dries - Turco Inglés Diccionario

dries

dries — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /draɪ/ – BrE /draɪ/)
Categoría gramatical:
Sıfat; İsim: dry (dries); Fiil: dry (dries – dried – drying)
Sinónimo:
arid, parched
Antónimos:
wet, moist

Significados de "dries" en diccionario turco inglés : 118 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dry v. kurutmak
PRIMOBOLAN is the best steroid for drying.
PRIMOBOLAN kurutma için en iyi steroiddir.

More Sentences
dry v. kurulamak
You can use this towel to dry your hand.
Elini kurulamak için bu havluyu kullanabilirsin.

More Sentences
dry v. kurumak
A Tacis programme has been developed to fight against the consequences of the drying of the Aral Sea.
Aral Denizi'nin kurumasının sonuçlarına karşı mücadele etmek için bir Tacis programı geliştirilmiştir.

More Sentences
dry adj. kuru
Store in dry places.
Kuru yerlerde saklayınız.

More Sentences
General
dry v. kurulamak
You can use this towel to dry your hand.
Elini kurulamak için bu havluyu kullanabilirsin.

More Sentences
dry v. kurutmak
PRIMOBOLAN is the best steroid for drying.
PRIMOBOLAN kurutma için en iyi steroiddir.

More Sentences
dry v. kurumak
A Tacis programme has been developed to fight against the consequences of the drying of the Aral Sea.
Aral Denizi'nin kurumasının sonuçlarına karşı mücadele etmek için bir Tacis programı geliştirilmiştir.

More Sentences
dry adj. susamış
If you feel dry, you can drink water from here.
Eğer susamış hissediyorsanız, buradan su içebilirsiniz.

More Sentences
dry adj. yavan
That's a very dry explanation.
Bu çok yavan bir açıklama.

More Sentences
dry adj. kurak
A dry climate doesn't suitable for large forests.
Kurak bir iklim büyük ormanların yetişmesi için uygun değildir.

More Sentences
dry adj. susuz
Tom prefers to drink dry red wine.
Tom susuz kırmızı şarap içmeyi tercih eder.

More Sentences
dry adj. sıkıcı
Politics always was a dry subject for me.
Politika benim için her zaman sıkıcı bir konu olmuştur.

More Sentences
dry adj. kuru
Store in dry places.
Kuru yerlerde saklayınız.

More Sentences
dry adj. sek
Tom prefers to drink dry red wine.
Tom sek kırmızı şarap içmeyi tercih ediyor.

More Sentences
dry adj. duygusuz
I don't scare.' she said in a dry voice.
Ben korkmuyorum' dedi duygusuz bir sesle.

More Sentences
dry adj. komik şeylerin duygusuz ifadeyle söylendiği (mizah)
I can't catch his jokes as he has such a dry sense of humour.
Çok ifadesiz bir espri anlayışı olduğu için esprilerini anlayamıyorum.

More Sentences
dry adj. alkolün yasak olduğu
Some of the Muslim countries are dry.
Bazı Müslüman ülkelerde alkol yasaktır.

More Sentences
Technical
dry adj. katı
After it is completely dry, everything is covered with two layers of paint or enamel.
Tamamen kuruduktan sonra her şey iki kat boya veya emaye ile kaplanır.

More Sentences
Textile
dry adj. kuru
Store in dry places.
Kuru yerlerde saklayınız.

