yarayan - Turc Anglais Dictionnaire

yarayan

Sens de "yarayan" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 1 résultat(s)

Turc Anglais
General
yarayan for prep.
This does no favours, either for Europe or for human rights.
Bu durum ne Avrupa'ya ne de insan haklarına yarar sağlar.

More Sentences

Sens de "yarayan" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
sinek öldürmeye yarayan saplı alet swatter n.
leğen (el ve yüz yıkamaya yarayan) washbowl n.
leğen (el ve yüz yıkamaya yarayan) washbasin n.
geçmeye yarayan dar ve uzun aralık corridor n.
çığ altında kalma durumunda kayakçının yerini tespite yarayan sinyaller gönderen radyo vericisi avalanche transceiver n.
fırın (yemek pişirmeye yarayan üstü ocaklı) range n.
kayakçıları yokuş yukarı taşımaya yarayan aygıtların genel adı ski lift n.
sarılmaya yarayan filiz tendril n.
bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi ladder n.
kıtlığın önceden tahminine yarayan sistem famine early warning system n.
kanamayı durdurmaya yarayan bir tür sargı tourniquet n.
köpekbalıklarını uzak tutmaya yarayan ucu sivri kısa sopa shark billy n.
sürmeye yarayan alet applicator n.
rosto tenceresi (et kızartmaya yarayan kapaklı) roaster n.
zorla ilaç içirmeye yarayan alet drencher n.
su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt ship n.
geminin su çizgisinin altında bulunup su almaya veya atmaya yarayan delik sea cock n.
yük taşımaya yarayan at arabası tumbrel n.
vaktiyle işe yarayan fakat şimdi dert olan bir şey white elephant n.
bir yere sıvı doldurmaya yarayan pompa syringe n.
üfleyerek ok atmaya yarayan boru blowgun n.
geçmeye yarayan yer pass n.
maden eriyiğini karıştırmaya yarayan çubuk rabble n.
suyu buharlaşma ile soğutmaya yarayan gözenekli toprak kap goglet n.
şerbetçiotu toplamaya yarayan makine hop-picker n.
süzgeç şeklinde çayı demlendirmeye yarayan kaşık şeklinde bir nesne tea-maker n.
kabala' da kehanette bulunmaya yarayan sayılar elde etmek için harflerin yerine onlara denk düşen sayılar koyma gematria n.
eski yunan ve roma'da hamamda kullanılan, ciltten ter ve kiri kazımaya yarayan kıvrımlı ve keskin olmayan bir bıçak türü strigil n.
işe yarayan yanıt helpful answer n.
gözlük şeklinde kafaya geçirilen, pipetle su içmeye yarayan plastik straw glasses n.
namlunun ağzını tıkamaya yarayan tapa tampoon n.
kilise ve kemerlerdeki görünür yüksekliği azaltmaya yarayan kubbe benzeri yapı calotte n.
eritme potası yapmaya yarayan kil tasco n.
(genellikle atlar tarafından çekilen) şekerkamışı suyunu çıkarmaya yarayan makaralar cane juice rollers n.
orta doğu'ya özgü ilaç saklamaya yarayan bir tür çömlek albarello n.
yağ veya gaz haznesinin üstünde pompalama, temizleme gibi amaçlara yarayan çıkıntı casinghead n.
şişe koymaya yarayan kutu cellar [obsolete] n.
geri almaya yarayan redemptive n.
seramikte alçı kalıbının iki yarısını uygun konumda tutmaya yarayan çentik natch n.
yemiş toplamak için dalları aşağı çekmeye yarayan kancalı sopa nuthook [obsolete] n.
düzen sağlamaya yarayan eşya tidy n.
ayakkabının ayak parmaklarını kapatmaya yarayan parçası toepiece n.
içinde kibrit yakmaya yarayan kav olan kutu touch-box n.
içinde kibrit yakmaya yarayan kav olan kutu touchbox n.
mukavva kutunun gövdeye sokularak ucu sabitlemeye yarayan parçası tuck n.
koşum takımını araba falakasına bağlamaya yarayan kısa zincir tug chain n.
numune almaya yarayan ince pense tweezer n.
