ortam - Turc Anglais Dictionnaire

ortam

Sens de "ortam" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 45 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
ortam setting n.
The cost of a wedding in this magnificent setting was way above our budget.
Bu muhteşem ortamda yapılacak bir düğünün maliyeti bizim bütçemizin çok üzerindeydi.

More Sentences
ortam environment n.
I’d love to see Africa’s Big Five in their natural environment.
Afrika'nın Büyük Beşlisini doğal ortamlarında görmeyi çok isterim.

More Sentences
General
ortam ambience n.
The massage room has a relaxing ambience.
Masaj odasının rahatlatıcı bir ortamı var.

More Sentences
ortam occasion n.
Your dress is unsuitable for the occasion.
Elbisen ortam için uygun değil.

More Sentences
ortam atmosphere n.
The party was huge, but it lacked atmosphere.
Parti çok büyüktü ama ortamı kötüydü.

More Sentences
ortam habitat n.
These animals survive best in their own habitat.
Bu hayvanlar kendi ortamlarında en iyi şekilde hayatta kalırlar.

More Sentences
ortam medium n.
Today's topic is Coulomb's law and effect of medium on electrostatic force.
Bugünün konusu Coulomb yasası ve ortamın elektrostatik kuvvet üzerindeki etkisi.

More Sentences
ortam media n.
This usually means that the magnetic media is degraded.
Bu genellikle manyetik ortamın bozulduğu anlamına gelir.

More Sentences
ortam environment n.
I’d love to see Africa’s Big Five in their natural environment.
Afrika'nın Büyük Beşlisini doğal ortamlarında görmeyi çok isterim.

More Sentences
ortam climate n.
The present political climate is the major cause of the pessimism.
Mevcut siyasi ortam karamsarlığın başlıca nedenidir.

More Sentences
ortam scene n.
She is involved in the New York art scene.
New York sanat ortamlarına dahil olmuştur.

More Sentences
ortam ambient adj.
The books will be brought as soon as you provide the necessary ambient conditions.
Siz gerekli ortam koşullarını sağlar sağlamaz kitaplar da getirilecek.

More Sentences
Technical
ortam medium n.
Today's topic is Coulomb's law and effect of medium on electrostatic force.
Bugünün konusu Coulomb yasası ve ortamın elektrostatik kuvvet üzerindeki etkisi.

More Sentences
ortam platform n.
The meeting's main aim is to provide a platform for young entrepreneurs.
Toplantının ana amacı genç girişimcilere uygun bir ortam sağlamaktır.

More Sentences
Informatics
ortam environment n.
I’d love to see Africa’s Big Five in their natural environment.
Afrika'nın Büyük Beşlisini doğal ortamlarında görmeyi çok isterim.

More Sentences
Telecom
ortam platform n.
The meeting's main aim is to provide a platform for young entrepreneurs.
Toplantının ana amacı genç girişimcilere uygun bir ortam sağlamaktır.

More Sentences
Automotive
ortam ambient n.
This exclusive design element is combined with the ambient lighting package.
Bu özel tasarım öğesi, ortam aydınlatma paketi ile birleştirilmiştir.

More Sentences
Medical
ortam medium n.
Today's topic is Coulomb's law and effect of medium on electrostatic force.
Bugünün konusu Coulomb yasası ve ortamın elektrostatik kuvvet üzerindeki etkisi.

More Sentences
Physics
ortam surroundings n.
Perhaps you could answer me in these more intimate surroundings this evening.
Belki de bu akşam bu daha samimi ortamda bana cevap verebilirsiniz.

More Sentences
Social Sciences
ortam habitat n.
These animals survive best in their own habitat.
Bu hayvanlar kendi ortamlarında en iyi şekilde hayatta kalırlar.

More Sentences
Linguistics
ortam climate n.
The present political climate is the major cause of the pessimism.
Mevcut siyasi ortam karamsarlığın başlıca nedenidir.

More Sentences
ortam environment n.
I’d love to see Africa’s Big Five in their natural environment.
Afrika'nın Büyük Beşlisini doğal ortamlarında görmeyi çok isterim.

More Sentences
ortam medium n.
Today's topic is Coulomb's law and effect of medium on electrostatic force.
Bugünün konusu Coulomb yasası ve ortamın elektrostatik kuvvet üzerindeki etkisi.

