olacak - Türkçe İngilizce Sözlük

olacak

"olacak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 5 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
olacak reasonable s.
olacak something inevitable s.
olacak suitable s.
olacak upcoming s.
Konuşma Dili
olacak is due exclam.

"olacak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
gelecekte olacak şey future i.
(ileri yıllarda yok olacak olan) bebeğin vücundaki yağ baby fat i.
birbirine yakın olacak veya birbiri içine sığacak şekilde yerleştirilmiş bir grup nesne nest i.
(video oyunlarında) çok oyunculu bölümlerde oyuna dahil olacak uygun oyuncuların konumlandırılması matchmaking i.
bir düzleme dağılmış belirli sayıdaki noktanın veya cismin her birine uzaklığının toplamı minimum olacak şekilde yerleştirilmiş nokta median point i.
geri dönülemez durumlara neden olacak sınır rubicon i.
(yakında ölüp kargalara leş olacak) bir deri bir kemik at crow-bait i.
gün içinde gerekli olacak eşyaların taşındığı küçük bir sırt çantası daysack i.
kadınları giysilerine birden fazla olacak şekilde taktığı süs iğnesi scatter pin i.
gelecekte var olacak insan superman i.
(golfte) deliğe par sayısından bir fazla olacak şekilde yapılan skor bogey i.
yarın olacak olmak be due tomorrow f.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlamak ruggedize f.
her iki yanında olacak şekilde iki koldan eşlik etmek flank f.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlamak ruggedise f.
kendi çıkarına olacak şekilde davranmak trim f.
ışığın aralıklı olarak hızla parlamasına sebep olacak ani hareketler yapmak glance f.
… olacak gibi durmak rine [dialect] [uk] f.
kendi çıkarına olacak şekilde davranmak hedge f.
hataya sebep olacak şekilde aşırı düzeltmek overcorrect f.
(ayrı ürünleri) tek ünite olacak şekilde beraber gruplamak package f.
rakip olacak kadar iyi olmak rival f.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlanmış ruggedized s.
yakında olacak imminent s.
ha oldu ha olacak close at hand s.
ha oldu ha olacak at hand s.
ha oldu ha olacak very near s.
yakında olacak olan approaching s.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlanmış ruggedised s.
yasal kovuşturmaya neden olacak actionable s.
sırayla gömülü olacak şekilde kakmalı (mücevher) channel-set s.
ayaklar zemine yakın olacak şekilde dans eden terre à terre s.
iki kolu veya tepe noktası olacak şekilde çatallanmış biforked s.
bilge olacak kadar yaşlı (kimse) wise in years s.
moda olacak kadar sıradan obligatory s.
gelecekte belirli bir pozisyonda olacak in line s.
doğuştan olacak şekilde şartlandırılmış instinctive s.
dışa doğru olacak şekilde bağlı outward-bound s.
genel formu sfenoid olacak şekilde simetrik (diad simetri eksenli monoklinik kristal) sphenoidal s.
vücut neredeyse yatay olacak şekilde yürüyen pronograde s.
osmotik basınçları eşit olacak şekilde isosmotically zf.
öforiyle ilgili olacak şekilde euphorically zf.
aynı mesafede olacak şekilde equidistantly zf.
örnek olacak şekilde exemplarily zf.
eşit uzaklıkta olacak şekilde equidistantly zf.
ikilik notalardan daha küçük entervallere ait olacak şekilde enharmonically zf.
uçta olacak biçimde distally zf.
ha oldu ha olacak very close zf.
aşağı doğru olacak şekilde downwardly zf.
aşağı yönlü olacak şekilde downwardly zf.
uygun olacak şekilde suitably zf.
uygun olacak şekilde properly zf.
uygun olacak şekilde accommodately zf.
art arda olacak şekilde tandemwise zf.
on kat olacak şekilde tenfold zf.
gerilimle ilgili olacak şekilde tensionally zf.
geçiş olacak şekilde transitionally zf.
üç köşeli olacak şekilde trigonally zf.
üç köşeli olacak şekilde triquetrously zf.
yardımcı olacak şekilde assistantly zf.
gerekli miktardan az olacak şekilde under zf.
gerekli dereceden az olacak şekilde under zf.
yarısı olacak şekilde halfendeale zf.
ilaçlarla ilişkili olacak şekilde medicamentally zf.
binde bir olacak şekilde millesimally zf.
engel olacak şekilde hinderingly zf.
ani ve şiddetli bir faaliyette olacak şekilde off zf.
ani ve gürültülü bir faaliyette olacak şekilde off zf.
daha az olacak şekilde off zf.
işten uzakta olacak şekilde off zf.
özel hayatta olacak şekilde off-camera zf.
faydalı olacak şekilde opportunely zf.
(kalkanın) sağ tarafında olacak şekilde dexterwise zf.
suç ortağı olacak şekilde complicitly zf.
aynı daire içinde olacak şekilde concyclically zf.
sonu felaket olacak şekilde fatally zf.
iç yapıda olacak şekilde internally zf.
iç işleyişe ait olacak şekilde internally zf.
(armacılıkta) haç kollarında olacak şekilde in saltire zf.
(armacılıkta) haç kollarında olacak şekilde saltirewise zf.
(armacılıkta) haç kollarında olacak şekilde saltireways zf.
