throw - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

throw

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "throw" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 115 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
throw v. fırlatmak
throw v. atmak
throw n. atış
Irregular Verb
throw v. threw - thrown
General
throw v. yöneltmek
throw v. yaymak
throw v. uzatıvermek
throw v. karıştırmak
throw v. düşürmek
throw v. yavrulamak
throw v. saçmak
throw v. atmak (yumruk)
throw v. bükmek (ip)
throw v. kusmak
throw v. yere atmak (güreşçi/at)
throw v. çevirmek (sözü/bakışı birine)
throw v. içinde yapmak (baraj vb nehrin)
throw v. kaçırmak
throw v. atmak
throw v. afallatmak
throw v. şaşırtmak
throw v. çömlekçi çarkında çamura şekil verip bir eşya yapmak
throw v. şekillendirme (seramik)
throw v. (zar) atmak
throw v. (ağırlığını) koymak
throw v. yollamak
throw v. giyivermek
throw v. hayrete düşürmek
throw v. şekillendirmek
throw v. biçimlendirmek
throw v. şekil vermek
throw v. alt etmek
throw v. (kendini bir yere) atmak
throw v. hızla savurmak
throw v. dönüştürmek
throw v. birlikteliğe sevk etmek
throw v. oluşturmak
throw v. (gösterişli biçimde) selam vermek
throw v. söyleyivermek
throw v. sözlü olarak yöneltmek
throw v. yerinden çıkarmak
throw v. kendini (bir yerden) kurtarmak
throw v. (enerji, ilgi) adamak
throw v. doğurmak
throw v. üretmek
throw v. (rütbeyi) öne sürerek üstünlük göstermek
throw v. sıçramak
throw v. (parti, ziyafet) vermek
throw v. (gayret) sarf etmek
throw v. boyun eğmek
throw v. (gösteri) yapmak
throw v. meydana getirmek
throw n. şal
throw n. atım
throw n. atlı
throw n. fırlatma
throw n. atılış
throw n. örtü
throw n. düşürme
throw n. atma
throw n. atış mesafesi
throw n. taş atım mesafesi
throw n. tehlike
throw n. parça
throw n. birim
throw n. risk alma
Colloquial
throw v. (kaykay hareketini) başarıyla yapmak
throw n. tek bir şans
throw n. tek bir an
Politics
throw v. (oy) kullanmak
Technical
throw v. çevirerek açmak
throw v. fırlatmak
throw n. krank milinin açılıp kapandığı radyal mesafe
throw n. tornalama aleti
throw n. arıza nedeniyle dikey yer değiştirme miktarı
throw n. kurs
throw n. pivotlanmış veya pistonlu parçaya verilen hareket
throw n. projektör merceği ile görüntünün odaklandığı ekran yüzeyi arasındaki mesafe
throw n. hoparlör ve dinleyici arasındaki mesafe
Electric
throw v. (akım) vermek
Textile
throw v. (iplikleri) bükerek ibrişim yapmak
throw n. atkı
throw n. eşarp
throw n. fular
throw n. battaniye
Construction
throw v. inşa etmek
throw v. imar etmek
Lighting
throw v. (ışığın yönünü) değiştirmek
Automotive
throw n. krank kolu uzunluğu
throw n. krank muylu ve kolu
throw n. krank mili muylu çıkıntısı
Gastronomy
throw v. (şarap tortu) bırakmak
Forestry
throw v. (ağacı) takozlar yardımıyla devirmek
throw n. ağacın devrilmesi
throw n. devrilen ağaç miktarı
Geology
throw n. kırık
throw n. kayaların kırık boyunca yer değiştirmesi
throw n. fayın meydana geldiği yüzey
Military
throw v. (silahlarını) saldırıda öne sürmek
throw v. (barutu) tartmak
Sport
throw v. (güreşte) yere düşürmek
