throw - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

throw

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "throw" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 39 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
throw v. fırlatmak
throw v. atmak
throw n. atış
Irregular Verb
throw v. threw - thrown
General
throw v. içinde yapmak (baraj vb nehrin)
throw v. yöneltmek
throw v. yaymak
throw v. uzatıvermek
throw v. karıştırmak
throw v. düşürmek
throw v. yavrulamak
throw v. saçmak
throw v. atmak (yumruk)
throw v. bükmek (ip)
throw v. kusmak
throw v. yere atmak (güreşçi/at)
throw v. çevirmek (sözü/bakışı birine)
throw v. kaçırmak
throw v. atmak
throw v. afallatmak
throw v. şaşırtmak
throw v. çömlekçi çarkında çamura şekil verip bir eşya yapmak
throw v. şekillendirme (seramik)
throw n. şal
throw n. atılış
throw n. örtü
throw n. düşürme
throw n. atım
throw n. atlı
throw n. fırlatma
throw n. atma
Technical
throw firlatmak
Automotive
throw krank mili muylu çıkıntısı
throw krank kolu uzunluğu
throw krank muylu ve kolu
Sport
throw atma
throw atış
Basketball
throw atış kullanmak
Volleyball
throw atma

Sens de "throw" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
throw up v. kusmak
General
make somebody throw v. attırmak
throw light on v. bir konuyu aydınlatmak
throw light on (a matter) v. açıklığa kavuşturmak
throw (one's) money around v. parayı sokağa atmak
throw out v. dışarı atmak
throw out v. kapı dışarı etmek
throw on v. atılmak
throw out of focus v. arka plana atmak
throw off one's mask v. gerçek yüzünü açığa vurmak
throw into v. atmak
throw one's weight around v. otoritesini konuşturmak
throw something out v. reddetmek
throw open to v. açmak (bir yeri birine)
throw away v. elden çıkarmak
throw out v. ileri sürmek
throw dust in somebody's eyes v. gözünü boyamak
throw about v. savurmak
throw away v. çöp atmak
throw to the dogs v. boşa harcamak
throw one's voice v. vantrilok gibi karnından konuşmak
throw out a bill v. kanun tasarısını reddetmek
throw a glance at v. bakış atmak
throw off v. üzerinden atmak
throw into relief v. ortaya çıkarmak
throw one's weight about v. ağırlığını koymak
throw someone out of work v. birinin işsiz kalmasına sebep olmak
throw to the dogs v. ziyan etmek
throw suspicion on v. şüpheye düşürmek
throw light on v. aydınlatmak
throw up v. durdurmak
throw overboard v. başından atmak
throw away v. atmak
throw away v. atmak (istenilmeyen bir şeyi)
throw down the gauntlet v. meydan okumak
throw away v. kaçırmak
throw down v. altına almak
throw mud at v. çamur atmak
throw to the dogs v. israf etmek
throw someone a smile v. birine tebessüm etmek
throw off v. üstünden atmak
throw into relief v. dikkat çekmesini sağlamak
throw together v. bir araya getirmek (birilerini)
throw out v. söylemek
throw rock at v. taş atmak
throw on the scrap heap v. çürüğe çıkarmak
throw cold water over v. pişmiş aşa su katmak
throw mud at somebody v. çamur atmak
throw a banquet v. ziyafet vermek
throw one's hat into the ring v. politikada yarışa girmek
throw the blame on v. yüklemek
throw over v. terketmek
throw back v. çekmek
throw over v. bırakmak
throw out v. yaymak
throw on v. giysiyi giyivermek
throw in the towel v. yenilgiyi kabul etmek
throw out v. çöp atmak
throw away v. boşa harcamak
throw in the towel v. havlu atmak
throw oneself v. kendini bir yere atmak
throw a lasso at v. kement atmak
throw in the sponge v. yenilgiyi kabul etmek
throw over v. vazgeçmek
throw someone into jail v. birini hapse atmak
throw into the fire v. ateşe atmak
throw mud v. çamur atmak
throw off v. başından atmak
throw in the towel v. pes etmek
throw off v. atlatmak
throw cold water over (an idea/a plan) v. pişmiş aşa su katmak
throw off v. vazgeçmek
throw off v. çıkarıvermek (giysiyi)
throw up the sponge v. pes etmek