eli/kolu zor kullanarak bükmeye yarayan işkence aleti twister n.
mum veya kandil yakmaya yarayan kibrit allumette n.
bir şeyi sürmeye yarayan alet applier n.
uzunluk ölçmeye yarayan bir çubuk elwand [scottish] n.
helikopterden sarkıtılmış ve birilerini veya bir şeyleri havada taşımaya yarayan kanca skyhook n.
atı burnunu kıstırarak zapt etmeye yarayan alete benzer bir işkence aracı barnacle [obsolete] n.
yorumlamaya yarayan şey key n.
tanımlamaya yarayan şey key n.
yüzlük ayakkabı derisini ayakkabı maketinin üzerinde esnetmeye yarayan bir alet laster n.
iki şeyi birbirine sıkıca bağlamaya yarayan ip parçası lasher n.
kıyafet gibi eşyaları taşımaya yarayan sandık, kutu veya çanta mail n.
saldırılardan korunmaya yarayan sığınak safehold n.
ateş yakmaya yarayan odun lightwood n.
parıltısız ve donuk yüzey yaratmaya yarayan araç mat n.
et, kauçuk gibi malzemeleri küçük parçalara ayırmaya yarayan makine masticator n.
et, kauçuk gibi malzemeleri küçük parçalara ayırmaya yarayan makineyi çalıştıran kimse masticator n.
eskiden kandil ve lambalarda çokça kullanılan, yakıtı tutuşturmaya veya bir şeyi tütsülemeye yarayan, kıvılcımla alev alması için eritilmiş sülfüre batırılmış ip, kumaş, kağıt veya tahta çubuk match n.
tutuşturmaya veya yakmaya yarayan kibritlerin imalatı matchmaking n.
ipi dokuma tezgahına doğru çözmeye yarayan bir cihaz let-off n.
tenis sahasının çizgilerini yapmaya yarayan bir düzenek marker n.
gezginlere bulundukları yeri bildirmeye yarayan belirgin nesne mark n.
alevin ısısını artırmak için hava veya oksijen vermeye yarayan bir tüp blowtube n.
barutu toz haline getirmeye yarayan ahşap gereç mealer n.
hafıza veya bilgiyi korumaya yarayan şey memorial n.
kozmetik ve mücevher gibi küçük eşyaları taşımaya yarayan ufak dekoratif kutu minaudière n.
kalkanın üst köşesinde mızrağı desteklemeye yarayan çentik bouche n.
et pişirmeye yarayan şiş broacher n.
eyer kayışını sabit tutmaya yarayan deri kayışlar hip strap n.
domuz leşindeki kılları sıyırmaya yarayan keskin kenarlı bir alet hog scraper n.
sahnedeki göstericiyi tutup çekmeye yarayan kancalı uzun sopa hook n.
yoncaları dövüp tanelerini kabuklarından ayırmaya yarayan makine huller n.
çileklerin kabuklarını soymaya yarayan küçük el aleti huller n.
yataklı vagona asılan ve giyim gibi kişisel eşyaları koymaya yarayan hafif ipten yapılmış file hummock n.
orta çağ'da ağır yaralı düşmanın daha fazla acı çekmesini önlemek için canını almaya yarayan kama misericord n.
orta çağ'da ağır yaralı düşmanın daha fazla acı çekmesini önlemek için canını almaya yarayan kama misericorde n.
buhar püskürtmeye yarayan cihaz mister n.
fiilin bir gerçekliği ifade edip etmediğini ayırt etmeye yarayan bir dizi çekim formlarına verilen ad mood n.
fiilin bir gerçekliği ifade edip etmediğini ayırt etmeye yarayan biçimsel fark mood n.
sınırı belirtmeye yarayan doğal veya insan yapımı nesne monument n.
morali yükseltmeye yarayan şey morale building n.
(mengene) aletin kesmeye veya sıkmaya yarayan uçları arasındaki boşluk mouth n.
ağzı korumaya yarayan gereç mouthpiece n.
kovmaya yarayan şey repellent n.
bir şeyi bağlamaya yarayan şey girding n.
postaları tasnif etmeye yarayan bir gereç glacis n.
(yer) saptamaya yarayan şey locater n.
(yer) bulmaya yarayan şey locater n.
(yer) tespit etmeye yarayan şey locater n.
su ısıtma kabını ateşin üstünde tutmaya yarayan direk chimney lug n.
