settle - Turkish English Dictionary
History

settle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "settle" in Turkish English Dictionary : 95 result(s)

English Turkish
Common Usage
settle v. yerleşmek
General
settle v. oturtmak (bir şeyi bir yere)
settle v. konmak
settle v. çökeltmek
settle v. dibe oturmak
settle v. çökeltmek (sıvının içindeki katı maddeleri)
settle v. çökelmek (sıvının içindeki katı maddeler)
settle v. göstermek
settle v. süzmek
settle v. çökertip sıkıştırmak (kuru bir maddeyi)
settle v. yerleştirmek (insanları bir yere)
settle v. yetinmek
settle v. rahatlamak
settle v. tasman meydana gelmek (binada)
settle v. iskan etmek (insanları boş bir yere)
settle v. hafiflemek
settle v. ayak uydurmak
settle v. adapte olmak
settle v. çaresine bakmak
settle v. tayin etmek
settle v. tünemek
settle v. yatıştırmak (sinirleri)
settle v. yatışmak
settle v. karar vermek
settle v. kararlaştırmak
settle v. berraklaşmak
settle v. halletmek (bir anlaşmazlığı)
settle v. anlaşmak
settle v. iskan etmek
settle v. bastırmak
settle v. bağlamak (nafaka)
settle v. uyum sağlamak
settle v. ödemek
settle v. yerine getirmek
settle v. belirlemek
settle v. çöküp daha sıkışık olmak (kuru bir madde)
settle v. sakinleştirmek
settle v. durulmak
settle v. çökelmek
settle v. yurtlandırmak
settle v. berraklaştırmak (kahveyi)
settle v. rahatlatmak (mideyi)
settle v. konmak (kuş)
settle v. karar kılmak
settle v. halletmek
settle v. yerleşmek
settle v. yatıştırmak
settle v. -e oturmak
settle v. -e yerleşmek
settle v. binada tasman meydana gelmek
settle v. çözmek
settle v. yerleşik hayata geçmek
settle v. karara bağlamak
settle v. gidermek (fark vb)
settle n. bank
settle n. sıra
settle n. tahta kanepe
Trade/Economic
settle yoluna koymak
settle düzeltmek
settle oturmak
settle sona erdirmek
settle çözümlemek
settle bir borcu ödeyip temizlemek
Law
settle kararlaştırmak
settle senet tanzim etmek
settle takas etmek
settle düzeltmek
settle ödemek
settle vermek
settle halletmek
settle düzenlemek
settle iskan ettirmek
settle tahakkuk ettirmek
settle bir ihtilafı halletmek
settle hesaplaşmak
Technical
settle çökelterek temizlemek (sıvı)
settle tortullaşmak
settle sabit bir hale getirmek
settle yerleştirmek
settle süzülmek
settle çökmek
settle çözmek
settle halletmek
settle bir karara bağlamak
settle yerleşmek
Construction
settle durulma
settle yatışma
settle oturma
settle çökme
Automotive
settle çökelmek
Medical
settle dibe çökmek
Marine Biology
settle çöktürmek
Apiculture
settle salkım oluşturmak
settle yığın
Places
settle ingiltere'de yerleşim yeri

Meanings of "settle" with other terms in English Turkish Dictionary : 147 result(s)

