rich - Turc Anglais Dictionnaire

rich

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

rich — Definition

Signification:
zengin, yoğun, bereketli
Prononciation (IPA):
(AmE /rɪtʃ/ – BrE /rɪtʃ/)
Partie du discours:
Sıfat: rich
Synonymes:
wealthy, abundant
Antonymes:
poor

Sens de "rich" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 111 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
rich adj. zengin
Wheat silage is rich in protein.
Buğday silajı protein açısından zengindir.

More Sentences
General
rich n. zenginler
The company designs cars for the rich.
Şirket zenginler için araba tasarlıyor.

More Sentences
rich adj. tok (ses)
The rich sound of her baritone guitar fascinated us.
Elindeki bariton gitarın tok sesi bizi büyüledi.

More Sentences
rich adj. canlı (renk)
She was wearing a rich purple coloured dress at the wedding.
Düğünde canlı mor renkli bir elbise giymişti.

More Sentences
rich adj. zengin
Wheat silage is rich in protein.
Buğday silajı protein açısından zengindir.

More Sentences
rich adj. yoğun
The rich scent of the roses was all over the garden.
Güllerin yoğun kokusu bahçenin her tarafını sarmıştı.

More Sentences
rich adj. pahalı ve güzel
The groom's tie was hand-made from rich silk.
Damadın kravatı el yapımı, pahalı ve güzel ipektendi.

More Sentences
rich adj. bol bol
The movie was rich in gore.
Filmde bol bol iğrençlik vardı.

More Sentences
rich adj. bereketli
Unfortunately, they will build a shopping mall on this rich soil.
Ne yazık ki bu bereketli toprağın üzerine AVM yapacaklar.

More Sentences
rich adj. verimli
The basin of a river usually has rich farmland.
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.

More Sentences
rich adj. zengin aromalı
They served rich doughnuts alongside the coffee.
Kahvenin yanında zengin aromalı donutlar ikram ettiler.

More Sentences
Trade/Economic
rich adj. verimli
The basin of a river usually has rich farmland.
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.

More Sentences
rich adj. varlıklı
Tom is the richest one here.
Buranın en varlıklısı Tom.

More Sentences
Agriculture
rich adj. bereketli
Unfortunately, they will build a shopping mall on this rich soil.
Ne yazık ki bu bereketli toprağın üzerine AVM yapacaklar.

More Sentences
rich adj. verimli
The basin of a river usually has rich farmland.
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.

More Sentences
General
rich n. (kısaca) richard
rich n. varlık
rich n. zengin yapan şey
rich n. fazla mal
rich n. pahada ağır varlıklar
rich adj. pahada ağır
rich adj. ağır
rich adj. variyetli
rich adj. yüklü
rich adj. varsıl
rich adj. komik
rich adj. gür
rich adj. paralı
rich adj. değerli
rich adj. besleyici
rich adj. ağır (yiyecek)
rich adj. hoş
rich adj. yağlı
rich adj. nükteli
rich adj. esprili
rich adj. mümbit
rich adj. gani
rich adj. kalorisi yüksek
rich adj. koyu ve güzel (renk)
rich adj. bitek
rich adj. kalın
rich adj. besin değeri yüksek
rich adj. pahalı
rich adj. ensesi kalın
rich adj. çok
rich adj. tuhaf
rich adj. bol
rich adj. parası bol
rich adj. lezzeti zengin
rich adj. fazla yakıtlı
rich adj. yakıt miktarı fazla olan
rich adj. hava-yakıt oranı fazla oran
rich adj. (ses) tok
rich adj. (ses) yumuşak
rich adj. (ses) rezonant
rich adj. en iyi kalitede üretilen
rich adj. en üst kalitede olan
rich adj. görkemli şekilde donatılan
rich adj. zengin dekorasyonlu
rich adj. fazlasıyla süslü
rich adj. tahrik edici ifadeler içeren
rich adj. kaba ifadeli
rich adj. şok edici
rich adj. şaşırtıcı
rich adj. saf
rich adj. neredeyse saf
rich adj. (kil çömlek sanatında) plastik
rich adj. kıymetli
rich adj. önemli
rich adj. şatafatlı
rich adj. bezenmiş
rich adj. süslü
rich adj. (ses) güçlü
rich adj. (ses) duru
rich adj. (ses) net
rich adj. (ses) berrak
rich adj. (koku) etkili
rich adj. (koku) güçlü
rich adj. komik
Trade/Economic
rich adj. bol
Technical
rich adj. yüksek satürasyonlu
rich adj. aşırı soğurmalı
rich adj. yüksek oranda yanıcı madde içeren
rich adj. yüksek yanıcılıkta olan
Computer
rich adj. karmaşık
rich adj. kompleks
rich adj. kompleks yapılı
Construction
rich adj. fazla çimentolu
rich adj. fazla çimento malzemesi içeren
rich adj. fazla bağlayıcılı
Woodworking
rich adj. reçineli öz odun ile dolu olan
Automotive
rich adj. (hava-yakıt karışımında) yakıt miktarı fazla olan
Gastronomy
rich adj. bol malzemeli
rich adj. cömertçe hazırlanan
rich adj. (yiyecek) zengin içerikli
rich adj. (yiyecek) fazla yağlı
rich adj. (yiyecek) fazla çeşnili
rich adj. (şarap) keskin
rich adj. (şarap) zarif tatlı
rich adj. (yiyecek) fazla şekerli
rich adj. mideye oturan
rich adj. çeşnili
rich adj. baharatlı
rich adj. (şarap) güçlü
Biology
rich adj. yüksek oranda yağ komplemanı içeren
rich adj. yüksek oranda yağlı madde komplemanı içeren
Agriculture
rich adj. fazla ürün veren
rich adj. zengin bitki besinli
Geography
rich adj. kaynakları zengin
rich adj. zengin mineralli
Ottoman Turkish
rich adj. mebzul

