kurşun - Türkçe İngilizce Sözlük

kurşun

"kurşun" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kurşun bullet i.
Now we have to start biting some bullets; we have to start focusing on the issues.
Şimdi bazı kurşunları ısırmaya başlamalıyız; sorunlara odaklanmaya başlamalıyız.

More Sentences
kurşun lead i.
Ten tonnes of lead in one place are absolutely harmless.
Bir yerde on ton kurşun kesinlikle zararsızdır.

More Sentences
Genel
kurşun slug i.
King caught a few slugs in his chest.
King göğsüne birkaç kurşun yarası aldı.

More Sentences
kurşun bullet i.
Now we have to start biting some bullets; we have to start focusing on the issues.
Şimdi bazı kurşunları ısırmaya başlamalıyız; sorunlara odaklanmaya başlamalıyız.

More Sentences
kurşun gunshot i.
Gunshot residue was found on Tom's hands.
Tom'un ellerinde kurşun kalıntıları bulundu.

More Sentences
kurşun lead s.
Ten tonnes of lead in one place are absolutely harmless.
Bir yerde on ton kurşun kesinlikle zararsızdır.

More Sentences
Teknik
kurşun lead i.
Ten tonnes of lead in one place are absolutely harmless.
Bir yerde on ton kurşun kesinlikle zararsızdır.

More Sentences
Otomotiv
kurşun lead i.
Ten tonnes of lead in one place are absolutely harmless.
Bir yerde on ton kurşun kesinlikle zararsızdır.

More Sentences
Kimya
kurşun lead i.
Ten tonnes of lead in one place are absolutely harmless.
Bir yerde on ton kurşun kesinlikle zararsızdır.

More Sentences
Askeri
kurşun bullet i.
Now we have to start biting some bullets; we have to start focusing on the issues.
Şimdi bazı kurşunları ısırmaya başlamalıyız; sorunlara odaklanmaya başlamalıyız.

More Sentences
Genel
kurşun missile i.
kurşun projectile i.
kurşun plumb i.
kurşun missive i.
kurşun leaden s.
Teknik
kurşun metallic packing i.
Kimya
kurşun plumbum i.
Eski Kullanım
kurşun saturn i.
Argo
kurşun plug i.
kurşun bluey i.
kurşun cap i.