More Sentences
General
dry n. kuraklık
dry n. kurak alan
dry n. küçük han
dry n. taverna
dry n. çalışanların giysilerini yıkayıp üstlerini değiştirdikleri bina
dry n. içki içme isteği
dry n. kuruma
dry v. sütü kesilmek
dry v. kavurmak
dry v. kakırdamak
dry v. sütten kesilmek
dry v. (silerek) kurulamak
dry adj. sek (içki)
dry adj. sert
dry adj. sütü kesilmiş (inek)
dry adj. süt vermeyen
dry adj. kör (kuyu)
dry adj. kurumuş
dry adj. yağmursuz
dry adj. kupkuru
dry adj. keskin
dry adj. kart
dry adj. tatsız (söz, konuşma vb)
dry adj. susatıcı
dry adj. içki karşıtı
dry adj. suyu çekilmiş
dry adj. tatsız
dry adj. tazeliğini yitirmiş
dry adj. taze olmayan
dry adj. pörsük
dry adj. solmuş
dry adj. çişini tutabilen
dry adj. sıkı paketlenmiş
dry adj. sıkı birleştirildiği halde su geçirmez olmayan (fıçı)
dry adj. kayıtsız
dry adj. maddi
dry adj. heyecandan uzak
dry adj. insani duygularını göstermeyen
dry adj. net ve objektif olan
dry adj. olaya tarafsız ve hissiz bakan
dry adj. nemli olmayan
dry adj. çöl iklimi olan
dry adj. keyif vermeyen
dry adj. alkol karşıtı
dry adj. kuru (ses)
dry adj. kuru mizahlı
dry adj. yağışsız
dry adv. yavan şekilde
dry adv. duygusuz şekilde
Colloquial
dry n. içki içmeyen kimse
dry n. içki yasağı yanlısı/taraftarı
dry n. içki satılmayan bölge
dry n. içki bulunmayan bölge
dry adj. ayık (içkiyi bırakmış)
dry adj. temiz (içkiyi bırakmış)
Technical
dry v. oksidasyon ve polimerizasyon sonucu katı, dayanıklı ve esnek hale gelmek
dry v. (yağ, boya, vernik) katılaşmak
dry adj. yağsız
dry adj. anhidrit
dry adj. anhidröz
dry adj. anhidrik
dry adj. tekrar üretilebilen sıvı hidrokarbondan çok az miktarda içeren (doğal gaz)
dry adj. tekrar üretilebilen sıvı hidrokarbon içermeyen (doğal gaz)
dry adj. kayganlaştırmadan iş gören (sürtünmeli kavrama)
dry adj. bağlanmamış su içermeyen (boya veya pigment)
dry adj. tamamen katılaştırılmış
dry adj. büsbütün katılaşmış
dry adj. artık sıvı veya yapışkan halde olmayan (astar, mürekkep)
dry adj. yedek parçalar ile gres, soğutma suyu gibi sıvıların haricinde ölçülen (makine ağırlığı)
dry adj. sırsız (çömlek)
dry adj. perdahsız (çömlek)
dry adj. iyi sırlanmamış (çömlek)
dry adj. teorik çalışmalar yürüten (bilim insanı)
dry adj. yalnızca hesaplama yapılan (laboratuvar)
Construction
dry adj. harç kullanmadan yapılan
dry adj. harçsız
dry adj. (sıva veya yapışma harcı yerine) önceden imal edilmiş kartonpiyer, mukavva veya ahşap panel kullanılan
Woodworking
dry adj. kurutulmuş (kereste)
Gastronomy
dry adj. tereyağı veya süt olmadan servis edilen (ekmek)
dry adj. buharlaştırma ile suyu alınmış (yiyecek)
dry adj. kurutulmuş (gıda)
dry adj. toz haline getirilmiş (gıda)
dry adj. lapa haline getirilmiş (yiyecek)
dry adj. tatsız (içecek)
dry adj. şekersiz (içecek)
dry adj. mayalanırken tüm şekeri kaybolan (içki)
dry adj. mayalanırken şekerinin büyük kısmını kaybetmiş (içki)
dry adj. şekersiz (bisküvi)
Chemistry
dry adj. tüm koşullarda susuz bulunan
dry adj. anhidrit
dry adj. suyu uzaklaştırılmış
dry adj. anhidröz
Astrology
dry adj. teninin yapısı kuru olan (burç)
Zoology
dry adj. derisi sarkık veya buruşuk olmayan (köpek)
Geology
dry n. taşta çatlak oluşturan doğal damar
Art
dry adj. keskin ve soğuk bir kesinlikle üretilmiş (sanat eseri)
dry adj. zarif kontürlerden veya doğal renk geçişlerinden yoksun (sanat eseri)
Archaic
dry adj. madeni parayla ödenmiş
dry adj. bozuk parayla ödenen

