gizlice - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

gizlice



Bedeutungen von dem Begriff "gizlice" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 44 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
gizlice secretly adv.
General
gizlice behind the scenes adv.
gizlice by stealth adv.
gizlice on the tiptoe adv.
gizlice confidentially adv.
gizlice sub rosa adv.
gizlice on the sly adv.
gizlice underhand adv.
gizlice in private adv.
gizlice in secret adv.
gizlice in privacy adv.
gizlice on the quiet adv.
gizlice furtively adv.
gizlice by devious means adv.
gizlice surreptitiously adv.
gizlice privily adv.
gizlice behind one's back adv.
gizlice covertly adv.
gizlice clandestinely adv.
gizlice stealthily adv.
gizlice secretively adv.
gizlice sneakily adv.
gizlice teteatete adv.
gizlice tectly adv.
gizlice ulteriorly adv.
gizlice underhandedly adv.
gizlice auricularly adv.
gizlice underboard adv.
gizlice unsearchably adv.
gizlice latently adv.
gizlice hugger mugger adv.
gizlice huggermugger adv.
gizlice hugger-mugger adv.
Phrases
gizlice under the hat expr.
Colloquial
gizlice on the sly expr.
gizlice on the dl expr.
Idioms
gizlice back door expr.
gizlice backdoor expr.
gizlice under the counter expr.
gizlice on the quiet expr.
gizlice under the rose expr.
gizlice like a thief in the night expr.
gizlice behind back expr.
Law
gizlice clandestinely adv.

Bedeutungen, die der Begriff "gizlice" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 272 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
birisini veya birilerini gizlice dinlemek eavesdrop v.
gizlice sokulma sneaking n.
General
avı gizlice takip etmek stalk v.
gizlice sokmak sneak into v.
gizlice yapmak sneak v.
gizlice gözetlemek spy on somebody v.
gizlice yürümek slink v.
gizlice sokmak sneak in v.
gizlice götürmek spirit off v.
gizlice takip etmek shadow v.
gizlice sokmak sneak on v.
gizlice sokmak (mektup vb) smuggle v.
gizlice yerleştirmek (polisi/bombayı) plant in v.
gizlice girmek sneak v.
gizlice koymak steal v.
gizlice koymak steal into v.
gizlice kaçmak sneak away v.
gizlice yaklaşmak sneak up v.
gizlice sevişmek intrigue v.
gizlice yaklaşmak sneak up on v.
gizlice gitmek skulk v.
gizlice çıkarmak smuggle v.
birini sürekli olarak gizlice izlemek keep someone under surveillance v.
gizlice hazırlamak hatch v.
gizlice dinlemek spy upon v.
konuşmaları gizlice dinlemek için telefon hattına tel bağlamak wiretap v.
gizlice uğraşmak tamper v.
gizlice girmek penetrate v.
gizlice dinlemek spy on v.
bir şeyi gizlice yapmak do something in secret v.
gizlice düzenlemek stage manage v.
telefon hattına tel bağlayarak birinin konuşmalarını gizlice dinlemek wiretap v.
gizlice kameraya almak secretly videotape v.
gizlice vermek slip somebody something v.
gizlice sokulmak steal into v.
gizlice çıkmak sneak v.
gizlice dinlemek spy on somebody v.
gizlice işbirliği yapmak connive v.
gizlice vermek slip v.
ülkeye gizlice ve yasa dışı yollarla mal sokmak smuggle v.
tel bağlayarak konuşmalarını gizlice dinlemek (telefon hattına) wiretap v.
gizlice sokmak sneak onto v.
gizlice uzaklaşmak skulk away v.
gizlice gözetlemek spy v.
ailesinden gizlice evlenmek elope v.
gizlice kaçırmak spirit v.
gizlice sokulmak stalk v.
gizlice kaçmak sneak out v.
gizlice dinlemek eavesdrop v.
sevgilisi ile gizlice kaçmak elope v.
gizlice çıkarmak sneak off v.
gizlice girmek infiltrate v.
gizlice anlaşmak conspire v.
gizlice anlaşmak collude v.
gizlice bakmak peek v.
gizlice aramak snoop v.
gizlice götürmek spirit away v.
gizlice bakmak peep v.
gizlice çıkarmak sneak out of v.
gizlice araştırmak poke and pry v.
gizlice kaçıp gitmek abscond v.
gizlice kaçmak abscond v.
gizlice gitmek abscond v.
evden gizlice çıkmak sneak out the house v.
gizlice veya dikkati çekmeden yapmak steal v.
gizlice evlenmek marry secretly v.
birini gizlice dinlemek eavesdrop on someone v.
arkasından gizlice iş çevirmek connive v.
gizlice asker çekmek exfiltrate v.
gizlice takip etmek tail v.
gizlice izlemek tail v.
telefon hattını gizlice dinlemek için tertibat takmak tap v.
