dulls - Turco Inglés Diccionario

dulls

dulls — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /dʌl/ – BrE /dʌl/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
boring, blunt
Antónimos:
sharp, exciting

Significados de "dulls" en diccionario turco inglés : 80 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dull adj. sıkıcı
There is never a dull moment when you're traveling in a foreign country.
Yabancı bir ülkede seyahat ederken hiçbir zaman sıkıcı an diye bir şey yoktur.

More Sentences
dull adj. donuk
She cast a look at the papers with her dull eyes.
Donuk gözleriyle kâğıtlara bir göz attı.

More Sentences
dull adj. mat
General
dull v. köreltmek
Smog from the factories dulled the sunshine.
Fabrikalardan gelen duman güneş ışığını köreltiyordu.

More Sentences
dull v. hafifletmek
The doctor gave me a pill to dull my back pain.
Doktor sırt ağrımı hafifletmek için bana bir hap verdi.

More Sentences
dull adj. alık
He is handsome but a bit dull, isn't he?
Yakışıklı ama biraz alık biri değil mi?

More Sentences
dull adj. kör
This knife is so dull that it can't cut.
Bu bıçak o kadar kör ki kesemiyor.

More Sentences
dull adj. zevksiz
Tom's goal livened up an otherwise dull game.
Tom'un golü zevksiz geçen maçı canlandırdı.

More Sentences
dull adj. hafif (ağrı)
I have had a dull pain in my wrist for quite a while.
Bir süredir bileğimde hafif bir ağrı var.

More Sentences
dull adj. boğuk
She heard a dull thud come from the next room.
Yan odadan boğuk bir gümbürtü geldiğini duydu.

More Sentences
Meteorology
dull adj. (hava) bulutlu
She rather not go out on such a dull day.
Böyle bulutlu bir günde dışarı çıkmamayı tercih etti.

More Sentences
Painting
dull adj. donuk
She cast a look at the papers with her dull eyes.
Donuk gözleriyle kâğıtlara bir göz attı.

More Sentences
General
dull n. gabi
dull v. uyuşturmak
dull v. azaltmak
dull v. sersemlemek
dull v. duygularını köreltmek
dull v. matlaştırmak
dull v. körletmek
dull v. donuklaştırmak
dull v. kütleştirmek
dull v. duygusuzlaştırmak
dull v. körleştirmek
dull v. cansızlaşmak
dull v. duygusuzlaşmak
dull v. körlenmek
dull v. donuklaşmak
dull v. körleşmek
dull v. sersemletmek
dull v. sönükleştirmek
dull v. körelmek
dull adj. hissiz
dull adj. sersem
dull adj. cansız
dull adj. küt
dull adj. tatsız
dull adj. sağır
dull adj. odun
dull adj. tekdüze
dull adj. vurdumduymaz
dull adj. kalın kafalı
dull adj. fersiz
dull adj. duygusuz
dull adj. ağır
dull adj. soluk
dull adj. kesmez (makas vb)
dull adj. kasvetli
dull adj. monoton
dull adj. ruhsuz
dull adj. sönük (renk)
dull adj. can sıkıcı
dull adj. kavrayışsız
dull adj. kesat
dull adj. durgun
dull adj. ölü
dull adj. güç öğrenen
dull adj. sönük
dull adj. akılsız
dull adj. yavan
dull adj. kesmeyen
dull adj. anlamaz
dull adj. renksiz
dull adj. örtülü
dull adj. net olmayan
dull adj. belirsiz
dull adj. loş
dull adj. güçsüz
dull adj. zayıf
dull adj. (kağıt) pürüzsüz olduğu halde parlaklığı düşük
dull adj. keskin olmayan
dull adj. yavaş algılayan
Colloquial
dull adj. anlayışsız
Technical
dull n. sönük
dull adj. kör (bıçak)
Computer
dull adj. mat
Automotive
dull n. kör uç
dull n. soluk boya
Medical
dull adj. (göğüsten çıkan ses) çınlamayan
Meteorology
dull adj. (hava) açık olmayan
Slang
dull n. odun

Significados de "dulls" con otros términos en diccionario inglés turco: 119 resultado(s)

