fill] - Turco Inglés Diccionario

fill]

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "fill]" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
fill v. doldurmak
General
cut and fill sloping n. dolgulu kazı
fill n. dolduracak miktar
fill n. dolgu maddesi
fill n. doyumluk
fill mass n. lapa
fill n. dolguyla meydana getirilmiş yer
fill n. dolusu
fill dirt n. dolgu toprak
fill n. doyma
fill n. doldurma
fill n. dolgu
fill-in n. dublör
fill-in n. yedek
fill-in list n. yedek kontenjan listesi
fill-in list n. yedek listesi
water fill station n. imlahane
fill-up n. dolduran şey
fill-in n. başkasının yerini dolduran kimse
fill-up n. doyuran şey
fill-in n. ikame
fill-in n. yenilemeler
fill-in n. özellikle boş bırakılmış alanlara yapıştırılan yazı
fill-up n. dolgu
fill-in n. halihazırda basılmış form veya mektuba eklenen isim, adres, tarih veya hitap
fill-up n. (benzin deposu) fulleme
fill-up n. dolduran şey
fill-up n. (benzin deposu) tamamen doldurma
fill-up n. fulleyen şey
fill-up n. (benzin deposu) fulleme
fill-up n. (benzin deposu) tamamen doldurma
fill-in n. bilgilendirici kısa özet
fill somebody with pride v. gururlandırmak
fill one's pockets v. cebini doldurmak
fill something in v. doldurmak
fill the gap v. gedik kapamak
fill somebody with pride v. gurur vermek
fill v. kabarmak
fill in v. form doldurmak
fill up v. doyurmak
fill v. tutmak
fill up v. dolmak
fill the bill v. ihtiyacını karşılamak
fill with tears v. gözleri yaşarmak
fill in for v. birinin yerine çalışmak
back and fill v. kararsız olmak
fill in v. doldurmak
fill v. dolmak
fill a prescription v. reçetedeki ilaçları vermek
fill v. bürümek
eat one's fill v. doyasıya yemek
fill out v. toplamak
fill v. dolgu yapmak
fill v. doyurmak
drink one's fill v. doyasıya içmek
fill out v. doldurmak (form vb)
fill a tooth v. diş dolgusu yapmak
fill the bill v. işini görmek
fill with tears v. yaşarmak
fill out v. doldurmak (formu)
eat one's fill v. doymak
fill out v. kilo almak
fill in v. geçici olarak bir işte çalışmak
fill v. şişmek
fill something out v. doldurmak
fill v. şişirmek
fill somebody with melancholy v. kasvet vermek
eat one's fill v. karnını doyurmak
fill v. kaplamak
fill v. yapmak
fill the bill v. amaca uymak
fill v. doymak
fill a tooth v. dolgu yapmak
fill with hope v. ümitlendirmek
fill v. kapamak
fill v. doldurmak
fill up v. doldurmak
fill up a form v. form doldurmak
fill (a place) with the clamor of voices v. curcunaya çevirmek
fill (a place) with the clamor of voices v. curcunaya döndürmek
fill (a place) with the clamor of voices v. curcunaya vermek
fill out v. yazılı formu tamamlamak
fill up v. dolum yapmak
fill the sack with v. çuvalı doldurmak
fill the sack with v. çuval doldurmak
fill the sack v. çuvalı doldurmak
fill up fuel oil v. yakıt doldurmak
(one's eyes) fill with tears v. gözleri yaşlarla dolmak
(one's eyes) to fill with tears v. gözü dolmak
(one's eyes) to fill with tears v. gözleri dolmak
eat one's fill v. karnı doymak
fill something with consternation v. şaşkınlığa sebebiyet vermek
fill something with consternation v. şaşkınlığa sebep olmak
fill something with consternation v. şaşkınlık yaratmak
fill out a survey v. bir anketi doldurmak
fill a gap v. boşluğunu doldurmak
fill a gap v. boşluğu doldurmak
fill a gap v. boşluk doldurmak
fill in v. (form) doldurmak
fill out v. büyümek
fill v. yerine getirmek
fill v. karşılamak
fill v. tatmin etmek
fill in v. tamamlamak
fill out v. şişirmek
fill out v. şişmek
fill v. icra etmek
fill out v. büyütmek
fill v. yayılmak
fill in questionnaire v. anket doldurmak
fill out questionnaire v. anket doldurmak
fill in the blanks v. boşlukları doldurmak
fill the void v. boşluğu doldurmak
fill the areas v. alanları doldurmak
fill the deficiency v. eksikliği gidermek/doldurmak
fill the deficiency of v. bir şeyin eksikliğini gidermek
fill the deficiency of v. boşluğunu doldurmak
fill in an application form v. başvuru formu doldurmak
fill out a request form v. bir talep formu doldurmak
fill someone in on something v. birine bir konu hakkında bilgi vermek
fill something in v. (kağıdı/boşlukları vb) toplamak
fill in v. birinin (görev) yerine bakmak
fill to overflowing v. ağzına kadar doldurmak
fill to overflowing v. tıka basa doldurmak
back and fill v. rüzgara karşı volta vurmak
fill v. fullemek
fill up v. fullemek
fill the magazine v. şarjörü doldurmak
fill out a form v. bir form doldurmak
fill tax return v. beyanname doldurmak
fill to the brim v. ağzına kadar doldurmak
fill her tins [nz] v. evi kek, bisküvi gibi atıştırmalıklarla doldurmak
fill the ranks v. bütün ihtiyacı karşılamak
half-fill v. yarısını doldurmak
fill the bill v. ihtiyaca uygun olmak
Phrasals
fill in for v. birinin yerine bakmak
fill out v. tamamlamak
fill in v. (bilgileri) girmek
fill in v. detaylandırmak
fill out v. uzatmak
fill in v. bilgilendirmek
fill out v. genişletmek
fill out v. şişmanlamak
fill out v. yaymak
fill out v. dolgunlaşmak
fill out v. detaylandırarak zenginleştirmek
fill in v. bir şeyin içini doldurmak
fill something to something v. bir şeyi belli bir seviyeye kadar doldurmak
fill in v. birinin yerine bakmak
fill in v. birine kaçırdığı şeyleri anlatmak