Significados de "dries" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dry goods n. manifatura
General
dry valley n. kuru vadi
dry wall n. harçsız duvar
dry nurse n. bakıcı
dish of dry bread and broth n. papara
dry mustard n. hardal tozu
selling dry goods and notions n. manifaturacılık
dry stick n. hödük
dry beriberi n. kuru beriberi
a dry speech n. yavan söz
a dry speech n. tatsız konuşma
dry nurse n. emzirmeyen dadı
dry weight n. kuru ağırlık
dry cold n. kuru soğuk
dry rale n. kuru ral
dry cleaner's n. kuru temizleme dükkanı
dry twigs n. çırpı
dry cleaning n. kuru temizleme
dry bread n. kuru ekmek
dry fruit roasting machine n. kuruyemiş kavurma makinesi
dry quart n. abd 1,101 litre
dry cough n. kuru öksürük
dry well n. körkuyu
dry rot n. kerestenin içindeki toz gibi çürüklük
dry ground n. kuru zemin
dry cold n. ayaz
dry cleaner's n. kuru temizleyici
dry kiln n. kereste kurutucu fırın
dry firefighting n. kuru maddeyle yangın söndürme
dry nurse n. dadı
dry air n. kuru hava
standardization of dry and dried fruits n. kuru ve kurutulmuş meyvelerin standardizasyonu
dry stick n. çam yarması
dry mustard n. toz hardal
dry land n. kurak bölge
dry point n. asitsiz kullanılan hakkak kalemi
dry cleaner n. kuru temizleyici
dry farming n. kuru tarım
dry work n. sıkıcı iş
dry goods n. mensucat
dry dock n. kuru havuz
dry cell n. kuru pil
dry cleaning industry n. kuru temizleme endüstrisi
dry environment n. kuru ortam
dry cleaning detergent n. kuru temizleme deterjanı
dry year n. kurak yıl
dry year n. yağışsız yıl
dry-fly n. olta sineği
dry-rot n. çürük
dry-rot n. yozlaşma
dry-rot n. çürüme
dry voice n. kuru ses
dry humour n. ince düşündürücü mizah tarzı
dry humour n. nüktecilik
dry place n. kuru yer
dry mix n. kuru karışım
dry cargo n. kuru yük
dry leaf n. kuru yaprak
dry zone n. kurak alan
dry zone n. kurak bölge
dry nurse n. emzirmeyen bebek bakıcısı
dry wash n. ütülenmemiş çamaşır
dry milk n. süt tozu
dry cleaning business n. kuru temizleme işi
hot dry deserts n. sıcak ve kuru çöller
hot and dry deserts n. sıcak ve kuru çöller
dry wine n. sek şarap
dry land n. kurak alan
dry sex n. cinsel birleşme olmadan gerçekleştirilen seks
dry humping n. cinsel birleşme olmadan gerçekleştirilen seks
dry erase board n. kalemle yazılan tahta
picture and draw the well dry n. bir kağıt oyunu
dry roasted peanuts n. kavrulmuş yer fıstığı
pat dry n. nazikçe kurulama
dry cleaning store n. kuru temizleme dükkanı
dry mint n. kuru nane
dry fact n. ilgi çekmeyen bilgi
dry iron n. kuru ütü
dry iron n. buharsız ütü
dry skin n. kuru cilt
dry food n. kuru mama
dry summer n. susuz yaz
dry substance n. kuru madde
dry skin cream n. kuru cilt kremi
dry heaving n. öğürme
dry january n. ayık ocak
united states dry unit n. abd ölçü birimleri sisteminde kabul edilen, kuru ürünlerin ağırlığını belirten ölçü birimi
united states dry unit n. abd kuru birim hacim ağırlığı
united states dry unit n. abd kuru birim ağırlığı
drip-dry n. suyu sıkılmadan kuruyan şey
dry light n. net ve objektif görüş
dry land n. kuru arazi
dry mop n. yer tozu almada kullanılan kuru temizlik bezi
dry [australia] n. çorak alan
dry [australia] n. kıraç bölge
dry-salter [uk] n. kimyasal ürün ve boya tüccarı
dry [australia] n. yılın yağmursuz mevsimi
dry land n. kara toprak
dry rot n. çürüme veya zayıflama sebebi
dry-erase board n. beyaz tahta
dry-erase board n. kalemle yazılan tahta
dry-erase board n. işaretleme kalemiyle yazılabilen pürüzsüz beyaz yüzey
dry light n. engellenmemiş saf ışık
dry rot n. ihmalden kaynaklı bozulma ve zayıflama
dry rot n. yeni ve canlandırıcı faktörlere karşı oluşan dirençten kaynaklanan çürüme ve dağılma
dry cleaning n. kuru temizleme ile temizlenenler
dry mop n. toz paspası
fresh and dry weight n. yaş ve kuru ağırlık
dry shampoo n. kuru şampuan
dry up v. kurumak (göl vb)
dry up v. kurutmak
dry out v. tamamen kurumak
dry up v. tüketmek
dry up v. kurumak
kiln dry v. ocakta kurutulmuş
run dry v. kurumak
get dry v. kurumak
dry up v. iyice kurutmak
dry up v. kesmek
dry up v. kesilmek
dry out v. kurumak
dry away v. uzakta kurutmak (bir giysiyi güneş vb'den)
dry up v. körelmek
make dry v. kurutmak
become dry v. kurumak
become dry v. kakırdamak
dry up v. çekilmek
sponge something dry v. bir şeyi süngerle kurulamak
dry up v. tükenmek
go into dry dock v. havuza girmek
dry oneself v. kurulanmak
machine dry v. kurutma makinesinde kurutmak
go dry v. körleşmek
drip dry v. sıkmadan askıya asarak kurutmak
wipe something dry v. bir şeyi silerek kurulamak
dry by exposing to smoke v. dumana maruz bırakarak kurutmak
have a blow dry v. fön çektirmek
dry hair v. saç kurutmak
(one's mouth) go dry v. ağzı kurumak
blow-dry v. fön çekmek
have something dry-cleaned v. bir şeyi temizletmek
drip-dry v. suyu sıkılmadan kurumak
dry-clean v. kuru temizlemek
kiln-dry v. ocakta kurutulmuş
have something dry-cleaned v. bir şeyi kuru temizleyiciye vermek
drip-dry v. çamaşırı sıkmadan askıda kurutmak
freeze-dry v. dondurarak kurutmak
kiln-dry v. fırınlamak
kiln-dry v. ocakta kurutmak
spin-dry v. kurutma makinesinde kurutmak