throw one's cap over the windmill v. hayal kurmak
throw up the sponge v. havlu atmak
throw one's weight about v. aslan kesilmek
throw a glance at v. şöyle bir bakmak
throw a vehicle into gear v. arabanın motorunu vitese almak
throw off v. çıkarmak
throw off v. kurtulmak
throw one's weight around v. zart zurt etmek
throw open v. açmak
throw one's weight around v. amirane davranmak
throw money at something v. bir sorunu parayla çözmeye çalışmak
throw cold water over v. tenkit etmek
throw overboard v. denize atmak (gemiden vb)
throw in v. ilave etmek
throw one's money away v. parasını sokağa atmak
throw cold water over v. hevesini kırmaya çalışmak
throw out v. çıkarmak
throw someone off balance v. birinin dengesini kaybetmesine sebep olmak
throw good money after bad v. parayı sokağa atmak
throw in the street v. sokağa atmak
throw good money after bad v. parasını sokağa atmak
throw out v. reddetmek
throw out v. geçerli saymamak
throw off v. çıkarmak (duman)
throw oneself into v. atılmak
throw oneself on v. güvenmek
throw dice v. zar atmak
throw out v. atmak (bir yerden)
throw stone at v. taş atmak
throw a fit v. nöbeti tutmak
throw off one's mask v. maskesini atmak
throw up v. yetiştirmek
throw cold water on v. eleştirerek bir şeyin çekiciliğini azaltmak
throw background out of focus v. arka plana atmak
throw someone off balance v. birini şaşırtmak
throw down the gage to somebody v. meydan okumak
throw into v. acısını içine atmak
throw up v. vazgeçmek
throw up v. aceleyle inşa etmek
throw up v. kaldırıvermek (penceye vb)
throw up v. havaya kaldırmak
throw up v. gelişigüzel yapmak (binayı)
throw up to v. yüzüne vurmak (hatasını)
throw up v. elinden atmak
throw up v. önemli biri çıkmak (bir yerden/aileden)
throw up v. bırakmak
throw up v. yukarı atmak
throw up to v. yüzüne çarpmak
throw a monkey wrench in the works v. işi bozmak
throw out the bill v. yasa tasarısını reddetmek
throw into grave crisis v. ağır krize sokmak
throw over v. reddetmek
throw out garbage v. çöp boşaltmak
throw away garbage v. çöp boşaltmak
throw out the harmful things v. zararlı şeyleri atmak
throw the dice v. zar atmak
throw the switch v. şalter indirmek
throw out the case for lack of evidence v. delil yetersizliğinden davayı düşürmek
throw on one's coat v. paltosunu giymek
throw on a coat v. palto giymek
throw a party v. parti düzenlemek
throw mud at v. karalamak
throw mud at v. birine çamur atmak
throw mud at v. kara çalmak
throw the student out of the classroom v. öğrenciyi sınıftan atmak
throw the student out of the classroom v. öğrenciyi dersten atmak
throw open v. -i açıvermek
throw light on v. -i açıklamak
throw together v. gelişigüzel yapmak
throw out v. ortaya atmak
throw out v. rahatlıkla söyleyivermek
throw a fit v. çılgına dönmek
throw together v. acele yapıvermek
throw out v. fırlatıp atmak
throw out of gear v. debriyaj yapmak
throw together v. uyduruvermek
throw on v. üzerine giyivermek
throw about v. saçmak
throw out v. kovmak
throw over v. ile ilişkisini kesmek
throw away v. çarçur etmek
throw about v. dağıtmak
throw-in v. debriyajı kavratmak
throw over v. ayrılmak
throw up v. ayrılmak
throw off v. atmak
threaten to throw someone in the river v. nehre atmakla tehdit etmek
throw egg v. yumurta atmak
throw on the market v. piyasaya sürmek
throw someone out of the house v. evden atmak
throw stone v. taş atmak
throw up v. istifra etmek
throw down v. aşağı atmak
throw someone out of a window v. birisini pencereden atmak
throw a hood over one’s head v. kafasına çuval geçirmek
throw a hood over one’s head v. başına çuval geçirmek
throw out the trash v. çöpü dışarı atmak
throw something at someone v. birine bir şey atmak
throw a snowball at someone v. birine kartopu atmak
throw someone in a dumpster v. birini çöp konteynırına atmak
throw someone in a dumpster v. birin çöp konteynerine atmak