(bir şeyi çalmak için) (bir yere) gizlice sızmak raid v.
gizlice aramak nose v.
gizlice aşırmak put the hand unto v.
gizlice gözetlemek tout v.
gizlice birilerinin kuyusunu kazmak trinket v.
gizlice kaçmak elope v.
gizlice yardım etmek underaid v.
gizlice sürünmek undercreep v.
gizlice sürünerek ilerlemek undercreep v.
gizlice emeklemek undercreep v.
gizlice hareket etmek undercreep v.
(bir şeyin altından) gizlice bakmak underpeep v.
(bir kişinin) nüfuzunu gizlice kullanmak underpull v.
(bir kişinin) etkisini gizlice kullanmak underpull v.
gizlice çalışmak underwork v.
gizlice izlemek espy v.
gizlice kuyusunu kazmak knife v.
gizlice sokulmak wind v.
gizlice dinlemek evesdrop v.
gizlice bildirmek whisper v.
gizlice önermek whisper v.
gizlice savunmak harbour v.
gizlice girmek micher v.
gizlice hareket etmek hugger mugger v.
gizlice hareket etmek hugger-mugger v.
gizlice gitmek mitch [dialect] v.
gizlice almak mouch [uk] v.
gizlice girme penetration n.
gizlice sokulma stalk n.
gizlice ev işlerine yardım eden peri brownie n.
sevgilisi ile gizlice kaçan eloper n.
ailesinden gizlice evlenen eloper n.
gizlice yaklaşma sheathed stalk n.
gizlice tecavüz eden (hak, mülk) encroacher n.
gizlice saldırma encroaching n.
gizlice içki satılan yer speakeasy n.
gizlice saldıran encroacher n.
yavaşça veya gizlice tecavüz etme (hak, mülk) encroaching n.
konuşmaları gizlice dinlemek için telefon hattına takılan aygıt wiretap n.
gizlice bakma peep n.
konuşmaları gizlice dinlemek için telefon hattına tel bağlama wiretap n.
gizlice bakma peek n.
gizlice telefon dinleyen wiretapper n.
gizlice bakma observation n.
gizlice izleme shadowing n.
gizlice dinleme lurking n.
gizlice dinleyen (telefon vb) wire-tapper n.
gizlice bakış peep n.
gizlice birinin özel hayatını araştıran kimse snooper n.
gizlice birinin özel hayatını araştıran kimse snooping n.
gizlice çekilen fotoğraf candid shot n.
gizlice göz gezdiriş furtive glance n.
gizlice takip eden kimse (dedektif vb) tailer n.
telefon hattının gizlice dinlenmesi için tertibat takılması tap n.
gizlice kaydedilmiş bir kaset a secretly recorded tape n.
değerli bir nesne veya şahsın yerine gizlice konan şey changeling [obsolete] n.
başkalarının konuşmalarını gizlice dinleyen kimse eavesdropper n.
insan bebeğiyle gizlice değiştirilen peri veya elf bebeği auf [obsolete] n.
(bir kişinin) nüfuzunu gizlice kullanan kimse underpuller n.
(bir kişinin) etkisini gizlice kullanan kimse underpuller n.
gizlice dinleme espial n.
gizlice bakış atma keek n.
özel konuşmaları gizlice dinleyen kimse evesdropper n.
ailesinden gizlice evlenmiş eloped adj.
gizlice götürülmüş spirited adj.
gizlice fırsat kollayan insidious adj.
gizlice saldırılmış encroached adj.
sevgilisi ile gizlice kaçmış eloped adj.
gizlice kameraya alınmış secretly videotaped adj.
yavaşça veya gizlice tecavüz edilmiş (hak, mülk) encroached adj.
gizlice söylenmiş auricular adj.
gizlice ve kanunsuzca yapılan surreptitious adj.
konuşmaları gizlice dinlenmiş eavesdropped adj.
gizlice yapılan surreptitious adj.
gizlice ve dikkatlice planlanmış deep-laid adj.
gizlice girilmiş (bina/üs vb) infiltrated adj.
gizlice zarar veren insidious adj.
tehlikeli yöntemlerle, gizlice ve yasadışı olarak yapılan back-alley adj.
tehlikeli yöntemlerle, gizlice ve yasadışı olarak yapılan backstreet adj.
gizlice hazırlanmamış unhatched adj.
gizlice söylenen whispered adj.
ayak ucu üzerine, gizlice on the tiptoe adv.
