fool - Türkçe İngilizce Sözlük

fool

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fool — Definition

Anlamı ve Tanımı:
aptal, kandırmak
Okunuş (IPA):
(AmE /fuːl/ – BrE /fuːl/)
Terim Türü:
İsim: fool (fools); Fiil: fool (fools – fooled – fooling)
Düşüncesiz kişiyi; fiil olarak ise birini aldatmayı ifade eder. Latince follis (“boş”) kavramından gelişerek zihinsel yetersizlik mecazı kazanmıştır.
Eş Anlamlılar:
idiot, deceive
Zıt Anlamlılar:
sage

"fool" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 39 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fool i. salak
You shouldn't call your friend a fool again.
Arkadaşına bir daha salak deme.

More Sentences
fool i. budala
Tom's an educated fool.
Tom eğitimli bir budala.

More Sentences
fool i. ahmak
You fool, I had to do it!
Seni ahmak, bunu yapmak zorundaydım!

More Sentences
fool f. kandırmak
You can't fool me with that fake accent.
O uydurma aksanla beni kandıramazsın.

More Sentences
fool i. aptal
According to a Chinese proverb, when a wise man points at the moon, the fool looks at his finger.
Bir Çin atasözüne göre, bilge bir adam ayı işaret ettiğinde, aptal onun parmağına bakar.

More Sentences
fool i. soytarı
Genel
fool i. budala
Tom's an educated fool.
Tom eğitimli bir budala.

More Sentences
fool i. akılsız
A fool and his money are soon parted.
Akılsıza para dayanmaz.

More Sentences
fool i. ahmak
You fool, I had to do it!
Seni ahmak, bunu yapmak zorundaydım!

More Sentences
fool f. enayi yerine koymak
Tom really fooled us.
Tom gerçekten bizi enayi yerine koydu.

More Sentences
fool f. aptal yerine koymak
We really fooled Tom.
Biz gerçekten Tom'u aptal yerine koyduk.

More Sentences
fool s. aptal
That was a very fool thing to do.
Bu çok aptal bir hareketti.

More Sentences
fool s. akılsız
A fool and his money are soon parted.
Akılsıza para dayanmaz.

More Sentences
fool i. enayi
fool i. kaz
fool i. ibiş
fool i. denyo
fool i. soytarı
fool i. balkabağı
fool i. abeci
fool i. angut
fool i. kazma
fool i. gerzek
fool i. aptal kimse
fool i. maskara
fool f. eğlenmek
fool f. vakit geçirmek
fool f. aptallık etmek
fool f. uyutmak
fool f. aldatmak
fool f. gülünç duruma sokmak
fool f. aptalca davranmak
fool f. oynatmak
fool f. maskaraya çevirmek
fool f. şaka yapmak
fool f. oyalanmak
Tarih
fool i. (monarşi döneminde insanları güldürmesi için tutulan) soytarı
fool i. (monarşi döneminde insanları güldürmesi için tutulan) maskara
Argo
fool i. tırrek