"kurşun" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kurşun geçirmez zırh bulletproof armour i.
kör kurşun random bullet i.
kurşun (olta için) sinker i.
kurşun saçma lead shot i.
yağmur (kurşun, ok vb) flight i.
kurşun geçirmez yelek bullet proof vest i.
kurşun ve kalay alaşımı pewter i.
kurşun deliği bullet hole i.
kurşun zehirlenmesi saturnism i.
kurşun kaplama leading i.
kurşun vızıldaması whizbang i.
kurşun geçirmez yelek bulletproof vest i.
kurşun yarası bullet wound i.
kurşun çerçeve leading i.
kurşun işleri plumbing i.
kurşun (balık avlamak için) sinker i.
çekülün ucuna bağlı olan kurşun plumb bob i.
kurşun mühür seal i.
kurşun kalem açmak için kullanılan çakı penknife i.
kalay ve kurşun alaşımı pewter i.
serseri kurşun stray bullet i.
serseri kurşun estray bullet i.
otomatik kurşun doldurma automatic shell loading i.
kurşun levha sheet lead i.
kurşun kağıdı lead foil i.
kurşun (olta) sinker i.
kurşun vızıldaması whizzbang i.
kesme kurşun slug i.
kurşun ağacı lead tree i.
atma (kurşun/top/belirli bir el silah) firing i.
çekülün ucuna bağlı olan kurşun plummet i.
kurşun kalem lead pencil i.
kurşun rengi lividity i.
çekülün ucuna bağlı olan kurşun plumb i.
kurşun yağmuru hail of bullets i.
kurşun asidi lead acid i.
kurşun endüstrisi ve ticareti lead industry and trade i.
kurşun kalemler pencils i.
kurşun kalem endüstrisi pencil industry i.
kurşun alaşımları lead alloys i.
kurşun yarası gunshot wound i.
kurşun zehirlenmesi lead poisoning i.
kurşun koruyucu cask i.
kurşun işlemez cam bulletproof glass i.
kurşun geçirmez yelek bullet-proof vest i.
kurşun asetat lead acetate i.
kurşun beyazı lead white i.
kurşun asetat sugar of lead i.
gerçek kurşun a real bullet i.
gerçek kurşun real bullet i.
kurşun izi bullet mark i.
demokrasiye atılan kurşun a bullet fired at democracy i.
mekanik kurşun kalem mechanical pencil i.
elle tutularak kullanılan mekanik kurşun kalem hand-held mechanical pencil i.
ilk kurşun first bullet i.
kurşun kalem açacağı pencil sharpener i.
kör kurşun stray bullet i.
gümüş kurşun silver bullet i.
kurşun delikleri bullet holes i.
kurşun geçirmez yelek ballistic vest i.
uçlu kurşun kalem mechanical pencil i.
kurşun tozu blacking i.
kurşun asker tin soldier i.
kurşun askerler tin soldiers i.
standart kurşun kalem number 2 pencil i.
kurşun geçirmez zırh bullet-resistant armor i.
kurşun geçirmez zırh bullet-resistant armour i.
kafadaki kurşun bullet in the head i.
kurşun çekirdeğin etrafında tamamen bakır kaplama olan mermi full metal jacket i.
kurşun kalay alaşımından yapılmış adi süs eşyaları trifles i.
tabletler halinde satılan katışıksız bir beyaz kurşun çeşidi krems lead i.
kurşun kafesi cilalamak için kullanılan ucu sivri ahşap alet latterkin i.
kurşun işi leading i.
kurşun geçirmez kalkan body shield i.
kurşun geçirmez kalkan body bunker i.
erimiş kurşun suya döküldüğünde oluşan şekilleri yorumlayarak bakılan fal molybdomancy i.
kurşun dökme molybdomancy i.
pencere makara tellerini makaraya çekmek için kullanılan ipe bağlı küçük kurşun ağırlık mouse i.
borudaki tıkanıklığı açmak için su tesisatçıları tarafından kullanılan ipe bağlı kurşun ağırlık mouse i.
kurşun şeklinde kafa bullethead i.
çeşitli kurşun ağırlık ölçüm birimlerine verilen ad fodder i.
vurarak patlatılan bir madde içeren kurşun percussion bullet i.
patlayıcı kurşun percussion bullet i.
kurşun işleyen kimse plumber i.
kurşun tüccarı plumber i.
kurşun işi plumbage i.
yoğun kurşun beyazı ve su bulamacı pulp i.
bir kurşun ağırlık birimi fother i.
kurşun yarası gunshot i.
kurşun yağmuruna tutmak mow down f.
kurşun atmak fire a gun f.
birinin üzerine kurşun yağdırmak pepper someone with buckshot f.
vınlamak (kurşun) whine f.
kurşun sıkmak fire bullet f.
meteliğe kurşun atmak be stony broke f.
atmak (kurşun/ok/top) shoot f.
sekmek (kurşun/taş) ricochet f.
meteliğe kurşun sıkmak be flat broke f.
meteliğe kurşun sıkmak be penniless f.
meteliğe kurşun atmak be penniless f.
hedefi tutturmak (kurşun vb) hit the target f.
hedefi tutturmak (kurşun vb) reach the target f.
kurşun atmak shoot f.
kurşun sıkmak shoot f.
meteliğe kurşun atmak lose one's shirt f.
kurşun yağdırmak let drive f.
kurşun yağdırmak spray with bullets f.
kurşun yağdırmak loose off f.
kurşun yağdırmak spray bullets f.
kurşun yağdırmak loose off bullets f.
kurşun yağdırmak let drive bullets f.
kurşun yağdırmak let fly bullets f.
kurşun yağdırmak let fly f.
kurşun yaralarından ölmek die as a result of one's gunshot wounds f.
arabanın ön camına kurşun delikleri açmak put bullet holes through the windshield f.
omzunda bir kurşun deliğiyle yarı ölü bir halde olmak be half dead with a bullet hole in one's shoulder f.
kurşun dökmek pour lead (to repel evil eye) f.
satır arasını kurşun cetvelle açmak lead f.
kurşun eklemek lead f.
kurşun geçirmez yapmak bulletproof f.
(mızrak, taş, kurşun) yüzeyden sekecek şekilde fırlatmak veya atmak glance f.
(mızrak, taş, kurşun) yüzeyden sekecek şekilde fırlatmak slant f.
içine kurşun koymak slug f.
(kurşun) sıkmak loose f.
(kurşun) yağdırmak pepper f.
(bir hedefi) kurşun deliklerine kağıt doldurarak onarmak paste f.
kurşun renginde leaden s.
serseri (kurşun) stray s.
kurşun kaplı leaded s.
kurşun kadar ağır leadier s.
kurşun gibi very heavy s.
kurşun gömlekli lead lined s.
kurşun gibi leaden s.
kurşun rengi livid s.
kurşun koruyucu bulletproof s.
kurşun geçirmez bulletproof s.
kurşun geçirmez bullet-proof s.
kurşun işlemez invulnerable s.
kurşun geçirmez bullet resistant s.
kurşun geçirmez shot-proof s.
kurşun geçirmez ballproof s.
kurşun rengi lead-colored s.
kurşun rengi lead-coloured s.
(kurşun kalem) çok yumuşak uçlu bb [uk] s.
kurşun geçirmez bullet-resistant s.
kafası kurşun şeklinde olan bullet-headed s.
kurşun zehirlenmesinden etkilenmiş saturnic s.
kurşun harcamadan without firing a shot zf.
kurşun gibi leadenly zf.
şeytan kulağına kurşun! touch wood! ünl.