons" en diccionario inglés turco : 30 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
salon saloon n.
The local government closed all bars and saloons.
Yerel yönetim tüm bar ve salonları kapattı.

More Sentences
salon hall n.
The concert hall was full of teenagers.
Konser salonu gençlerle doluydu.

More Sentences
General
salon chamber n.
I will be going from this Chamber to Madrid for the Iraq Reconstruction Conference, as will the presidency.
Başkanlık gibi ben de Irak'ın Yeniden Yapılandırılması Konferansı için bu salondan Madrid'e gideceğim.

More Sentences
salon salon n.
My mother spends most of her money in beauty salons.
Annem parasının çoğunu güzellik salonlarında harcıyor.

More Sentences
salon auditorium n.
We watched the play from the auditorium.
Biz oyunu salondan izledik.

More Sentences
salon gallery n.
I should also like to welcome Her Majesty Queen Rania Al-Abdullah, who joins us in the official gallery.
Ayrıca resmi salonda bizlerle birlikte olan Majesteleri Kraliçe Rania Al-Abdullah'a da hoş geldiniz demek istiyorum.

More Sentences
salon parlor n.
They welcomed us to the parlor of their house.
Bizi evlerinin salonuna buyur ettiler.

More Sentences
salon living room n.
With this technique, your living room decoration will be more elegant and eye-catching.
Bu teknik ile salon dekorasyonunuz daha şık ve göz alıcı olacaktır.

More Sentences
salon parlour n.
They welcomed us to the parlour of their house.
Bizi evlerinin salonuna buyur ettiler.

More Sentences
salon hall n.
The concert hall was full of teenagers.
Konser salonu gençlerle doluydu.

More Sentences
salon room n.
Halfway through a debate, he left the room.
Bir tartışmanın yarısında salonu terk etti.

More Sentences
salon divan n.
salon lounge n.
salon sitting room n.
salon showroom n.
salon drawing room n.
salon hippodrome n.
salon parour n.
salon salle n.
salon spence [dialect] n.
salon -ama suf.
salon -rama suf.
salon -arama suf.
salon -ama suf.
salon -orama suf.
salon lr (living room) abrev.
Architecture
salon sitkamer [south africa] n.
Medical
salon chalone n.
Art
salon stage n.
Slang
salon scatter n.

