forth - Turc Anglais Dictionnaire

forth

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

forth — Definition

Signification:
ileri, dışarı doğru
Prononciation (IPA):
(AmE /fɔːrθ/ – BrE /fɔːθ/)
Partie du discours:
Zarf

Sens de "forth" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 11 résultat(s)

Anglais Turc
General
forth n. (iskoçya'da) forth
From here, you can see the Forth Road Bridge.
Buradan Forth Road Köprüsü'nü görebilirsiniz.

More Sentences
forth adv. diğer
The costumes were red, pink, blue, and so forth.
Kostümler kırmızı, pembe, mavi ve diğer renklerdeydi.

More Sentences
forth adv. ileri
Tom was nervously pacing back and forth.
Tom gergin bir şekilde bir ileri bir geri volta atıyordu.

More Sentences
forth adv. doğru
The adventurer went forth upon a journey to far mountains.
Maceracı uzak dağlara doğru bir yolculuğa çıktı.

More Sentences
forth adv. sonra
forth adv. açığa
forth adv. başka
forth adv. dışarıya doğru
forth adv. dışarı
forth adv. açığa
forth adv. dışarı doğru

Sens de "forth" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
pacing back and forth n. volta
giving forth n. yayın
giving forth n. yayma
holder-forth n. topluluk önünde konuşan kimse
holder-forth n. hatip
holder-forth n. nutuk atan kimse
holder-forth n. vaiz
holder-forth n. söylev veren kimse
sallying forth n. işlek yoldan çıkış
set forth v. izah etmek
spew forth v. çıkarmak
call forth v. yol açmak
put forth v. ileri sürmek
volley forth v. yağmuruna tutmak
hold forth v. sunmak
give forth v. çıkarmak
shadow forth v. ima etmek
set forth v. ileri sürmek
set forth v. öngörmek
shoot forth v. sürgün vermek
break forth v. kahkahayı basmak
give forth v. yayınlamak
hold forth v. söylev vermek
call forth v. kullanmak
show forth v. anlatmak
call forth v. çıkarmak
body forth v. şekil vermek
bring forth v. getirmek
set forth v. yola çıkmak
hold forth v. öne sürmek
trumpet forth v. ilan etmek
pour forth v. dökülmek
hold forth v. yüksekten atmak
sally forth v. dışarıya fırlamak
hold forth v. teklif etmek
show forth v. açıklamak
hold forth v. ileri sürmek
bring forth v. doğurmak
call forth v. ortaya çıkarmak
burst forth v. açılmak
put forth v. vermek (yaprak/çiçek/filiz vb'ni)
launch forth v. konuşmaya başlamak
put forth v. ortaya koymak
send forth v. neşretmek
give forth v. yaymak
set forth v. öne sürmek
hold forth v. önermek
walk back and forth v. dönüp dolaşmak
set forth one's final opinion in scathing terms v. rest çekmek
put forth v. çıkarmak
reach forth v. uzanmak
shadow forth v. sezdirmek
travel back and forth   v. mekik dokumak  
hold forth v. nutuk söylemek
shoot forth v. filizlenmek
hold forth v. nutuk atmak
send forth v. göndermek
pour forth v. taşmak
pour forth v. yağdırmak
put forth v. yayımlamak
go forth v. çıkmak
send forth v. yaymak
bring forth young v. yavrulamak
well forth v. akmak
bring forth v. sebep olmak
go back and forth v. ileri geri gitmek
body forth v. temsil etmek
put forth v. yayınlamak
put forth v. göstermek
hold forth v. nutuk çekmek
spue forth v. kusmak
pace back and forth v. volta atmak
send forth v. yollamak
spew forth v. kusmak
reach forth v. elini uzatmak
put forth v. iddia etmek
shadow forth v. belli etmek
shuttle back and forth between two countries   v. iki ülke arasında mekik dokumak  
hold forth v. uzun uzadıya konuşmak
set forth v. ortaya koymak
launch forth v. yola koyulmak
give forth v. bildirmek
sally forth v. çıkmak
bring forth v. vermek
send forth v. çıkartmak
bring forth v. ürün vermek
call forth v. neden olmak
shadow forth v. haber vermek
shadow forth v. hissettirmek
volley forth v. yağdırmak
put forth fruit v. meyve vermek
set forth v. meydana koymak
come forth v. gizlendiği yerden çıkmak
come forth v. (bir şey) (bir yerden) çıkmak
come forth v. ortaya çıkmak
set forth a reason v. sebep öne sürmek
set forth v. yola koyulmak
come forth from obscurity v. su yüzüne çıkmak
set forth v. ifade etmek
confidently set forth v. yola güvenle çıkmak
confidently set forth v. güvenle yola çıkmak
lead forth v. liderlik etmek
lead forth v. yol göstermek
draw something forth v. öne çekmek
sway back and forth v. (bir yönden diğerine doğru) sallanmak
call someone forth v. (birini bir yere gelmesi için) çağırmak
stretch forth from something v. (bir yerden) (bir şey) uzamak/uzayıp gitmek
bring forth v. meydana getirmek
bring forth v. hasıl etmek
bring forth v. neden olmak
gush forth out of something v. (kan) (yaradan vb) fışkırmak
gush forth from v. (kan) (yaradan vb) fışkırmak
put more effort forth v. daha fazla çaba harcamak
twist back and forth v. ileri geri bükmek
bring forth awareness to v. bilinç kazandırmak
email back and forth v. emailleşmek
email back and forth v. mailleşmek
body (forth) v. temsil etmek
body (forth) v. hayali bir şeye vücut vermek
body (forth) v. sembolize etmek
move back and forth v. ileri geri hareket etmek
move back and forth v. önce bir yöne sonra tersine doğru hareket etmek
burgeon (forth) v. hızla gelişmek
burgeon forth v. çimlenmek
burgeon (forth) v. büyüyüp serpilmek
burgeon forth v. tomurcuklanmak
burgeon forth v. dallanmak
put forth great effort v. dişini tırnağına takarak uğraşı vermek
pour forth v. (uzun bir konuşmada) bahsi geçmek
pour forth v. (sözcükler) dilden dökülmek
pour (forth) v. bolca piyasaya sürmek
pour (forth) v. bol miktarda üretmek
shadow (forth) v. göstermek
shadow (forth) v. dokundurmak
shadow (forth) v. dokundurmak
shadow (forth) v. simgelemek
shadow (forth) v. belli belirsiz ifade etmek
shadow (forth) v. işaret etmek
shadow (forth) v. temsil etmek
and so forth adv. ve benzerleri
from that day forth adv. bundan böyle
back and forth adv. ileri geri
and so forth adv. ve benzeri
from this day forth adv. bundan böyle
and so forth adv. ve başkaları
hence forth adv. bundan böyle
from this day forth adv. bu günden itibaren
from this time forth adv. bundan böyle bundan sonra
hence forth adv. bu sebepten
and so forth adv. vesaire