throw high v. yükseğe atmak
throw oneself under a train v. kendini trenin altına atmak
throw oneself under a subway v. kendini metronun altına atmak
throw a snowball v. kartopu atmak
throw in as a bonus v. (bir şey alana yanında ücretsiz bir şeyi) hediye olarak vermek
kneel by toilet bowl and throw up v. klozete eğilip kusmak
throw up v. kusarak çıkarmak
throw the enemy into the sea v. düşmanı denize dökmek
throw one's arms around one's neck v. boynuna sarılmak
put/throw one's arm around someone's shoulder v. elini omzuna atmak
throw or be thrown into convulsions v. havale geçirmek
throw someone out of the class v. birini sınıftan atmak
throw a ballroom party v. balo vermek
throw/give a ball v. balo vermek
throw eggs at v. yumurta atmak
throw a ballroom party v. balo düzenlemek
throw litter v. yere çöp atmak
throw a party v. parti yapmak
throw a coin into the fountain v. çeşmeye bozuk para atmak
throw rubbish around v. yerlere çöp atmak
throw rubbish around v. etrafa çöp atmak
throw a light/shadow v. ışık/gölge vurmak
throw shade v. toplum içinde küçük düşürmek
throw shade v. hor görmek
throw a fit v. çıldırmak
throw some pottery v. çömlek şekillendirmek
javelin throw n. cirit
last throw of the dice n. son bir hamle
blank throw n. gele
discus throw n. disk atma
javelin throw n. cirit atma
throw-out n. ayırma
throw-out n. ıskarta
throw someone out of the house n. evden kovmak
throw rug n. ufak halı/kilim
accent throw pillow n. çapıcı/renkli (küçük) yastık/kırlent
throw-away adj. iadesiz
throw-away adj. geri verilmeyen
throw-away adj. atılır
a stone's throw away from prep. iki adımlık yerde
a stone's throw away from prep. bir adım mesafede
a stone's throw away from prep. iki adım uzakta
a stone's throw away from prep. bir taş atımlık mesafede
throw it away! interj. at çöpe gitsin!
throw it away! interj. at gitsin!
Phrasals
throw across (nehrin vb) karşısına atmak
throw out başından savmak
throw away başından savmak
throw away çevresinden uzaklaştırmak
throw out başından atmak
throw away başından atmak
throw out çevresinden uzaklaştırmak
throw away on boşa harcamak
throw away on bir şeyi israf etmek
throw something back somewhere bir şeyi bir yere geri atmak
throw in (satılan bir şeyin yanında bir şeyi ücretsiz) vermek
throw oneself into (havuza vb.) atlamak
throw oneself into (hızlıca) bir şeyler giymek
throw oneself into bir şeye girişmek
throw up on someone birinin üstüne kusmak
throw up on someone birinin üzerine kusmak
throw something away atmak
throw someone out of something birini bir yerden atmak
throw something into something bir şeyi bir şeyin/yerin içine atmak
throw something at someone birine bir şey atmak
throw in with someone birine katılmak
throw in with someone bir araya gelmek
throw in with someone birlikte/beraber bir şey yapmak
throw something together acele/telaş ile bir şey ortaya çıkarmak
throw something together yalapşap/derme çatma/gelişi güzel yapmak/ hazırlamak
throw something back to someone birine bir şeyi geri atmak
throw something back to someone bir sorunu birine iade etmek
throw together bir araya getirmek
push or throw away from 'den iterek uzaklaştırmak
throw around savurmak
throw aside/out of the way kenara atmak/itmek
to throw someone out of some place birini bir yerden dışarıya atmak
throw forward ileriye atmak
throw up yeni problemler ya da fikirler üretmek
Phrases
ali, throw the ball ali, topu at
throw the rascals out yozlaşmış iktidarı devirmek
don't throw your garbage on the ground çöpleri yere atma
don't throw your trash on the ground çöpleri yere atma
don't throw your trash on the ground çöplerinizi yere atmayın
don't throw your garbage on the ground çöplerinizi yere atmayın
Proverb
those who live in glass houses not throw stones sırça köste oturanlar başkalarına tas atmazlar.
