beam - Türkisch Englisch Wörterbuch

beam

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

beam — Definition

Bedeutung:
kiriş, ışın, gülümsemek
Aussprache (IPA):
(AmE /biːm/ – BrE /biːm/)
Wortart:
İsim: beam (beams); Fiil: beam (beams – beamed – beaming)

Bedeutungen von dem Begriff "beam" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 122 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
beam n. ışın
In other words, the hologram only displays the perspective from the object beam's point of view.
Başka bir deyişle, hologram sadece nesne ışınının bakış açısından perspektifi gösterir.

More Sentences
beam n. kiriş
Plants hung from a beam in the living room.
Bitkiler oturma odasındaki bir kirişe asılmıştı.

More Sentences
General
beam n. demet
Cathode rays are beams of electrons.
Katot ışınları elektron demetleridir.

More Sentences
beam n. ışın
In other words, the hologram only displays the perspective from the object beam's point of view.
Başka bir deyişle, hologram sadece nesne ışınının bakış açısından perspektifi gösterir.

More Sentences
beam n. ışık
What she had seen was the beam of a flashlight.
Gördüğü şey bir el fenerinin ışığıydı.

More Sentences
beam n. kiriş
Plants hung from a beam in the living room.
Bitkiler oturma odasındaki bir kirişe asılmıştı.

More Sentences
beam n. gülümseme
When she saw us, she broke into a beam of delight.
Bizi görünce yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.

More Sentences
beam v. parlamak
Her face beamed with joy.
Sevinçten yüzü parlıyordu.

More Sentences
beam v. yaymak
We beamed the message to the world.
Mesajı dünyaya yaydık.

More Sentences
beam v. ışıldamak
Her entire face beamed with joy.
Tüm yüzü sevinçle ışıldıyordu.

More Sentences
beam v. (ışık) süzülmek
Sunlight beamed through the window.
Güneş ışığı pencereden içeri süzüldü.

More Sentences
Technical
beam n. ışık
What she had seen was the beam of a flashlight.
Gördüğü şey bir el fenerinin ışığıydı.

More Sentences
beam n. kiriş
Plants hung from a beam in the living room.
Bitkiler oturma odasındaki bir kirişe asılmıştı.

More Sentences
Construction
beam n. kiriş
Plants hung from a beam in the living room.
Bitkiler oturma odasındaki bir kirişe asılmıştı.

More Sentences
Automotive
beam n. ışın
In other words, the hologram only displays the perspective from the object beam's point of view.
Başka bir deyişle, hologram sadece nesne ışınının bakış açısından perspektifi gösterir.

More Sentences
beam n. kiriş
Plants hung from a beam in the living room.
Bitkiler oturma odasındaki bir kirişe asılmıştı.

More Sentences
Archaeology
beam n. kiriş
Plants hung from a beam in the living room.
Bitkiler oturma odasındaki bir kirişe asılmıştı.

