Single - Turc Anglais Dictionnaire

Single

Sens de "Single" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 120 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
single adj. bekar
single adj. tek
General
single n. dönüş bileti
single n. gidiş bileti
single n. tek gidiş bileti
single n. evlenmemiş kimse
single n. vahit
single n. birey
single n. bir dolarlık banknot
single n. tek kişilik gösteri
single n. tek kişilik performans
single n. tek tabanca kimse
single n. bekar kimse
single n. evlenmemiş genç kimse
single n. genç bekar
single n. single
single n. tek kişilik bilet
single n. birlik
single n. tekli
single n. bir dolarlık banknot
single v. teklemek
single v. ayırmak
single v. (hayvanı) sürüden ayırmak
single v. ayırt etmek
single v. tanımak
single v. öne çıkarmak
single v. seçip ayırmak
single v. belirlemek
single v. bire indirmek
single v. rahvan yürüyüş
single adj. ergen
single adj. sağlam
single adj. münferit
single adj. tek kişilik
single adj. biricik
single adj. bir
single adj. yalınkat (çiçek)
single adj. ayrı
single adj. özel
single adj. tek bir
single adj. evlenmemiş
single adj. basit
single adj. yalnız
single adj. çiçekleri yalınkat olan (bitki)
single adj. yegane
single adj. sade
single adj. saf
single adj. yekta
single adj. tek
single adj. tekil
single adj. bekar
single adj. tekli
single adj. münferiden
single adj. (dini açıdan) bekarlığa ait veya ilgili
single adj. düz
single adj. yavan
single adj. niteliksiz
single adj. esprisi olmayan
single adj. sıkıcı
single adj. dürüst
single adj. yürekten
single adj. güvenilir
single adj. samimi
single adj. açık sözlü
single adj. dobra
single adj. sadık
single adj. (özellikle göz/bakış) dikkatle takip eden
single adj. çok ilgili
single adj. göz hapsine alan
single adj. gözü üstünde olan
single adj. gözünü diken
single adj. (göz) doğru gören
single adj. (göz) tam gören
single adj. (göz) gerçeği gören
single adv. ayrı ayrı
single adv. tek başına
single adv. kendi başına
single adv. yalnız bir şekilde
Law
single adj. tek
Tourism
single n. tek kişilik oda
Technical
single n. tek borulu sistem
single n. (çan farklı sesler çıkaracak şekilde çalınırken) tek bir çanın sabit tutulduğu çalma sırası değişikliği
single adj. tek
Textile
single n. çektikçe gelen ipekli kumaş ipi
single n. bükülmüş elyaf ipi
Furniture
single adj. (yatak veya nevresim) tek kişilik
Marine
single n. tek kürekçili tekne
Zoology
single n. geyik kuyruğu
Botanic
single n. normal sayıda yaprağı olan çiçek
single n. tek çiçekli bitki
single v. fideleri inceltmek
Sport
single n. beyzbolda vurucunun birinci kaleye ulaşmasını sağlayan bir vuruş
single n. (krikette) tek sayılık vuruş
single n. tek kaleye yapılan vuruş
single n. iki oyunculu golf maçı
single n. tek vuruş
Baseball
single v. (kale koşucusunu) tek kalelik vuruş ile ilerletmek
single v. tek kalelik vuruşla (sayı) getirmek
single v. tek kalelik vuruş yapmak
Music
single n. müzik parçası
single n. parça (müzik)
single n. tekli
single n. her bir yüzü en fazla beş dakika kayıt alan plak
single n. tek kayıtlık plak
Archaic
single v. bölmek
single v. ayrıştırmak
single v. bölüştürmek
single v. yoğunlaştırmak
single v. konsantre etmek
single v. tekil hale getirmek
single v. özleştirmek
single v. kendini soyutlamak
single v. kendini ayırmak
single v. araya mesafe koymak
single v. kendini yalnızlaştırmak
single adj. zayıf
single adj. kalitesiz
single adj. adi
Ornithology
single n. şahin pençesi
single n. doğan pençesi

Sens de "Single" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 1 résultat(s)

Turc Anglais
General
single single n.

