working - Turco Inglés Diccionario

working

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

working — Definition

Significado:
çalışan, işler durumda
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈwɜːrkɪŋ/ – BrE /ˈwɜːkɪŋ/)
Categoría gramatical:
Sıfat/İsim: working (workings)
Sinónimo:
operative, functional
Antónimos:
idle, broken

Significados de "working" en diccionario turco inglés : 38 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
working n. çalışma
The European Union and the ILO must check that these working guidelines are consistently adhered to.
Avrupa Birliği ve UÇÖ, bu çalışma kılavuzlarına tutarlı bir şekilde uyulup uyulmadığını denetlemelidir.

More Sentences
General
working n. işleyiş
That does not mean that there is not room to improve the workings of that relationship.
Bu, söz konusu ilişkinin işleyişinin iyileştirilmesi için bir alan olmadığı anlamına gelmez.

More Sentences
working n. işletme
There are three iron workings in the region.
Bölgede üç adet demir işletmesi bulunuyor.

More Sentences
working n.
Local travel within a working day is normal for client visits.
Müşteri ziyaretleri için bir günlük lokal seyahatleri normaldir.

More Sentences
working adj. çalışan
The company doesn't discriminate against working mothers.
Şirket çalışan annelere karşı ayrımcılık yapmıyor.

More Sentences
Trade/Economic
working n. çalışma
The European Union and the ILO must check that these working guidelines are consistently adhered to.
Avrupa Birliği ve UÇÖ, bu çalışma kılavuzlarına tutarlı bir şekilde uyulup uyulmadığını denetlemelidir.

More Sentences
working adj. çalışan
The company doesn't discriminate against working mothers.
Şirket çalışan annelere karşı ayrımcılık yapmıyor.

More Sentences
Technical
working adj. çalışan
The company doesn't discriminate against working mothers.
Şirket çalışan annelere karşı ayrımcılık yapmıyor.

More Sentences
General
working n. mayalanma
working n. halletme
working n. işleme
working n. çaba
working n. yeterli
working n. üretme
working n. işleme tarzı
working n. temel
working n. çalıştırma
working adj. müteharrik
working adj. işleyen
working adj. arızasız
working adj. ağır işte çalışan
working adj. beden gücüyle çalışan
working adj. işler durumda
Trade/Economic
working adj. döner
working adj. işleyen
working adj. mütedavil
Technical
working n. işleme
working adj. işleyen
working adj. çalışır durumda olan
Computer
working expr. çalışıyor
Mining
working n. madenin çalışılmakta olan veya çalışılmış kısmı
working n. taş ocağının çalışılmakta olan veya çalışılmış kısmı
working n. madendeki kazı sisteminin tamamı
Pathology
working n. (eksitasyon nedeniyle) konvülzif hareket
working n. (eksitasyon nedeniyle) ani hareket
Math
working n. bir hesaplama veya problemin çözümünde kullanılan adım sayısı
Biology
working n. bitkisel maddeyle dolu hale gelme
working n. bitkisel maddeyle kaplı hale gelme

