Basis... - Türkçe İngilizce Sözlük

Basis...

"Basis..." teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
basis i. temel
Genel
cash basis i. peşin para esası
basis i. mesnet
fare basis i. tarife esası
legal basis i. hukuki dayanak
basis i. asliye
basis i. menşe
basis i. ilke
basis i. taban
basis i. dayanak
flat for land basis i. kat karşılığı
basis i. kök
basis i. kaide
basis i. belkemiği
basis i. altyapı
basis i. prensip
basis i. köken
basis i. kaynak
basis i. üs
basis i. esas
payment basis i. ödeme esasları
scientific basis i. bilimsel dayanak
legal basis i. yasal dayanak
daily basis i. günlük baz
annual basis i. yıllık baz
annual basis i. yıllık
yearly basis i. yıllık baz
radial basis function i. radyal temelli fonksiyon
radial basis function i. radyal bazlı fonksiyon
turn-key basis i. anahtar teslimi
social basis i. sosyal temel
balance sheet basis i. bilanço esası
basis and procedures i. esas ve usuller
solid basis i. sağlam temeller
a sound basis i. sağlam bir temel
sound basis i. sağlam temel/zemin
voluntary basis i. gönüllülük esası
legal basis i. yasal zemin
common basis i. ortak dayanak
basis i. kural
basis i. sabit düzen
basis i. mevki
basis i. statü
basis i. konum
basis i. mevki
basis i. pozisyon
basis i. sosyal ilişki
basis i. (ödeme, tarife vb.) esas
basis i. bazında olma
be considered on a preferential basis f. öncelikle ele alınmak
have a legal basis f. yasal dayanağı olmak
provide a basis for f. zemin sağlamak
form a basis for f. zemin oluşturmak
be based on basis of f. esasına dayanmak
be a basis for f. gerekçe oluşturmak
constitute the basis f. esas teşkil etmek
form the basis for f. kaynak teşkil etmek
form a basis for f. kaynak teşkil etmek
constitute a basis f. dayanak teşkil etmek
have no basis f. dayanağı olmamak
form a basis f. dayanak teşkil etmek
have basis f. temeli olmak
be basis f. baz olmak
be the basis of f. temel teşkil etmek
be the basis of f. baz olmak
form basis f. zemin oluşturmak
provide a basis f. zemin hazırlamak
provide basis f. zemin oluşturmak
form a basis f. zemin hazırlamak
be a basis f. temel oluşturmak
provide a basis f. temel oluşturmak
form a basis f. temel oluşturmak
form basis f. zemin yaratmak
provide basis f. zemin yaratmak
work on a salary basis f. maaşlı çalışmak
be employed on a salary basis f. maaşla çalışmak
work on a salary basis f. maaşla çalışmak
be employed on a salary basis f. maaşlı çalışmak
be a basis f. dayanak teşkil etmek
form basis f. dayanak teşkil etmek
have basis f. dayanağı olmak
provide basis f. dayanak sağlamak
form basis f. dayanak oluşturmak
form basis f. dayanak olmak
be the basis of f. dayanak olmak
provide basis f. dayanak teşkil etmek
form basis f. dayanak sağlamak
have no basis f. temeli olmamak
daily basis f. günlük
be taken as a basis f. esas alınmak
be taken as a basis f. baz alınmak
serve as basis f. esas oluşturmak
be based on the basis of f. esasına dayalı olmak
constitute a basis f. baz teşkil etmek
form a basis f. baz teşkil etmek
form a basis f. baz oluşturmak
build on solid basis f. sağlam temeller üzerine kurmak
follow the basis f. esaslara uymak
work on project basis f. proje tabanlı çalışmak
work on project basis f. proje bazlı çalışmak
form a basis f. esas oluşturmak
be a basis to f. esas olmak
be a basis to f. esas oluşturmak
form a basis f. esas olmak
comprise a basis for f. zemin teşkil etmek
evaluate on a case-by-case basis f. olay/vaka bazında değerlendirme yapmak
pay on a timely basis f. belirtilen zamanda/zamanında ödemek
have no legal basis f. yasal dayanağı olmamak
serve as basis f. dayanak teşkil etmek
comprise a basis for f. temel oluşturmak
constitute a basis f. temel teşkil etmek
constituting a basis for s. dayanak oluşturan
forming a basis for s. dayanak oluşturan
not having a firm basis or foundation s. sağlam temellere dayanmayan
on a regular basis zf. muntazaman
on project basis zf. proje bazında
on a regular basis zf. düzenli olarak
on a sustainable basis zf. sürekli bir tabana oturacak şekilde
on the basis zf. temeline göre
per day basis zf. günlük bazda
on equal basis zf. seyyanen
on customer basis zf. müşteri bazında
as a basis zf. temel olarak
on daily basis zf. günlük olarak
on a yearly basis zf. yıllık olarak
on a daily basis zf. günlük bazda
on a daily basis zf. günlük
on a yearly basis zf. yıllık bazda
on a daily basis zf. günlük olarak
on a monthly basis zf. aylık bazda
on a monthly basis zf. aylık olarak
on a weekly basis zf. haftalık olarak
on a weekly basis zf. haftalık bazda
annual basis zf. yıllık bazda
(on a) regular basis zf. düzenli olarak
on yearly basis zf. yıl bazında
on an operational basis zf. operasyon bazında
to serve as basis zf. esas teşkil etmesi için
to serve as basis zf. esas teşkil etmek üzere
on a regular basis zf. düzenli biçimde
on space-available basis zf. yer kalırsa
on space-available basis zf. boş kontenjan dahilinde
on an introductory basis zf. tanıtım amacıyla
on an introductory basis zf. tanıtım babında
on an introductory basis zf. giriş olarak
on an introductory basis zf. giriş niteliğinde
on an ongoing basis zf. devamlılık arzeden bir biçimde
on an ongoing basis zf. süregiden bir şekilde
on an ongoing basis zf. devam eden bir şekilde
on an equal basis zf. eşit şartlarda

"Basis..." teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Teknik
havsa basis vida countersunk screw i.