seizes - Turco Inglés Diccionario

seizes

seizes — Definition

Significado:
ele geçirmek, yakalamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /siːz/ – BrE /siːz/)
Categoría gramatical:
Fiil: seize (seizes – seized – seizing)
Sinónimo:
capture, grasp
Antónimos:
release

Significados de "seizes" en diccionario turco inglés : 69 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
seize v. el koymak
The specific aim of these measures is to combat the laundering of money and to seize the proceeds of crime.
Bu tedbirlerin özel amacı kara paranın aklanmasıyla mücadele etmek ve suç gelirlerine el koymaktır.

More Sentences
seize v. kapmak
The boy seized the ladder, and began to climb.
Çocuk merdiveni kaptı ve tırmanmaya başladı.

More Sentences
seize v. zorla almak
General
seize v. tutmak
He seized the child's hand.
Çocuğun elini tuttu.

More Sentences
seize v. kaçırmamak
Seize the moment.
Anı kaçırma.

More Sentences
seize v. kapmak
The boy seized the ladder, and began to climb.
Çocuk merdiveni kaptı ve tırmanmaya başladı.

More Sentences
seize v. enselemek
The police seized the robber by the neck.
Polis soyguncuyu enseledi.

More Sentences
seize v. ele geçirmek
Two terrorists were seized during a raid.
Bir baskın sırasında iki terörist ele geçirildi.

More Sentences
seize v. yakalamak
This directive provides us with an additional opportunity to seize the big players.
Bu direktif bize büyük oyuncuları yakalamak için ek bir fırsat sunuyor.

More Sentences
seize v. el koymak
The specific aim of these measures is to combat the laundering of money and to seize the proceeds of crime.
Bu tedbirlerin özel amacı kara paranın aklanmasıyla mücadele etmek ve suç gelirlerine el koymaktır.

More Sentences
seize v. çekip almak
The teacher seized my phone from him.
Öğretmen telefonumu onun elinden çekip aldı.

More Sentences
Law
seize v. tutmak
He seized the child's hand.
Çocuğun elini tuttu.

More Sentences
seize v. yakalamak
This directive provides us with an additional opportunity to seize the big players.
Bu direktif bize büyük oyuncuları yakalamak için ek bir fırsat sunuyor.

More Sentences
Technical
seize v. ele geçirmek
Two terrorists were seized during a raid.
Bir baskın sırasında iki terörist ele geçirildi.

More Sentences
seize v. yakalamak
This directive provides us with an additional opportunity to seize the big players.
Bu direktif bize büyük oyuncuları yakalamak için ek bir fırsat sunuyor.

More Sentences
Military
seize v. ele geçirmek
Two terrorists were seized during a raid.
Bir baskın sırasında iki terörist ele geçirildi.

More Sentences
seize v. yakalamak
This directive provides us with an additional opportunity to seize the big players.
Bu direktif bize büyük oyuncuları yakalamak için ek bir fırsat sunuyor.

More Sentences
General
seize v. takılmak (makine)
seize v. gasp etmek
seize v. almak
seize v. zaptetmek
seize v. takılmak
seize v. benimsemek
seize v. yapışmak
seize v. anlamak
seize v. zapt etmek
seize v. ganimet almak
seize v. müsadere etmek
seize v. havada kapmak
seize v. haciz koymak
seize v. gaspetmek
seize v. kabullenmek
seize v. haczetmek
seize v. tutuklamak
seize v. ensesine yapışmak
seize v. el atmak
seize v. esir almak
seize v. tevkif etmek
seize v. tutsak almak
seize v. zorla alıkoymak
seize v. son çare olarak son çare olarak sarılmak
seize v. tamamen kavramak
seize v. fiziksel saldırıda bulunmak
seize v. fiziken bunaltmak
seize v. ızdırap vermek
seize v. (birinin zihnini) tamamen ele geçirmek ince bir şeyle bağlamak
seize v. ince telle birbirine tutturmak
seize v. sicimle bağlamak
seize v. haberdar olmak
seize v. bilgi sahibi olmak
Law
seize v. haczetmek
seize v. haciz koymak
seize v. müsadere etmek
seize v. tutuklamak
seize v. zapt etmek
Technical
seize n. sıkılık
seize v. kavramak
seize v. sıcaklık ya da yağsızlıktan dolayı yapışmak
Computer
seize v. hat ele geçirmek
Mechanic
seize v. tutukluk yapmak
Automotive
seize n. donma
seize v. haczetmek
seize v. kaynamak
seize v. yatak sarmak
Marine
seize v. sicim sararak bağlamak
Medical
seize v. nöbet geçirmek
seize v. atak geçirmek
Gastronomy
seize v. (erimiş çikolata) pütürlenmek
Fishery
seize v. (balık) oltayla tutmak