throw v. (güreşte) yere çalmak
throw v. rakibe bilerek yenilmek
throw n. (güreşte) rakibi yere çalma
throw n. badmintonda bir faul türü
throw n. bir dart turunda öngörülen atış sayısı
throw n. kayak bağını sıkılaştıran kol
throw n. atış
throw n. atma
Basketball
throw v. atış kullanmak
Volleyball
throw n. atma
Boxing
throw v. (vuruş) yapmak
throw v. (tokat) aşk etmek
Card
throw v. (kartını) oynamak
Printery
throw v. (daktilo şaryosunu yeni satıra geçerken) sola ittirmek

Sens de "throw" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
throw up v. kusmak
General
make somebody throw v. attırmak
throw light on v. bir konuyu aydınlatmak
throw out of focus v. arka plana atmak
throw off one's mask v. gerçek yüzünü açığa vurmak
throw into v. atmak
throw one's weight around v. otoritesini konuşturmak
throw light on (a matter) v. açıklığa kavuşturmak
throw (one's) money around v. parayı sokağa atmak
throw on v. atılmak
throw something out v. reddetmek
throw open to v. açmak (bir yeri birine)
throw away v. elden çıkarmak
throw out v. ileri sürmek
throw out v. dışarı atmak
throw out v. kapı dışarı etmek
throw dust in somebody's eyes v. gözünü boyamak
throw about v. savurmak
throw away v. çöp atmak
throw to the dogs v. boşa harcamak
throw one's voice v. vantrilok gibi karnından konuşmak
throw out a bill v. kanun tasarısını reddetmek
throw a glance at v. bakış atmak
throw off v. üzerinden atmak
throw into relief v. ortaya çıkarmak
throw one's weight about v. ağırlığını koymak
throw someone out of work v. birinin işsiz kalmasına sebep olmak
throw to the dogs v. ziyan etmek
throw suspicion on v. şüpheye düşürmek
throw light on v. aydınlatmak
throw up v. durdurmak
throw overboard v. başından atmak
throw away v. atmak
throw away v. atmak (istenilmeyen bir şeyi)
throw down the gauntlet v. meydan okumak
throw away v. kaçırmak
throw down v. altına almak
throw mud at v. çamur atmak
throw to the dogs v. israf etmek
throw someone a smile v. birine tebessüm etmek
throw off v. üstünden atmak
throw into relief v. dikkat çekmesini sağlamak
throw together v. bir araya getirmek (birilerini)
throw out v. söylemek
throw rock at v. taş atmak
throw on the scrap heap v. çürüğe çıkarmak
throw cold water over v. pişmiş aşa su katmak
throw mud at somebody v. çamur atmak
throw a banquet v. ziyafet vermek
throw one's hat into the ring v. politikada yarışa girmek
throw the blame on v. yüklemek
throw over v. terketmek
throw back v. çekmek
throw over v. bırakmak
throw out v. yaymak
throw on v. giysiyi giyivermek
throw in the towel v. yenilgiyi kabul etmek
throw out v. çöp atmak
throw away v. boşa harcamak
throw in the towel v. havlu atmak
throw oneself v. kendini bir yere atmak
throw a lasso at v. kement atmak
throw in the sponge v. yenilgiyi kabul etmek
throw over v. vazgeçmek
throw someone into jail v. birini hapse atmak
throw into the fire v. ateşe atmak
throw mud v. çamur atmak
throw off v. başından atmak
throw in the towel v. pes etmek
throw off v. atlatmak
throw cold water over (an idea/a plan) v. pişmiş aşa su katmak
throw off v. vazgeçmek
