Speaking - Türkçe İngilizce Sözlük

Speaking

"Speaking" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 22 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
speaking i. söyleme
speaking i. konuşma
speaking i. tekellüm
speaking s. etkileyici
speaking s. canlı
speaking s. dokunaklı
speaking s. akıcı
speaking s. konuşan
speaking s. berrak
speaking s. oldukça önemli
speaking s. mühim
speaking s. değerli
speaking s. kıymetli
speaking s. göze çarpan
speaking s. etkileyici
speaking s. benzer
speaking s. benzer
speaking s. yansıtan
speaking s. çarpıcı
speaking ünl. olarak konuşmak gerekirse
Siyasal
speaking i. gösteri
speaking i. protesto

"Speaking" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
public speaking i. kamuya yönelik konuşma
way of speaking i. söyleyiş
generally speaking i. genel anlamda
scientifically speaking i. bilimsel olarak konuşmak gerekirse
speaking speed i. konuşma hızı
english speaking countries i. ingilizce konuşan ülkeler
french-speaking west i. fransızca konuşulan batı
speaking skill i. konuşma becerisi
time of speaking i. konuşma anı
time of speaking i. konuşma zamanı
arabic-speaking countries i. arapça konuşulan ülkeler
loosely speaking i. detaya girmeden konuşma
loosely speaking i. geniş anlamda konuşma
listening and speaking i. dinleme ve konuşma
style of speaking i. konuşma üslubu
manner of speaking i. konuşma biçimi
manner of speaking i. konuşma üslubu
style of speaking i. konuşma biçimi
selective speaking i. seçici konuşma
a speaking acquaintance i. selamdan öteye geçmeyen tanışıklık
a speaking acquaintance i. tanışıklığı olma
evil speaking i. başkaları hakkında kötü konuşma
home-speaking i. doğrudan, etkili ve ikna edici konuşma
plain speaking i. açık konuşma
public speaking i. retorik
public speaking i. hatiplik
public speaking i. topluluk önünde konuşma
public speaking i. etkili konuşma sanatı
not to be on speaking terms f. küsüşmek
be on speaking terms with f. biriyle selamlaşıp konuşmak
stop speaking f. susmak
be on speaking terms f. konuşmak
be good at public speaking f. topluluk/insanların/kalabalık önünde hitabeti/konuşma yapmakta iyi/olmak
excel at public speaking f. topluluk/insanların/kalabalık önünde hitabeti/konuşma yapmakta iyi/olmak
be not on speaking terms f. biriyle küs olmak
be not on speaking terms f. biriyle dargın olmak
can't help speaking highly of something/someone all the time f. anlata anlata bitirememek
to never stop speaking highly of something/someone f. anlata anlata bitirememek
be on speaking terms f. birbirini az tanımak
be on speaking terms f. merhaba-merhaba düzeyinde olmak
french-speaking s. fransızca konuşulan
evil-speaking s. kötüleyen
french-speaking s. fransızca konuşan
portuguese speaking s. portekizce konuşan
non-turkish speaking s. türkçe konuşmayan
non-turkish speaking s. türkçe konuşamayan
russian-speaking s. rusça konuşan
russian-speaking s. rusça konuşulan
english-speaking s. ingilizce konuşabilen
english-speaking s. ingilizce bilen
kannada-speaking s. kannada dilini konuşabilen
japanese-speaking s. japonca bilen
japanese-speaking s. japonca konuşan
livonian-speaking s. livonyaca konuşabilen
plain-speaking s. dobra konuşan
plain-speaking s. samimi
plain-speaking s. açık konuşan
plain-speaking s. içten
german-speaking s. almanca konuşan
italian-speaking s. italyanca konuşabilen
oscan-speaking s. oscan dilini konuşabilen
siouan-speaking s. siyu dilini konuşan
siouan-speaking s. siyu dilini bilen
siouan-speaking s. siyu dilinde iletişim kuran
slow-speaking s. yavaş konuşan
spanish-speaking s. ispanyolca konuşan
spanish-speaking s. ispanyolca bilen