Significados de "seizes" con otros términos en diccionario inglés turco: 116 resultado(s)

Inglés Turco
General
seize up v. tutukluk yapmak
seize by the neck v. ensesinden yakalamak
seize by the collar v. yakasından tutmak
seize upon v. benimsemek
seize on v. değerlendirmek
seize upon v. değerlendirmek
seize on v. tutmak
seize upon v. kaçırmamak
seize on v. yakalamak
seize the opportunity v. fırsatı ganimet bilmek
seize a chance v. şans yakalamak
seize a chance v. eline şans geçmek
seize someone's pasaport v. pasaportuna el koymak
seize the initiative v. inisiyatifi ele almak
seize a place v. yer kapmak
seize the driver's license v. ehliyete el koymak
seize the opportunity v. fırsatı kaçırmamak
seize the opportunity v. fırsatı değerlendirmek
seize control v. kontrolü ele geçirmek
seize power v. gücü ele geçirmek
seize the moment v. anı yakalamak
seize someone by v. bileğinden tutmak/yakalamak
seize engine v. (yağ koymayı unutup) motoru yakmak
seize (on) v. son çare olarak başvurmak
seize (up) v. zorla ilerlemek
seize (up) v. yavaşlamak
seize [obsolete] v. bir yerde tanınmak
seize (up) v. güçlükle ilerlemek
seize [obsolete] v. bir yerde kabul görmek
seize with teeth v. dişle koparmak
seize with teeth v. dişleyerek parçalamak
seize (upon) v. son çare olarak başvurmak
seize with teeth v. diş geçirmek
Phrasals
seize upon v. sıkıca tutmak/kavramak
seize someone with something v. bir şey ile (kol vb) birini tutmak/yakalamak
seize up v. durmak
seize onto v. tutmak
seize on v. sıkıca tutmak/kavramak
seize something up v. kapmak/tutmak
seize on v. ele geçirmek
seize on v. aniden ve zorla sahip olmak
seize on (something) v. (bir şeyi) şevkle/hevesle kabul etmek
seize onto (something) v. (bir şeye) sıkıca tutunmak
seize upon (something) v. (bir şeye) şevkle/hevesle girişmek
seize on (something) v. (bir şeyi) sıkıca yakalamak/tutmak/kavramak
seize onto (something) v. (bir şeyi) şevkle/hevesle benimsemek
seize on (something) v. (bir taktik/plan) uygulamak
seize onto (something) v. (bir şeyi) şevkle/hevesle kabul etmek
seize upon (something) v. (bir şeyi) şevkle/hevesle benimsemek
seize on (something) v. (bir şeye) şevkle/hevesle girişmek
seize upon (something) v. (bir şeyi) şevkle/hevesle kabul etmek
seize with v. ile tutmak/yakalamak
seize on (something) v. (bir şeyi) şevkle/hevesle benimsemek
seize on (something) v. (bir şeyin) üzerine atlamak
seize upon (something) v. (bir taktiğe/plana) başvurmak
seize on (something) v. (bir taktiğe/plana) başvurmak
seize on (something) v. (bir şeyi) havada kapmak
seize onto (something) v. (bir taktik/plan) uygulamak
seize onto (something) v. (bir şeyi) havada kapmak
seize upon (something) v. (bir şeyi) havada kapmak
seize upon (something) v. (bir şeye) sıkıca tutunmak
seize upon (something) v. (bir şeyin) üzerine atlamak
seize onto (something) v. (bir şeye) şevkle/hevesle girişmek
seize onto (something) v. (bir taktiğe/plana) başvurmak
seize onto (something) v. (bir şeyin) üzerine atlamak