throw off v. çıkarıvermek (giysiyi)
throw up the sponge v. pes etmek
throw up the sponge v. havlu atmak
throw one's weight about v. aslan kesilmek
throw in the street v. sokağa atmak
throw good money after bad v. parasını sokağa atmak
throw out v. reddetmek
throw out v. geçerli saymamak
throw off v. çıkarmak (duman)
throw oneself into v. atılmak
throw oneself on v. güvenmek
throw dice v. zar atmak
throw out v. atmak (bir yerden)
throw stone at v. taş atmak
throw a fit v. nöbeti tutmak
throw off one's mask v. maskesini atmak
throw up v. yetiştirmek
throw cold water on v. eleştirerek bir şeyin çekiciliğini azaltmak
throw background out of focus v. arka plana atmak
throw someone off balance v. birini şaşırtmak
throw down the gage to somebody v. meydan okumak
throw into v. acısını içine atmak
throw a glance at v. şöyle bir bakmak
throw a vehicle into gear v. arabanın motorunu vitese almak
throw off v. çıkarmak
throw off v. kurtulmak
throw one's weight around v. zart zurt etmek
throw open v. açmak
throw cold water over v. tenkit etmek
throw one's weight around v. amirane davranmak
throw money at something v. bir sorunu parayla çözmeye çalışmak
throw overboard v. denize atmak (gemiden vb)
throw in v. ilave etmek
throw one's money away v. parasını sokağa atmak
throw cold water over v. hevesini kırmaya çalışmak
throw out v. çıkarmak
throw good money after bad v. parayı sokağa atmak
throw someone off balance v. birinin dengesini kaybetmesine sebep olmak
throw up v. vazgeçmek
throw up v. aceleyle inşa etmek
throw up v. kaldırıvermek (penceye vb)
throw up v. havaya kaldırmak
throw up v. gelişigüzel yapmak (binayı)
throw up to v. yüzüne vurmak (hatasını)
throw up v. elinden atmak
throw up v. önemli biri çıkmak (bir yerden/aileden)
throw up v. bırakmak
throw up v. yukarı atmak
throw up to v. yüzüne çarpmak
throw a monkey wrench in the works v. işi bozmak
throw out the bill v. yasa tasarısını reddetmek
throw into grave crisis v. ağır krize sokmak
throw over v. reddetmek
throw out garbage v. çöp boşaltmak
throw away garbage v. çöp boşaltmak
throw out the harmful things v. zararlı şeyleri atmak
throw the dice v. zar atmak
throw the switch v. şalter indirmek
throw out the case for lack of evidence v. delil yetersizliğinden davayı düşürmek
throw on one's coat v. paltosunu giymek
throw on a coat v. palto giymek
throw a party v. parti düzenlemek
throw mud at v. karalamak
throw mud at v. birine çamur atmak
throw mud at v. kara çalmak
throw the student out of the classroom v. öğrenciyi sınıftan atmak
throw the student out of the classroom v. öğrenciyi dersten atmak
throw open v. -i açıvermek
throw light on v. -i açıklamak
throw out v. rahatlıkla söyleyivermek
throw together v. gelişigüzel yapmak
throw out v. ortaya atmak
throw a fit v. çılgına dönmek
throw together v. acele yapıvermek
throw out v. fırlatıp atmak
throw out of gear v. debriyaj yapmak
throw together v. uyduruvermek
throw off v. atmak
throw on v. üzerine giyivermek
throw about v. saçmak
throw out v. kovmak
throw over v. ile ilişkisini kesmek
throw about v. dağıtmak
throw away v. çarçur etmek
