ACE - Türkçe İngilizce Sözlük

ACE

"ACE" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 59 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
ace i. as
ace i. karşılanamayan atış
ace i. birli
ace s. birinci sınıf
Genel
ace i. yek
ace i. iskambilde as
ace i. yıldız
ace i. zerre
ace i. çok yetenekli kimse
ace i. az miktar
ace i. başarılı
ace i. (golfte) tek atışta deliği bulma
ace i. tek vuruşta yapılan sayı
ace i. bir alanda uzman
ace i. becerikli kimse
ace i. karşılanamayan servis (tenis)
ace f. çok başarılı olmak
ace f. mükemmel bir sonuç almak
ace s. en iyi
ace s. birinci sınıf
ace s. becerikli
ace s. usta
Konuşma Dili
ace i. bir numara
ace i. en iyi
ace i. birinci sınıf
ace i. mükemmel
ace i. bir dolar
ace i. aptal
ace i. ahmak
ace i. salak
ace i. budala
ace i. sersem
ace i. beceriksiz
ace i. kanka
ace i. yakın arkadaş
ace f. sınavdan yüz çekmek/yıldızlı beş almak
ace f. gölgede bırakmak
ace f. alt etmek
ace f. üstün gelmek
ace f. geçmek
ace f. yenmek
Deyim
ace f. sınavdan en yüksek notu almak
ace f. sınavdan 100 çekmek
ace s. mükemmel
Biyokimya
ace i. anjiyotensin I'i anjiyotensin ii'ye dönüştüren proteolitik enzim
Coğrafya
ace i. teksas eyaletinde şehir
Askeri
ace i. çok sayıda düşman uçağı düşürmüş pilot
Spor
ace i. yıldız oyuncu
ace f. tek vuruşta sayı kazanmak
Tenis
ace i. karşılanamayan servis (tenis)
İskambil
ace i. as
ace i. bey
ace i. birli
Kısaltma
ace kısalt. koferanslar ve etkinlikler birliği
Argo
ace i. bir nefes sigara
ace i. hap amfetamin
ace i. 1 dolar
ace i. aseksüel
ace i. aseksüel

"ACE" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Coğrafya
açe aceh i.