Inglés Turco
General
dull stick n. hödük
deadly dull n. ahmak
dull stick n. çam yarması
dull metal n. donuk metal
dull surface n. donuk yüzey
dull knife n. kör bıçak
rather dull n. çok sıkıcı
dull subject n. sıkıcı konu
dull colour n. mat renk
dull color n. donuk renk
dull colour n. donuk renk
dull color n. mat renk
dull book n. sıkıcı kitap
dull ache n. hafif ağrı
make dull v. anlayışsızlaştırmak
make dull in appearance v. görünüşte anlayışsızlaştırmak
become dull v. durgunlaşmak
dull a blade v. bıçağı körletmek
become dull v. donuklaşmak
become dull v. matlaşmak
dull one's pain v. acısını dindirmek
dull ones's pains v. ağrılarını dindirmek
dull the pain v. ağrıyı gidermek
dull grey adj. kurşuni
dull-looking adj. mat görünümlü
dull-sighted adj. gözü bozuk
dull-brained adj. ahmak
dull-witted adj. aptal
dull-eyed adj. gözlerinin feri olmayan
dull-witted adj. algılaması yavaş
dull-browed adj. keyifsiz görünen
dull-purple adj. mat mor tonunda
dull-white adj. mat beyaz tonunda
dull-sighted adj. gözleri iyi görmeyen
dull-browed adj. yüzü asık
dull-brained adj. aptal
Phrases
dull and overcast expr. kapalı ve bulutlu
Proverb
all work and no play makes jack a dull boy çok fazla çalışmak insanı sıkar
all work and no play makes jack a dull boy soluklanmayan at yol almaz
all work and no play makes jack a dull boy çalış çalış nereye kadar
all work and no play makes jack a dull boy aşırı/sürekli çalışmak insanı sıkıcı biri yapar
all work and no play makes jack a dull boy aşırı/sürekli çalışmak insanı sıkıcı biri yapar
Colloquial
find it a bit dull v. biraz sıkıcı bulmak
deadly dull adj. çok sıkıcı
dull and empty adj. donuk ve boş
dull and empty adj. sıkıcı ve boş
deadly dull expr. aşırı sıkıcı
Idioms
dull roar n. kısık ses
a dull roar n. kısık ses
a dull roar n. fısıltı
dull roar n. fısıltı
dull roar n. küçük harflerle konuşma
a dull roar n. küçük harflerle konuşma
be as dull as dishwater v. tatsız tuzsuz olmak
be as dull as dishwater v. çok sıkıcı olmak
be as dull as ditchwater v. tatsız tuzsuz olmak
be as dull as ditchwater v. çok sıkıcı olmak
be as dull as ditchwater v. iç karatıcı olmak
be as dull as dishwater v. iç karatıcı olmak
be dull of hearing v. ağır işitmek
keep it down to a dull roar v. kısık sesle/fısıltıyla konuşmak
keep it down to a dull roar v. çok ses çıkarmamak
keep it down to a dull roar v. sessiz olmak
dull the edge of (something) v. (bir şeyin) tesirini/şiddetini azaltmak
dull the edge of (something) v. (bir şeyi) törpülemek
dull the edge of (something) v. (bir şeyi) yumuşatmak
dull the edge of v. duyarlılığını/hassaslığını törpülemek
dull the edge of v. tesirini/hissiyatını azaltmak
dull the edge of v. basitleştirmek
dull the edge of v. yumuşatmak
dull the edge of (something) v. (bir şeyi) köreltmek
dull the edge of v. köreltmek
keep it down (to a dull roar) v. olabildiğince sessiz olmak
dull as dishwater adj. iç karartıcı
dull as ditch water adj. tatsız tuzsuz
dull as ditch water adj. iç karartıcı
dull as dishwater adj. çok sıradan
dull as dishwater adj. çok sıkıcı
dull as dishwater adj. tatsız tuzsuz
dull as ditch water adj. çok sıradan
dull as ditch water adj. çok sıkıcı
as dull as ditch water expr. iç karartıcı
as dull as dishwater expr. iç karartıcı
as dull as dishwater expr. tatsız tuzsuz
as dull as ditchwater expr. tatsız tuzsuz
as dull as ditch water expr. renksiz
as dull as ditch water expr. sıkıcı
as dull as ditch water expr. yavan
as dull as ditch water expr. çok sıkıcı
as dull as dishwater expr. çok sıkıcı
there is never a dull moment expr. bir an/dakika bile sıkıcı geçmez
there is never a dull moment expr. her zaman heyecan dolu
never a dull moment expr. her zaman heyecan dolu
never a dull moment expr. bir an/dakika bile sıkıcı geçmez
never a dull moment expr. bir dakika boş duramazsın
there is never a dull moment expr. bir dakika boş duramazsın
there is never a dull moment expr. sıkıcı değil
never a dull moment expr. sıkıcı değil
as dull as ditchwater expr. çok sıkıcı
dull as ditchwater expr. çok sıkıcı
Trade/Economic
dull market n. durgun market
dull market n. durgun piyasa
dull season n. durgun mevsim
Technical
dull-emitter cathode n. donuk emitörlü katot
dull finish n. matlık apresi
dull effect n. mat efekt
dull finish n. mat bitirim
dull surface n. mat yüzey
dull finish n. donuk bitirim
dull appearance n. donuk görünüm
dull roll n. donuk yüzeyli merdane
dull surface n. donuk yüzey
Electric
dull-emitter cathode n. donuk emetörlü katot
Textile
dull finish n. matlık apresi
dull effect n. mat efekt
semi-dull adj. yarı mat
Automotive
going dull n. sönükleşme
Theatre
dull voice n. sağır ses
dull sound n. sağır ses