throw-in v. debriyajı kavratmak
throw over v. ayrılmak
throw up v. ayrılmak
threaten to throw someone in the river v. nehre atmakla tehdit etmek
throw egg v. yumurta atmak
throw on the market v. piyasaya sürmek
throw someone out of the house v. evden atmak
throw stone v. taş atmak
throw up v. istifra etmek
throw down v. aşağı atmak
throw someone out of a window v. birisini pencereden atmak
throw a hood over one’s head v. kafasına çuval geçirmek
throw a hood over one’s head v. başına çuval geçirmek
throw out the trash v. çöpü dışarı atmak
throw something at someone v. birine bir şey atmak
throw a snowball at someone v. birine kartopu atmak
throw someone in a dumpster v. birin çöp konteynerine atmak
throw someone in a dumpster v. birini çöp konteynırına atmak
throw high v. yükseğe atmak
throw oneself under a subway v. kendini metronun altına atmak
throw oneself under a train v. kendini trenin altına atmak
throw a snowball v. kartopu atmak
throw in as a bonus v. (bir şey alana yanında ücretsiz bir şeyi) hediye olarak vermek
kneel by toilet bowl and throw up v. klozete eğilip kusmak
throw up v. kusarak çıkarmak
throw the enemy into the sea v. düşmanı denize dökmek
throw one's arms around one's neck v. boynuna sarılmak
put/throw one's arm around someone's shoulder v. elini omzuna atmak
throw or be thrown into convulsions v. havale geçirmek
throw someone out of the class v. birini sınıftan atmak
throw a ballroom party v. balo vermek
throw/give a ball v. balo vermek
throw eggs at v. yumurta atmak
throw a ballroom party v. balo düzenlemek
throw litter v. yere çöp atmak
throw a party v. parti yapmak
throw a coin into the fountain v. çeşmeye bozuk para atmak
throw rubbish around v. yerlere çöp atmak
throw rubbish around v. etrafa çöp atmak
throw a light/shadow v. ışık/gölge vurmak
throw shade v. toplum içinde küçük düşürmek
throw shade v. hor görmek
throw a fit v. çıldırmak
throw some pottery v. çömlek şekillendirmek
throw back v. bel bağlamak zorunda kalmak
throw about v. yön değiştirmek
throw back v. yansıtmak
throw back v. düşünmek
throw back v. aksettirmek
throw rubbish on the ground v. yere çöp atmak
throw rubbish on the ground v. yerlere çöp atmak
throw trash on the ground v. yere çöp atmak
throw trash on the ground v. yerlere çöp atmak
blank throw n. gele
discus throw n. disk atma
javelin throw n. cirit atma
last throw of the dice n. son bir hamle
javelin throw n. cirit
throw-out n. ayırma
throw-out n. ıskarta
throw someone out of the house n. evden kovmak
throw rug n. ufak halı/kilim
accent throw pillow n. çapıcı/renkli (küçük) yastık/kırlent
throw down n. meydan okuma
throw stick n. bumerang
throw-out n. döküntü
throw-out n. süprüntü
throw-in n. bonus olarak eklenen şey
throw-away adj. atılır
throw-away adj. iadesiz
throw-away adj. geri verilmeyen
a stone's throw away from prep. bir taş atımlık mesafede
a stone's throw away from prep. iki adım uzakta
a stone's throw away from prep. bir adım mesafede
a stone's throw away from prep. iki adımlık yerde
throw it away! interj. at gitsin!
throw it away! interj. at çöpe gitsin!
