sivri - Turco Inglés Diccionario

sivri

Significados de "sivri" en diccionario inglés turco : 39 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sivri sharp adj.
He had a sharp chin and thin lips.
Sivri bir çenesi ve ince dudakları vardı.

More Sentences
sivri pointed adj.
There were twenty pointed arches on the church's ceiling.
Kilisenin tavanında yirmi adet sivri kemer bulunuyordu.

More Sentences
General
sivri jagged adj.
The rocks on the hill looked like jagged teeth.
Tepedeki kayalar sivri dişlere benziyordu.

More Sentences
sivri pointy adj.
She was cautious around the pointy ends of the scissors.
Kadın, makasın sivri uçlarına dikkat ediyordu.

More Sentences
sivri picked [dialect] adj.
Tom picked the lock.
Tom kilidi sivri bir şeyle açtı.

More Sentences
sivri nipping n.
sivri acute adj.
sivri spinose adj.
sivri extreme adj.
sivri beaked adj.
sivri spired adj.
sivri keen adj.
sivri pungent adj.
sivri angular adj.
sivri edged adj.
sivri spinous adj.
sivri sharp pointed adj.
sivri incisive adj.
sivri penetrant adj.
sivri acuate adj.
sivri aculeate adj.
sivri hornlike adj.
sivri gleg [scotland] adj.
sivri gingery adj.
sivri salt adj.
sivri snelly [scotland] adj.
sivri squab [obsolete] adj.
sivri stingy [dialect] adj.
sivri persant [obsolete] adj.
sivri persaunt adj.
sivri barbed adj.
sivri snarky adj.
sivri peaky adj.
Technical
sivri aculeate n.
Marine
sivri jib-headed adj.
Biology
sivri acanthous adj.
Marine Biology
sivri atlantic bonito n.
Botanic
sivri acanthous adj.
Geology
sivri crest n.