Significados de "salons" con otros términos en diccionario inglés turco: 135 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
büyük salon hall n.
General
salon (yolcu gemisinde) saloon n.
salon yeşilliği jerusalem cherry n.
lüks salon saloon n.
salon (evde) lounge n.
misafir kabul edilebilen oda veya salon (mutfak, banyo ve yatak odası dışındaki) reception room n.
büyük salon zendo n.
salon kapısı hall door n.
ana salon main hall n.
salon takımı living-room suite n.
küçük salon parlour n.
salon vagonu saloon coach n.
büyük salon saloon n.
büyük salon hall n.
salon dansı ballroom dance n.
salon dansı ballroom dancing n.
bir malın sergilendiği salon showroom n.
oturma, çalışma, yemek, misafir odalarının ve mutfağın bir arada olduğu, yüksek tavanlı, büyük salon great room n.
küçük salon parlor n.
aynalı salon hall of mirrors n.
salon tipi klima free-standing air-conditioner n.
salon perdesi living room curtain n.
salon sehpası lounge coffee table n.
salon dansı için bestelenmiş popüler müzik türü ballroom music n.
salon oyunları parlor games n.
bir tür amerikan salon dansı barn dance n.
fokstrot dansına benzeyen bir salon dansı müziği beguine n.
fokstrot dansına benzeyen bir salon dansı beguine n.
(salon, yol) görmenin veya duymanın zor veya imkansız olduğu yer blind spot n.
two step dansına benzer brezilya menşeli bir salon dansına eşlik eden müzik maxixe n.
two step dansına benzer brezilya menşeli bir salon dansı brazilian maxixe n.
two step dansına benzer brezilya menşeli bir salon dansı maxixe n.
maori kültüründe kabilenin toplandığı geniş salon meeting house n.
maori kültüründe kabilenin toplandığı geniş salon wharepuni n.
dominik ve haiti'ye özgü aksak adımlı popüler bir salon dansı merengue n.
dominik ve haiti'ye özgü aksak adımlı popüler bir salon dansı meringue n.
yerde dikdörtgen oluşturan bir salon dansı adımı kombinasyonu box step n.
yerde dikdörtgen oluşturan bir salon dansı adımı kombinasyonu box n.
salon dansı adımlarını çeşitli farklı dansların temeli olarak kullanan bir dans türü modern sequence dancing n.
bir tür salon dansı adımı link n.
dedektif olarak seçilen kişinin sözde cinayetin işlendiği odadaki oyuncuları tek tek sorguya çekerek katili bulmaya çalıştığı bir salon oyunu murder n.
iki dörtlük müzikle yapılan bir salon dansı one-step n.
açık pozisyonda oynanan hızlı bir salon dansı peabody n.
büyük salon salle n.
kongre, sergi gibi etkinliklere uygun salon ve oditoryumları olan bina grubu convention centre n.
mutfak ve salon arasında yemek aktarılan açıklık passthrough n.
mutfak ve salon arasındaki yer alan raflı bölüm pass-through n.
almak (salon) seat v.
iyi aydınlatılmış salon brightly lit living-room v.
iyi aydınlatılmış salon well lit living-room v.
new york'ta küçük tiyatro, salon, kilise gibi yerlerde sahnelenen deneysel tiyatro oyunlarında off off broadway adv.
new york'ta küçük tiyatro, salon, kilise gibi yerlerde bulunan deneysel tiyatrolarda off off broadway adv.
Phrases
salon elli kişilik oturma kapasitesine sahip olacaktır hall will seat fifty people expr.
Colloquial
1900'lerin başında abd'de yapılan bir salon dansı bunny hug n.
Idioms
salon erkeği a man about town n.
salon adamı a man about town n.
salon erkeği the man about town n.
salon adamı man about town n.
salon adamı the man about town n.
salon erkeği man-about-town n.
salon adamı man-about-town n.
salon erkeği man about town n.
salon kadını woman-about-town n.
salon adamı the man about town n.
salon adamı a man about town n.
Trade/Economic
borsa salonunda vadeli işlem sözleşmelerinin alınıp satılmasına ayrılan salon ring n.
çok amaçlı salon multipurpose hall n.
Politics
salon sosyalisti champagne socialist n.
hükümdarın törensel kıyafet giyerek misafir kabul ettiği salon chamber of paraments n.
(yasama) meclislerin toplandığı salon house n.
Tourism
otellerde büyük partiler, resepsiyonlar vb. için uygun salon reception room n.
Architecture
antik fars sarayında büyük salon apadana n.
geniş salon aula n.
hipostil salon hypostyle n.
(ortaçağ dönemi ahşap ingiliz evinde) büyük hol ile salon arasında yer alan sabit yapı spere n.
Railway
salon vagonlu luxury car n.
salon vagonlu saloon car n.
Botanic
salon hederası hedera helix n.
salon yaprağı aspidistra n.
salon yaprağı cast-iron plant (aspidistra elatior) n.
salon yaprağı bar-room plant n.
çin'de yetişen, gövdesi ve lifleri ince olan bir salon palmiyesi slender lady palm n.
çin'de yetişen, gövdesi ve lifleri ince olan bir salon palmiyesi reed rhapis (rhapis humilis) n.
salon palmiyesi lady palm n.
salon palmiyesi ladypalm n.
salon çamı norfolk island pine (araucaria heterophylla) n.
salon çamı araucaria excelsa n.
salon palmiyesi bamboo palm n.
salon palmiyesi miniature fan palm n.
salon palmiyesi fern rhapis n.
salon yaprağı bitkisi aspidistra n.
salon palmiyesi broadleaf lady palm n.
salon palmiyesi rhapis excelsa n.
salon sarmaşığı ivy-arum n.
salon sarmaşığı ceylon creeper n.
salon ıhlamuru sparmannia africana n.
Education
çok amaçlı salon multi-purpose hall n.
çok amaçlı salon multi-purpose lounge n.
(bazı üniversite ve kolejlerde) lisansüstü öğrencilerinin kullanımına açılmış ortak salon middle common room n.
(cambridge üniversitesi'nde) ortak salon combination room [uk] n.
Sport
salon yarışmaları indoor competitions n.
salon futbolu indoor soccer n.
salon ve tap dansında ağırlığın hızlı bir şekilde bir ayaktan diğerine aktarılması ball change n.
salon futbolu soccer n.
Football
salon futbolu futsal n.
salon futbolu indoor football n.
Art
salon görevlisi front of house attendant n.
küba'ya özgü bir salon dansı guaracha n.
Music
müzikli salon eğlencelerinde tören şefi chairman n.
salon dansında topuk dönüşü gerektiren bir adım telemark n.
latin dansı figürlerini içeren bir salon dansı american smooth n.
bir tür salon dansı valeta n.
bir salon dansı veleta n.
(dans fuayesinde, kilisede) müzisyenlere ayrılmış salon music loft n.
bir dizi hafifçe kırıp diğer bacağı öne veya arkaya uzatarak yapılan bir salon dansı figürü dip n.
haiti'ye özgü bir salon dansı congo n.
(16. yüzyıla özgü) bir salon dansı adımı double n.
salon dansında bir çeşit duruş closed position n.
salon dansında diz bükme içeren bir hareket corte n.
salon müziği salon music n.
(salon dansında) ayakların hızlıca üst üste atıldığı bir dans adımı fish tail n.
(meydan, country veya salon dansı için) dans müziği set n.
küba ve meksika'nın sahil kesiminde popüler olan bir salon dansı son n.
(salon dansı) kadınla erkeğin birbirlerini tutarak karşılıklı durduğu closed adj.
Theatre
new york'ta küçük tiyatro, salon, kilise gibi yerlerde sahnelenen avangard tiyatro oyunları off off broadway n.
new york'ta küçük tiyatro, salon, kilise gibi yerlerde sahnelenen deneysel tiyatro oyunları off off broadway n.
new york'ta küçük tiyatro, salon, kilise gibi yerlerde sahnelenip ticari olmayan deneysel tiyatro oyunlarına ait off-off-broadway adj.
new york'ta küçük tiyatro, salon, kilise gibi yerlerde sahnelenip ticari olmayan deneysel tiyatro oyunlarıyla ilgili off-off-broadway adj.
new york'ta kafe, küçük salon gibi yerlerde yer alıp son derece deneysel ve resmi olmayan küçük ölçekli tiyatro yapımları ile ilgili off-off-broadway adj.
new york'ta kafe, küçük salon gibi yerlerde yer alıp son derece deneysel ve resmi olmayan küçük ölçekli tiyatro yapımlarına ait off-off-broadway adj.
Printery
salon kısmı tender side n.
Star Wars
büyük salon grand salon n.
büyük salon (byss) great hall (byss) n.
büyük salon (shiva iv) great hall (shiva iv) n.
salon kapsülü salon pod n.