More Sentences
Military
ortam setting n.
The cost of a wedding in this magnificent setting was way above our budget.
Bu muhteşem ortamda yapılacak bir düğünün maliyeti bizim bütçemizin çok üzerindeydi.

More Sentences
General
ortam stage n.
ortam ambit n.
ortam weather n.
ortam ethos n.
ortam aroma n.
ortam ambiance n.
ortam milieu n.
ortam circle n.
ortam surrounding air n.
ortam atmospheric n.
ortam set of surroundings n.
ortam ambiente n.
ortam bubble n.
ortam decor n.
ortam stage set n.
ortam locale N.
Computer
ortam context n.
Aeronautic
ortam vehicle n.
Medical
ortam selective media n.
British Slang
ortam vibe n.
Modern Slang
ortam vibe n.

Sens de "ortam" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
tanımlı ortam defined environment n.
boş ortam empty medium n.
internet vb ağlar aracılığıyla bilginin hızla bilgisayarlar arasında aktarılabildiği ortam superhighway n.
temiz ortam virgin medium n.
doğal ortam natural environment n.
doğal ortam habitat n.
makine tarafından okunabilir ortam machine readable medium n.
ortam bozukluğu media failure n.
hayvan veya bitkinin yetiştiği doğal ortam habitat n.
titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi wave n.
ideal ortam optimum ambience n.
çoğaltıcı ortam multiplying medium n.
sosyal ortam social surroundings n.
uygun ortam backdrop n.
ortam sıcaklığı ambient temperature n.
ortam basıncı ambient pressure n.
sanal ortam virtual environment n.
ticari ortam commercial environment n.
kuru ortam dry environment n.
ortam ışınımı ambient radiation n.
ortam gürültüsü ambient noise n.
ortam havası ambient air n.
ayırgan ortam dispersive medium n.
ortam ışığı ambient light n.
ortam havası nemi ambient air humidity n.
gürültülü ortam noisy environment n.
akademik ortam academic environment n.
sosyopolitik ortam sociapolitical climate n.
nemli ortam humid environment n.
hareketsiz ortam motionless environment n.
hareketsiz ortam static environment n.
huzurlu ortam peaceful atmosphere n.
ıslak ortam wet environment n.
stresli ortam stressful environment n.
kesintisiz ortam stream media n.
sağlıklı ortam healthy environment n.
bilgisayarlı ortam computerized environment n.
düşman ortam hostile environment n.
algıladığımız ortam durumu air n.
çetin ortam a challenging environment n.
askeri ortam military environment n.
ortam dinleme audio surveillance n.
ortam dinlemesi audio surveillance n.
tüm dünyadaki en uç ortam sıcaklıkları extreme world-wide ambient temperatures n.
farklı özelliklere sahip (benzer) nesnelerin bir araya gelip, birbirlerini etkiledikleri ortam melting pot n.
elektronik ortam electronic media n.
gizemli ortam aura n.
uygun ortam backcloth n.
mutlu ve huzurlu ortam bed of roses n.
bina dışı ortam outdoor environment n.
yerçekimsiz ortam zero-g environment n.
yerçekimsiz ortam gravity-free environment n.
yerçekimsiz ortam zero-gravity environment n.
sosyal ortam social environment n.
kazalara karşı korunaklı ortam forgiving environment n.
kasvetli/sıkıcı ortam miasma n.
sulu ortam watery environment n.
samimi bir ortam a warm environment n.
samimi bir ortam a warm atmosphere n.
gerçek ortam real environment n.
elverişli ortam suitable environment n.
stressiz ortam stress-free environment n.
tek tip görüşün hakim olduğu, karşıt görüşlerin desteklenmeyip aşağılandığı kurum veya ortam echo chamber n.
belirsiz ortam uncertain environment n.
doğal ortam habitation n.
bitkinin en sevdiği ortam hant n.
küçük ve genelde ayırt edilebilen ortam microenvironment n.
filmlerin kaydedilip evde izlenmek üzere dağıtıldığı ortam home video n.
güven ve mutluluk veren ortam home n.
organizmanın normalde yaşadığı veya oluştuğu ortam home ground n.
dostane ortam hospitage n.
fiziksel ortam mise en scene n.
eylemin veya olayın gerçekleştiği fiziksel ortam mise-en-scène n.
iç karartıcı ortam glumness n.