Significados de "sivri" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sivri uç spike n.
sivri uçlu çubuk spike n.
sivri uçlu demir spike n.
sivri uçlu pointed adj.
General
uzun sivri diş fang n.
sivri uçlu mızrak jerreed n.
çekicin sivri ucu peen n.
dik veya sivri kayalık crag n.
etkileyici bir şekilde sivri bir dille yazan kimse epigrammatizer n.
sivri uçlu kule (kiliseye ait) steeple n.
sivri dağ sırası arete n.
sivri akıllı clever dick n.
uzun ve sivri diş fang n.
bir su kütlesine uzanan sivri kara parçası cape n.
köpekbalıklarını uzak tutmaya yarayan ucu sivri kısa sopa shark billy n.
savunmada kullanılan ve sivri kazıklardan yapılmış çit palisade n.
sivri kemer lancet arch n.
sivri kavis lancet arch n.
sivri şey broach n.
kulenin sivri uçlu tepesi spire n.
(sivri) uç point n.
sivri ökçe spike heel n.
sivri uç batmasından ileri gelen acı prickle n.
sivri akıllı smart aleck n.
sivri uç prickle n.
kazma (sivri) pick n.
kadın ayakkabısında ince ve sivri uçlu ökçe stiletto heel n.
sivri tepeli kemer ogee arch n.
sivri demir gad n.
bazı şeylerin sivri ön bölümü cape n.
sivri uç jag n.
sivri uçlu kaya jag n.
kazma (sivri) pickax n.
sivri bir şeyin açtığı delik prick n.
sivri cisim batmasından ileri gelen acı prick n.
sivri kenar arris n.
sivri kavisli pencere lancet window n.
sivri kemerli pencere lancet window n.
sivri uçlu alet prong n.
sivri uç prong n.
sivri uçlu silah (kılıç, bıçak vb) edged weapon n.
sivri uç cusp n.
basık sivri kemer drop arch n.
basık sivri kemer equilateral arch n.
cevizin içini çıkarmak için kullanılan sivri uçlu araç nutpick n.
sivri uç feather edge n.
sivri uç featheredge n.
basık sivri kemer four-centered arch n.
sivri uçlu taş/kaya needle n.
sivri uçlu çekiç peen hammer n.
sivri uç peak n.
ucu sivri sopa/çubuk sharpened stick n.
şekil itibarıyla kaşığa benzeyen ucunda üç sivri çıkıntı olan mutfak gereci spork n.
sivri uçlu eğri sharp pointed curve n.
sivri çene pointed chin n.
kazma (sivri) pickaxe n.
sivri dişler pointed teeth n.
sivri uç acumen n.
sivri uç acumination n.
sivri kemer acute arch n.
sivri dilli olma acridity n.
sivri kavis acute arch n.
sivri dilli olma acridness n.
sivri uç/köşe cant n.
sivri çatal tang n.
sivri dil tang n.
kabuklu yemişlerin içini çıkarmada kullanılan küçük, sivri uçlu alet nut pick n.
ucu sivri dikilitaş needle n.
sivri kaya needle n.
iğneye benzeyen ince ve sivri uçlu nesne needle n.
sivri diş pointy tooth n.
çelik çomak oyunundaki ucu sivri tahta parçası trippet [dialect] n.
ortaçağ savaşlarında bariyer olarak kullanılan sivri uçlu döner çerçeve turnpike [obsolete] n.
alet veya silahın ince sivri çıkıntılı parçası tyne n.
sivri uç jog n.
bitkinin sivri ucu beak n.
sivri olmama unpointedness n.
sivri uçlu olmama unpointedness n.
kesici aletin sivri ucu veya yüzeyi basil n.
bıçağın sivri ucu knife-point n.
keskin ve sivri bir araçla yapılan kuvvetli darbe knife thrust n.
sivri kayalık knag n.
sivri uçlu silah chib n.
kısa sivri sakal vandyke n.
kurşun kafesi cilalamak için kullanılan ucu sivri ahşap alet latterkin n.
avustralyalı aborijinlerin kullandığı sivri uçlu ağır bir silah türü leeangle n.
iki yayın kesişmesiyle oluşan sivri uçlu oval bir şekil mandorla n.
bir veya daha fazla sayıdaki sivri uçlu oval taştan meydana gelen yüzük seti marquise n.
sivri uçlu oval şeklindeki değerli taş marquise n.
orta çağ'da süvarilerin zırh delmek için kullandıkları, başının bir kısmı sivri olan çekice benzer bir silah martel de fer n.
orta çağ'da süvarilerin zırh delmek için kullandıkları, başının bir kısmı sivri olan çekice benzer bir silah martel n.
orta çağ'da süvarilerin zırh delmek için kullandıkları, başının bir kısmı sivri olan çekice benzer bir silah martel-de-fer n.
sivri uçlu kısa iğne blunt n.
ince ve sivri suratlı kimse hatchet-face n.
ince ve sivri suratlı kimse hatchet face n.
deliği sivri uçlu bir aletle genişletmek broach n.
sivri uçlu nesne brod [dialect] [uk] n.
ingiltere'nin kuzey kıyılarında kullanılan sivri kıçlı bir kürekli tekne mule n.
sivri uçlu yazma ve işaretleme aleti graphium n.
sivri uçlu kaya parçası rock n.
sivri uçlu küçük çıkıntı barb n.
kavramayı desteklemek için ayakkabılara takılan sivri uçlu demir araç crampoons n.
sivri uç cuspis n.
ağaç dikme gibi faaliyetlerde deliklere sokulan sivri uçlu çelik çubuk driving iron n.
açmak, tutmak için kullanılan sivri uçlu alet pick n.
(oymalı veya sivri kenarlı) dekoratif bir yaka fistosu pickadilly n.
sivri uçla yapılan gölgelendirme pick n.
argacın arıştan geçirilmesi için kullanılan sivri uçlu alet pick-up stick n.
sivri uçlu alet pick [dialect] [uk] n.
sivri uç ile çalışılabilen kısım pick n.
sivri uç pick [obsolete] n.
(oymalı veya sivri kenarlı) dekoratif bir yaka fistosu pickadil n.
kaymayı engelleyen altı sivri çıkıntılı baston pike n.
sivri uçlu bir aletle vurulan darbe pike [dialect] n.
sivri uçlu sakal pike-devant n.
14 ve 15. yüzyıllarda giyilen bir ayakkabının uzun ve sivri ucu pike n.
kollarının uçları iki sivri uca ayrılan haç cross double fitché n.
alt kolu sivri olan haç cross fitche n.
(saç uçlarının tüy gibi sivri durduğu) kısa katlı bir saç modeli feathercut n.
ince sivri kenar featheredge n.
sivri kenar feather-edge n.
baş örtüsünün sivri ön bölümü peak [obsolete] n.
sivri uçlu sakal peak [obsolete] n.
sivri uçlu bir kadın şapkası modeli pixie n.
sivri uçlu bir kadın şapkası modeli pixy n.
poulaine ayakkabının sivri ucu poulaine n.
sivri uçlu bir silahla yapılan saldırı foin n.
manikürde kullanılan sivri ve yuvarlak uçlu genellikle portakal ağacından yapılan kaleme benzeyen ince bir çubuk orange stick n.
dik durması için muma yapıştırılan sivri uç pricket n.
ucu sivri obje prick n.
küçük sivri uç pricket [obsolete] n.
sivri uçlu aletlerle yapılan nokta prick n.
sivri uçlu şamdan pricket n.
kumu tutmaya yarayan sivri bir çıkıntı pricker n.
dövüş horozuna takılan keskin kenarlı ve sivri uçlu çelik mahmuz slasher n.
sivri dillilik snap n.
sivri dilli tip criticizer n.
sivri ve çıkıntılı ön kısım prow n.
sivri çıkıntı snug [obsolete] n.
sivri uç spiculum n.
sivri uç spicula n.
kağıtları ortadan delerek bir arada tutan sivri çelik gereç spike n.
derin sulama için toprağa doğru itilen, bahçe hortumuna bağlı sivri uçlu ve delikli boru spiker n.
sivri topuklu ayakkabı spike heel n.
sivri topuklu ayakkabı spike n.
sivri uçlu silah saldırısı stab n.
sivri uçlu silah saplama stab n.
ucu sivri bitişli bir sakal türü stiletto n.
sivri nokta progue n.
sivri ve ince parça prong n.