Sens de "rich" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
rich people n. zengin insanlar
rich employer n. yağlı kapı
stone rich in antimony n. rastık taşı
rich person n. zengin kişi
children of the rich n. zengin çocuklar
rich man n. zengin adam
rich soil n. verimli toprak
the rich n. zenginler
gap between rich and poor n. zengin ile fakir arasındaki uçurum
rich people n. eşraf
rich person n. mal mülk sahibi
club of the rich nations n. zenginler kulübü
rich culture n. zengin kültür
get-rich-quick scheme n. küçük yatırımla çabuk zengin olma planı
rich content n. zengin içerik
rich underground resources n. zengin yeraltı kaynakları
a rich culture n. zengin bir kültür
rich history n. zengin tarih
rich variety n. zengin çeşit
rich vocabulary n. zengin dağarcık
rich vocabulary n. zengin kelime dağarcığı
rich neighbourhood n. zengin mahallesi
rich resources n. zengin kaynaklar
rich sources n. zengin kaynaklar
oil rich n. içerdiği yağ yönünden zengin
oil rich n. petrol zengini
oil rich n. petrol yönünden zengin
oil rich n. zengin yağ içeriğine sahip
a rich man n. zengin bir adam
rich neighborhood n. zengin muhit
rich neighborhood n. zengin muhiti
rich man n. varlıklı/zengin adam
a rich lunch n. zengin bir öğle yemeği
rich rhyme n. zengin kafiye
rich past n. zengin geçmiş
rich merchant n. zengin tüccar
moisture rich body lotion n. yüksek nemlendiricili vücut losyonu
moisture rich body lotion n. yoğun nemlendiricili vücut losyonu
water rich country n. su zengini ülke
rich voice n. tok ses
rich sound n. tok ses
life's rich tapestry n. hayatın zengin dokusu
rich cuisine n. zengin mutfak
rich mineral water n. zengin mineralli maden suyu
(the) rich n. zengin insanlar
(the) rich n. zenginler
rich formatting n. zengin biçimlendirme
rich husband n. zengin koca
become rich v. varsıllaşmak
get rich v. zenginlemek
become rich v. paralanmak
get rich v. zenginleşmek
get rich quick v. çabuk zengin olmak
get rich v. palazlanmak
make rich v. zenginleştirmek
get rich v. zengin olmak
get rich v. varsıllaşmak
strike it rich v. köşeyi dönmek
strike it rich v. beklenmedik bir gelire kavuşmak
strike it rich v. bir anda köşeyi dönmek
strike it rich v. birdenbire zengin olmak
look rich v. zengin görünmek
be rich in vitamin v. vitamin yönünden zengin olmak
marry a rich person v. zengin biriyle evlenmek
come from a rich family v. zengin bir aileden gelmek
be rich in something v. bir şey bakımından zengin olmak
become rich v. zengin olmak
want to be rich v. zengin olmayı istemek
become rich v. zenginleşmek
take from the rich and gives to the poor v. zenginden alıp fakire vermek
grow rich v. zenginleşmek
rich [obsolete] v. zenginleştirmek
rich [obsolete] v. güçlendirmek
become rich all at once v. köşeyi dönmek
follow a protein-rich diet v. protein ağırlıklı beslenmek
eat a protein-rich diet v. protein ağırlıklı beslenmek
as rich as adj. kadar zengin
rich person adj. zengin
very rich adj. alyon
rich as croesus adj. karun gibi
of rich elaborated style adj. ağdalı
filthy rich adj. kalantor
rich enough adj. yeterince zengin
as rich as croesus adj. karun kadar zengin
rich in protein adj. proteince zengin
rich in vitamin adj. vitamince zengin