people who live in glass houses shouldn't throw stones kişi kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır
people who live in glass houses shouldn't throw stones sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı
people who live in glass houses shouldn't throw stones dinime küfreden müslüman olsa
let's throw caution to the wind atın ölümü arpadan olsun
people who live in glass houses shouldn't throw stones dinime söven müslüman olsa
don't throw the baby out with the bathwater kurunun yanında yaşı da yakma!
Colloquial
throw the book of rules at someone cezalandırmak
throw the book of rules at someone azarlamak
throw the book of rules at someone birini suçlamak
throw the book of rules at someone paylamak
throw the book of rules at someone suç yüklemek
throw the book of rules at someone sorumluluk yüklemek
throw one's hat into the ring aday olmak
throw one's hat into the ring bir yarışmaya yarışmacı olarak katılmak
throw the bull palavra atmak
throw the bull böbürlenmek
throw the bull övünmek
throw the bull laflamak
throw up on someone birisinin üzerine kusmak
nice throw iyi atış
throw up kusmak
throw your hands up ellerini kaldır
the tickets for the dinner were $40 a throw kişi başı yemek biletlerinin fiyatı 40 dolar
Idioms
throw out a sprat to catch a mackerel kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez
throw out a herring to catch a whale kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez
throw a party parti vermek
throw a party davet vermek
throw on the scrap heap kaale almamak
throw on the scrap heap adam yerine koymamak
throw one's weight around ağırlığını koymak
throw down the gauntlet meydan okumak
throw down the gauntlet alnını karışlamak
stone's throw iki adımlık yer
throw cold water on pişmiş aşa su katmak
throw off üstünden atmak
throw up the sponge pes etmek
throw light on ışık tutmak
throw someone to the wolves kurban etmek
throw in the sponge pes etmek
throw one's hat into the ring hodri meydan demek
throw a spanner in the works işin içine etmek
throw a sprat to catch a mackerel kaz gelecek yerden tavuk esirgememek
throw down the gauntlet hodri meydan demek
throw a monkey wrench into işin içine etmek
throw up the sponge havlu atmak
throw mud at çamur atmak
throw in the sponge teslim bayrağını çekmek
throw someone to the wolves birini kurban etmek
throw a curve ters köşe yapmak
throw cold water pişmiş aşa soğuk su katmak
throw a monkey wrench in the works köstek olmak
throw one's weight around cart curt etmek
throw oneself at someone's feet birinin kulu kölesi olmak
throw someone a curve ters köşe yapmak
throw a fit tepesi atmak
throw someone for a loop birini eşekten düşmüş karpuza döndürmek
throw the book at someone birini en ağır cezaya çarptırmak
throw down the gauntlet savaşmaya ya da düelloya davet etmek
throw heart and soul into canla başla çalışmak
throw someone for a loop köşeye sıkıştırmak
throw money down the drain parasını sokağa atmak
throw in someone's teeth başına kakmak
throw one's hand in boyun eğmek
throw one's hand in pes etmek
throw one's hand in yenilgiyi kabullenmek
throw one's hand in havlu atmak
throw a stone at the window cama taş atmak
throw oneself at the feet ayaklarına kapanmak
throw oneself at the feet birine yalvarmak
throw oneself at the feet dizlerine kapanmak
throw oneself at the feet merhamet dilenmek
throw oneself into one's arms kendisini birinin kollarına atmak
throw the book at azarlamak
throw the book at suç yüklemek
throw the book at birini suçlamak
throw the book at sorumluluk yüklemek
throw the book at paylamak
throw the book at cezalandırmak
throw one's hat in the ring bir yarışmaya yarışmacı olarak katılmak
throw off one's balance dengesini bozmak
throw one's hat in the ring aday olmak
throw off one's balance dengesini sarsmak
throw the baby out with the bathwater kurunun yanında yaşı da yakmak
throw light upon aydınlatmak
throw light upon ışık tutmak
throw light on aydınlatmak
