| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | watch i. | kol saati | ||
|
Please remove your watch when doing hard labour or extreme sports. Ağır işler veya ekstrem sporlar yaparken lütfen kol saatinizi çıkarın. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch i. | nöbet | ||
|
I will take the first watch. İlk nöbeti ben alacağım. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch i. | saat | ||
|
This watch once belonged to my grandfather. Bu saat bir zamanlar büyükbabama aitmiş. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch i. | gözetim | ||
|
The patient needs 24 hours watch. Hastanın 24 saat gözetim altında tutulması gerekiyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch f. | seyretmek (tv) | ||
|
I watched her from afar. Onu uzaktan seyrettim. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch f. | seyretmek | ||
|
I watch movies almost every day. Neredeyse her gün film seyrederim. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch f. | gözlemek | ||
|
Someone is watching you. Biri seni gözlüyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch f. | izlemek | ||
|
People love watching heavy machinery working. İnsanlar ağır makinelerin çalışmasını izlemeyi severler. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch f. | bakmak | ||
|
The little boy was watching carefully how the father tied his shoes. Küçük çocuk babasının ayakkabılarını nasıl bağladığına dikkatle bakıyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | watch i. | dikkat etme | ||
| Yaygın Kullanım | watch i. | bakma | ||
| Yaygın Kullanım | watch i. | seyretme | ||
| Genel | ||||
| Genel | watch i. | nöbet | ||
|
I will take the first watch. İlk nöbeti ben alacağım. More Sentences |
||||
| Genel | watch i. | gözetim | ||
|
The patient needs 24 hours watch. Hastanın 24 saat gözetim altında tutulması gerekiyor. More Sentences |
||||
| Genel | watch i. | bekçi | ||
|
The night watch caught the snatchers. Gece bekçileri kapkaççıları yakaladı. More Sentences |
||||
| Genel | watch i. | kol saati | ||
|
Please remove your watch when doing hard labour or extreme sports. Ağır işler veya ekstrem sporlar yaparken lütfen kol saatinizi çıkarın. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | seyretmek | ||
|
I watch movies almost every day. Neredeyse her gün film seyrederim. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | gözlemek | ||
|
Someone is watching you. Biri seni gözlüyor. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | gözetlemek | ||
|
A strange-looking man was watching the group behind the bushes. Tuhaf görünüşlü bir adam çalıların arkasından grubu gözetliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | göz kulak olmak | ||
|
I asked him to watch my things. Eşyalarıma göz kulak olmasını istedim. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | kollamak | ||
|
Always watch your back. Daima ardını kolla. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | dikkat etmek | ||
|
Watch your hands when working with blades. Bıçaklarla çalışırken ellerinize dikkat edin. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | gözetmek | ||
|
This bank always watches out for its own interests. Bu banka her zaman kendi çıkarlarını gözetir. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | bakmak | ||
|
The little boy was watching carefully how the father tied his shoes. Küçük çocuk babasının ayakkabılarını nasıl bağladığına dikkatle bakıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | watch f. | izlemek | ||
|
People love watching heavy machinery working. İnsanlar ağır makinelerin çalışmasını izlemeyi severler. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | watch i. | kol saati | ||
|
Please remove your watch when doing hard labour or extreme sports. Ağır işler veya ekstrem sporlar yaparken lütfen kol saatinizi çıkarın. More Sentences |
||||
| Teknik | watch f. | bakmak | ||
|
The little boy was watching carefully how the father tied his shoes. Küçük çocuk babasının ayakkabılarını nasıl bağladığına dikkatle bakıyordu. More Sentences |
||||
| Teknik | watch f. | izlemek | ||
|
People love watching heavy machinery working. İnsanlar ağır makinelerin çalışmasını izlemeyi severler. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | watch i. | saat | ||
|
This watch once belonged to my grandfather. Bu saat bir zamanlar büyükbabama aitmiş. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | watch i. | vardiya | ||
|
I'll take the first watch. İlk vardiya bende. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | watch i. | dikkat etme | ||
| Genel | watch i. | seyretme | ||
| Genel | watch i. | posta | ||
| Genel | watch i. | nöbetleşe çalışma | ||
| Genel | watch i. | tarassut | ||
| Genel | watch i. | gemide nöbet yeri | ||
| Genel | watch i. | devriye | ||
| Genel | watch i. | nöbet süresi | ||
| Genel | watch i. | uyanıklık | ||
| Genel | watch i. | bakma | ||
| Genel | watch i. | nöbetçilik | ||
| Genel | watch i. | gözaltı | ||
| Genel | watch i. | nöbet yeri | ||
| Genel | watch i. | nöbet tutma | ||
| Genel | watch i. | bekçilik | ||
| Genel | watch i. | gözleme | ||
| Genel | watch i. | gözetleme | ||
| Genel | watch i. | nöbetçi | ||
| Genel | watch i. | cep saati | ||
| Genel | watch i. | gözcü | ||
| Genel | watch i. | nezaret | ||
| Genel | watch f. | göz hapsine almak | ||
| Genel | watch f. | beklemek | ||
| Genel | watch f. | bekçilik etmek | ||
| Genel | watch f. | başında beklemek | ||
| Genel | watch f. | tarassut etmek | ||
| Genel | watch f. | nöbet tutmak | ||
| Genel | watch f. | izlemek (tv vb) | ||
| Genel | watch f. | gözkulak olmak | ||
| Genel | watch f. | nöbet beklemek | ||
| Genel | watch f. | seyreylemek | ||
| Genel | watch f. | -e göz kulak olmak | ||
| Genel | watch f. | nezaret etmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | watch i. | cep saati | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | watch expr. | gözle | ||
| Bilgisayar | watch expr. | izle | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | watch i. | gemilerde beklenen nöbet | ||
| Denizcilik | watch i. | vardıya | ||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | watch i. | tahmin ihbarı | ||