opak ortam opaque n.
bireylerin, kuruluşların veya sistemlerin bilgi toplamak ve işlemek üzere bir araya geldiği ortam information environment n.
kokain içilen ortam crackhouse n.
içki ve seks dolu ortam drunken revelry n.
fantastik ortam fancy n.
(ortam benzerliğine yanıt olarak) birbiri ile ilişkili organizmalarda yeni özellik gelişimi parallelism n.
kısıtlayıcı ortam prison house n.
içinden bakılarak görülen her şeyi yanlış aktaran ortam prism n.
setteki ortam sesleri room tone n.
odadaki ortam sesleri room tone n.
görsel ortam visual medium n.
işitsel ortam auditory medium n.
edebi ortam literary medium n.
kargaşalı ortam bear-pit n.
bayıcı ortam stifle n.
insanın üzerine üzerine gelen ortam stifle n.
yaz mevsimi gibi ortam summer n.
balon içerisindeki gaz ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkı superheat n.
belirli alanlara ilgili duyan kişilerin toplanıp somut objeler üzerinde yaratıcı bir biçimde çalıştıkları açık ortam makerspace n.
hızlı gelişimi destekleyen ortam hothouse n.
aşırı baskının bulunduğu ortam hothouse n.
hızlı büyümeyi destekleyen ortam hot bed n.
havasız ortam frowst [uk] n.
dramatik ve çalkantılı ortam psychodrama n.
(ortam) basıklık fugginess n.
havasız ortam fug n.
bayatlamış ortam havası frowst [uk] n.
havalandırılmamış ortam fug n.
karşılıklı saygı ve güvene dayalı bir ortam yaratmak establish an environment that is based on mutual respect and trust v.
karşılıklı saygı ve güvene dayalı bir ortam oluşturmak establish an environment that is based on mutual respect and trust v.
ortam hazırlamak pave the way for v.
ortam sağlamak provide an environment for v.
(işlevinin ortaya çıkması amacıyla) ortam hazırlanmak be mediated through v.
serbest bir ortam yaratmak create a free environment v.
özgür bir ortam yaratmak create a free environment v.
ortam ile ilgili atmospheric adj.
asitli ortam seven acid-loving adj.
ortam veya durumdan etkilenmiş mediate adj.
ortam veya durum sayesinde kazanılmış mediate adj.
uygun ortam sunan hospitable adj.
dostane ortam sunan hospitable adj.
sulu ortam ile ilgili hydric adj.
nemli ortam ile ilgili hydric adj.
sağlıklı ortam sunan hygienical adj.
ortam yaratan atmospheric adj.
ortam ile ilgili olarak atmospherically adv.
sağlıklı ortam sunarak hygienically adv.
doğal ortam hab. (habitat) abrev.
ortam açıcı icebreaker N.
Colloquial
bol miktarda kargaşanın olduğu başıbozuk ortam nut house n.
içkinin su gibi aktığı ortam drunkathon n.
kısıtlı ortam prison n.
aşırı stresli ortam hot seat n.
Idioms
olumlu/pozitif bir ortam yaratmak için bir araya gelinerek iyi tarafların ön plana çıkarılması a love-in n.
gergin ortam heavy atmosphere n.
rahatsız edici ortam heavy atmosphere n.
kadınları dışlayıcı ortam chilly climate n.
buz gibi bir ortam chilly climate n.
kadınlara karşı soğuk ortam chilly climate n.
gergin ortam heavy atmosphere n.
kimsenin kimseye karşı bir üstünlüğünün/avantajının olmadığı ortam a fair field and no favor [dated] n.
herkesin eşit olduğu ortam a fair field and no favor [dated] n.
herkesin eşit şartlara/fırsatlara sahip olduğu ortam a fair field and no favor [dated] n.
adil bir ortam a fair field and no favor [dated] n.
ortam değişikliği a change of scene n.
kimsenin kimseye karşı bir avantajının/üstünlüğünün olmadığı bir ortam a level playing field n.
farklı insanların, kültürlerin, fikirlerin bir arada var olduğu ortam a melting pot n.
stresli ortam an atmosphere that you could cut with a knife n.
gergin ortam an atmosphere that you could cut with a knife n.
stresli ortam an atmosphere that you could cut with a knife n.
gergin ortam an atmosphere that you could cut with a knife n.
ortam değişikliği change of pace n.
ortam değişikliği change of scene (or scenery) n.
ortam değişikliği change of scene n.
şüpheli ortam cloud of suspicion n.
güvensiz ortam cloud of suspicion n.