sırt çantasının üzerine bir şeyler asmaya yarayan çok halkalı şerit daisy-chain n.
temas ettiği şeyi aşağı indirmeye yarayan alet depressor n.
ekin biçme makinesinin kesilmemiş otu ayrı tutmaya yarayan kısmı grass board n.
mikroskobik oluşumu suda canlı tutmaya yarayan bir cihaz growing cell n.
bir şeyin hareketini yönlendirmeye yarayan düzenek guide n.
eğirme, bobinleme gibi tekstil makinelerinde iplikleri yönlendirmeye yarayan küçük alet guide n.
matbaa veya katlama makinesinde yaprakları tutup bırakmaya yarayan cihaz guide n.
aşınmış bir testereyi taşlamaya yarayan alet gummer n.
terebentini bardağa akıtmaya yarayan v şeklinde oluk gutter n.
ocağın yanında yemekleri, suyu sıcak tutmaya yarayan raf hob n.
barda içkileri bölüp dağıtmaya yarayan bir ölçü aleti optic n.
giysileri ovarak temizlemeye yarayan tahta rubboard n.
işe yarayan şey commodity n.
saatlerde alarm veya zaman sesi çıkarmaya yarayan düz bobine sarılmış sert filmaşin gong n.
işin üstünü örtmeye yarayan bahane cover-up n.
bir şeyi verimli gerçekleştirmeye yarayan prosedür drill n.
at dizini korumaya yarayan başlık pad n.
vakit doldurmaya yarayan lüzumsuz mevzu padding n.
fıçılarda delik açmaya yarayan bir tür delgi piercel n.
fıçılarda delik açmaya yarayan bir tür delgi piercer n.
kirişi yükseltmeye veya alçaltmaya yarayan tahta parçası pillow of a plow n.
bigudi tutturmaya yarayan klips pincurl clip n.
kumaş kenarlarına fisto açmaya yarayan alet pinking iron n.
açık ateşi örtmeye yarayan metal kapak curfew n.
(etek kenarlarını genişletmeye yarayan) kasnak çifti pannier n.
(etek kenarlarını genişletmeye yarayan) kasnak çifti panier n.
taş ve demir parçaları fırlatmaya yarayan bir silah çeşidi pederero [obsolete] n.
kum tutmaya yarayan demir tava sand bath n.
sıvı mürekkebin üzerine kum serpmeye yarayan kap sandbox n.
üfleyerek zarar verici cisim atmaya yarayan on fit uzunluğunda boru sarbican n.
üfleyerek zarar verici cisim atmaya yarayan on fit uzunluğunda boru sarbacane n.
küçük kuş yakalamaya yarayan ağ day-net n.
sıkça karşılaşılan canlı veya nesneleri tespit etmeye yarayan betimlemelerin bulunduğu resimli kitap field guide n.
vurarak sinek öldürmeye yarayan yelpaze biçimli alet fly flap n.
sinekleri uzaklaştırmaya yarayan fırça flywhisk n.
çadırı böceklere ve kötü hava koşullarına karşı korumaya yarayan ek örtü flysheet n.
vurarak sinek öldürmeye yarayan yelpaze biçimli alet fly-swat n.
kapıyı kapatmaya yarayan kanca biçimli parça gate hook n.
kumu tutmaya yarayan sivri bir çıkıntı pricker n.
avı sersemletip öldürmeye yarayan kısa balıkçı sopası priest n.
(kereste tesviye aşamasında) aşağı doğru bastırmaya yarayan makine ayağı presser foot n.
bir şeyin kabuğunu ayıklamaya yarayan elek gibi gereç scalp n.
kısa kesmeye yarayan şey scissors n.
fazla tabakayı çıkarmaya yarayan alet scraper n.
deniz tarağı toplamaya yarayan kısa saplı uzun dişli tırmık sea horse n.
sözcük veya ifadelerin anlamlarını belirtmeye yarayan metin etiketleme yazılımı sense tagger n.
hasırları eşit genişlikte çekmeye yarayan alet shave n.
sevkiyata veya bir şeyi taşımaya yarayan kayış avara kolu gibi araç shipper n.
sofradaki kırıntıları ve kül tablasında bulunanları toplamaya yarayan saplı küçük bir kap silent butler n.
benek oluşturmaya yarayan alet spattle n.
delinmiş petrol kuyusunu onarmaya yarayan alet swage n.
baştan savmaya yarayan evasive adj.
itibarını kurtarmaya yarayan face saving adj.
işe yarayan handy adj.