seize (someone or something) with (something) v. (birine/bir şeye bir şeyle) sıkıca tutunmak
seize on (something) v. (bir şeye) sıkıca tutunmak
seize upon (something) v. (bir taktik/plan) uygulamak
seize upon (something) v. (bir şeye) yapışmak
seize (someone or something) with (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyle) sıkıca yakalamak/tutmak/kavramak
seize onto (something) v. (bir şeyi) sıkıca yakalamak/tutmak/kavramak
seize upon (something) v. (bir şeyi) sıkıca yakalamak/tutmak/kavramak
seize on v. edinmek
seize on v. benimsemek
Phrases
seize the day expr. şu anın tadını çıkar
seize the day expr. anı yaşa
Colloquial
seize fate by the throat v. feleğin çarkına çomak sokmak
seize the day expr. şu anın tadını çıkar
seize the day expr. anın/içinde bulunduğun saatlerin tadını çıkar
seize the hour expr. şu anın tadını çıkar
seize the hour expr. anın/içinde bulunduğun saatlerin tadını çıkar
seize the hour expr. anı yakala
seize the hour expr. içinde bulunduğun zamanı yaşa
seize the day expr. anı yaşa
seize the hour expr. anı yaşa
seize the day expr. anı yakala
seize the day expr. içinde bulunduğun zamanı yaşa
Idioms
seize the day v. günü yaşamak
seize the moral high ground v. ahlaken üstün bir tutum sergilemek
seize the moral high ground v. ahlaken daha üst bir konumda olduğunu iddia etmek
seize the moral high ground v. ahlaken üstün bir tavır takınmak
seize the moral high ground v. ahlaken üstün görünmeye çalışmak
seize the moral high ground v. kendi argümanını/savunduğu fikri karşısındakinden üstünmüş gibi göstermek
seize the moral high ground v. kendi argümanının/savunduğu fikrin karşısındakinden üstün olduğunu iddia etmek
seize the moral high ground v. kendini ahlaki olarak üstün göstermeye çalışmak
seize the moral high ground v. kendi argümanını/savunduğu fikri karşısındakininkinden üstün görmek
seize the opportunity (to do something) v. (bir şey yapma) fırsatını havada kapmak
seize the opportunity (to do something) v. (bir şey yapma) fırsatını istekle/şevkle kabul etmek
seize the opportunity (to do something) v. (bir şey yapma) fırsatının üstüne atlamak
seize the opportunity (to do something) v. (bir şey yapma) fırsatını seve seve kabul etmek
seize the opportunity (to do something) v. (bir şey yapma) fırsatını kaçırmamak
Politics
seize power v. yönetime el koymak
seize power v. yönetimi ele geçirmek
seize control of v. yönetime el koymak
Technical
anti-seize compound n. kaydırıcı bileşim
Computer
seize up v. (makine) bozulmak
Telecom
answer seize ratio n. cevabı yakalama oranı
Automotive
anti-seize compound n. yağlayıcı madde
anti-seize agent n. kaynamaönler
Art
louis seize adj. fransa kralı xvi. louis'nin dönemindeki geç rokoko ve erken neoklasizme ait veya ilişkin
Slang
seize out [obsolete] v. kıvranmak
seize out [obsolete] v. zorla almak
seize out [obsolete] v. hemen elde etmek
seize out [obsolete] v. seğirmek
seize out [obsolete] v. kasılmak
seize out [obsolete] v. nöbet geçirmek