korunan - Türkçe İngilizce Sözlük

korunan

"korunan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 13 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
korunan guarded s.
One of the most guarded sectors of the state is the Agricultural sector.
Devletin en çok korunan sektörlerinden biri de Tarım sektörüdür.

More Sentences
korunan preserved s.
Adequate security of any preserved traffic data will have to be ensured.
Korunan her türlü trafik verisinin yeterli güvenliğinin sağlanması gerekecektir.

More Sentences
korunan protected s.
In our opinion, species and environments protected by national legislation should also be covered by the directive.
Bize göre ulusal mevzuat tarafından korunan türler ve çevreler de direktif kapsamına alınmalıdır.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
korunan protected s.
In our opinion, species and environments protected by national legislation should also be covered by the directive.
Bize göre ulusal mevzuat tarafından korunan türler ve çevreler de direktif kapsamına alınmalıdır.

More Sentences
Genel
korunan passenger i.
korunan conserved s.
korunan sheltered s.
korunan maintained s.
korunan saved s.
korunan bieldy s.
korunan mothball s.
Konuşma Dili
korunan idiot-proof s.
Eski Kullanım
korunan covert s.

"korunan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 91 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
daha güçlü başka bir devletçe kontrol edilip korunan devlet protectorate i.
devletçe kamunun kullanımı ve yararı için korunan ve doğal güzellik ve özelliklere sahip bölge national park i.
korunan kimse protege i.
iyi korunan yer stronghold i.
zarar veya istenmeyen değişimlere karşı korunan bölge conservation area i.
iyi korunan yüksek kale hillfort i.
kamu yararına açılmış ve abd hükümeti tarafından korunan sahil dinlence alanı national seashore i.
(sudan ve komşusu bölgelerde) dikenli çalılarla korunan alan zareeba i.
(sudan ve komşusu bölgelerde) dikenli çalılarla korunan alan zareba i.
vahşi hayvanların göç ettiği korunan bir doğal yaşam alanı şeridi migration corridor i.
korunan alan bubble i.
20 veya daha fazla yıl boyunca kesintisiz kullanıldığından yasalarla korunan pencere light i.
türünün en iyi örneği olarak korunan şey gold i.
korunan gelişim aşaması chrysalis i.
tozlukla korunan legginged s.
aşırı korunan overprotected s.
gözetim altında korunan sentineled s.
iyi korunan closely guarded s.
kale hendekleriyle korunan moated s.
gözetim altında korunan sentinelled s.
yetersiz korunan attackable s.
rüzgardan korunan tarafta under the lee of s.
setle çevrelenerek korunan banked s.
betonla/toprakla/yeraltına yerleştirilerek olası patlama/ısı tehlikesinden korunan hardened s.
kulelerle korunan garreted [obsolete] s.
kılıfla korunan incased s.
katı bir şekilde korunan close s.
ihlale karşı korunan inviolated s.
bozulmaya karşı korunan inviolate s.
bozulmaya karşı korunan inviolated s.
ihlale karşı korunan inviolate s.
zırh eldiveni ile korunan gauntletted s.
komplolara karşı korunan plot-proof s.
denizle korunan sea-walled s.
kısmen korunan semicured s.
ışıktan korunan shaded s.
güneşten korunan shaded s.
sulama sistemi tarafından korunan sprinklered s.
alarm sistemiyle korunan alarmed s.
rüzgardan korunan tarafta leewardly zf.
Konuşma Dili
titizlikle korunan kurumsal kaynak rice bowl i.
Ticaret/Ekonomi
ana parası aynen korunan fon endowment fund i.
korunan pazar sheltered market i.
ana parası aynen korunan fakat faizi kullanılan fon endowment fund i.
korunan değer retained value i.
Hukuk
20 veya daha fazla yıl boyunca kesintisiz kullanıldığından yasalarla korunan pencere ancient light i.