"fool" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
april fool i. bir nisan şakası
court fool i. saray soytarısı
april fool i. nisan 1 de kandırılan kişi
a fool's errand i. saçma bir iş
fool's paradise i. hayaller üzerine kurulmuş mutluluk
april fool i. nisanbalığı
fool's gold i. pirit
april fool i. 1 nisanda aldatılan kişi
nobody's fool i. kül yutmaz
natural fool i. doğuştan budala
fool's cap i. soytarı külahı
april fool's day i. 1 nisan şaka günü
april fool i. 1 nisan şakası kurbanı
april fool i. 1 nisan kurbanı
tom fool knot i. aynı anda çekildiğinde kaybolan iki halkadan oluşan hokkabaz düğümü
tom fool's knot i. aynı anda çekildiğinde kaybolan iki halkadan oluşan hokkabaz düğümü
fool around f. siftinmek
make an april fool of somebody f. bir nisan şakası yapmak
fool about f. oyalanmak
fool around f. zaman harcamak
play the fool f. aptallık etmek
fool around f. at koşturmak
fool around f. dalgasına bakmak
fool around f. abesle uğraşmak
take somebody for a fool f. budala yerine koymak
make a fool of f. maskaraya çevirmek
treat somebody like a fool f. deli yerine koymak
treat somebody like a fool f. enayi muamelesi yapmak
treat somebody like a fool f. salak yerine koymak
act the fool f. salağı oynamak
make a fool of somebody f. aptal yerine koymak
fool away f. boşa geçirmek
turn into a fool f. ahmaklaşmak
play the fool f. ahmakça davranmak
act the fool f. salağa yatmak
play the fool f. maskaralık etmek
fool around f. tembellik etmek
act a fool f. aptal gibi davranmaya başlamak
play the fool f. aptalca davranmak
fool about f. aylak aylak dolaşmak
fool around f. aylak aylak dolaşmak
fool about f. tembellik etmek
make a fool of oneself f. kendini gülünç duruma düşürmek
make a fool of f. birini maskaraya çevirmek
fool around f. abesle iştigal etmek
fool around f. oyalanmak
make a fool of f. rezil etmek
act like a fool f. aptallık etmek
fool around f. maskaralık etmek
fool around f. şakalaşmak
fool around f. çevresine şakalar yapmak
make a fool of somebody f. gır gır geçmek
make a fool of somebody f. gırgır geçmek
fool around with f. bir hobi olarak (bir şey) ile ilgilenmek
fool around with f. ile oynamak
fool around f. vaktini boşa geçirmek
fool about f. vaktini boşa harcamak
fool about f. maskaralık etmek
fool about f. avare avare dolaşmak
fool away f. harcamak
fool away f. çarçur etmek
be taken for a fool f. enayi yerine konmak
fool oneself f. kendini kandırmak
be treated as a fool f. enayi yerine konmak
make a fool of oneself f. kendini aptal yerine koymak
fool someone f. birini aptal yerine koymak
fool-proof s. hatasız
fool-proof s. insan hatalarını önleyecek şekilde tasarlanmış
damn-fool s. çok salak
damn-fool s. aşırı salak
Öbek Fiiller
fool someone into something f. birine sahtekarlıkla bir şey yaptırmak
fool someone into something f. birini bir şey yapması konusunda ikna etmek/oyuna getirmek
fool with (someone) f. (birine) takılmak
fool with (someone) f. (biriyle) fütursuzca/dikkatsizce takılmak
fool (one or oneself) into (something) f. (birini/kendini bir şeye) inandırmak/düşürmek
fool around with (something) f. (bir şeyi) kurcalamak
fool with f. '-i kurcalamak
fool into f. konusunda kandırmak
fool with f. ile oynamak
fool with (someone) f. (biriyle) haşır neşir olmak
fool around with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) vaktini boşa geçirmek
fool with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) oyalanmak
fool with (someone) f. (biriyle) matrak geçmek
fool with f. '-e takılmak
fool (one or oneself) into (something) f. (birini/kendini bir şey) konusunda ikna etmek/kandırmak
fool with (someone) f. (birine) bulaşmak
fool up f. aptal gibi görünmek
fool into f. -e ikna etmek
fool up f. aptal durumuna düşmek
fool around with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) oyalanmak
fool with (someone) f. (biriyle) dalga geçmek
fool up f. kendini aptal durumuna düşürmek
fool with (something) f. (bir şeyle) oynamak
fool with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) zaman harcamak/öldürmek
fool with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) vaktini boşa geçirmek
fool into f. '-e inandırmak/düşürmek
fool with f. -e sataşmak
fool around with (something) f. (bir şeyle) oynamak
fool around with (someone) f. (biriyle) kaçamak yapmak
fool around with (someone) f. (biriyle) takılmak
fool with f. ile dalga geçmek
fool with (someone) f. (birinin) etrafında dolaşmak
fool with f. ile matrak geçmek
fool with (someone) f. (birine) sataşmak
fool around with (someone) f. (biriyle) cinsel ilişkiye dayalı bir ilişkisi olmak
fool around with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) zaman harcamak/öldürmek
fool with (something) f. (bir şeyi) kurcalamak
İfadeler
success makes a fool seem wise expr. başarı aptal insanları bilge gibi gösterir
Atasözü
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer taksan eşek yine eşektir
fool me once, shame on you; fool me twice, shame on me beni bir kere aldatırsan sen utan, ikincide ben kanarsam ben utanayım
there's no fool like an old fool yaşlı bir ahmak / budala gibisi yoktur
there's no fool like an old fool (dünyaya) aptal geldi aptal gider/gidecek/gidiyor
fool and his money are soon parted akılsıza para dayanmaz
a man who is his own lawyer has a fool for a client kendi avukatlığını yapanın aklı kıttır
a fool may give a wise man counsel başkalarının dedikleriyle gaza gelme
a fool may give a wise man counsel aptal biri de bilge cümleler kurabilir
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly demir ıslanmaz deli uslanmaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly köpeğin ahmağı uslanmaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işine akıl erdirilmez
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işi akıl havsala almaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly akıl olmayınca başta ne kuruda biter ne yaşta
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly tatsız aşa su neylesin akılsız başa söz neylesin
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly sokma akıl sekiz adım gider
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işi akıl karı değildir
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly akıl terelelli olunca söz fayda etmez
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly koyma akıl akıl olmaz
a fool may give a wise man counsel bilgenin bile yanıldığı zamanlar olur
a fool may give a wise man counsel başkalarının tavsiyelerine bel bağlama
a fool may give a wise man counsel bilgeler bile yanılır
a fool at 40 is a fool forever orta yaşlarında hala aptalca davranan birinin akıllanması pek mümkün değildir
a fool at 40 is a fool forever kırk yaşına kadar akıllanmayan daha sonra da akıllanmaz
an attorney who represents himself has a fool for a client kendi avukatlığını yapanın aklı kıttır
an attorney who represents himself has a fool for a client kendi avukatlığını yapanın aklı kıttır
Konuşma Dili
more fool you! i. aptallığın/salaklığın daniskası
the more fool one [brit] i. salaklığın daniskası
any fool thing i. her türlü saçma şey
any fool thing i. saçma sapan şeyler
any fool thing i. ıvır zıvır
any fool thing i. her türlü saçmalık
act a fool f. salağa yatmak
fool about f. kaçamak yapmak
fool about f. cinsel ilişkiye dayalı bir ilişkisi olmak
fool around f. cinsel ilişkiye dayalı bir ilişkisi olmak
fool around f. takılmak
fool around f. kaçamak yapmak
fool about f. takılmak
realise what a fool you've been f. ne kadar aptal olduğunun farkına varmak
realize what a fool you've been f. ne kadar aptal olduğunun farkına varmak