"ACE" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
deuce ace i. iki bir (zar)
ace of spades i. maça beyi
ace of hearts i. kupa ası
an ace up your sleeve i. avantaj olarak kullanılacak bir şey
deuce-ace i. üç
ambs-ace i. kötü şans
ames-ace i. kötü şans
deuce-ace i. iki ve bir gelen zar
deuce-ace i. dü yek
have an ace in the hole f. elinde kozu olmak
have an ace up one's sleeve f. elinde kozu olmak
within an ace of ed. neredeyse
within an ace of ed. az kalsın
within an ace of ed. eli kulağında
within an ace of ed. kılpayı
Öbek Fiiller
ace in f. kıl payıyla girebilmek
ace in f. bir yere girebilmek
ace in (to something) f. bir yere girebilmek
ace in (to something) f. kıl payıyla girebilmek
ace into (something) f. (bir şeye/yere) girebilmek
ace in (something) f. (bir şeye/yere) girebilmek
ace into (something) f. (bir şeye/yere) girmeyi becermek
ace into (something) f. (bir şeye/yere) şans eseri kabul edilmek
ace in (something) f. (bir şeye/yere) şans eseri kabul edilmek
ace into (something) f. (bir şeye/yere) şansı yaver gidip kabul edilmek
ace into (something) f. (bir şeye/yere) girmeyi başarmak
ace in (something) f. (bir şeye/yere) girmeyi becermek
ace in (something) f. (bir şeye/yere) şansı yaver gidip kabul edilmek
ace in (something) f. (bir şeye/yere) girmeyi başarmak
İfadeler
ace out f. birini geçmek
ace out f. birini alt etmek
Konuşma Dili
ace boom-boom i. eküri
ace boom-boom i. yakın arkadaş
ace boom-boom i. kanka
ace boom-boom i. yakın arkadaş
the ace in (one's) hand i. gizli silah
the ace in (one's) hand i. koz
the ace in your hand [uk] i. koz
ace boom-boom i. kanka
ace boom-boom i. pampa
the ace in your hand [uk] i. gizli silah
ace the test f. sınavdan 100 çekmek
ace it f. kasıp kavurmak
ace it f. çok başarılı olmak
ace it f. mükemmel sonuç almak
ace it f. fırtına gibi esmek
ace out f. şansı yaver gitmek
ace it f. çok başarılı olmak
ace out f. şanslı olmak
ace it f. ondan sorulmak
ace (something) f. (bir şeyi) başarıyla geçmek/atlatmak
ace out f. son anda kurtulmak
ace (something) f. (bir şeyde) çok başarılı olmak
ace out f. kıl payı sıyrılmak/kurtulmak
ace (something) f. (bir şeyde) mükemmel bir sonuç almak
ace out f. şans eseri kurtulmak/atlatmak
Deyim
an ace in the hole i. son koz olarak saklanan as
an ace in the hole i. insanın gizli silahı
an ace in the hole i. son koz
someone's ace in the hole i. insanın gizli silahı
someone's ace in the hole i. son koz olarak saklanan as
someone's ace in the hole i. son koz
ace boom-boom i. kanka
ace boom-boom i. canciğer dost
ace boon-coon i. kanka
ace boon-coon i. canciğer dost
ace up (one's) sleeve i. (birinin) elindeki koz
ace up (one's) sleeve i. (birinin) elindeki avantaj
ace up (one's) sleeve i. (birinin) gizli kozu
an ace i. (bir şeyin) en iyisi
an ace i. (bir şeyde) çok başarılı kimse
an ace i. (bir şeyde) uzman
an ace i. (bir şeyde) çok yetenekli kimse
an ace i. (bir şeyin) ustası
an ace i. (bir şeyde) uzaman
an ace i. (bir şeyin) en iyisi
an ace i. (bir şeyde) çok başarılı kimse
an ace i. (bir şeyde) çok yetenekli kimse
an ace i. (bir şeyin) ustası
be within an ace of f. ramak kalmak
come within an ace of something f. 'nın eşiğine gelmek
ace out (of something) f. şans eseri kurtulmak
ace out (of something) f. şans eseri atlatmak
ace someone out f. birisini alt etmek
ace someone out f. üstesinden gelmek
come within an ace f. ramak kalmak
play one's ace f. kozunu oynamak
have an ace up one's sleeve f. gizli bir kozu olmak
bate an ace [obsolete] f. en az indirimi yapmak
be within an ace of (something) f. (bir şey) sınırına dayanmak
have an ace up your sleeve [uk] f. gizli silahı olmak
have an ace up your sleeve [uk] f. elinde bir kozu olmak
have an ace up your sleeve f. elinde avantaj olarak kullanılacak bir şey olmak
have an ace up your sleeve f. gizli bir kozu olmak
have an ace up your sleeve f. elinde kozu olmak
have an ace up your sleeve f. gizli silahı olmak
come within an ace of f. ile burun buruna gelmek
come within an ace of f. nın eşiğine gelmek
come within an ace of f. '-e ramak kalmak
have an ace up your sleeve f. elinde bir kozu olmak
have an ace up your sleeve f. elinde kozu olmak
have an ace up your sleeve f. gizli bir silahı olmak
have an ace up your sleeve f. gizli bir kozu olmak
have an ace up your sleeve f. elinde avantaj olarak kullanılacak bir şey olmak
have got an ace up (one's) sleeve f. elinde kozu olmak
have got an ace up (one's) sleeve f. gizli bir kozu olmak
play your ace f. kozunu oynamak
play (one's) ace (card) f. en önemli/güçlü kozunu oynamak
play (one's) ace (card) f. en iyi kozunu oynamak
play (one's) ace (card) f. başarıyı getirecek hamleyi yapmak
black as the ace of spades s. kömür gibi
black as the ace of spades s. kömür kadar siyah
black as the ace of spades s. kapkara
black as the ace of spades s. simsiyah
as black as the ace of spades expr. leş gibi
as black as the ace of spades expr. çok pis
as black as the ace of spades expr. çok kirli
as black as the ace of spades expr. kir pas içinde
black as the ace of spades expr. kömür kadar siyah
black as the ace of spades expr. kömür gibi siyah
black as the ace of spades expr. simsiyah
black as the ace of spades expr. kapkara
as black as the ace of spades expr. kapkara
as black as the ace of spades expr. simsiyah
within an ace of (doing) (something) expr. (bir şeyi) elde etmeye çok yaklaşmış
within an ace of (doing) (something) expr. (bir şeyi yapmaya) çok yakın
within an ace of (doing) (something) expr. (bir şey yapmaya) ramak kalmış
within an ace of (doing) (something) expr. neredeyse (bir şey yapmak)
within ames ace expr. (bir şeye) yakın
within ames ace expr. yaklaşmakta
within ames ace expr. yakınında
within ames ace expr. (bir yere) çok az var
within an ace of something expr. bir şeyi elde etmeye çok yaklaşmış
within an ace of something expr. bir şeye çok yakın
within an ace of something expr. bir şeye ramak kalmış
within an ace of something expr. neredeyse bir şey
Kurum/Kuruluş
architects' council of europe (ace) i. avrupa mimarlar konseyi
Medikal
ace inhibitor i. ace inhibitörü
ace inhibitor i. ace inhibitörleri
ace bandage i. (abd) kan akışını önleyen elastik bandaj
Eczacılık
ace inhibitor i. kronik kalp yetmezliğini tedavide kullanılan kan basıncını düşürücü bir ilaç
Sosyal Bilimler
ace (asexual) i. aseksüel
grey ace i. gri aseksüel
Askeri
ace rapid reaction centre i. avrupa müttefik komutanlığı süratli reaksiyon merkezi
ace information flow system i. ace bilgi akış sistemi
commander ace rapid reaction corps i. avrupa müttefik komutanlığı süratli reaksiyon kolordu komutanı
allied command europe (ace) i. nato'nun büyük stratejik karargahı
Spor
american council on exercise (ace) i. amerikan egzersiz konseyi
Voleybol
serving an ace i. servis kullanma
serve an ace f. servis kullanmak