Phrasals
throw away v. ıskartaya çıkarmak
throw away v. çöpe atmak
throw away v. ziyan etmek
throw away v. heba etmek
throw away v. fırsatı kaçırmak
throw away v. kurtulmak
throw away v. iyi bir şekilde yararlanamamak
throw away v. uyduruk bir tarzda yapmak/söylemek
throw back v. durdurmak
throw back v. geciktirmek
throw back v. ilerlemesini engellemek
throw back v. kendine bağlamak
throw back v. eski haline döndürmek
throw back v. yansıtmak
throw down v. meydan okumak
throw down v. kavga etmek
throw down v. devirmek
throw down v. düşürmek
throw down v. kurtulmak
throw down v. çıkarıp atmak
throw off v. kaçmak
throw off v. firar etmek
throw off v. -den kurtulmak
throw off v. saçmak
throw off v. yaymak
throw off v. düşüncesizce yapmak
throw off v. düşüncesizce bitirmek
throw off v. laubali bir şekilde yapmak
throw over v. terk etmek
throw over v. istifa etmek
throw in v. yenilgiyi kabul etmek
throw in v. araya sıkıştırmak
throw in v. laf arasında söylemek
throw in v. yorum eklemek
throw open v. daha erişilebilir hale getirmek
throw out of kilter v. kafasını karıştırmak
throw out of kilter v. huzursuz etmek
throw out of kilter v. endişelendirmek
throw over v. ceza olarak kaybetmek
throw over v. yoksun kalmak
throw overboard v. feragat etmek
throw overboard v. vazgeçmek
throw up v. (projeksiyonla) yansıtmak
throw up v. belirgin kılmak
throw up v. öne çıkarmak
throw up v. (tazı) kokuyu kaybeder gibi olup başını kaldırmak
throw away v. israf etmek
throw away v. har vurup harman savurmak
throw by v. bir kenara koymak
throw by v. ıskartaya çıkarmak
throw by v. bir köşeye atmak
throw down v. yağmak
throw in v. dağıtmak
throw off v. elde etmek
throw off v. kazanmak
throw off v. terk etmek
throw off v. avlanmaya başlamak
throw off v. aşağılayıcı yorumlar yapmak
throw on v. çalıştırmak
throw on v. anahtara basarak çalışmasına neden olmak
throw out v. altüst etmek
throw out v. ahengini bozmak
throw out v. geride bırakmak
throw out v. görünür hale getirmek
throw out v. (bitki) sürmek)
throw out v. neşretmek
throw up v. hızla yükseltmek
throw up v. meydana getirmek
throw up v. serzenişte bulunmak
throw about v. başka yollar denemek
throw away v. bir kenara atmak
throw back v. sert cevap vermek
throw by v. rafa kaldırmak
throw down v. yıkmak
throw in v. (sıvıyı) enjekte etmek
throw off v. bırakmak
throw on v. yüklemek
throw out v. söylemek
throw over v. kurtulmak
throw up v. istifa etmek
throw up v. alelacele inşa etmek
throw down v. bozmak
throw on v. doldurmak
throw off v. fırlatmak
throw by v. ihmal etmek
throw out v. kafasını karıştırmak
throw over v. kenara ayırmak
throw in v. ortaya koymak
throw away v. reddetmek
throw back v. reddetmek
throw over v. başından atmak
throw off v. hızlıca üretmek
throw in v. katkıda bulunmak
throw off v. (tavla pulunu) tahta dışına almak
throw in v. iç içe geçmek
throw in v. iç içe geçirmek
throw off v. yolundan saptırmak
throw off v. kötü izlenim vermek
throw off v. hakkında aşağılayıcı yorumlar yapmak
throw off v. kötülemek
throw around v. oynamak
throw around v. etrafa atmak/saçmak
throw around v. bir konuyu tartışmak
throw around v. atıp tutmak
throw around v. bir konu hakkındaki fikirlerini söylemek
throw around v. öneri getirmek
throw around v. fikrini söylemek
throw something together v. acele/telaş ile bir şey ortaya çıkarmak
throw something away v. atmak
throw away on v. boşa harcamak
throw something back somewhere v. bir şeyi bir yere geri atmak
throw up on someone v. birinin üzerine kusmak
throw out v. başından savmak
throw in with someone v. bir araya gelmek
throw up on someone v. birinin üstüne kusmak
throw someone out of something v. birini bir yerden atmak
throw away on v. bir şeyi israf etmek
throw in with someone v. birlikte/beraber bir şey yapmak
throw together v. bir araya getirmek
throw something back to someone v. bir sorunu birine iade etmek