kalın olacak şekilde thick zf.
Öbek Fiiller
her bir bölümün alanı bir öncekinden küçük olacak şekilde biçimlendirmek draw in f.
(birinin yararına olacak bir şey) teklif etmek offer for (one) to (do something) f.
birinin zararına olacak şeyler, deliller toplamak pile on f.
birinin zararına olacak şeyler, deliller toplamak pile onto f.
bir şeyi birinin/bir şeyin aleyhinde olacak şekilde yapmak weight something against someone or something f.
bir şeyi birine/bir şeye karşı olacak şekilde yönlendirmek weight something against someone or something f.
bir şeyin birinin/bir şeyin aleyhinde olacak tarafına ağırlık vermek weight something against someone or something f.
bir şeyi birinin/bir şeyin aleyhinde olacak şekilde işlemek weight something against someone or something f.
bir şeye birinin/bir şeyin aleyhinde olacak açısından bakmak weight something against someone or something f.
… olacak şekilde tasarlamak/düzenlemek/değiştirmek gear toward f.
… olacak şekilde tasarlamak/düzenlemek/değiştirmek gear to f.
(birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) öncesinde olacak şekilde ayarlamak put (someone or something) in front of (someone or something) f.
(birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) öncesinde olacak şekilde ayarlamak put (someone or something) ahead of (someone or something) f.
İfadeler
derhal/hemen olacak no sooner said than done expr.
her biri sesi ayrı ayrı olacak şekilde on sound-by-sound basis expr.
olacak olur things do occur expr.
şimdi ne olacak? where do we go from here? expr.
olacak dua var olmayacak dua var not all prayers are answered expr.
olacak iş mi bu! that would never do! expr.
olacak iş değil! that would never do! expr.
olacak iş değil! it would never do! expr.
olacak iş mi bu! that will never do! expr.
olacak iş değil! it will never do! expr.
olacak iş değil! that will never do! expr.
olacak iş mi bu! it will never do! expr.
olacak iş mi bu! it would never do! expr.
(birine veya bir şeye) sonu ne olacak what will become of (someone or something) expr.
(birine veya bir şeye) ne olacak what will become of (someone or something) expr.
uç, uç böceğim, yarın düğün olacak, annem sana terlik pabuç alacak ladybug, ladybug, fly away home expr.
peki çocuklar ne olacak? think of the children expr.
olacak iş değil ya contrary to all reason expr.
(birine) pahalıya mal olacak it/that will cost (one) expr.
bunun bir bedeli olacak it will cost you expr.
tuzlu olacak it/that will cost (one) expr.
(birine) pahalıya mal olacak it/that will cost (one) expr.
bunun bir bedeli olacak it/that will cost (one) expr.
bunun bir bedeli olacak it/that will cost (one) expr.
tuzlu olacak it will cost you expr.
güneş gökyüzünü kızıla boyarsa, yarın hava güzel olacak demektir red sky at night, shepherd's delight expr.
olacak gibi as to be expr.
ha oldu ha olacak close to hand expr.
Atasözü
oldu olacak kırıldı nacak it's no use crying over spilt milk
bir aksilik sonradan olacak daha büyük bir problemi engelleyebilir a stumble may prevent a fall
gökyüzü açıksa don olacak demektir clear moon, frost soon
Konuşma Dili
filmlerde olacak kadar etkileyici/duygusal bir hareket hollywood moment i.
filmlerde olacak kadar etkileyici/duygusal bir an hollywood moment i.
(bir şey) kesin olacak there's no question of (something) i.
(bir şey) şüphesiz ki olacak there's no question of (something) i.
gelecekte olacak olayları tahmin eden kimse prophet i.
olacak bir sonraki kötü şeyi beklemek wait for the next bad thing to happen f.
(kendine) zararı olacak bir davranışta bulunmak do (oneself) no favors f.
ayarlamaları/düzenlemeleri (bir şey) olacak şekilde yapmak work things so (that) (something is the case) f.
olacak iş/şey değil be on f.
çakırkeyif olacak kadar içmek have a few f.
(bir şey) olacak gibi olmak look like (something) f.
sayı olacak atış yapmak sink f.
(topa) sayı olacak şekilde vurmak sink f.
yazılı/baskılı tarafı görünür olacak şekilde face out s.
15 dakikalığına ünlü (andy warhol'un "bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak" sözüne istinaden kullanılan bir ifade) famous for fifteen minutes s.
15 dakikalığına ünlü (andy warhol'un "bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak" sözüne istinaden kullanılan bir ifade) famous for 15 minutes s.
ha oldu ha olacak about to happen expr.
o da bir şey mi; ne olacak yani big deal expr.
ha oldu ha olacak in the offing expr.
bundan sonra da böyle olacak so it has been expr.
bundan sonra da böyle olacak and so it shall be expr.
bekle/dur bak ne olacak! just you wait! expr.
ihtiyacın olacak şeyleri getir bring things that you will need expr.
olacak iş mi? are you kidding me? expr.