Sens de "Single" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
single step income statement n. tek kademeli kar zarar tablosu
General
single mother n. bekar anne
single shell n. tek kabuk
single bed n. tek kişilik yatak
single thing n. tek
single women in literature n. edebiyatta bekar kadınlar
single girl n. bekar kız
single room n. tek kişilik oda
single couple n. tekli kupl
single mindedness n. tek bir şey düşünme
single chair n. tek koltuklu teleferik
single ticket n. gidiş bileti
single well surfactant soaking treatment n. tek kuyuluk surfaktan emdirme operasyonu
the single life n. bekarlık
single escheat n. bir vatan haininin servetine el koyma
single way anova n. tek yollu anova
single seater n. tek kişilik uçak
single ticket n. dönüş bileti
a challenge to single combat n. mübareze
single entry visa n. tek girişlik vize
single hole n. tek delik
single women n. bekar kadınlar
single man n. bekar adam/erkek
single entry visa n. sadece tek ziyaret için geçerli vize
single loop learning n. tek etaplı öğrenme
single tax n. tek vergi usulü
single occupancy rate n. tek kişilik tarife
single quote n. tek tırnak
single parent family n. tek ebeveynli aile
single mothers n. bekar anneler
single cell proteins n. tek hücre proteinleri
single subject research n. tek denekli araştırma
single duvet cover n. tek kişilik nevresim
single duvet cover set n. tek kişilik nevresim takımı
single chair n. tekli koltuk
single seating chair n. tekli koltuk
single seat n. tekli koltuk
single seating n. tekli koltuk
single seating unit n. tekli koltuk
single seating armchair n. tekli koltuk
single-loop learning n. tek döngülü öğrenme
single-child family n. tek çocuklu aile
single-parent home n. tek ebeveynli ev
single-seater n. tek kişilik
single-bath n. tek banyo
single-decker n. tek katlı otobüs
single-frequency n. tek frekans
single-loop learning n. tek etaplı öğrenme
single-parent family n. tek ebeveynli aile
single ladies n. bekar bayanlar
single manager n. tek yönetici
single use n. tek sefer
single use n. tek kullanım
single flight n. tek sefer
single condition n. tek şart
single door n. tek kanatlı kapı
single solution n. tek çözüm
single eyebrow n. tek kaş
hit single of the album n. albümün çıkış parçası
single fathers n. bekar babalar
single-leaf door n. tek kanatlı kapı
single piece non-priority mail n. tek parça önceliksiz posta
single-wide mobile home n. tek üniteli mobil/taşınabilir ev
single responsibility n. tek mesuliyet
single responsibility principle n. tek sorumluluk prensibi
single responsibility n. tek sorumluluk
single aim n. tek hedef
fear of being single n. bekar kalma korkusu
single-use camera n. tek kullanımlık fotoğraf makinesi
single combat n. teke tek çarpışma
single combat n. göğüs göğüse çarpışma
single combat n. düello
single global rating method n. tek küresel derecelendirme yöntemi
single global rating method n. tek/yegane küresel değerlendirme yöntemi
single-detached dwelling n. müstakil ev
single family house n. müstakil konut
single-family detached home n. müstakil ev
single-family detached home n. müstakil konut
single-detached dwelling n. müstakil konut
single family house n. müstakil ev
single differences n. tekli farklar
single entity n. müstakil/bağımsız/münferit varlık
single course n. tek ders
single person n. tek kişi
single-issue politics n. tek sorun siyaseti
single-issue politics n. tek bir alana yoğunlaşmış politika
every single detail n. her ince ayrıntı
a single region n. tek bir bölge
cd single n. bir ya da iki popüler şarkı içeren kompakt disk formatında albüm
single-foot n. (at) rahvan yürüyüş
single knot n. adi düğüm
single knot n. ilmek yapılan ipin ucunu ilmeğin içinden geçirerek atılan düğüm
single-end [dialect] [scotland] n. tek odalı ev
single-malt n. katışıksız viski
single-mindedness n. tek bir hedefe kilitlenme
single-malt n. tek malt viski
single-mindedness n. kendinden eminlik
single-malt n. single malt viski
single file n. tekli sıra
single file n. tek kolda yürüme
single whip n. tekli makara
single [uk] n. sterlin banknotu
single-mindedness n. kararlılık
single blessedness n. bekarlık
single file n. hayvan sırası
single dwelling n. müstakil ev
single file n. eşya sırası
single-parent n. bekar ebeveyn
single [canada/us] n. dolar banknotu
single-end [dialect] [scotland] n. tek odalı yerleşim yeri
single file n. insan sırası
single-wide n. taşınabilir ev
single-wide n. mobil ev
single-wide n. prefabrik ev
single drug n. tek ilaç
single out v. belirlemek
single out v. seçmek
live a single life v. bekar yaşamak
form a single file v. birbiri ardınca sıralanmak
form a single file v. tek sıra olmak
single out v. seçmek (diğerlerinden birini)
single out v. seçip ayırmak
single out v. ayırmak
gather under a single roof v. tek çatı altında toplamak
(a single etc) take (someone) to top v. zirveye çıkarmak
(a single) get (someone) to number one in the chart v. listede bir numaraya taşımak
(a single) get (someone) to number one in the chart v. bir numaraya çıkarmak
(a single) get (someone) to number one in the chart v. bir numara yapmak
gather under a single roof v. bir çatı altında toplamak
gather under a single roof v. çatı altında toplamak
single out v. birer birer almak
unite under a single flag v. bir bayrak altında toplamak
raise someone single-handedly v. tek başına büyütmek
single out v. ayrı tutmak
single out v. aralarından seçmek
not even say a single word v. tek kelime bile etmemek
unite/gather under a single flag v. bir/tek bayrak altında toplamak
single [obsolete] v. ayrı tutmak
single [obsolete] v. geri çekmek
single [obsolete] v. geride tutmak
single-foot v. (at) rahvan yürümek
single [obsolete] v. kenara koymak
single out v. aralarından seçmek
single hearted adj. erdemli
single minded adj. tek amaçlı
single handed adj. yalnız
every single adj. her
single hearted adj. sadık
consisting of single piece adj. tek parçadan oluşan
single shelled adj. tek kabuklu