Phrasals
altından gizlice bakmak peek out from underneath v.
arkasından gizlice bakmak peek out from behind v.
birini arka kapından gizlice eve sokmak sneak someone in through the back door v.
birini gizlice içeri sokmak sneak someone inside v.
gizlice girmek/sızmak creep in (to something) v.
gizlice göz gezdirmek peek at v.
gizlice çıkmak/sıvışmak creep out (of something) v.
gizlice sıvışmak creep away v.
gizlice girmek slither away v.
gizlice bir yere bakmak peek into v.
gizlice/sinsice yaklaşmak sneak up to v.
gizlice kaçmak creep away v.
gizlice sokulmak slither away v.
gizlice dinlemek listen in on v.
sessizce/gizlice/sinsice yanaşmak slip up on v.
gizlice kaydırmak/kaymak slip down v.
(bir şeyin) altından/arkasından gizlice bakmak peek out (from something) v.
saklanıp gizlice bakmak peek out v.
saklanıp gizlice bakmak peek out v.
(bir yeri gizlice terk etmek sneak away (from some place) v.
gizlice kaçmak slip out v.
gizlice çıkarmak slip out v.
(hırsız) gizlice çıkmak slip out (of something) v.
gizlice sokmak smuggle in v.
(birini/bir şeyi bir yere) gizlice sokmak smuggle (someone or something) into (some place) v.
(bir şeyi bir şeyin) içine gizlice koymak plant (something) in (something else) v.
(bir şeyi bir şeyin) içine gizlice yerleştirmek plant (something) in (something else) v.
gizlice girmek slink in v.
(bir şeyin) altından gizlice vermek/uzatmak pass under (something) v.
birinin eşyalarının arasına, cebine haberi olmadan/gizlice (bir şey) yerleştirmek plant (something) on v.
birinin eşyalarının arasına, cebine haberi olmadan/gizlice (bir şey) koymak plant (something) on v.
bir şeye saklanıp gizlice bakmak peek out of something v.
gizlice almak/ortadan yok etmek slip out v.
zorla/gizlice (sisteme) girmek break into v.
Proverb
başkalarının konuşmalarını gizlice dinleyenler hiçbir zaman kendileri hakkında iyi şeyler duymazlar listeners never hear any good of themselves
başkalarının konuşmalarını gizlice dinleyenler hiçbir zaman kendileri hakkında iyi şeyler duymazlar eavesdroppers never hear any good of themselves
Colloquial
koşarak gizlice kaçmak beat it v.
koşarak gizlice kaçmak hop it v.
facebook hesabından birinin hakkında gizlice bilgi toplamaya çalışmak facebook stalk v.
para ödememek için trene gizlice binmek hop v.
facebook hesabından birinin hakkında gizlice bilgi toplamaya çalışma facebook stalking n.
gizlice birinin havuzuna/halka açık havuzlara girme pool-hopping n.
kapalıyken veya gece gizlice özel/halka açık havuzlara girme pool-hopping n.
bilgi toplamak için gizlice birinin mülküne girme bag job n.
bilgi toplamak için gizlice birinin mülküne girme black bag job n.
bilgi toplamak için gizlice birinin mülküne girme black–bag job n.
bilgi toplamak için gizlice birinin mülküne girme black bag operation n.
bilgi toplamak için gizlice birinin mülküne girme black–bag operation n.
gizlice içki satılan yer juice joint n.
gizlice dinleyen kimse ear hustler n.
gizlice tasarlanan under-the-table adj.
gizlice uygulanan under-the-table adj.
gizlice beraber hareket etme in bed with expr.
Idioms
birisinin içkisine gizlice ilaç koymak slip somebody a micky v.
birisinin içkisine gizlice ilaç koymak slip someone a mickey v.
birisinin içkisine gizlice ilaç koymak slip someone a mickey finn v.
gizlice dinlemek eavesdrop on v.
gizlice bilgi vermek tip someone off v.
otel vb gibi bir yerden herhangi bir ödeme yapmadan gizlice sıvışmak do a moonlight flit v.
(birini) gizlice öpmek/öpüvermek steal a kiss (from somebody) v.
(birine) gizlice bir öpücük vermek/kondurmak steal a kiss (from somebody) v.