English Turkish
General
settle down to v. cidden yapmaya başlamak (bir işi)
settle down to v. kendini adamak
settle someone down in v. birini (rahat bir yere) oturtmak
settle down v. yerleşmek
settle somebody's account v. hesabını görmek
settle out of court v. mahkemeye başvurmadan uzlaşmak
settle down in v. alışmak (bir işe)
settle accounts with v. hıncını almak
settle accounts with v. kozunu paylaşmak
settle old scores v. hesaplaşmak
settle for v. kabul etmek
settle in v. bastırmak
settle down v. yerleştirmek
settle accounts mutually v. hesaplaşmak
settle on v. uzlaşmak
settle someone down v. birini sakinleştirmek
settle on v. karar vermek
settle for v. razı olmak
settle a dispute v. ara bulmak
settle once and for all v. kesip atmak
settle one's affairs v. bütün işlerini halletmek
settle down v. çöreklenmek
settle down v. rahat bir şekilde oturmak
settle accounts v. ödeşmek
settle down to v. dikkatini vermek
settle accounts v. koz paylaşmak
settle upon v. karar vermek
settle in v. yurt tutmak
settle up with someone v. birine karşı olan borcu ödemek
settle down v. kurulmak
settle accounts with each other v. hesaplaşmak
be unable to settle down v. dikiş tutturamamak
settle down v. uslanmak
settle one's hash v. defterini dürmek
settle accounts v. hesap görmek
settle down v. sakin olmak
settle someone down v. birini yola getirmek
settle with v. anlaşmak
settle down to v. kendini (bir işe) vermek
settle for v. kabullenmek
settle down v. durulmak
settle someone down v. birini uslandırmak
settle an account v. hesabını görmek
settle on v. azmetmek
settle up with v. hesap ödemek
settle a matter amicably v. tatlıya bağlamak
settle the dust v. tozu bastırmak
settle in v. yerleştirmek
settle an account v. bir hesabı kapatmak
settle an account v. hesabı ödemek
settle in v. mesken tutmak
settle down to v. koyulmak
settle account v. hesabını görmek
settle down v. yola gelmek
settle accounts with one another v. ödeşmek
settle the dust v. tozu gidermek
settle accounts v. hesaplaşmak
be unable to settle a matter v. işin içinden çıkamamak
settle down v. sakinleşmek
settle with v. anlaşmaya varmak
settle with v. uzlaşmak
settle down v. yuva kurmak
settle accounts with (somebody) v. kozunu paylaşmak
settle permanently in (a country) v. tamamen yerleşmek
settle permanently in (a country) v. temelli yerleşmek
settle in time v. zamanla oturmak
settle the disagreements v. anlaşmazlıkları çözmek
settle the disputes v. anlaşmazlıkları çözmek
settle the disagreements v. görüş ayrılıklarını gidermek
settle the matter v. sorunu çözmek
settle up v. çözmek
settle up v. halletmek
settle up v. yoluna koymak
settle an account v. hesap görmek
settle an account v. bir hesabı ödemek
settle the conflict v. anlaşmazlığı çözüme kavuşturmak
settle the conflict v. anlaşmazlığı gidermek
settle into v. yerleşmek
settle into v. alışmak
settle on something v. uzlaşmak
(the snow) settle v. kar tutmak
settle in front of the television v. televizyon karşısına geçmek
settle in front of the television v. tv karşısına geçmek
settle it in court v. mahkemede çözmek/halletmek
settle lawsuit v. (genelde belli bir meblağ üzerinde anlaşarak) davayı anlaşarak çözmek
resolve/settle a problem amicably v. sulh yoluyla çözmek
resolve/settle a problem amicably v. sulh yolu ile çözmek
settle a conflict by peaceful means v. sulh yoluyla çözmek
settle a conflict by peaceful means v. sulh yolu ile çözmek
settle in a house v. eve yerleşmek
settle on a deal v. bir anlaşmaya varmak
settle the case v. davayı kapatmak
not be willing to settle for v. yetinmemek
settle oneself v. kurulmak
settle on v. tazammum etmek
Phrasals
settle down durulmak
settle over üzerinde anlaşmak
settle back aşağı doğru eğilmek
settle over (bir konuda) uzlaşmak
Colloquial
settle somebody's hash v. susturmak
an account to settle kapatılması gereken hesap
an account to settle görülmesi gereken hesap
Idioms
have a score to settle with görülecek hesabı olmak
settle somebody's hash birinin çanına ot tıkamak
to settle accounts hıncını almak
settle someone's hash işini bitirmek
settle someone's hash ağzını kapatmak
settle someone's hash susturmak
settle someone's hash defterini dürmek
settle someone's hash halletmek
charge it to the dust and let the rain settle it yaz tahtaya alırsın haftaya
have a score to settle with someone biriyle görülecek hesabı olmak
settle a score intikam almak/hesaplaşmak
settle old scores intikam almak/hesaplaşmak
settle someone's hash sakinleştirmek
settle (something) (out of court) mahkemeye başvurmadan çözümlemek
settle someone's hash sindirmek
settle your stomach midesini rahatlatmak
settle the score with someone biriyle ödeşmek
settle the score with someone biriyle hesaplaşmak
settle a score with someone biriyle ödeşmek
settle a score with someone biriyle hesaplaşmak
Speaking
never settle for less than that asla bundan daha azıyla yetinme
don't tell me to settle down bana sakin ol deme
don't tell me to settle down bana sakinleş deme
Trade/Economic
settle net karşılıklı netleştirme
settle net net mahsuplaşma
settle net net ödeme
settle up hesap görmek
settle up hesaplaşmak
settle and discharge borcu tasfiye etme ve ibra etme
settle an account hesabı ödemek
settle an account with somebody hesaplaşmak
settle for account vadeli satmak
settle on credit kredili satmak
settle an account with (birisiyle) hesaplaşmak
settle accounts hesaplaşmak
Law
settle a controversy uyuşmazlığı çözmek
settle by mutual consent karşılıklı anlaşmaya varmak
settle amicably dostane biçimde uzlaşmak
settle a dispute ihtilafı halletmek
settle a dispute anlaşmazlığı çözmek
settle a dispute bir ihtilafı çözmek
Technical
settle wave yerleştirme dalgası
settle mark yerleştirme izi
settle plate çökelme plakası
Chemistry
settle plate petri kabı