chinese-speaking s. çince konuşan
strictly speaking zf. kurallara bakılırsa
in a manner of speaking zf. sözün gelişi
broadly speaking zf. genellikle
anatomically speaking zf. anatomik olarak konuşursak
in a manner of speaking zf. bir manada
in a manner of speaking zf. bir anlamda
broadly speaking zf. yaklaşık
broadly speaking zf. kabaca
in a manner of speaking zf. sözgelişi
frankly speaking zf. açıkçası
strictly speaking zf. açıkçası
strictly speaking zf. gerçekte
strictly speaking zf. aslında
properly speaking zf. gerçekte
properly speaking zf. aslında
speaking of which zf. tesadüfen
speaking of which zf. bu arada
concretely speaking zf. fiziksel anlamda konuşursak
frankly speaking zf. doğrusu
strictly speaking zf. doğrusu
speaking of ed. demişken
speaking of ed. tam sözederken
speaking of ed. bahsederken
İfadeler
frankly speaking expr. dürüst olmak gerekirse
in a manner of speaking expr. yerinde söylemek gerekirse
strictly speaking expr. doğrusunu söylemek gerekirse
speaking for myself expr. bence
roughly speaking expr. kabaca söylemek gerekirse
properly speaking expr. aslını söylemek gerekirse
strictly speaking expr. aslını söylemek gerekirse
speaking of expr. -e gelince
frankly speaking expr. açık söylemek gerekirse
speaking of expr. demişken
speaking of expr. hazır bahsetmişken
speaking of expr. bundan hazır söz etmişken
speaking of expr. gelince
speaking of expr. söz bundan açılmışken
speaking of expr. sözü gelmişken
speaking of expr. lafı gelmişken
speaking of expr. lafı açılmışken
speaking of expr. konusu açılmışken
speaking candidly expr. doğruyu söylemek gerekirse
speaking candidly expr. dürüstçe söylemem gerekirse
speaking quite candidly expr. dürüstçe söylemek gerekirse
speaking candidly expr. dürüstçe söylemek gerekirse
speaking quite candidly expr. doğruyu söylemek gerekirse
speaking quite candidly expr. dürüstçe söylemem gerekirse
speaking of expr. -den bahsetmişken
commercially speaking expr. ticari anlamda
in a manner of speaking expr. tabiri caizse
speaking of which expr. yeri gelmişken
speaking as someone expr. yapmış/yaşamış biri olarak
speaking as someone expr. bu konudaki deneyimlerine/tecrübelerine göre
Konuşma Dili
figuratively speaking zf. mecazen
whom am I speaking to? expr. kimle görüşüyorum?
with whom am I speaking? expr. kimle görüşüyorum?
whom am I speaking with? expr. kimle görüşüyorum?
to whom am I speaking? expr. kimle görüşüyorum?
whom am I speaking with? expr. kiminle görüşüyorum?
to whom am I speaking? expr. kiminle görüşüyorum?
whom am I speaking to? expr. kiminle görüşüyorum?
with whom am I speaking? expr. kiminle görüşüyorum?
figuratively speaking expr. mecazen söylersek
speaking of this expr. bundan söz etmişken
speaking for myself expr. kendi adıma
in a manner of speaking expr. deyim yerindeyse
in a manner of speaking expr. öyle de denebilir
speaking of which expr. hazır lafı açılmışken
strictly speaking expr. aslına bakarsan
strictly speaking expr. doğrusunu istersen
speaking for myself expr. kendim için konuşursam
speaking for myself expr. kendim için konuşacak olursam
speaking of (something) expr. (bir şeyle) ilgili olarak
speaking of (something) expr. (bir şeyden) konu açılmışken
speaking for oneself expr. kendi için konuşacak olursa
speaking of (something) expr. (bir şey) konusunda
speaking for oneself expr. birine göre
speaking for oneself expr. kendi adına
speaking of (something) expr. (bir şey) demişken
speaking of (something) expr. (bir şeyden) bahsetmişken
Deyim
be not on speaking terms (with someone) f. birine dargın/küskün olmak
be on speaking terms (with somebody) f. (biriyle) merhaba-merhaba düzeyinde olmak