| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | grind f. | öğütmek | ||
|
I grind my own coffee beans every morning. Her sabah kendi kahve çekirdeklerimi ben öğütürüm. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | grind i. | inek | ||
|
He was a grind back when we were in college. O zamanlar biz üniversitedeyken o çok inekti. More Sentences |
||||
| Genel | grind i. | angarya | ||
|
He was fed up with the grind of corporate life. Kurumsal hayatın angaryalarından bıkmıştı. More Sentences |
||||
| Genel | grind i. | (kaykayda) grind hareketi | ||
|
She showed me how to do a layback grind. Bana nasıl sırt üstü grind hareketi yapılacağını gösterdi. More Sentences |
||||
| Genel | grind f. | bilemek (bıçağı) | ||
|
He used a diamond stone to grind his knives. Bıçaklarını bilemek için elmas bir taş kullanırdı. More Sentences |
||||
| Genel | grind f. | çekmek (mutfak robotunda sebze vb'ni) | ||
|
She cooked the ground beef with onions and salt. Kıyma makinesinde çekilmiş bifteği soğan ve tuzla pişirdi. More Sentences |
||||
| Genel | grind f. | ezilmek | ||
|
Our farmers have been ground down, and we must help them. Çiftçilerimiz ezilmiş durumda ve onlara yardım etmeliyiz. More Sentences |
||||
| Genel | grind f. | gıcırdamak | ||
|
Tom grinds his teeth in his sleep. Tom uykusunda dişlerini gıcırdatır. More Sentences |
||||
| Genel | grind f. | gıcırdatmak (dişlerini/vitesi) | ||
|
He grinds his teeth in his sleep. Uykusunda dişlerini gıcırdatıyor. More Sentences |
||||
| Genel | grind f. | sertçe bastırmak | ||
|
He ground out his cigar and glared at his watch. Purosunu sertçe bastırarak söndürdü ve gözlerini saatine dikti. More Sentences |
||||
| Genel | grind f. | (kaykayda) grind hareketi yapmak | ||
|
Tony taught me how to grind a rail on a skateboard. Tony bana kaykay üzerinde nasıl grind hareketi yapacağımı öğretti. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | grind f. | öğütmek | ||
|
I grind my own coffee beans every morning. Her sabah kendi kahve çekirdeklerimi ben öğütürüm. More Sentences |
||||
| Gıda | ||||
| Gıda | grind f. | öğütmek | ||
|
I grind my own coffee beans every morning. Her sabah kendi kahve çekirdeklerimi ben öğütürüm. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | grind i. | hafız | ||
| Genel | grind i. | eziyet | ||
| Genel | grind i. | inekleme | ||
| Genel | grind i. | yorucu iş | ||
| Genel | grind i. | inek öğrenci | ||
| Genel | grind i. | ezme | ||
| Genel | grind i. | öğütme | ||
| Genel | grind i. | sıkıcı iş | ||
| Genel | grind i. | aşındırma | ||
| Genel | grind i. | silme | ||
| Genel | grind i. | uzun ve zor iş | ||
| Genel | grind i. | sürtme sesi | ||
| Genel | grind i. | yoğun ve yorucu çalışma | ||
| Genel | grind i. | öğretmenin verdiği ödev | ||
| Genel | grind i. | öğütülmüş parçacıklar | ||
| Genel | grind i. | kalçaları striptiz yaparmış gibi döndürme | ||
| Genel | grind i. | öğütülmüş kahve parçaları | ||
| Genel | grind i. | kaykay veya kar kayağında yapılan bir hareket | ||
| Genel | grind f. | sıkıştırmak | ||
| Genel | grind f. | çektirmek | ||
| Genel | grind f. | çalmak | ||
| Genel | grind f. | üzmek | ||
| Genel | grind f. | öğütmek (değirmen/dibek vb'nde) | ||
| Genel | grind f. | ezmek | ||
| Genel | grind f. | hafızlamak | ||
| Genel | grind f. | kolunu çevirerek çalıştırmak | ||
| Genel | grind f. | çekmek (değirmen/dibek vb'nde) | ||
| Genel | grind f. | dövmek (değirmen/dibek vb'nde) | ||
| Genel | grind f. | zımparalamak | ||
| Genel | grind f. | döndürmek | ||
| Genel | grind f. | çekmek (kıyma makinesinde eti) | ||
| Genel | grind f. | rodaj yapmak | ||
| Genel | grind f. | ineklemek | ||
| Genel | grind f. | gıcırdatmak | ||
| Genel | grind f. | zımparayla düzeltmek | ||
| Genel | grind f. | taşa tutmak | ||
| Genel | grind f. | taşlamak | ||
| Genel | grind f. | ufalamak | ||
| Genel | grind f. | bilemek | ||
| Genel | grind f. | sertçe ovalamak | ||
| Genel | grind f. | zorla bastırmak | ||
| Genel | grind f. | taciz etmek | ||
| Genel | grind f. | aşama aşama zayıflatmak | ||
| Genel | grind f. | aşama aşama yok etmek | ||
| Genel | grind f. | sürtünme ile ovalanmak | ||
| Genel | grind f. | sürtünme ile toz haline gelmek | ||
| Genel | grind f. | kalçaları striptiz yaparmış gibi döndürmek | ||
| Genel | grind f. | sürekli tekrarla öğretmek | ||
| Genel | grind f. | sürekli tekrar ederek içine işlemek | ||
| Genel | grind f. | kaykay, kar kayağı, kayak gibi sporlarda bir tür tahtaya binmek | ||
| Genel | grind f. | (video oyunlarında) kademe atlamak veya bir şey kazanmak için görevi tekrar yapmak | ||
| Genel | grind s. | (sinema) belirli saat aralıklarıyla sürekli gösterimde olan | ||
| Genel | grind N. | yorucu çalışma | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | grind f. | ground - ground | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | grind i. | kum perdahı | ||
| Teknik | grind f. | bilemek | ||
| Teknik | grind f. | taşa tutmak | ||
| Teknik | grind f. | taşla torna etmek | ||
| Teknik | grind f. | taşlamak | ||
| Teknik | grind f. | toz haline koymak | ||
| Teknik | grind f. | ufalamak | ||
| Teknik | grind f. | yontmak | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | grind i. | dayanıklılık yarışı | ||
| Otomotiv | grind i. | eksantrik tasarımı | ||
| Otomotiv | grind i. | taşlama | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | grind f. | çekmek | ||
| Mutfak | grind f. | eti kıymak | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | grind i. | (özellikle faroe adaları'nda) pilot balina | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | grind i. | heavy metal müziğin bir alt türü | ||
| Argo | ||||
| Argo | grind i. | inek (öğrenci) | ||
| Argo | grind f. | uyuşturucu satmak | ||
| Argo | grind f. | (hawai adaları'nda) yemek yemek | ||
| Argo | grind f. | sinirlendirmek | ||
| Argo | grind f. | kızdırmak | ||
| Argo | grind f. | canını sıkmak | ||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | grind i. | seks | ||
| İngiliz Argosu | grind f. | düzmek | ||
| İngiliz Argosu | grind f. | götürmek | ||
| İngiliz Argosu | grind f. | seks yapmak | ||