throw in with someone v. birine katılmak
throw someone out of some place v. birini bir yerden dışarıya atmak
throw away v. başından atmak
throw something at someone v. birine bir şey atmak
throw something into something v. bir şeyi bir şeyin/yerin içine atmak
throw something back to someone v. birine bir şeyi geri atmak
throw out v. başından atmak
throw oneself into v. bir şeye girişmek
throw away v. başından savmak
throw away v. çevresinden uzaklaştırmak
throw out v. çevresinden uzaklaştırmak
throw forward v. ileriye atmak
throw aside/out of the way v. kenara atmak/itmek
throw around v. savurmak
push or throw away from v. 'den iterek uzaklaştırmak
throw oneself into v. (havuza vb.) atlamak
throw oneself into v. (hızlıca) bir şeyler giymek
throw across v. (nehrin vb) karşısına atmak
throw something together v. yalapşap/derme çatma/gelişi güzel yapmak/ hazırlamak
throw in v. (satılan bir şeyin yanında bir şeyi ücretsiz) vermek
throw up v. yeni problemler ya da fikirler üretmek
throw (something) back and forth v. (bir şeyi) birbirine atmak
throw (something) back and forth v. (bir şeyi) birbirine atıp tutmak
throw (something) back and forth v. (bir şeyi) karşılıklı atıp tutmak
throw (something) back and forth v. tartışmak
throw (something) back and forth v. fikir alışverişi yapmak
throw (something) back and forth v. fikirler ortaya atmak
throw (something) back and forth v. beyin fırtınası yapmak
throw (something) back and forth v. laf dalaşına girmek
throw (something) back and forth v. söz dalaşına girmek
throw (something) back and forth v. ağız dalaşına girmek
throw (something) back and forth v. atışmak
throw (something) back and forth v. birbirine atıp tutmak
throw at v. (birine bir şey) atmak
throw at v. (birine bir şey) fırlatmak
throw at v. (bir şeyi bir şeyin) üstüne atmak
throw at v. (bir şeyi bir şeye) doğru fırlatmak
throw at v. (birinin) üstüne atılmak
throw at v. (birini bir başkasının) üstüne doğru itmek
throw at v. (bir şeye) avuç avuç para dökmek
throw at v. (bir işe) para akıtmak
throw at v. (bir işe) adam yığmak
throw at v. (bir işe) bol miktarda kaynak aktarmak
throw at v. zamanını/enerjisini (bir işe) vermek
throw at v. kaynaklarını (bir işte) kullanmak
throw at v. (birinin) ilgisini çekmeye çalışmak
throw at v. (birinin) dikkatini çekmek için yarışmak
throw at v. (birinin) sevgisini kazanmaya çalışmak
throw at v. (birinin) sevgisini kazanmak için debelenmek
throw something at someone v. (birine bir şey) atmak
throw something at someone v. (birine bir şey) fırlatmak
throw something at someone v. (bir şeyi bir şeyin) üstüne atmak
throw something at someone v. (bir şeyi bir şeye) doğru fırlatmak
throw something at something v. zamanını/enerjisini (bir işe) vermek
throw something at something v. kaynaklarını (bir işte) kullanmak
throw something back at someone v. bir sorunu tekrar birinin omzuna yüklemek
throw something back at someone v. bir problemi birine geri paslamak
throw away v. es geçmek
throw away v. vurguyu azaltmak
Phrases
ali, throw the ball expr. ali, topu at
don't throw your garbage on the ground expr. çöpleri yere atma
don't throw your trash on the ground expr. çöpleri yere atma
don't throw your trash on the ground expr. çöplerinizi yere atmayın
don't throw your garbage on the ground expr. çöplerinizi yere atmayın
throw the rascals out expr. yozlaşmış iktidarı devirmek
Proverb
people who live in glass houses shouldn't throw stones kişi kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır
people who live in glass houses shouldn't throw stones sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı
people who live in glass houses shouldn't throw stones dinime küfreden müslüman olsa
let's throw caution to the wind atın ölümü arpadan olsun
people who live in glass houses shouldn't throw stones dinime söven müslüman olsa
don't throw the baby out with the bathwater kurunun yanında yaşı da yakma!