yasal olarak korunan çıkarların dengelenmesi balancing of legally protected interests i.
(antik roma hukuku) medeni hukukla değil praetor'un fermanıyla korunan bonitarian s.
(antik roma hukuku) medeni hukukla değil praetor'un fermanıyla korunan bonitary s.
Siyasal
abd başkanı, başkan yardımcısı veya başkanın olmadığı anlarda o görevi üstlenen üst düzeylinin aynı yerde toplandığında, başkanın başına bir aksilik gelmesi durumunda, birleşik devletler başkanı olsun diye gizli bir yere saklanıp korunan kabine üyesi designated successor i.
ölüm şeridi (berlin duvarının gözcü kuleleriyle korunan yüksek güvenlikli geniş bir alanı) death strip i.
savaş hukuku kapsamında korunan statüdeki kuruluşların amblemleri protected emblems i.
Teknik
dondurularak korunan yiyecek grommet i.
rüzgardan korunan taraf lee i.
basınçlandırma ile korunan binalar buildings protected by pressurisation i.
mahfazalarla korunan elektrikli cihazlar electrical apparatus protected by enclosures i.
amonyakla korunan ammonia-preserved s.
Bilgisayar
(veri depolama, işleme veya programlama) sürekli korunan static s.
Elektrik
korunan şarj charge sustaining i.
korunan bölge protected zone i.
Mimarlık
kulelerle korunan towered s.
Gıda
kendi yağında pişirilen ve korunan et confit i.
iyonize edici radyasyonla korunan gıda irradiated food i.
korunan menşe adı pdo (protected denomination of origin) kısalt.
Matematik
korunan yoğunluk conserved density i.
Fizik
temel parçacıkların bazı güçlü etkileşimlerde korunan özelliği gentleness i.
Kimya
tamamen veya kısmen amonyakla korunan preserved wholly or in part with ammonia s.
Biyoloji
korunan tür protected species i.
soyun devamı için korunan (popülasyon) seed s.
Deniz Biyolojisi
tek tarafta yer alan ve bir kat kabukla korunan solungaçlara sahip karındanbacaklı yumuşakçalar alttakımı tectibranchia i.
tek tarafta yer alan ve bir kat kabukla korunan solungaçlara sahip karındanbacaklı yumuşakçalar alttakımı tectibranchiata i.
Gökbilim
çekirdeğindeki hidrojen füzyonu tepkimeleri ile korunan hidrostatik denge halindeki bir yıldıza ait main-sequence s.
çekirdeğindeki hidrojen füzyonu tepkimeleri ile korunan hidrostatik denge halindeki bir yıldız ile ilişkili main-sequence s.
Ormancılık
korunan alanlar içinde orman alanı forest area within protected areas i.
korunan alan protected area i.
Çevre
hava şartlarına karşı korunan yer weather-protected location i.
özellikli korunan alan special area of conservation (sac) i.
Jeoloji
nehir ağzına yakın olup büyük ölçüde açık sulardan korunan çamurlu lagün, bataklık veya göl liman i.
Askeri
korunan bölge protected site i.
korunan tesis protected site i.
paraşütlü birlikler veya hava saldırısı kuvvetleri tarafından korunan düşman veya düşman kuvvetlerince kontrol altında tutulan alan airhead i.
radar algılama menzilini artırmak amacıyla korunan kuvveten uzak bir yere yerleştirilen gemi, uçak veya araç radar picket i.
(afrika'da) dairesel yük arabaları ve vagonlar ile korunan ordugah laager i.
(afrika'da) dairesel yük arabaları ve vagonlar ile korunan ordugah lager i.
cam tüp içerisindeki elektroliti ince metal levha ile korunan, bataryalı mayın başlığı chemical horn i.
cam tüp içerisindeki elektroliti ince metal levha ile korunan, bataryalı mayın başlığı hertz horn i.
siperlerle korunan mevzi entrenchment i.
siperlerle korunan mevzi intrenchment i.
siper veya taret ile kısmi olarak korunan top barbette gun i.
savaş hukuku kapsamında korunan statüdeki kişi ve kuruluşlar protected persons/places i.
Kütüphanecilik
çocuklara okumayı öğretme amacıyla kullanılan ve şeffaf boynuz kağıdı ile korunan tek sayfalık eski bir el kitabı hornbook i.