More Sentences
General
beam n. şua
beam n. ışı
beam n. kirişli
beam n. gülümse
beam n. kalça genişliği
beam n. ok
beam n. yanlış
beam n. saban oku
beam n. ışık demeti
beam n. radyo sinyalleri
beam n. direk
beam n. ışık yay
beam n. doğru
beam n. tatlı bakış
beam n. araba oku
beam n. mertek
beam n. putrel
beam n. hatıl
beam n. sinyal
beam n. terazi kolu
beam n. kemere
beam n. çulha silindiri
beam n. hüzme
beam n. gemi eni
beam n. gemi genişliği
beam n. bir şeyin en geniş olduğu kısım
beam n. pırıltı
beam n. (boynuzda) ana çatal
beam n. boynuz gövdesi
beam v. gülümsemek
beam v. saçmak (ışık)
beam v. parlamak (yüzü)
beam v. yayımlamak
beam v. neşretmek
beam v. yayılmak
beam v. yayın yapmak
beam v. ışımak
beam v. sinyal vermek
beam v. gözleri parlamak
beam v. ışık saçmak
beam v. gözlerinin içi gülmek
beam v. ışın yaymak
beam v. ışınlamak
beam v. yayınlamak
beam v. (yayın/sinyal) yöneltmek
Colloquial
beam n. kalçanın en geniş kısmı
beam n. doğru şey
beam n. ilgili şey
beam n. uygun şey
Technical
beam n. çulha silindiri
beam n. direk
beam n. huzme
beam n. hatıl
beam n. ışın demeti
beam n. kalas
beam n. levent
beam n. putrel
beam n. putrel ışın
beam n. seyir ışığı
beam n. motor piston çubuğuna bağlı olan ve krank miline güç iletmek için kullanılan salınımlı kol
beam n. tabaklama işleminde derilerin işlendiği eğimli levha veya çerçeve
beam n. vakum tüpünde yayıcı elektrottan toplayıcı elektrota doğru giden elektron akışı
beam n. mikrofon veya hoparlörün en iyi çalıştığı bölge
beam v. levende sarmak
beam v. bir hoparlörden ses yönlendirmek
beam v. kirişle donatmak
beam v. kirişle desteklemek
beam v. (deriyi) eğimli levha üzerine germek
beam v. (deriyi) eğimli levha üzerinde işlemek
beam adj. belirli bir kirişteki dalga iletimiyle ilgili
Informatics
beam v. verileri kızılötesi ışınlarla bir mobil cihazdan diğerine geçirmek
Telecom
beam n. hüzme
Electric
beam n. elektron demeti
Textile
beam n. dokuma tezgahı silindiri
beam n. köpürge
beam n. levent
beam v. (dokumacılıkta) silindire yerleştirmek
Construction
beam n. çubuk
beam v. (çatıyı) kirişler görünecek şekilde inşa etmek
Railway
beam n. demiryolunun yükseltilmiş bölümünü ucuza inşa etmek için kullanılan dikdörtgen toprak yığını
Aeronautic
beam n. uçağın yönünü belirleyen radyo sinyali
beam n. bir uçağın simetri düzlemine dik yön
Marine
beam n. en
beam n. kemere
beam n. tam genişlik
beam adj. kemereye doğru ilerleyen
beam adj. kemereye doğru yönlendirilmiş
beam adv. kemere
beam adv. omurgaya dik olarak
beam adv. apazlama
Zoology
beam n. geyiğin boynuz kökü
Agriculture
beam n. pulluk oku
Literature
beam n. at arabasında atların arasında yatay şekilde uzanan ahşap çubuk
Environment
beam n. ışın huzmesi
Geology
beam n. ışık hüzmesi
Military
beam n. hüzme
Sport
beam n. denge kirişi
Music
beam n. birbirini takip eden sekiz notanın gövdesini birbirine bağlayan kalın yatay çizgi
beam v. notaları çizgiyle birbirine bağlamak
Engineering
beam n. enine yerleştirilmiş sert eleman veya yapı
Ornithology
beam n. şahin kanadındaki uzun tüylere verilen ad
Slang
beam n. popo
beam n. arka
beam n. kalça
beam n. kıç

