put out - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

put out

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "put out" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 38 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
put out v. söndürmek
General
put out v. kapamak (ışığı)
put out v. vermek (ısı)
put out v. dışarı atmak
put out v. itfa etmek
put out v. rahatsızlık vermek
put out v. zahmet vermek
put out v. bir uzvun yerinden çıkması
put out v. bozmak
put out v. kızdırmak
put out v. yaymak
put out v. üretmek
put out v. ateş söndürmek
put out v. çıkarmak
put out v. üzmek
put out v. darıltmak
put out v. canını sıkmak
put out v. şaşırtmak
put out adj. sönmüş
Phrasals
put out söndürmek
put out (kemik) çıkmak
put out dağıtmak
put out işlerini karıştırmak
put out keyfini bozmak
put out bildirmek
put out bir çuval inciri berbat etmek
put out rahatsız etmek
put out bozmak
put out uyuşturmak
put out bayıltmak
put out anestezi yapmak
put out uzatmak (bir yöne doğru)
Idioms
put out (bildiri vb) yayınlamak
Slang
put out birisiyle yatmayı kabul etmek
Medical
put out anestezi yapmak
put out uyuşturmak
put out narkoz vermek
put out uyutmak

Bedeutungen, die der Begriff "put out" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 122 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
put somebody's nose out of joint v. ayağını kaydırmak
be put out v. gönüllenmek
put somebody out of countenance v. şaşırtmak
put somebody out v. darıltmak
put out of commission v. mahvetmek
put out to sea v. alarga etmek
put out to grass v. emekli etmek
put out at interest v. faize yatırmak
put out to grass v. çayıra salmak
put someone's nose out of joint v. birinin pabucunu dama attırmak
put somebody's nose out of joint v. kırmak
put out of mind v. aklından çıkarmak
put one's nose out of joint v. birisini gözden düşürmek
put out to nurse v. emzirmek
put someone's nose out of joint v. birinin pabucunu dama atmak
put out of sight v. saklamak
put out a feeler v. ağız aramak
put out of commission v. işlemez hale getirmek
put out of action v. bozmak
put someone out to pasture v. birini emekliye ayırmak
put one's nose out of joint v. kıskandırmak
put out to grass v. otlatmak
put somebody out of work v. avare etmek
put out one's tongue v. dilini çıkarmak
put out to loan v. ödünç vermek
put out a feeler v. nabzını yoklamak
put somebody's nose out of joint v. burnunu sürtmek
put out to sea v. denize açılmak
put somebody out of temper v. kızdırmak
put out of sight v. ortadan kaldırmak
put somebody out of temper v. sinirlendirmek
put something out of one's mind v. aklından çıkarmak
put an animal out of its misery v. hayvanı öldürerek acılarına son vermek
put something out v. üretmek
put oneself out v. zahmete girmek
put somebody's nose out of joint v. gözden düşürmek
put out to nurse v. bakmak
put one's nose out of joint v. birisinin ayağını kaydırmak
put out of commission v. yıkmak
put one's nose out of joint v. birisinin işini bozmak
put out the fire v. yangını söndürmek
put someone out of one's misery v. birini öldürmek
put someone out of one's misery v. öldürerek acılarına son vermek
put someone out of one's misery v. çaresine bakmak
put someone out of one's misery v. birini sıkıntılı bir durumdan kurtarmak
be put out with someone v. dargın olmak
put out of v. hariç bırakmak
put something out to tender v. ihaleye çıkarmak
put something out to tender v. ihaleye çıkartmak
put out of v. hariç tutmak
put out of action v. saf dışı etmek
put out of action v. saf dışı bırakmak
put out the bait v. yem takmak
put out of action v. pasif kılmak
put out album v. albüm çıkarmak
put out cigarette v. sigara söndürmek
put out one's cigarette v. sigarasını söndürmek
be put out to tender v. ihale edilmek
put out a cigarette v. sigara söndürmek
put out a cigarette on somebody's flesh v. üzerinde sigara söndürmek
put the rubbish out v. çöpü dışarı çıkarmak
put the rubbish out v. çöpü dışarı koymak
put an animal out v. bir evcil hayvanı dışarıya çıkarmak
put someone's eye out v. gözünü çıkarmak
keep/leave/put someone out in the cold v. birini soğukta dışarıda bekletmek/tutmak/bırakmak
put out an mpr on someone v. birisi için kayıp ilanı vermek
put the rubbish out v. çöpü dışarı koymak
put out a hand v. elini uzatmak
Phrasals
put somebody out rahatsız etmek
put (someone or an animal) out dışarıya çıkarmak/atmak
put (someone or an animal) out of something dışarıya çıkarmak/atmak
Idioms
put out of service battal etmek
put out feelers ağız aramak
put someone's nose out of joint birisini rahatsız etmek
put oneself out tüm yolları denemek
put oneself out elinden geleni yapmak
put out feelers nabız yoklamak
put someone's nose out of joint birinin ayağını kaydırmak
put someone's nose out of joint pabucunu dama atmak
put the flags out ağzı kulaklarına varmak
put the flags out zevkten dört köşe olmak
put out feelers ağzını aramak
put out of countenance utandırmak
put out of countenance (birini) suçlu duruma düşürmek
put out of countenance rahatını bozmak
put out feelers ağzından laf almaya çalışmak
put out feelers ağzını yoklamak
put out to pasture emekliye ayırmak
put out to pasture emekli olmaya zorlamak
put out of one's misery acısına son vermek
put out a contract on somebody birini öldürmek için kiralık katil tutmak
put one's nose out of joint gururunu incitmek
put one's nose out of joint hayal kırıklığına neden olmak
put one's nose out of joint gururunu kırmak
put one's nose out of joint planlarını bozmak
put an animal out of its misery (bir hayvanı öldürerek) acılarına son vermek
put something out of one's mind bir şeyi aklından çıkarmak
put a horse out to pasture bir atı (çok yaşlı olduğundan) serbest bırakmak
put someone's nose out of joint birini gücendirmek
put someone out on a limb birini riske/tehlikeye sokmak
put (one) out of (one's) misery (öldürerek/uyutarak) acısına son vermek
put an animal out bir evcil hayvanı dışarıya salmak
put out a warrant (on someone) tutuklama emri çıkartmak
put out a warrant (on someone) yakalama emri çıkartmak
put something out of the way bir şeyi yoldan/önünden çekmek
put the word out haberi/bilgiyi yaymak/iletmek
put out the word haberi/bilgiyi yaymak/iletmek
put one's prayers out for someone biri icin dua etmek
put someone out of the way birini temizlemek/öldürmek
put somebody out to grass birini ıskartaya çıkarmak
Speaking
you get out of it what you put into it ne ekersen onu biçersin
put the word out haber salın
you only get out of life what you put in hayatta ne ekersen onu biçersin
Slang
put someone's nose out of joint pabucunu dama attırmak
put out feelers nabız yoklamak
put out feelers ağzını aramak
put out feelers nabzını ölçmek
put someone out on front street birinin sırrını ifşa etmek
Trade/Economic
put out of circulation tedavülden çekmek
put out circulation tedavülden çekmek
Technical
out put shaft çıkış mili
Photography
put out of center merkezi kaydırmak