throw a spanner in the works işleri kösteklemek
throw someone to the wolves aslanın ağzına atmak
throw someone to the lions aslanın ağzına atmak
throw someone to the lions (birini) ateşe atmak
throw someone to the wolves (birini) ateşe atmak
throw someone to the wolves yüz üstü bırakmak
throw someone to the wolves kurtlara atmak
throw in one's lot with alın yazısını paylaşmak
throw in one's lot with kaderini paylaşmak
throw in one's lot with kaderine ortak olmak
throw in one's lot with iyi ve kötü günlerini paylaşmak
throw money around para saçmak
throw a monkey wrench in the works tekerine çomak sokmak
throw a monkey wrench in the works oyununu bozmak
don't throw the baby with bathwater sapla samanı karıştırma
throw to the winds boş vermek
throw everything to wind her şeyi bir kenara bırakmak
throw dirt enough, and some will stick çamur at izi kalsın
throw one's hands up in horror korkudan dehşete düşmek
throw mud at somebody (birisine) çamur atmak
throw one's hands up in horror ödü bokuna karışmak
throw a monkey wrench in the works işi bozmak
throw a monkey wrench in the works planı suya düşürmek
throw a monkey wrench in the works işin içine etmek
don't have a window to throw it out of içecek ayranı olmamak
don't have a window to throw it out of fakirlik fukaralık içinde kıvranmak
don't have a window to throw it out of fakirlikten kırılmak
throw somebody for a loop şok etmek
throw somebody for a loop şok etkisi yaratmak
throw somebody for a loop soğuk duş etkisi yapmak
throw one's weight around nüfuzunu kullanmak
throw pearls before swine eşek hoşaftan ne anlar
throw oneself on the mercy of some authority yargıya sığınmak
throw oneself at the mercy of some authority (yargının merhametine vb.) sığınmak
throw oneself at the mercy of some authority yargıya sığınmak
just a stone's throw away (from something) bir taş atımlık mesafede
throw oneself upon someone's mercy (yargının merhametine vb.) sığınmak
within a stone's throw (of something) bir taş atımlık mesafede
within a stone's throw (of something) çok yakında/yakın
just a stone's throw away (from something) çok yakında/yakın
a stone's throw (from something) bir taş atımlık mesafede
throw oneself upon someone's mercy yargıya sığınmak
a stone's throw (from something) çok yakında/yakın
throw oneself on the mercy of some authority (yargının merhametine vb.) sığınmak
stone's throw away taş atımlık mesafe
stone's throw away çok kısa mesafe
throw good money after bad başarısız olmuş bir işe para harcamaya devam etmek
throw something into the bargain pazarlığa dahil etmek
throw oneself at the mercy of the court yargıya sığınmak
throw oneself at the mercy of the court yargının merhametine sığınmak
throw a spanner in the works çarkına etmek
throw a spanner in the works işi bozmak
throw a spanner in the works tekere çomak sokmak
throw a monkey wrench into the works pişmiş aşa su katmak
throw a spanner in the works pişmiş aşa su katmak
throw a monkey wrench in something mani olmak
throw a spanner in the works içine etmek
throw a monkey wrench in something taş koymak
throw a monkey wrench in something engellemek
throw a monkey wrench into the works engellemek
throw a monkey wrench into the works taş koymak
throw a monkey wrench into the works çarkına etmek
throw a spanner in the works taş koymak
throw a monkey wrench into the works işi bozmak
throw a monkey wrench into the works tekere çomak sokmak
throw a monkey wrench in something çarkına etmek
throw a monkey wrench in something tekere çomak sokmak
throw a monkey wrench in something işi bozmak
throw a spanner in the works engellemek
throw a monkey wrench into the works mani olmak
throw a spanner in the works mani olmak
throw a monkey wrench in something pişmiş aşa su katmak
throw a monkey wrench in something içine etmek
throw a monkey wrench into the works içine etmek
throw something back in somebody's face elinin tersiyle itmek
