| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | wander f. | başıboş dolaşmak | ||
|
Sami has just wandered off. Sami başıboş dolaşıyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wander f. | dolaşmak | ||
|
She wandered through the park, enjoying the nice weather. Güzel havanın tadını çıkararak parkta dolaştı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wander f. | amaçsızca dolaşmak | ||
|
Ever since, I've wandered aimlessly in the everlasting night of your eyes. O zamandan beri, gözlerinin sonsuz gecesinde amaçsızca dolaşıyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wander i. | amaçsızca gezinme | ||
| Genel | ||||
| Genel | wander i. | gezinti | ||
|
They went for a wander around the rose gardens. Gül bahçelerinde gezintiye çıktılar. More Sentences |
||||
| Genel | wander f. | gezinmek | ||
|
They were dancing, but then his hand started to wander. Dans ediyorlardı ama sonra adamın eli üzerinde gezinmeye başladı. More Sentences |
||||
| Genel | wander f. | kıvrıla kıvrıla gitmek | ||
|
The road wanders along the skirts of the mountain. Yol dağın etekleri boyunca kıvrıla kıvrıla gidiyor. More Sentences |
||||
| Genel | wander f. | uzaklaşmak | ||
|
The cat wandered off and got lost again! Kedi buradan uzaklaştı ve yine ortadan kayboldu! More Sentences |
||||
| Genel | wander f. | sapmak | ||
|
Make sure not to wander from the subject during the presentation. Sunum esnasında sakın ola konudan sapmayın. More Sentences |
||||
| Genel | wander f. | gezmek | ||
|
I had some free time, so I wandered around town. Biraz boş zamanım vardı, bu yüzden şehri gezdim. More Sentences |
||||
| Genel | wander f. | akıp gitmek | ||
|
Jones lay on the sand and let his thoughts wander. Jones kumlara uzanarak düşüncelerinin akıp gitmesine izin verdi. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | wander f. | dolaşmak | ||
|
She wandered through the park, enjoying the nice weather. Güzel havanın tadını çıkararak parkta dolaştı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | wander i. | dolaşma | ||
| Genel | wander i. | sayıklama | ||
| Genel | wander i. | dolaşma | ||
| Genel | wander f. | kaybolmak | ||
| Genel | wander f. | sayıklamak | ||
| Genel | wander f. | yolunu şaşırmak | ||
| Genel | wander f. | dalıp gitmek | ||
| Genel | wander f. | sürtmek | ||
| Genel | wander f. | abuk sabuk konuşmak | ||
| Genel | wander f. | çevreyi dolaşmak | ||
| Genel | wander f. | dolanıp durmak | ||
| Genel | wander f. | doğru yoldan ayrılmak | ||
| Genel | wander f. | dağılıp gitmek | ||
| Genel | wander f. | dağılmak | ||
| Genel | wander f. | amaçsız gezmek | ||