(biriyle) gizlice iş birliği yapmak be in bed with (someone) v.
gizlice biri/bir şey için çalışmak be in the pay of somebody/something v.
gizlice biri/bir şey için çalışmak be in somebody's/something's pay v.
gizlice kulağa fısıldanan bilgi/tavsiye/uyarı word in someone's ear n.
gizlice izleyen/dinleyen/kulak misafiri olan kimse a fly on the wall n.
birinin içkisine gizlice koyulan ilaç a mickey finn n.
insanları soyunurken gizlice izleyen sapık a peeping tom n.
gizlice kulağa fısıldanan bilgi/tavsiye/uyarı a word in (one's) ear n.
gizlice kulağa fısıldanan bilgi/tavsiye/uyarı a word in someone's ear [uk] n.
herkesten gizlice to yourself/himself/herself/themselves adv.
gizlice bir yere sızmış a fly on the wall expr.
çabuk ve gizlice like a thief in the night expr.
Law
gizlice almak asport v.
bir belge üzerinde gizlice bir takım değişiklikler yapma tampering n.
bir yere (gizlice) koyulmuş delil/kanit planted evidence n.
gizlice evlenme clandestine marriage n.
gizlice dinleme eavesdropping n.
izinsiz ve gizlice girerek yapılan arama sneak and peek search warrant n.
izinsiz ve gizlice girerek yapılan arama surreptitious entry search warrant n.
izinsiz ve gizlice girerek yapılan arama covert entry search warrant n.
gizlice alma asportation n.
Politics
(düşmana) gizlice yardım etmek give aid and comfort v.
hükümetin veya başka bir güçlü örgütün terör eylemlerine gizlice destek verdiğine inanan kimse truther n.
gizlice sokulma infiltration n.
temel amacı yabancı hükümetleri ve yurtdışındaki terörist grupları gizlice dinlemek olan, birleşik krallık'ın denizaşırı istihbarat servisi sis (secret intelligence service) abrev.
Computer
facebook hesabından birinin hakkında gizlice bilgi toplamaya çalışmak fb stalk v.
gizlice ve yasa dışı amaçlar için kullanmak üzere bir bilgisayarın kontrolünü ele geçirmek zombify v.
özel programlar veya virüs yardımıyla başka bir bilgisayarda basılan tuşları gizlice kaydetme işlemi keylogging n.
Telecom
telefon veya internet konuşmalarının gizlice dinlenmesi veya kaydedilmesi wiretap n.
Chemistry
birini gizlice bayıltmak için alkolle verilen kloral hidrat knockout drops n.
Astronomy
(ufolojide) gizlice dünyayı kontrol ettikleri ileri sürülen, şekil değiştirici dünya dışı ırklardan biri reptilian n.
Religious
isa'nın ilahi özelliklerini gizlice kullandığı inanışı krypsis n.
(geç orta çağ'da) zorla hristiyan olduğu halde gizlice museviliğe bağlı kalan ispanyol veya portekizli bir yahudinin durumu veya davranışları marranism n.
(geç orta çağ'da) zorla hristiyan olan fakat gizlice museviliğe bağlı kalan ispanyol veya portekizli yahudi marrano n.
Sport
bir futbolcuyu gizlice başka bir takıma almaya çalışmak tapping up v.
bir rugby oyuncusunu gizlice başka bir takıma almaya çalışmak tapping up v.
Wagering
kumarbazlar arasında gizlice değiş tokuş edilen bilgi wire n.
Mythology
kusurlu doğduğu için güzel bir insan yavrusuyla gizlice değiştirilen peri veya elf yavrusu oaf [obsolete] n.
Printery
karşıt görüşteki veya yasaklanmış edebi eserlerin gizlice basımı ve dağıtımı underground press n.
Slang
gizlice çalmak klepto v.
kişinin kimlik numarasını gizlice not edip kartını çalarak para çekme biçimindeki dolandırıcılık card surfing n.
binaya/eve gizlice girentip apartment ninja n.
bir yere gizlice sızmakla görevlendirilen ajan plant n.
diğer polisleri gizlice denetleyen sivil polis shoofly n.
gizlice dinleme ear hustling n.
mahkumlar arasında gizlice ve izinsizce gönderilen not/mektup kite n.
mahkumlara gizlice/usulsüzce iletilen not/mektup kite n.
mahkumlardan gizlice/usulsüzce iletilen not/mektup kite n.
gizlice yanında içki taşımak için kullanılan cep matarası/şişesi mickey n.
genellikle bayıltmak birinin içkisine gizlice katılan ilaç/uyuşturucu mickey n.
gizlice içki satılan yer blind pig [dialect] n.
gizlice içki satılan yer blind tiger [dialect] n.
gizlice yapılan şey bomb n.
British Slang
gizlice taşınmak flit v.
gizlice dinlemek earwig v.
gizlice evi boşaltmak flit v.
gizlice dinlemek tab-hang v.