throw something back in somebody's face (tavsiyeyi/öneriyi vb) geri çevirmek
throw something back in somebody's face (tavsiyeyi/öneriyi vb) reddetmek
throw one's weight behind something bütün varlığıyla desteklemek
throw one's weight behind something varıyla yoğuyla arkasında durmak
throw one's weight behind something var güçle/gücüyle arka çıkmak
throw one's weight behind something olanca güçle destek vermek
throw caution to the winds ihtiyatı elden bırakmak
throw caution to the wind ihtiyatı elden bırakmak
throw caution to the winds tedbirli davranmaktan vazgeçmek
throw caution to the wind riske girmek
throw caution to the wind tedbirli davranmaktan vazgeçmek
throw caution to the winds risk almak
throw caution to the winds riske girmek
throw caution to the wind risk almak
throw a fit çok öfkelenmek
throw a fit aşırı sinirlenmek
throw a fit çileden çıkmak
throw a party parti düzenlemek
throw cold water on something cesaretini kırmak
throw cold water on something hevesini kırmak
throw cold water on something şevkini kırmak
throw someone out on one's ear kulağından çekip dışarı atmak
throw party twice a year yılda iki kez parti vermek
throw someone in the drink birisini denize/okyanusa atmak
throw something into someone's face (bir şeyi) birinin yüzüne vurmak
throw something in someone's face (bir şeyi) birinin yüzüne vurmak
throw oneself at someone kendini birinin kollarına atmak
throw oneself in the fire ateşe atılmak
throw oneself in the fire kendini ateşe atmak
throw a game (maçı/müsabakayı) bilerek kaybetmek
throw a game kasten yenilmek
throw under the bus satmak (mecaz)
throw under the bus ortada bırakmak
throw up one's hands havlu atmak
throw up one's hands pes etmek
throw up one's hands yenilgiyi kabullenmek
throw someone to the dogs birini yüzüstü bırakmak
throw someone to the dogs birini kurtlar sofrasına atmak
throw somebody off the scent hedef şaşırtmak
throw one's hat in the ring adaylığını açıklamak
throw one's hat in the ring adaylığını koymak
throw insults at someone birine hakaretler yağdırmak
throw one's whole life away tüm hayatını heba etmek
throw one's whole life away tüm hayatını çöpe atmak
throw something into the pot ortaya fikir atmak
throw someone for a loop birini çok şaşırtmak
throw someone for a loop aklını başından almak
throw someone for a loop birini şok etmek
throw someone for a loss kafasını karıştırmak
throw someone for a loss şaşırtmak
throw someone for a loss dili tutulmak
throw the baby out with the bathwater kaş yapayım derken göz çıkarmak
throw mud at somebody birine çamur atmak
throw someone's name around ünlü birinin ismini vererek etiket yapmak
throw someone's name around tanımadığı halde ünlü birinin adını vererek prim yapmaya çalışmak
throw cold water on something hevesini/cesaretini kırmak
throw oneself at someone's feet birinin ayaklarına kapanmak
throw open something to somebody/something (alıcılara/ilgilenenlere/halka vb) açmak/sunmak
throw a party for someone birisi için bir parti vermek/düzenlemek
don't have a pot to piss in (or a window to throw it out of) züğürt
throw a punch yumruk atmak
throw a punch yumruk savurmak
throw a spanner in the works (brit) işlere köstek olmak
throw a wrench in the works (usa) işlere köstek olmak
throw a monkey wrench in the works (usa) işlere köstek olmak
put/throw somebody off the scent izini kaybettirmek
throw someone a curve/curveball ters köşeye yatırmak
throw someone a curve/curveball falsolu atmak
throw someone a curve/curveball şaşırtmak
throw someone a curve/curveball yanıltmak
throw someone a curve/curveball falsolu vurmak
throw someone a curve/curveball kandırmak
throw something into sharp relief bir şeyi net/bariz bir biçimde ortaya koymak
throw something into sharp relief keskin biçimde görünür kılmak
throw doubt on şüphe uyandırmak
throw some light on something konuya açıklık getirmek
throw some light on something konuyu aydınlatmak
throw some light on something aydınlığa kavuşturmak