rich potential adj. zengin potansiyel
iron-rich adj. demir açısından zengin
new-rich adj. yeni zengin
oil-rich adj. petrol zengini
oxygen-rich adj. oksijen yönünden zengin
oxygen-rich adj. oksijen deposu
rich in calcium adj. kalsiyumca zengin
resource-rich adj. zengin kaynağa sahip
resource-rich adj. kaynakça zengin
resource-rich adj. kaynak yönünden zengin
rich with historical places adj. tarihi mekanları ile zengin
rich in historical places adj. tarihi mekanları ile zengin
rich with historical places adj. tarihi mekanlarıyla zengin
rich in historical places adj. tarihi yerleri ile zengin
rich with historical places adj. tarihi yerleri ile zengin
rich with parks adj. parklarıyla zengin
rich in historical places adj. tarihi yerleriyle zengin
rich with historical places adj. tarihi yerleriyle zengin
rich in historical places adj. tarihi mekanlarıyla zengin
calorie rich adj. yüksek kalorili
rich in calories adj. kalorisi yüksek
calorie rich adj. kalorisi yüksek
rich in calories adj. yüksek kalorili
rich in vitamin adj. vitamin yönünden zengin
rich blue adj. masmavi
fiber-rich adj. lif açısından zengin
fiber-rich adj. lif bakımından zengin
fiber-rich adj. lif yönünden zengin
cash-rich adj. harcayacak parası olan
cash-rich adj. kasası dolu; bol nakti olan
feature-rich adj. zengin özellikli
feature-rich adj. özellik açısından zengin
mineral-rich adj. mineral açısından zengin
sugar rich adj. şeker bakımından zengin
lime-rich adj. kireç yönünden zengin
nutrient-rich adj. besin yönünden zengin
nutrient-rich adj. zengin besinli
nutrient-rich adj. gıda yönünden zengin
vitamin-rich adj. vitamin yönünden zengin
rich [obsolete] adj. kuvvetli
rich [obsolete] adj. kudretli
rich [obsolete] adj. güçlü
rich [obsolete] adj. aziz
get-rich-quick adj. kolay yoldan zengin olma
filthy rich adj. para içinde yüzen
filthy rich adj. çok zengin
filthy rich adj. aşırı varlıklı
Phrasals
be rich with something v. -ile zengin olmak
be rich with something v. -ile dolu/bol olmak
Phrases
eat the rich expr. zenginleri yiyin
Proverb
rich man's joke is always funny zenginin yalakası boldur
rich man's joke is always funny zengin adamın yalakası çok olur
one law for the rich and another for the poor zengin kağnısını dağdan aşırır fakirin eşeği düz yolda şaşırır
one law for the rich and another for the poor zengine şekerden helva basarlar fakire pekmez bile bulunmaz
it is better to be born lucky than rich şanslı doğmak zengin doğmaktan daha iyidir
the rich man's wealth tires the poor man's jaw zenginin malı züğürdün çenesini yorar
i'm not rich enough to buy cheap things ucuz mal alacak kadar zengin değilim
i'm not rich enough to buy cheap stuff ucuz mal alacak kadar zengin değilim
a rich man's joke is always funny zenginin yalakası boldur
a rich man's joke is always funny zengin adamın yalakası çok olur
a rich man's joke is always funny zenginin esprisine komik olmasa da gülünür
a rich man's joke is always funny zengin adamın esprisi her zaman komiktir
one law for the rich and another (law) for the poor zengine şekerden helva basarlar fakire pekmez bile bulunmaz
one law for the rich and another (law) for the poor zengin kağnısını dağdan aşırır fakirin eşeği düz yolda şaşırır