Bedeutungen, die der Begriff "beam" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
scale beam n. terazi kolu
light beam angle n. ışık açısı
diagonal beam n. kuşak
main beam n. ana kiriş
laser beam n. lazer ışını
beam compass n. sürgülü pergel
laminated beam n. katmerli kiriş
tie beam n. kuşak
lattice beam n. kafes kiriş
beam dump n. ışın huzmesi emicisi
laser beam drilling n. lazer ışınıyla delme
sun beam n. güneş ışını
horizontal beam n. aşık
trussed beam n. makaslı kiriş
beam optics n. ışın optiği
iron beam n. putrel
continuous beam n. mütemadi kiriş
laced beam n. kafes kiriş
tie beam n. kiriş
beam absorber n. ışın huzmesi emicisi
longitudinal beam n. uzunlamasına kiriş
beam filling n. hımış
wooden beam n. kalas
floor beam n. döşeme kirişi
electron beam n. elektron demeti
edge beam n. kenar enine kirişi
bond beam n. hatıl
tail beam n. ilave parça
be on one's beam ends v. sıfırı tüketmek
beam on somebody v. gözleri parlamak
beam up v. ışınlamak
beam something/someone up v. ışınlamak
beam someone up (to some place) v. birisini bir yere ışınlamak
off beam adj. yanlış düşünen
which has a beam adj. huzmeli
off the beam adj. yanlış
off the beam adj. yanlış yolda
off-beam adj. sıradan bir kalıba uymayan
off-beam adj. sıradan bir türe uymayan
off-beam adj. alışılmamış
on the beam adv. tam
on the beam adv. doğru yönde
on the beam adv. doğru
on the lee beam adv. dosdoğru rüzgaraltına
Phrasals
beam down somebody v. ışınlamak
beam somebody down v. ışınlamak
beam down v. ışınlanarak gelmek
beam someone or something up (to some place) v. (birini/bir şeyi) bir yere götürmek/taşımak/nakletmek
beam down v. ışınlanmak
beam someone or something up (to some place) v. birini/bir şeyi (bir yere) ışınlamak
Phrases
beam in (one's) eye expr. iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır
beam in (one's) eye expr. kendi gözündeki sopayı (değneği) görmez başkasının gözündeki çöpü görür
beam in (one's) eye expr. önce iğneyi kendine batır sonra çuvaldızı ele
beam in (one's) eye expr. kazan kazana kara demiş
beam in (one's) eye expr. yılan kendi eğriliğine bakmaz da devenin boynu eğri der
Colloquial
I-beam n. IBM hissesi
broad across the beam n. kalçası/güvertesi geniş
broad across the beam n. poposu/bagajı/kaportası büyük
I-beam n. IBM hisse senedi
be off beam v. yanılmak
be off beam v. yanlış olmak
be off beam v. hiç tutturamamak
be off beam v. yanlış yolda olmak
broad across the beam adj. geniş basenli
broad across the beam adj. koca kıçlı
broad across the beam adj. poposu büyük
broad across the beam adj. kalçası kocaman
broad across the beam adj. kaidesi yerinde
broad across the beam adj. büyük popolu
broad across the beam adj. kalçası geniş
on the beam adj. denge tahtası performansında
on the beam adj. doğru izde
on the beam adj. denge tahtası jimnastiğinde
on the beam adj. doğru yolda
on the beam adj. cin gibi
on the beam adj. keskin zekalı
on the beam adj. akıllı
on the beam adj. çabuk kavrayan
on the beam adj. zeki
on one's beam ends expr. beş parasız kalmış
on one's beam ends expr. çulsuz
on one's beam ends expr. parasız
on one's beam ends expr. para sıkıntısında
on one's beam ends expr. dara düşmüş
on one's beam ends expr. parasızlıktan dolayı güç durumda
on one's beam ends expr. eli darda
on one's beam ends expr. sıfırı tüketmiş
on one's beam ends expr. meteliğe kurşun atan
beam me up expr. ışınla beni
beam me down, scotty expr. (gemiden gezegene) ışınla beni, scotty
beam me up, scotty expr. ışınla beni scotty
Idioms
broad in the beam n. fıçı gibi
beam in (one's) eye n. başka birinde bulduğun hatanın, kendi hatan yanında devede kulak kalması
a beam in your eye n. başka birinde bulduğun hatanın, kendi hatan yanında devede kulak kalması
beam in (one's) eye n. elin gözündeki çöpü görüp kendi gözündeki merteği görmemek
a beam in your eye n. elin gözündeki çöpü görüp kendi gözündeki merteği görmemek
a beam in your eye n. iğneyi kendine batırmadan çuvaldızı başkasına batırmak
beam in (one's) eye n. iğneyi kendine batırmadan çuvaldızı başkasına batırma
early beam n. günün ışıması
a beam in your eye n. kendindekini görmeyip başkasına söylenen kusur/kabahat
early beam n. sabahın/günün ilk ışıkları/saatleri
early beam n. seher vakti
the beam in one's own eye n. apaçık hata
a beam of (something) n. (pozitif/umut veren bir şey) kapısı
a beam of (something) n. (bir şey) ışığı
a beam of (something) n. (pozitif bir şey) kaynağı
a beam of (something) n. (umut veren bir şey) kaynağı
be on one's beam ends v. sıfırı tüketmek
steam someone's beam v. küplere bindirmek
steam someone's beam v. birisini sinirlendirmek
steam someone's beam v. birini kızdırmak
steam someone's beam v. çok kızdırmak
be on her beam ends v. (gemi, tekne) yan yatmak
be on her beam ends v. boşta bekliyor olmak
be on her beam ends v. maddi kaynakları tüketmiş olmak
be way off beam [uk] v. tamamen farklı yerlerde olmak
be way off beam [uk] v. çok yanılmak
be way off beam [uk] v. tamamen yanlış olmak
be way off beam [uk] v. yanlış yerde/yolda olmak
be way off beam [uk] v. hiç tutturamamak
early beam v. seher vakti olmak
beam with pride v. gururdan havalara uçmak
beam from ear to ear v. ağız dolusu gülmek/kahkaha atmak
beam with pride v. yüzü gururla aydınlanmak
be way off beam [uk] v. tamamen farklı yerlerde olmak
be way off beam [uk] v. yanlış yerde/yolda olmak
be way off beam [uk] v. tamamen yanlış olmak
beam with pride v. gözleri gururla parlamak
beam from ear to ear v. sevinçten/mutluluktan havalara uçmak
be way off beam [uk] v. çok yanılmak
beam with pride v. çok gurur duymak
early beam v. sabahın/günün ilk ışıkları/saatleri doğmak/çıkmak/görünmek
beam from ear to ear v. ağzı kulaklarına varmak
early beam v. gün ışımak
be way off beam [uk] v. hiç tutturamamak
be broad in the beam v. kaportası geniş olmak
be broad in the beam v. (gemi) tam genişliği fazla olmak
be broad in the beam v. (gemi) eni geniş olmak
be broad in the beam v. totosu büyük olmak
be broad in the beam v. büyük popolu olmak
be broad in the beam v. alt güvertesi geniş olmak
beam from ear to ear v. ağzı kulaklarına vararak gülmek
beam from ear to ear v. ağzı kulaklarına varmak
beam from ear to ear v. çok mutlu görünmek
beam from ear to ear v. ağzı kulaklarında olmak
broad in the beam adj. toplu (vücut)
on one's beam–ends adj. istiflenmiş
broad in the beam adj. tam genişliği fazla (gemi)
broad in the beam adj. alt güvertesi geniş (gemi)
broad in the beam adj. kaportası büyük/geniş