resolves - Türkçe İngilizce Sözlük

resolves

resolves — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çözmek, karara bağlamak
Okunuş (IPA):
(AmE /rɪˈzɑːlv/ – BrE /rɪˈzɒlv/)
Terim Türü:
Fiil: resolve (resolves – resolved – resolving)
Karmaşık bir durumu netleştirmeyi veya güçlü bir niyet oluşturmayı tanımlayan fiildir. Latince resolvere kökünden evrilmiş ve “çözerek serbest bırakmak” fikrini taşır. Problem çözme ve liderlik bağlamlarında belirleyici eylem noktası olarak kullanılır.
Eş Anlamlılar:
settle, determine
Zıt Anlamlılar:
confuse

"resolves" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
resolve f. kesin karar vermek
She resolved to stop smoking.
O sigarayı bırakmaya kesin karar verdi.

More Sentences
resolve f. azmetmek
Genel
resolve i. kararlılık
It will emphasise our common resolve to fight terrorism, wherever it occurs and whatever its motives.
Nerede olursa olsun ve amacı ne olursa olsun terörizmle mücadele konusundaki ortak kararlılığımızı vurgulayacaktır.

More Sentences
resolve i. azim
We all admired his resolve to learn Japanese.
Hepimiz onun Japonca öğrenme azmine hayran kaldık.

More Sentences
resolve f. çözümlemek
DNA samples were extracted and resolved.
DNA örnekleri çıkarılıp çözümlendi.

More Sentences
resolve f. kesin karar vermek
She resolved to stop smoking.
O sigarayı bırakmaya kesin karar verdi.

More Sentences
resolve f. gidermek
This problem is resolved in the Word 2003 hotfix package that was released on February 24, 2009.
Bu sorun, 24 Şubat 2009'da yayımlanan Word 2003 düzeltme paketinde giderilmiştir.

More Sentences
resolve f. karara bağlamak
It is quite outrageous that we should sit for an hour voting on what should have been resolved by the committee.
Komite tarafından karara bağlanması gereken bir konuda bir saat boyunca oturup oylama yapmamız oldukça çirkindir.

More Sentences
resolve f. çözüme kavuşturmak
I hope that this can be resolved amicably.
Umarım bu konu dostane bir şekilde çözüme kavuşturulabilir.

More Sentences
resolve f. karar vermek
She resolved to leave the company immediately.
Şirketten derhal ayrılmaya karar verdi.

More Sentences
resolve f. çözmek
Effective communication is key in resolving disputes.
Anlaşmazlıkları çözmenin anahtarı etkili iletişimdir.

More Sentences
resolve f. karar almak
The king resolved to increase taxes.
Kral vergileri yükseltme kararı aldı.

More Sentences
Hukuk
resolve f. karar vermek
She resolved to leave the company immediately.
Şirketten derhal ayrılmaya karar verdi.

More Sentences
Teknik
resolve f. çözmek
Effective communication is key in resolving disputes.
Anlaşmazlıkları çözmenin anahtarı etkili iletişimdir.

More Sentences
Genel
resolve i. niyet
resolve i. karar
resolve f. dönüşmek
resolve f. haline getirmek
resolve f. ayırmak
resolve f. açıklamak
resolve f. ortadan kaldırmak
resolve f. tahlil etmek
resolve f. tasarlamak
resolve f. kararlaştırmak
resolve f. karara varmak
resolve f. ahdetmek
resolve f. aklına koymak
resolve f. dönüştürmek
resolve f. azmetmek
resolve f. çözüme ulaştırmak
resolve f. çözünmek
resolve f. ayrıştırmak
resolve f. erimek
resolve f. geçersiz hale gelmek
resolve f. hükümsüz olmak
resolve f. hallolmak
Hukuk
resolve i. karar
resolve i. kesin karar
resolve i. önerge
resolve f. hükme bağlamak
Teknik
resolve f. analizini yapmak
resolve f. (görüntünün farklı kısımlarını) optik cihazla ayırt etmek
resolve f. (iki bitişik doruk dalga boyunu) spektrometre ile ayırmak
Bilgisayar
resolve f. (bilgisayar adının) ip adresini bulmak
resolve f. veri tabanı oluşumunun yerini bulmak
resolve f. arayıp bulmak
resolve expr. çözümle
resolve expr. çöz
Medikal
resolve f. (iltihaplanma) hafifletmek
Optik
resolve f. (görüntünün kısımlarını) ayırmak ve görünür kılmak
Matematik
resolve f. (vektör) bileşenlerine ayırmak
Kimya
resolve f. ayrışmak
resolve f. ayrıştırmak
Müzik
resolve f. (uyumsuz akoru veya sesi) uyumlu hale getirmek
resolve f. (akor veya ses) uyumlu hale gelmek

"resolves" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 49 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
resolve upon f. azmetmek
resolve on f. karar vermek
get somebody to resolve firmly f. azmettirmek
resolve the problem f. sorunu çözmek
resolve on f. kafasına koymak
resolve the difficulties f. güçlükleri aşmak
resolve the difficulties f. zorlukları aşmak
resolve the crisis f. krizi aşmak
resolve the crisis f. krizden çıkmak
resolve the crisis f. krizi çözmek
resolve the difficulties f. sorunları atlatmak
resolve the problems f. sorunları atlatmak
resolve the difficulty f. zorluğu aşmak
resolve the disputes f. anlaşmazlıkları çözmek
resolve the disagreements f. anlaşmazlıkları çözmek
resolve the problem f. sorunu gidermek
resolve the disagreements f. görüş ayrılıklarını gidermek
resolve a problem f. sorun çözmek
resolve the mystery f. gizemi çözmek
resolve the mystery f. sırrı çözmek
resolve the mystery f. esrarı çözmek
resolve the difference f. farklılığı çözmek
resolve the problems f. problemleri gidermek
resolve the problems f. sorunları gidermek
resolve the problems f. sorunları/problemleri çözmek
(situation) to resolve itself f. (durum) kendiliğinden çözülmek
re-resolve f. tekrar karar vermek
resolve [obsolete] f. danışmak
resolve [obsolete] f. kanaatinde olmak
resolve [obsolete] f. görüş alışverişinde bulunmak
re-resolve f. yeniden azmetmek
resolve [obsolete] f. ikna olmak
re-resolve f. tekrar aklına koymak
resolve [obsolete] f. düşünüp taşınmak
Deyim
weaken someone's resolve f. azmini kırmak
strengthen someone's resolve f. yüreklendirmek
strengthen someone's resolve f. cesaretlendirmek
Hukuk
hear and resolve disputes i. uyuşmazlıkların incelenmesi ve çözümü
resolve a dispute by arbitration f. tahkim etmek
Bilgisayar
ulp resolve i. ulp çözülmesi
resolve unknown geographic data error expr. bilinmeyen coğrafi veri hatasını çöz
resolve unknown geographic data expr. bilinmeyen coğrafya verisini çöz
resolve replication conflicts expr. yineleme çakışmalarını çöz
Medikal
resolve [dated] f. yayılmak
Kimya
resolve [obsolete] f. (bir şeyi) eritmek
resolve [obsolete] f. (bir şeyi) çözmek
Gökbilim
resolve a nebula f. nebulayı oluşturan küçük yıldızları kuvvetli bir teleskopla görüntülemek
Dilbilim
resolve the sentence into its elements f. cümleyi öğelerine ayırmak
Eski Kullanım
resolve (for) f. (başlamaya, bırakmaya) azmetmek