those who live in glass houses not throw stones sırça köşkte oturanlar başkalarına taş atmazlar
Colloquial
throw one's hat into the ring v. aday olmak
throw the book of rules at someone v. azarlamak
throw one's hat into the ring v. bir yarışmaya yarışmacı olarak katılmak
throw up on someone v. birisinin üzerine kusmak
throw the bull v. böbürlenmek
throw the book of rules at someone v. birini suçlamak
throw the book of rules at someone v. cezalandırmak
throw the bull v. övünmek
throw the bull v. laflamak
throw up v. kusmak
throw the book of rules at someone v. paylamak
throw the book of rules at someone v. suç yüklemek
throw the book of rules at someone v. sorumluluk yüklemek
throw the bull v. palavra atmak
nice throw n. iyi atış
throw your hands up expr. ellerini kaldır
the tickets for the dinner were $40 a throw expr. kişi başı yemek biletlerinin fiyatı 40 dolar
Idioms
throw a block v. (amerikan futbolunda) atak yapan oyuncuyu durdurmak için oyuncunun üzerine atılmak
throw into question v. kuşkuya düşürmek
throw into question v. kuşku uyandırmak
throw into disorder v. kafayı yedirmek
throw into disorder v. sekteye uğratmak
throw into disorder v. bozmak
throw into disorder v. incitmek
throw into disorder v. alt üst etmek
throw someone off stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
throw someone off stride [usa] v. şaşkına döndürmek
throw off stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
throw off stride [usa] v. şaşkına döndürmek
throw someone off his/her stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
throw someone off his/her stride [usa] v. şaşkına döndürmek
throw one's hands up in the air v. pes etmek
throw one's hands up in the air v. havlu atmak
throw one's hands up v. pes etmek
throw one's hands up v. havlu atmak
throw oneself on the mercy of someone v. merhamet için yalvarmak
throw punches v. yumruk savurmak
throw a bone v. ağzına bir parmak bal çalmak
throw someone a kiss v. öpücük atmak
throw a kiss v. öpücük atmak
throw something out the window v. düşünmeyi bırakmak
throw something out the window v. kullanmayı bırakmak
throw out the window v. düşünmeyi bırakmak
throw out the window v. kullanmayı bırakmak
throw down the glove v. meydan okumak
throw dust in one's eyes v. aldatmak
throw one's self down v. aniden uzanmak
throw one's self on v. yalvarmak
throw overboard v. terk etmek
throw the book at v. bir suç için azami cezayı vermek
throw up another's heels v. birine çelme takmak
throw up the sponge v. pes etmek
throw overboard v. bırakmak
throw up the sponge v. havlu atmak
throw dust in one's eyes v. kandırmak
throw one's self down v. kendini atıvermek
throw down the glove v. savaşa/düelloya çağırmak
throw one's self on v. sığınmak
throw dust in one's eyes v. gözünü boyamak
throw one's self on v. güvenmek
throw overboard v. kurtulmak
throw overboard v. kenara ayırmak
throw dust in one's eyes v. yanıltmak
throw a wet blanket over (something) v. bir şeyi daha az keyifli/başarılı ya da önemli hale getirmek
throw a wet blanket over (something) v. tadını tuzunu kaçırmak
throw a wet blanket over (something) v. … limon sıkmak
throw a wet blanket over something v. bir şeyi daha az keyifli/başarılı ya da önemli hale getirmek
throw a wet blanket over something v. tadını tuzunu kaçırmak
throw a wet blanket over something v. … limon sıkmak
throw (one's) bonnet over the windmill v. başına buyruk davranmak
throw (one's) bonnet over the windmill v. kimsenin sözünü umursamamak
throw (one's) bonnet over the windmill v. pervasızca hareket etmek
throw (one's) bonnet over the windmill v. aldırış etmemek
throw something on the scale v. tartışmanın bir tarafıyla ilişkisine ağırlık/önem vermek
throw something into the scale v. tartışmanın bir tarafıyla ilişkisine ağırlık/önem vermek