| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | chill i. | üşüme | ||
| Yaygın Kullanım | chill f. | ürpermek | ||
| Genel | ||||
| Genel | chill i. | serinlik | ||
|
She sat in the chill of the morning, sipping her coffee. Sabahın serinliğinde oturmuş kahvesini yudumluyordu. More Sentences |
||||
| Genel | chill i. | ürperti | ||
|
His threats sent chills up my spine. Tehditleri içime bir ürperti yaydı. More Sentences |
||||
| Genel | chill f. | üşümek | ||
|
By the time the taxi arrived, I was chilled to the bone. Taksi geldiğinde iliklerime kadar üşümüş haldeydim. More Sentences |
||||
| Genel | chill f. | üşütmek | ||
|
Cold rain makes me chilled to the bone. Soğuk yağmur beni iliklerime kadar üşütüyor. More Sentences |
||||
| Genel | chill f. | dondurmak | ||
|
What she heard chilled her to the bone. Duydukları onu iliklerine kadar dondurdu. More Sentences |
||||
| Genel | chill f. | soğumak | ||
|
Let the mixture chill for half an hour. Karışımı yarım saat soğumaya bırakın. More Sentences |
||||
| Genel | chill f. | soğutmak | ||
|
It works by chilling the skin and then applying tightening energy from radio frequency. Cildi soğutarak ve ardından radyo frekansından sıkılaştırıcı enerji uygulayarak çalışır. More Sentences |
||||
| Genel | chill f. | rahatlamak | ||
|
Just chill and have a glass of wine, I'll prepare dinner. Sen rahatla da bir kadeh şarap al, yemeği ben hazırlarım. More Sentences |
||||
| Genel | chill f. | (kanını) dondurmak | ||
|
Even the thought of being in an accident chilled her blood. Kaza yapmanın düşüncesi bile kanını donduruyordu. More Sentences |
||||
| Genel | chill s. | soğuk | ||
|
A chill wind came through the open windows. Açık pencerelerden içeri soğuk bir rüzgâr girdi. More Sentences |
||||
| Genel | chill s. | buz gibi | ||
|
Chill! Buz gibi! More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | chill f. | sakinleşmek | ||
|
Tom needs to chill. Tom'un sakinleşmesi lazım. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | chill f. | rahatlamak | ||
|
Just chill and have a glass of wine, I'll prepare dinner. Sen rahatla da bir kadeh şarap al, yemeği ben hazırlarım. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | chill f. | takılmak | ||
|
We're just chilling. Sadece takılıyoruz. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | chill s. | sakin | ||
|
Chill! Sakin ol! More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | chill f. | soğumak | ||
|
Let the mixture chill for half an hour. Karışımı yarım saat soğumaya bırakın. More Sentences |
||||
| Teknik | chill f. | soğutmak | ||
|
It works by chilling the skin and then applying tightening energy from radio frequency. Cildi soğutarak ve ardından radyo frekansından sıkılaştırıcı enerji uygulayarak çalışır. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | chill f. | sakin olmak | ||
|
Would you chill out? Sakin olur musun? More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | chill i. | üşütme | ||
| Genel | chill i. | ürperme | ||
| Genel | chill i. | titreme | ||
| Genel | chill i. | soğukluk | ||
| Genel | chill i. | soğuk algınlığı | ||
| Genel | chill i. | üşüme | ||
| Genel | chill i. | soğukalgınlığı | ||
| Genel | chill i. | temposu düşük bir elektronik müzik türü | ||
| Genel | chill i. | (neşeye, coşkuya) gölge düşürme | ||
| Genel | chill i. | (korkudan) soğuk ter dökme | ||
| Genel | chill f. | soğutmak (yiyecek/içecek) | ||
| Genel | chill f. | (neşesini) kaçırmak | ||
| Genel | chill f. | sertleşmek | ||
| Genel | chill f. | donmak | ||
| Genel | chill f. | ürpertmek | ||
| Genel | chill f. | titremek | ||
| Genel | chill f. | dinlenmek | ||
| Genel | chill s. | üşütücü | ||
| Genel | chill s. | cesaret kırıcı | ||
| Genel | chill s. | heves kırıcı | ||
| Genel | chill s. | keyif kaçırıcı | ||
| Genel | chill s. | moral bozucu | ||
| Genel | chill s. | çabuk üşüyen | ||
| Genel | chill s. | korkutucu | ||
| Genel | chill s. | huzursuz edici | ||
| Genel | chill s. | duygusuz | ||
| Genel | chill s. | (hareket, davranış) soğuk | ||
| Genel | chill s. | mesafeli | ||
| Genel | chill s. | resmi | ||
| Genel | chill s. | samimiyetsiz | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | chill i. | bir kutu soğuk bira | ||
| Konuşma Dili | chill f. | (birini) öldürmek | ||
| Konuşma Dili | chill f. | öteki dünyaya yollamak | ||
| Konuşma Dili | chill f. | gebertmek | ||
| Konuşma Dili | chill f. | korkutmak | ||
| Konuşma Dili | chill f. | ürpertmek | ||
| Konuşma Dili | chill f. | tırstırmak | ||
| Konuşma Dili | chill f. | (birini) reddetmek | ||
| Konuşma Dili | chill f. | (birine) soğuk yapmak | ||
| Konuşma Dili | chill f. | sallamamak | ||
| Konuşma Dili | chill f. | gevşemek | ||
| Konuşma Dili | chill f. | yayılmak | ||
| Konuşma Dili | chill f. | vakit geçirmek | ||
| Konuşma Dili | chill s. | rahat | ||
| Konuşma Dili | chill s. | dingin | ||
| Konuşma Dili | chill s. | huzurlu | ||
| Konuşma Dili | chill s. | fevkalade | ||
| Konuşma Dili | chill s. | inanılmaz iyi | ||
| Konuşma Dili | chill s. | son derece iyi | ||
| Konuşma Dili | chill s. | olağanüstü | ||
| Konuşma Dili | chill s. | önemli değil | ||
| Konuşma Dili | chill s. | sorun değil | ||
| Konuşma Dili | chill s. | problem değil | ||
| Konuşma Dili | chill s. | sıkıntı değil | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | chill f. | (özellikle ceza korkusuyla) caydırmak | ||
| Hukuk | chill f. | caydırıcı etkisi olmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | chill i. | soğutucu parça | ||
| Teknik | chill i. | parlak boya veya cila yüzeyinde oluşan mat alan | ||
| Teknik | chill i. | çil döküm | ||
| Teknik | chill i. | dökümün sertleştirilmiş kısmı | ||
| Teknik | chill f. | (metal yüzeyi) hızla soğutarak sertleştirmek | ||
| Teknik | chill f. | bulutlandırmak | ||
| Teknik | chill f. | nemlendirmek | ||
| Teknik | chill f. | serinletmek | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | chill i. | soğuk algınlığı nöbeti | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | chill f. | serinletmek | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | chill i. | (bazı meyvelerin ve yaprakların üzerinde) pudramsı tabaka | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | chill i. | bazı baskı makinelerinde merdaneyi hareket ettiren çelik çubuk | ||
| Argo | ||||
| Argo | chill f. | ağır olmak | ||
| Argo | chill f. | ot içmek | ||
| Argo | chill s. | harika | ||
| Argo | chill s. | süper | ||