Significados de "working" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
working woman n. çalışan kadın
working as chief physician n. başhekimlik
General
population in working age n. çalışma çağındaki nüfus
working clothes n. iş elbisesi
working breakfast n. iş görüşmesi yapılan kahvaltı
working organization n. çalışma organizasyonu
working organization n. iş organizasyonu
working principle n. çalışma prensibi
population who are not in working age n. çalışma çağı dışındaki nüfus
working psychology n. iş psikolojisi
working season n. çalışma mevsimi
working hour n. çalışma saati
working models n. işlerlikli modeller
working class n. emekçi sınıfı
working class n. işçi sınıfı
working hypothesis n. geçici varsayım
working principle n. çalışma usulü
working drawing n. teknik resim
working majority n. yeterli çoğunluk
working class n. emekçi sınıf
working as a maid n. hizmetçilik
working class n. proleterya
ordinary working hours n. normal çalışma saatleri
working day n. işgünü
joint working group n. müşterek çalışma grubu
flexible working n. atipik çalışma
working draft n. yazılı taslak
working group meeting n. çalışma grubu toplantısı
working place n. işyeri
working conditions n. çalışma koşulları
working rule n. çalışma kuralı
working population n. çalışan nüfus
internet working n. internet çalışması
working agreement n. geçici anlaşma
working group n. çalışma gurubu
working class n. çalışan sınıf
working drawing n. ayrıntılı çizim
working man n. işçi
working girl n. işçi kız
working paper n. çalışma belgesi
flexible working n. esnek çalışma
working hours n. mesai saatleri
working conditions n. çalışma şartları
working day n. çalışma günü
minimum of working age n. asgari çalışma yaşı
working lunch n. iş görüşmesi yapılan öğle yemeği
working in the evening n. akşamcı
working drawing n. atelye resmi
working year n. işletmenin hesap yılı
working hours n. çalışma saatleri
bank working day n. bankanın açık olduğu gün
working mothers n. çalışan anneler
heavy working conditions n. ağır çalışma şartları
working environment n. iş çevresi
working performance n. çalışma performansı
working in shifts n. vardiyalı çalışma
shift working n. vardiyalı çalışma
working party n. araştırma ekibi
working party n. çalışma ekibi
working party n. çalışma grubu
working times n. çalışma süreleri
flexible working hours n. esnek çalışma saatleri
working report n. çalışma raporu
intensive working environment n. yoğun çalışma ortamı
busy working environment n. yoğun çalışma ortamı
hectic working environment n. yoğun çalışma ortamı
working place n. iş yeri
working place n. çalışma yeri
working face n. esas yüz
working canal n. iletim kanalı
working accident n. iş kazası
working life n. kullanma süresi
working load n. proje yükü
working hour n. iş saati
working stroke n. iş zamanı
working plan n. çalışma planı
working area n. çalışma alanı
working current n. çalışma akımı
working drawing n. atölye resmi
working order n. çalışma talimatı
working drawing n. imalat resmi
working life n. çalışma ömrü
working hours n. iş saatleri
working day n. iş günü
working plan n. ilk tasar
working life n. ömür
working plan n. geçici plan
working load n. normal koşullarda çalışma yükü
working drawing n. iş resmi
working area n. iş alanı
working life n. dayanma süresi
working principle n. çalışma esası
job-working atmosphere n. işyeri atmosferi
job-working atmosphere n. çalışma atmosferi
employment-working problems n. çalışma sorunları
five-day working week n. haftada beş gün çalışma
short-time working n. kısa çalışma
psychology of working-employment n. çalışma psikolojisi
working-occupational-professional life n. iş yaşamı
working life n. çalışma hayatı
working-out n. çözme
technical working life n. teknik ömür
part-time working week n. aralı çalışmalı hafta
working animal n. çeki hayvanı
working horse n. çiftlik işlerinde çalıştırılan at
working horse n. koşum atı
working lady n. çalışan bayan
working woman n. çalışan bayan
busy working day n. yoğun iş günü/mesai
working relationship n. iş ilişkisi
working tests n. çalışma testleri
annual working period n. yıllık çalışma süresi
working platform n. çalışma zemini
working platform n. çalışma platformu
limited working proficiency n. sınırlı/kısıtlı çalışma yeterliliği
hard-working accountant n. çalışkan muhasebeci
active working n. aktif çalışma
working year n. çalışma yılı
working name n. çalışma ismi
working name n. çalışma adı
working people n. çalışan insanlar
working animal n. koşum hayvanı
working headline n. geçici başlık
working draft n. geçici taslak
working unit n. çalışma birimi
path-working n. yol çalışmaları (meditasyon benzeri bir uygulama)
advantages of working abroad n. yurtdışında çalışmanın avantajları
the working classes [brit] n. işçi sınıfı
working house n. iş yapılan ev
working house n. çalışma evi
working party [uk] n. bir sorunu araştırmak üzere oluşturulmuş komite
working house n. küçük fabrika
working-out n. karmaşık ve özenli bir şekilde geliştirme
wp (working point) n. çalışma noktası
working [rare] n. dirence karşı yavaşça ilerleme
working as chief physician n. başhekimlik
reduction of working hours n. çalışma saatlerinin azaltılması
be in good working order v. iyi işler durumda olmak
stop working v. çalışmayı bırakmak
have a working knowledge of v. bir şeyi iyi kötü kullanabilecek kadar bilmek
stop working properly v. bozulmak
bring something to good working order v. çalışır duruma getirmek
stop working v. paydos etmek
enjoy working with v. (biriyle) çalışmaktan memnun olmak
just start working v. işe yeni başlamak
start working recently v. işe yeni başlamak
look forward to working v. çalışmayı dört gözle beklemek
look forward to working v. çalışmayı iple çekmek
be worn out from working v. çalışmaktan yorgun düşmek
have good working conditions v. iyi çalışma koşullarına sahip olmak